Images

Oprah Winfrey'in hayattan öğrendiği 20 şey .

çekim yasası
Amerikalı ünlü talk show sunucusu ve yüzyılın en etkili kadınlarından sayılan Oprah Winfrey, hayattan  öğrendiği ve doğruluğundan emin olduğu 20 şeyi sıralamış.
Bakın bu listede neler var ;

1. Ektiğin kadarını biçersin. Emeğin sana mutlaka aynı oranda geri döner.

2. Kendi hikayeni kendin yaz. Kimse senin senaryonu yazmasın.

3. Geçmişte birinin sana yaptığı bir kötülüğün, bugün hiçbir gücü yoktur. Ancak sen o gücü verirsen olur.

4. İnsanlar sana kendilerini nasıl tanıtıyorlarsa, önce öyle kabul et.

5. Endişelenmek vakit kaybıdır. Öyle yapacağına, endişelendiğin şeyle ilgili bir şey yapmaya harca o zamanını.

6. Neye inandığın, hayallerinden, isteklerinden ve beklentilerinden çok daha güçlüdür. Sonunda her zaman, inandığın şey oluyorsun.

7. Sadece tek bir dua edeceksen, o "çok şükür" olsun.

8. Mutluluğun verdiğin sevgi kadardır.

9. Hata, seni başka yöne yönlendiren bir yol işaretidir.

10. Herkesin dediğinin aksine davranırsan, dünya yıkılmaz.

11. İçgüdülerine güven, onlar yalan söylemez.

12. Önce kendini sev. Sonra da, o sevgini her fırsatta etrafına yaymayı öğren.

13. İşini tutku yönetsin.

14. Sevdiğin şeyi yaparak para kazanmanın bir yolunu bul. O zaman her maaş, sana bonus olur.

15. Aşk acıtmaz. Çok da iyi hissettirir.

16. Her gün, yeniden başlamak için bir fırsattır.

17. Dünyadaki en zor iş, anneliktir. Ve bütün kadınlar bunu ilan etmelidir.

18. Şüphe, "-ma" ekidir. Kıpırda-ma, cevapla-ma, acele et-me.

19. Ne yapacağını bilemediğinde, sakinleş. Cevap gelir.

20. Hiçbir dert sonsuza kadar sürmez.
<<<>>> 
Yirmi madde de birbirinden önemli ve değerli.
Sekizinci maddede Winfrey, "Mutluluğun verdiğin sevgi kadardır." demiş....
Muhteşem bir tespit öyle değil mi ?
Bir çoğumuz ne oranda sevilirsek, o oranda mutlu olacağımızı sanıp, aldanırız. Oysa biz ne kadar sevebilirsek, o kadar mutlu olabiliriz.
Saygılarımla,
Images

Yaratıcı zekaların Sırrı

Öğrenme güçlüğü çeken bir çocuğun durumu, zeka geriliğine, geçirilmiş beyin travmasına veya herhangi bir hastalığa bağlı değilse yani çocukta yazma, aritmetik, okuma ve heceleme becerileri anlamlı derecede bozulduğu halde bozukluğun nedeni zekada gerilik veya yetersiz eğitimden kaynaklanmıyorsa "Legastenik" bir çocukla karşı karşıya olabilirsiniz.

Legastenik çocuğun gelişimi normaldir ama okulda başarısızdır. Anlatılanları aklında tutamaz, herkesin anladığını anlayamaz ve kelimeleri karıştırır. Harfleri ters yazar, yazısı çok kötü ve dağınıktır, kelimeyi eksik ve yanlış yazar. Rakamların yerini karıştır, işaretleri karıştır, çarpım tablosunu öğrenemez.

Legastenik Kişilerin Özellikleri

- Teknik konularda üstün yetenekler sergileyebilir.

- Konuları karşılarındakilere sabırla, anladıklarından emin oluncaya kadar izah ederler.

- Anlatım ve izah yetenekleri gelişkindir.

- Adalet duygusu diğer insanlara oranla çok daha fazla gelişmiş olur.

- Legastenik bir insan ömür boyu sadık bir arkadaştır.

- Çok yaratıcıdırlar.

Legastenik kişiler arasında ünlü isimler de var: Thomas A. Edison, John F. Kennedy, Winston Churchill, Albert Einstein, Alexander, Graham Bell, Leonardo da Vinci, Motzhart ve Beethoven.

Psikiyatri ve Psikoterapi Uzmanı
Dr. Mehmet Çelikel
Images

Yaşlanmak Güzeldir!!!!!!

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, insanlar 50 yaşından itibaren stresten kurtuluyor, 85’te en mutlu dönemi yaşıyorlar

Londra Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre mutluluk 80'li yaşlarda başlıyor. Kişilerin yaşlandıkça olaylara ve kişilere karşı daha olumlu bir bakış açısı geliştirdiğini söyleyen Prof. Lewis Wolpert, "50'li yaşlardan itibaren kişiler, sorumluluklarından kurtulmaya başlıyor ve hayatlarındaki stres kaynakları azalıyor. Bu durum 80'li yaşlarda zirveye ulaşıyor. Kişilerin en mutlu oldukları yaşsa 85." diyor. En zorlu yaşların 20'li yaşlar olduğunu söyleyen Wolpert, kariyer ve gelecek planlarının kişiyi mutsuz ve stresli yaptığını anlatıyor. 40'lı yaşlarda insanların hayatlarına yeni bir bakış açısı katmaya çalıştıklarını söyleyen Wolpert, "Bu yaşlarda kişiler daha önce ısrarcı oldukları fikirlerinden vazgeçebiliyor, kişiliklerinde büyük değişimler olabiliyor." diyor.

Bu bir anlamda 50 yaşında bir insanın daha önce olduğu insandan tamamen farklı biri haline gelmesi demek. Amerikan Bilim Akademisi'nin katkılarıyla 341 bin kişiyle yapılan araştırmada mutluluk yaşının 85 olduğu ortaya çıktı. "Bu yaş, mutlulukta zirve noktası ancak insan 85 yaşının dinginliği ve huzurunu daha önce de yakalayabilir." diyen Wolpert, insan ömrünün uzadığını ve insanların sağlıklarına dikkat ettikleri sürece 85 yaşında da iyi görünebileceklerini söylüyor.

Kaynak : www.radikal.com.tr
Images

Her Türk sınanmak İçin Doğar!

Önce okul hayatında, sonra hayat okulunda sınanıyoruz. Okul dersleri, üniversite sınavları, kız isteme seansları, her an bir sınav. Bir zamanlar Reina, Laila gibi eğlence yerlerinin girişi bile sınav seansı gibiydi!

Şu bahar aylarında, çoğumuzun içini sınanma sıkıntısı kaplamış durumda. Bazılarımız ÖSS, bazılarımız KPSS?ye hazırlanıyor. Sınavlardaki başarı öğrenme performansına bağlı.

Ben de bu yazımda başarılı öğrenmek ve öğrenerek başarmak üzerine bazı şeyler anlatmak istedim. En başından başlayalım?

İnsanlar öğrenme konusundaki tavırlarına göre iki gruba ayrılıyorlar: gönüllü öğrenenler ve zorunlu öğrenenler!

Siz gönüllü öğrenen misiniz, zorunlu öğrenen mi?

Tahmin edeceğiniz üzere, toplumum çoğunluğu zorunlu öğrenenlerden oluşur.

Zorunlu öğrenenler, içten gelen istekle değil, dıştan zorlamayla birşeyler öğrenirler. Aslına bakarsınız onlar öğrenmez, onlara öğretilir!

Gönüllü öğrenenler ise, kendi merakını gidermek için öğrenirler. Dıştan zorlamalı disiplin ile değil içten gelen merakla hareket ederler.

Bu gruptakiler de kendi içlerinde iki gruba ayrılır. Birincisi, yararlı şeyleri öğrenmeye odaklananlar. İkincisi, sadece ?ilginç? buldukları şeylere odaklananlar.

Sadece ilginç bulduklarını öğrenenler, çok şey bilseler de, hayatta başarı gösteremeyebilirler. Çünkü dizi izleyicileri de gönüllü öğrenenler sınıfında girerler ama öğrendikleri onları geliştirmez. Öğrenilen bilgilerin ilginç olduğu kadar yararlı olması da önemlidir.

Okul hayatı bitince hayat okulu başlar.

Hayatımız iki dönemden oluşuyor: okul hayatı ve hayat okulu!

Ömrümüzün yaklaşık dörtte biri okul hayatında, dörtte üçü hayat okulunda geçiyor. Okul hayatının amacı hayat okuluna hazırlamak. Aradaki müfredat uyuşmazlığından, hayat okulunda en çok lazım olan bilgileri okul hayatında öğrenemiyoruz.

Okul hayatında öğrenmediğimiz bir kritik şey daha var. Bizler okulda ?okumayı? öğreniyoruz, öğrenmeyi değil! Oysa sınavlarda okuma yazma biliyor olmamız değil, okuduklarımızı ne kadar iyi öğrendiğimiz test ediliyor.

Nasıl okuyacağımızı öğreniyoruz ama nasıl öğreneceğimiz üzerine fazla bir şey okumuyoruz.

Diplomaların son kullanma tarihi kısalıyor

Buna karşın dünya çok hızlı değişiyor ve ?öğrenilecekler? menüsü her geçen gün yenileniyor. Artık ?hayat boyunca öğrenme? zorunluluğu var. Diplomaların son kullanma tarihi hızla kısalıyor.

Tüm bunlar, öğrenmenin uğruna fazladan çaba harcanan bir iş olmaktan çıkarılıp, bir yaşam biçimine dönüştürülmesini gerektiriyor.

Peki bu durumda ne yapmalı? Önce öğrenmeyi öğrenmeli!

Öğrenmeyi öğrenme, ?nasıl öğrenmek gerektiğini? bilerek, aktif bir şekilde öğrenmek demek. Öğrenme metotları ve süreçleri üzerine bilgilendikçe öğrenmeyi öğreniriz.

Başarılı öğrenmek ve öğrenerek başarmak
Doğru, hızlı ve kalıcı öğrenmek için uyulması gereken onlarca kural var.

Aşağıda bu kurallardan birkaçını bulacaksınız.

? Öğrenmenin bittiği andan itibaren, ilk 10 dakika içerisinde yapılan tekrar bilginin kalıcılığını artırır.

? Öğrendiklerimizin %80?ini 24 saat içerisinde unuttuğumuz düşünülmektedir. Uyku sırasında unutma süreci durur. Bu nedenle, uyumadan önce gün içinde öğrenilenlerin tekrarlanması kalıcılığını artırır.

? Bir başkasına öğretmek veya bir başkasına öğretiyormuş gibi konuyu tekrar etmek, bilginin pekişmesini sağlar.

? Yazılı özet çıkararak yapılan tekrar, derin düzeyde kavrayışı artırır.

? Okunan metinden bazı anahtar kelimeler ve veciz sözler çıkararak beyinde tutmak, çağrışımı kolaylaştırır.

? Bir bilgi beyin için yeniyse, ilk defa öğreniliyorsa, birkaç kez tekrar ile akla yerleştirmek gerekir. Ezber ilk kayıt için önemli bir gerekliliktir.

? Öğrenmenin hemen bitiminde, öğrenilen bilgi parçalarının kendi aralarındaki ve bütünle ilişkileri üzerine düşünmek, konuyu sistematik olarak kaydedip hatırlamayı sağlar.

? Beynin öğrenme öncesi bazı ?ısınma hareketleri? ile okuma sürecine hazırlanması gerekir.

? Beyin kas sistemiyle çalışmadığı için, fiziksel anlamda yorulmaz. Beynin yorgunluğu monotonluktan kaynaklanır. Uzun süre aynı tekdüze şeye odaklanan beyin gücü yorulur ve zayıflar.

? Unutmayın ki,(B)ilgi beş harflidir, beşte dördü ilgidir!

Son olarak öğrenme konusunda Konfüçyüs?ün bilgece bir sözünü hatırlatmak
isterim: ?Düşünmeden öğrenmek gereksiz, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir?

Yazarın "Kesintisiz Öğrenme" kitabından özetlenmiştir.
Yazarı : Mümin Sekman
Kaynak : www.muminsekman.com
Images

Kendinize Güvenerek Gelişin!

Özgüven şu kavramlarla tanımlanabilir: fikirlerini kabul ettirmek, iyimserlik, istekli olmak, sevgi, gurur, bağımsızlık, güven, eleştirilere açık olmak, duygusal olgunluk ve kapasitesini doğru değerlendirme becerisine sahip olmak.

Özgüven Nedir?

Özgüven; kendimiz ve yeteneklerimiz hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olduğumuz anlamına gelmektedir. Diğer taraftan, özgüven eksikliği ise; kendinden şüphe duymak, pasiflik, boyun eğme, aşırı uyum gösterme, yalnızlık, eleştirilere karşı hassas olma, güvensizlik, depresyon, aşağılık duygusu ve sevilmediğini hissetme gibi kavramlarla tanımlanabilir.

Özgüven Eksikliği Nasıl Gelişir?

Aşağılık duygusu, umutsuzluk gibi duyguları, genellikle evde, okulda veya işte yaşadığımız kimi olumsuz yaşam deneyimlerinden sonra ortaya çıkar. Örneğin, siz büyüme aşamasındayken, ebeveynleriniz size sağlıklı ve destekleyici bir çevre sağlayamamış olabilir. Size karşı çok eleştirel, talepkar ve/veya aşırı koruyucu olabilirler. Sonuç olarak, kendiniz hakkında olumsuz düşünmeye başlarsınız.

Aileden birini veya yakın bir arkadaşı kaybetmek. Örneğin: anne-babanızın boşanması, evinizden ilk kez ayrılıyor olmak (ailenizden ve arkadaşlarınızdan ayrı olmak), erkek/kız arkadaşınızdan ayrılmak.

Başarısızlık, hayal kırıklığı gibi olumsuz olayları bir deneyim gibi algılamaktansa, bunların üzerinde fazla durmak.

Kendini veya yeteneklerini çok acımasız bir şekilde eleştirmek.

Olayların sonuçlarını, gerçekte olduklarından daha kötü bir şekilde değerlendirmek.

Ailenizin ve arkadaşlarınızın, sizinle ilgili istek ve beklentilerini karşılayabilmek için çok fazla baskı hissetme ve bu durumun sizin kendi kimliğinizi geliştirmenize ve kendinize ait kararlar almanıza mani olması.

Gerçekçi olmayan hedefler belirleme.

Başarısızlık korkusu. Örneğin; bir dersinizden kaldığınızda, kendinizi bir dersten kalmış, iyi bir insan olarak düşünmektense, işe yaramaz ve başarısız biri olarak düşünmek.

Özgüveninizi Nasıl Arttırırsınız?

Kendiniz hakkında olumlu düşünün.

Gerçekçi olan ve beklentilerinizi karşılayan hedefler belirleyin. Makul seviyede hedefler belirleyin ki, böylece başardığınız şeyler, başta ulaşmayı düşündüğünüz hedeflerlere yakın olsun. Bu durum, özgüveninizi ve kendinizle ilgili memnuniyetinizi destekler. Psikolojinin öncülerinden William James şöyle der: " Kendinden memnun olmak = Ne başardığımız / Başarmayı hedeflediğimiz şey "

Bir şey başardığınızda kendinizle gurur duyun ve kendinizi ödüllendirin.

Kötü veya üzücü bir şey olduğunda, olumsuz düşüncelerinizin farkına varın. Tamamen duygularınızla hareket etmek yerine, içinde bulunduğunuz durum hakkında mantıklı olarak düşünün.

Zayıf taraflarınız yerine, güçlü taraflarınıza ağırlık verin. Belirli konularda, diğerlerine göre daha becerikli ve iddialı olduğunuzun ve hayatınızın her alanında mükemmel olmanın imkansız bir şey olduğunun farkına varın.

Yaptığınız ve başardığınız şeyleri sadece şansa bağlamayın. Bunun yerine, kişisel başarılarınız için kendinizle de gurur duyun.

Fikirlerinizi savunun. Diğer bir ifadeyle, başkalarının haklarını ihlal etmeden, kendi duygularınızı, düşüncelerinizi, inançlarınızı, ihtiyaçlarınızı, dürüst ve net bir şekilde ifade etmeyi öğrenin.

Haklarınıza sahip çıkmayı öğrenin ve sizin için makul olmayan isteklere "hayır" deyin. Fikirlerinizi açık ifade edebilme konusunda alacağınız bir eğitim, özgüveninizin gelişmesinde size çok yardımcı olabilir.

Yaşamınızda önemli olduğuna inandığınız sorunların bir listesini çıkartın. Daha sonra bunları iyileştirmenin veya değiştirmenin yollarını yazın. Bütün sorunlarınız tabii ki kolay ve hızlı bir şekilde çözülemez ama hemen harekete geçebileceğiniz bazı alanlar da olacaktır.

Özgüveni İyileştirmek için Hatırlanması Gerekenler

Kötü şeyler yerine iyi şeylere ağırlık verin.

Kendiniz hakkında olumlu düşünün.

Deneyimlerinizden ders çıkartın.

Gerçekçi hedefler belirleyin.

Cesaretli olun.

Öğrenmeye devam edin.

İşe yarar şeyler yapın.

Basitliğe önem verin.

Değişimi hoş karşılayın.


Kaynak : www.dbe.com.tr
Images

Ego nedir?

Ego kelimesi latin alfabesinden gelir ve çoğumuzun da bildiği gibi ben, kendim anlamına gelir.

Egonun ne olduğunu daha iyi anlayabilmek için kendimizi 2 kişi olarak düşünelim; ego ve biz.

Örneğin; önemli bir karar almak üzereyken içimizden gelen bir sese kulak veririz 'bence yapamazsın ' 'bu konuda tecrübende yok başaramazsın'gibi genelde olumsuzluk ifade eden bu cümleler bizi düşündürür,ardından ego kafa karıştırıp susar ve biz başlarız konuşmaya 'aslında bu kararı almak doğru mu?''zaten bu konuda kendime çok güvenmiyorum'.

Peki bunun nedeni nedir?

Ego içimizde şeytan yada bizim ayağımızı kaydırmaya çalışan bir düşman mıdır?

Hayır ikisi de değildir:ego sadece geçmiş yaşantımızda bilinçaltına yerleştirdiğimiz tüm bilgileri,başarısızlıkları,acıları,izlenimleri bir bilgisayar görevi görerek işler ve bunu bize sürekli hatırlatır.


Burda asıl önemli nokta egoyu susturabilmektir çünkü; egonun susmadığı anda biz kaybolmaya,karanlığa hapsolmaya başlarız ve ego ön plana çıkarak bizi yönetmeye başlar,benliğimizi kaybetmiş,kişilik karmaşasında buluruz kendimizi.

Egoyu nasıl mı yenebiliriz?

Ego konuşuyor ama ben dinlemiyorum gibi bir düşünceye sahipseniz bu yanlış tır,çünkü ego herzaman konuşur 24 saat boyunca,biz egoyu ikna edene dek konuşacaktır.

Aykut oğut un 'evrenden torpilim var ' adlı kitabında yer verdiği egoyla konuşma egzersizi ego yla başa çıkmak için bence iyi bir yöntem.

Images

Televizyon Seyretmek Hafıza Kaybına Neden Oluyor.

BBC’nin internet sitesindeki habere göre Minnesota’daki Mayo Clinic hastanesinden araştırmacılar, hobilerin bunama başlangıcını geciktirdiğini, ancak televizyon karşısında vakit geçirmenin hafıza kaybı gibi sorunlar yarattığını belirledi.

Araştırmada, 70 ila 89 yaşlarında, hatırlama sorunu yaşayan yaklaşık 200 kişi, bu sorunu yaşamayan bir grupla karşılaştırıldı. Araştırmacılar, katılımcılara son bir yıl içinde günlük faaliyetleri ve 50 ile 65 yaş arasında zihinsel olarak ne kadar aktif oldukları hakkında sorular sordu.

Orta yaşta okuyan, oyun oynayan veya dikiş dikmek, örgü örmek gibi el sanatı ile uğraşanlarda hafıza kaybı riskinin yüzde 40 oranında azaldığı belirlendi. İlerleyen yaşlarda ise aynı faaliyetlerin bu riski yüzde 30 ila yüzde 50 oranında azalttığı sonucuna varıldı.

Araştırmada ayrıca günde 7 saatten az televizyon seyredenlerin, ekran karşısında daha fazla oturanlardan yüzde 50 oranında daha az hafıza kaybına uğradığı sonucuna varıldı.

Alzheimer Derneği yetkilisi Sarah Day ise gelecek 10 yılda bir milyon insanın bunama yaşayacağını, dolayısıyla bunamayı önlemenin yollarını bulmanın çok önemli olduğuna dikkati çekti. Day, ’’Beyninize egzersiz yaptırmak için yap-boz yapmak, bulmaca çözmek, hatta yeni bir dil öğrenmek eğlenceli olabilir’’ diye konuştu.

Kaynak : Gazeteport