yaratıcılığın ilk boyutudur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Yaratıcı zekaların Sırrı

Öğrenme güçlüğü çeken bir çocuğun durumu, zeka geriliğine, geçirilmiş beyin travmasına veya herhangi bir hastalığa bağlı değilse yani çocukta yazma, aritmetik, okuma ve heceleme becerileri anlamlı derecede bozulduğu halde bozukluğun nedeni zekada gerilik veya yetersiz eğitimden kaynaklanmıyorsa "Legastenik" bir çocukla karşı karşıya olabilirsiniz.

Images

Düşünce, yaratıcılığın ilk boyutudur

Düşünce, yaratıcılığın ilk boyutudur. Bu bakışa göre hayatla kurduğumuz ilişki, önce içimizden geçenlerle ve neye dikkat etmeyi seçtiğimizle başlar. Niyetlerimiz düşüncelerimize, düşüncelerimiz sözlerimize, sözlerimiz de eylemlerimize yön verir. Bu nedenle düşünce gücü üzerine düşünmek, yalnızca ne istediğimizi değil, hayata hangi gözle baktığımızı da fark etmektir.

Güne niyet ederek başlayın

Sabah uyandığınızda hayatı bir gülümsemeyle selamlayın ve yüksek sesle şöyle deyin:

“Bugün insanlarda ve hayatta iyi olan her şeyi görmeye niyet ediyorum. Bugün bolluğu görmeye niyet ediyorum.”

Yürekten inanırsanız olmayacak şey yoktur. Bu anlayışta doğru dua, yalvarma duası değil, şükran duasıdır. İstediğiniz şeye layık olduğunuzu düşünmek de arzunuzu ve kendinize bakışınızı yeniden ele almanıza yardımcı olur.

Deneyimlerinize farklı bir gözle bakın

İnsan kendini bazen ne olmadığını fark ederek tanır. Olmadığınızı bildiğiniz şeyler, kim olduğunuzu anlamanıza yardımcı olabilir; olmak için önce olmadığınızı görmek gerekir. Zor bir deneyimin içindeyken kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

  • “Kendimin hangi parçası bu felaketten deneyim kazanmak istiyor?”
  • “Varlığımın hangi boyutu, bu deneyimi kazanmak için felaketi kendine çekti?”

Bu sorular, yaşananları yargılamak için değil, içe dönüp anlam aramak için bir davet olarak düşünülebilir. Her olayın bir armağan, her deneyimin içinde de keşfedilmeyi bekleyen bir hazine taşıdığı fikri bu yaklaşımın merkezindedir.

Başkalarının seçtiği yolu hemen yargılamayın. Başarıyı kıskanmak ya da başarısızlığa acımak yerine, onların hayatındaki seçimlerin ve sonuçların ne anlama geldiğini bilemeyeceğinizi hatırlayın. Seçimlerini gözlemleyin; suçlamadan, o an kendileri için doğru olanı aradıklarını düşünerek yaklaşın. Arzunun bağımlılığa dönüşmemesine de dikkat edin.

Seçim ve değişim arasındaki bağ

Bir şeyin ya da birilerinin size bir şey yaptığı fikrine sıkı sıkıya tutunmak, kendi hareket alanınızı görmenizi zorlaştırabilir. “Ben yaptım” diyebilmek ise değiştirme gücünü yeniden kendinizde aramanızı sağlar. Bu düşünce, yaşanan her şey için kendinizi suçlamanız gerektiği anlamına gelmek zorunda değildir; burada vurgu, değişim için kendi seçimlerinize ve bugün atabileceğiniz adımlara bakmaktır.

Bir şeyi değiştirmek için ilk adım, onun olmasını sizin seçtiğinizi kabul etmektir. Bu yaklaşımda herhangi bir şeyi yapmanın temel nedenlerinden biri, evrene kim olduğunuzu göstermektir. Kim ve ne olduğunuza, ayrıca kim olmak istediğinize karar veren sizsiniz.

Etki-tepki, neden-sonuç. Aradığınız şeyi iç görü getirecektir; mümkün olduğunca çok içinize dönün. İçe dönmezseniz boşluğunuz artar. Olamayacağınız hiçbir şey, yapamayacağınız hiçbir şey ve sahip olamayacağınız hiçbir şey olmadığı fikri de kendi imkânlarınızı düşünmeye çağırır.

Düşünce, söz ve eylem

Çekim yasası çerçevesindeki bu anlatım iki ilkeyi öne çıkarır: “Ne hayal ediyorsan o olabilir, yapabilir ve sahip olabilirsin” ve “Korktuğunu kendine çekersin.” Korkularla yüzleşmek, değer ve inançları tek tek inceleyip gözden geçirmek bu nedenle önemlidir. Metnin ifadesiyle, “Bu savaşı kaybetmeniz mümkün değil. Tesadüf yoktur.” Hayat, sizin olacağını düşündüğünüzden başka bir şeyi size göstermez; düşünceleriniz oluşumu yaratır.

Düşünce, yaratıcılığın ilk boyutudur. Sonra söz gelir. Söz yaratıcıdır ve yaratıcı enerjiyi evrene gönderir; söz düşünceden daha dinamiktir. Ardından eylem gelir. Sözcükler de tıpkı düşünceler gibi enerjiye sahiptir; hiçbir konuşma boş değildir. Düşünceler hayatı nasıl şekillendirir sorusuna verilen bu yanıt, düşünce ve sözlerin yaratıcı gücünü birlikte ele alır: Niyetinizi fark edin, kullandığınız kelimeleri gözden geçirin ve düşünce gücüyle hayatı değiştirmek için eyleminizi de bu niyetle uyumlu hâle getirin.