Images

Kendinize Güvenmenin 14 Yolu

Özgüveninizi yitirdiğinizi düşünüyor ve bunun nedenini sorguluyor olabilirsiniz. Belki de kendinize güveninizi nasıl pekiştireceğinizi merak ediyorsunuz. Aşağıdaki öneriler, kendinizi daha iyi tanımanıza, hedeflerinizi netleştirmenize ve güven duygunuzu adım adım desteklemenize yardımcı olabilir. Kendine güven bir anda oluşmaz; günlük seçimleriniz ve tamamladığınız küçük işler de bu duyguyu besleyebilir.

Kendine güveni artırma yolları

1. Geçmişteki olumsuz deneyimlerin sizi tanımlamasına izin vermeyin

Başarısızlık hissi, kendinize güveninizi etkileyebilir. Geçmişte yaşananları bir anda zihninizden silmek mümkün olmayabilir; ancak o deneyimlerin bugünkü değerinizi belirlemediğini hatırlayabilirsiniz. Yaşadıklarınızdan çıkaracağınız dersi alın ve ardından dikkatinizi şimdi atabileceğiniz adıma çevirin.

2. İç sesinizle kurduğunuz iletişime dikkat edin

Kendinize sürekli “Sen bunu yapamazsın” demek yerine, daha destekleyici bir dil deneyin. “Ben bunu öğrenebilirim” ya da “Ben elimden geleni yapacağım” gibi cümleler, kendinize yaklaşımınızı değiştirebilir. Kendinize nasıl seslendiğinizi fark etmek, özgüven nasıl artırılır sorusuna verilebilecek ilk yanıtlardan biridir.

3. Ertelemeyi azaltın ve küçük işleri tamamlayın

Bir işi yarım bırakmak bazen başarısız olma korkusuyla ilişkili olabilir. Uzun süredir ertelediğiniz işleri not edin ve hemen tamamlayabileceğiniz küçük bir tanesinden başlayın. Saçınızı kestirmeyi erteliyorsanız randevu almak gibi basit bir adım bile size harekete geçme hissi verebilir. Bitirdiğiniz işleri görmek, kendinize güveninizi destekler.

4. Tam olarak ne istediğinizi belirleyin

Ne elde etmek istiyorsunuz? Nerede, ne zaman ve hangi adımlarla ilerlemek istiyorsunuz? Hedefinizi olabildiğince açık biçimde düşünün. İstediğiniz sonuca odaklanmak, dağınık kaygılar yerine ne yapabileceğinizi görmenize yardımcı olabilir.

5. Geçmiş başarılarınızı hatırlayın

Arkadaşlarınızla bir aradayken yalnızca dertlerinizden söz ettiğinizi fark edebilirsiniz. Geçmişte başardığınız şeyleri de ara sıra anlatın. O sonuca nasıl ulaştığınızı hatırlamak, bugün ulaşmak istediğiniz başka hedefler için kullanabileceğiniz yolları görmenizi sağlayabilir.

6. Sorun kadar çözüme de odaklanın

Çevrenizdeki başarılı ve mutlu insanların sorunlara nasıl yaklaştığını gözlemleyin. Kaynak yazının önerdiği yüzde 20 problem, yüzde 80 çözüm yaklaşımını kesin bir kural değil, dikkatinizi çözüm seçeneklerine çevirecek bir hatırlatma olarak düşünebilirsiniz. Bir konuda çıkmaza girdiğinizde benzer bir güçlüğü aşmış birini örnek alın: O, hangi adımları attı?

7. Enerjinizi destekleyin

Enerji yalnızca fiziksel işler için değil, gün içindeki hâliniz ve iletişiminiz için de önemlidir. Size uygun bir egzersiz, kendinizi daha iyi hissetmenize ve güne daha canlı başlamanıza katkı sağlayabilir. Hareketten uzun süre uzak kaldığınızda kendinizi benzinsiz bir araba gibi hissediyorsanız, küçük ve sürdürülebilir bir başlangıç yapın.

8. Hedefinizi bugünkü eylemlerle ilişkilendirin

Bir hedefi olmuş gibi hayal etmek size motivasyon verebilir; asıl önemli olan bu hayali bugünkü davranışlarla desteklemektir. “Zayıflayacağım” demek yerine, hedefinizle uyumlu bir adımı şimdi belirleyin: “Bugün yürüyüş yapıyorum” gibi. Böylece belirsiz bir gelecek düşüncesini uygulanabilir bir plana dönüştürebilirsiniz.

9. Kendinizi iyi hissettiren seçimler yapın

Giysilerde seçtiğiniz renkler tarzınızı ve o günkü ruh hâlinizi yansıtabilir. Canlı renkler neşe, koyu renkler ise ciddiyet hissi verebilir; size yakışan ve içinde rahat ettiğiniz seçenekleri tercih edin. Elbette seçimlerinizi ortama göre yapın. Dış görünüşünüzün yanında, kendinizi iyi hissetmeniz ve bakışlarınızdaki canlılık da önemlidir.

10. Gerektiğinde “hayır” deyin

İstemediğiniz bir şeyi kabul etmek zorunda değilsiniz. Hoşlanmadığınız bir mekâna gitmek istemiyorsanız bunu nazikçe söyleyebilir, birlikte keyif alacağınız başka bir seçenek önerebilirsiniz. Sizi sürekli üzen ya da olumsuz etkileyen ilişkileri de gözden geçirin. Sınır koymak, kendinize verdiğiniz değeri hatırlamanıza yardımcı olur.

11. Geleceğinizi planlayın

İstediğiniz hedefi belirsiz bırakmak yerine, ona nasıl yaklaşacağınızı düşünün. Örneğin iş yerinizde şef olmak istiyorsanız, o görevi hayal etmenin yanı sıra gereken somut adımları da belirleyin. Dil öğrenmeniz gerekiyorsa bir kurs araştırmak ya da çalışma planı yapmak, hayalinizi uygulanabilir hâle getirir. Planınız netleştikçe tutumlarınız da değişebilir.

12. Hedefin önündeki nedenleri araştırın

Geleceği planlamak, hedefinizin önündeki engelleri fark etmenizi sağlayabilir. Örneğin kilo vermek istiyorsanız, kilo almanıza yol açan alışkanlıkları ve koşulları düşünün. Kendinizi suçlamak yerine, değiştirebileceğiniz etkenleri belirleyin ve bunlar için gerçekçi adımlar planlayın.

13. Kullandığınız kelimeleri gözden geçirin

Kendinize kurduğunuz cümleler baskı yaratıyorsa, daha yapıcı ifadeler deneyin. Örneğin “Asla televizyon izlemiyorum” demek yerine, “Bu akşam televizyon yerine başka bir şey yapacağım” diyebilirsiniz. Olumsuz düşünceleri yok saymak zorunda değilsiniz; onları fark edip dikkatinizi seçebileceğiniz davranışa yöneltin.

14. Hayatınızda eksik hissettiğiniz alanlara yönelin

Yaşamınızda neyin eksik olduğunu düşünün ve bu alana sağlıklı, gerçekçi adımlarla yaklaşın. Sevgi ve yakınlık arıyorsanız, bu ihtiyacı aceleyle başka şeylerle kapatmak yerine nasıl bir ilişki istediğinizi değerlendirin. Başarıya ve olumlu değişime yönelirken kendi ihtiyaçlarınızı da göz önünde bulundurun.

Kendinize güvenmeyi hatırlayın

Kendinize güveninizi kaybettiğinizde hayatı ıskalamaya başladığınızı hissedebilirsiniz. Ne olursa olsun kendinizi sevmeye ve kendinize güvenmeye çalışın. Kendinize gösterdiğiniz saygı, başkalarıyla kurduğunuz ilişkileri de etkiler. Bu öneriler, kendine güven nasıl kazanılır diye düşünenler için küçük başlangıçlar sunar; hepsini bir günde yapmak zorunda değilsiniz.
Şartlar ne olursa olsun gülümsemeyi bırakmayın.
Lütfen gülümseyin. Hayatın amacı deneyimlemek ve keyif almaktır.
Images

Sorunlarınızı Sorularınızla Çözün

ÇÖZÜM DENKLEMİ
SORU(N)=SORU 
 Yukarıdaki deklemle birçok sorununuzu çöze bileceğinizi söylesem ne dersiniz? Çaresiz değilsiniz.çare SİZsiniz. Sorunlar içerisinde çözümleri de barındırır.Doğru sorularla sağlıklı ,cözümsel bir bakış açısına sahip olabiliriz. Bir sorun karşısında ,her şeyden önce kişisel sorumluluğumuzu farketmeliyiz. "Benim suçum değil" ,"Benim sorunum değil" ,“Benim sorumluluğumda değil.” ,“ Bu hatayı kim yaptı?" "kim suçlu''?... Genellikle hayal kırıklığına uğradığımızda veya bir mücadele içinde olduğumuzda ilk olarak olumsuz ve savunmacı bir tepki veririz.Bu cümleler masum gibi gözükse de, kişisel sorumluluk eksikliğini göstermektedirler. kişisel sorumluluğumuzu reddetmek suçlu aramak şu ana kadar gördüğümüz fikirlerin en verimsizi ve yaygın olanıdır. Ayrıca, yaşamda karşılaştığımız birçok problemin de kaynağıdırlar.suçlu aramaktan vazgeçip kişisel sorumluluklarımızı uygulamaya başlarsak potansiyelimize ulaşma şansımızı arttırırız.Sizinle başarı arasında sizin kontrolünüzde olmadan duran kişi veya durum nedir? Düşüncelerimizi tersine çevirip kendimize sorumlu sorular sormak, kendimizi ve kurumlarımızı geliştirmek için en güçlü ve etkili yollardan biridir. “Fark yaratmak için ne yapabilirim?"  ,“Ne yapmalıyım?” ,“Nasıl yapmalıyım?”... daha iyilerini yapabilme özgürlüğü iyi bir başlangıçtır. Bazen  hiçbir seçeneğimiz olmadığını düşünürüz,  Fakat her zaman bir seçeneğimiz vardır.  “seçmeme kararı” bile bir seçenektir. Bunun farkında olmak ve seçimlerimizin sorumluluğunu almak, hayatımızda olmasını istediğimiz büyük olayların gerçekleşmesi için önemli bir adımdır.""Biz sadece kendimizi değiştirebiliriz." Karşımızdakini değiştirmek güçtür ve gerçekçi değildir. Bu nedenle kendimize "Diğerleri benim dediğimi ne zaman yapacaklar?" yerine "Ben kendi isteklerimi ne zaman gerçekleştireceğim?" sorusunu soralım.Düşüncelerini disiplin altına al. Daha iyi sorular sorarak ne yapacağına karar ver harekete geç. Bu kişisel sorumluluğun gerçek uygulanışıdır.Sorularımızın kalitesi cevaplarımızın kalitesini belirler.Soruya "Ne" ve "Nasıl" ile başlayalım.
"Neden", "Ne zaman" veya "Kim" bizi çoğu zaman çıkmaza sürükler.Sorumuz "Ben" sözcüğünü içersin.  "Onlar", "biz" veya "sen"i değil. Eyleme odaklanalım."Ne yapabilirim?" işte bu önerge  "Ne" ile başlıyor, içinde "ben" var ve bir harekete odaklanmakta."Neden diğerleri daha çok çalışmıyor?"
"Bu neden benim başıma geliyor?"
"Neden işimi yapmamı bu kadar zorlaştırıyorlar?"
Yüksek sesle söyleyin. Bu sorular sizi nasıl hissettiriyor?
"Neden ben?" tipinde sorular "Ben çevrenin ve etrafımdaki insanların bir kurbanıyım" demektedir. Verimli bir düşünce olmamasına karşılık sürekli bu soruyu sorarız.
Bu sorular yerine şunları sorsaydık neler olabileceği hakkında düşünün:
"Bugün işimi daha iyi nasıl yapabilirim?"
"Durumun daha iyiye gitmesi için ben ne yapabilirim?"
"Diğerlerine nasıl destek olabilirim?"Sürekli yeni kaynaklar edinmekten öte, elinizdeki kaynakları değerlendirmek için çözüm yolları arayın. Kendinize yönelttiğiniz soru “Ne zaman yeni bir şeyler duyacağız?” değil “Daha önce duyduklarımı nasıl uygularım?" olmalıdır.Neye sahip olmadığımızı düşünmek zaman ve enerji kaybıdır. Fark yaratmak istiyorsak, enerjimizi çerçevenin içindekilere odaklayalım: "Elimdeki kaynaklarla nasıl başarabilirim?"
Ne yapabileceğini, başarabileceğini ya da yaratabileceğini sorarsan, yeni şeyler üretebilirsin. Bu kadar basit. Ancak harekete geçerek bir şeyi başarabilirsin.
Yanlış ve Doğru Sorular
 Hepimiz hayatta birçok rol oynarız ve bu rollerin her birinin kendine özgü zorlukları ve sinir bozucu özellikleri vardır.Rolümüz ne olursa olsun, birileri bizi izleyip davranışlarımızı taklit etmeye çalışır. Model olmak en güçlü öğretmenliktir. Bu nedenle davranışlarında sahip olduğun rollerin sorumluluğunu da hesaba katmalısın.
Aşağıda belli rollere göre, doğru ve yanlış soru örnekleri karşılaştırılmıştır.
Y:
"Ne zaman çocuğum beni dinlemeye başlayacak?"
"Neden kızım o çocuklarla takılıyor?"
"Ne zaman oğlum bana açılacak?"
D:
"Onu daha iyi nasıl tanıyabilirim?"
"Ebeveynlik becerilerimi nasıl geliştirebilirim?"
"Bu zor yıllan aşmasında ona nasıl yardımcı olabilirim?"
Y:
"Neden arkadaşlarımı sevmiyorlar?"
"Ne zaman anne babam beni anlayacak?"
D:
"Daha iyi iletişim kurmak için ne yapabilirini?''
''Anne baba olarak nasıl düşünüyorlardır?''
Y:
"Neden o eski hikâyeyi tekrarlamaktan vazgeçmiyor?"
"Beni ne zaman takdir edecek?"
"Neden her şeyi ben yapmak zorundayım?"
D:
"Bugün kendimi nasıl geliştirebilirim?"
"Ona yardımcı olmak için ne yapabilirim?"
"Nasıl sınırlarımı daha iyi tespit edip "hayır" diyebilirim?"

                                                                             II
SORULARLA DÜŞÜNME
Sorulara hayatımızdaki düşündürücü öğretici kısıtlayıcı,yargılayıcı taraflarındanda bakıp ele almalıyız.....Sorular bizim problemimizi çözmekle birlikte düşüncemizde de farklı, öğretici açılımlar yaratır.Çoğu zaman sorduğumuz soruların güç bela bilincindeyiz. Oysa sorular yaşamamızın hemen her anında düşünce sürecimizin parçasıdır.Sorular sonuçlara götürür. Sorular davranışlarımızı ve olası sonuçları programlar.Soruların bir kısmı öğretici bir kısmı yargılayıcıdır. Çoğu zaman öğretici ve yargılayıcı yollar arasında ileri geri gidip geliyoruz. Yaptığımız seçimin bizim kontrolümüzde olduğunun güç bela farkına varsak da her an bir seçeneğimiz var. Gerçek seçim kendi düşüncemizi gözlemleyebildiğimizde başlar. Kendi düşüncemizi yönetemezsek başka bir şeyi yönetemeyiz.Başımıza gelecekleri her zaman seçemesek de, başımıza gelenlerle ne yapacağımızı seçebiliriz.Olumsuz içsel sorular, farkında olmadan bizi olumsuz etkilemekte.
İyi ya da kötü, yanlış ya da doğru yoktur. Yanlıca olanlar vardır. Ve olanlarla ne yaptığın. Seçeneğin devreye girdiği nokta burası. Sorularla düşünmenin özü budur. Soruları değiştir, düşüncen değişsin.Gergin, üzgün, engellenmiş hissediyorsan ve kendine yargılayıcı konumda mıyım diye sorduğunda cevap evetse, “Olmak istediğim yer burası mı?”diye sor. “Başka ne şekilde düşünebilirim?”, “Neye ihtiyacım var?” gibi öğretici sorular size daha yararlı olabilir.
Bir tartışma sırasında iki kişi de yargılayıcı olduğunda, ilk uyanan avantajlıdır. Bu kişinin öğreticiye geçmesiyle, kişi sürücü koltuğuna oturup durumu her ikisi için de tersine çevirebilir.
Kendi kendimize sorduğumuz bilinçli ya da bilinçsiz sorular, en kötü düşmanımız veya en büyük yardımcımız olabilir. İki farklı soru grubunun bizi nasıl etkilediğine bakalım. Kasların duruşuna ve nefesin ve bedenin değişik bölgelerinde neler tecrübe ettiğimize dikkat edelim.
Yargılayıcı
*Yanlış nerede?
*Kimi suçlayabilirim?
*Haklı olduğumu nasıl kanıtlayabilirim?
*Kendi sahamı nasıl koruyabilirim?
*Kontrolü nasıl elimde tutabilirim?
*Nasıl olur da kaybedebilirim?
*Nasıl olur da zarar görürüm?
*Bu insan neden bu kadar aptal ve sinir bozucu? 
*Neden canımı sıkıyor?
<="">
Öğrenici sorular
*Ben ne istiyorum?
*Seçeneklerim neler?
*Ne tür varsayımlarda bulunuyorum?
*Sorumluluklarım neler?
*Bu konuda başka nasıl düşünebilirim?
*Diğer insan ne düşünüyor?
*Neyi kaçırıyorum ya da sakınıyorum?
*Bu kişiden ya da durumdan…Bu hatadan ya da başarısızlıktan…Bu başarıdan… ne öğrenebilirim?
*Hangi soruları sormalıyım? (kendime ya da başkalarına)
*En çok anlam ifade eden eylem basamakları hangileri?
*Bunu nasıl bir kazan-kazan ilişkisine dönüştürebilirim?
*Mümkün olan ne?
Hepimiz her iki türlü sorular sorarız. Hangi soruları soracağımızı seçme gücüne sahibiz. Kendi tepkilerini karşındakinin davranışlarından ayırabilirsin. Karşımızdakinin davranışlarına göre tepki verdiğimizde, özgür düşünce ve davranışlarımız olmayabilir. Güç kaybedip, ipleri başkalarının elinde bir kukla gibi olma ihtimalimiz var.
Karşımızdakinin yaptığıyla, onun yaptığına karşılık, yapmayı seçtiğimiz şey arasındaki farkı fark etmeliyiz.
Bir tartışmayı kazanmak mı yoksa güzel bir gece geçirmek mi istiyorum?Sorunları yargılayıcı sorularla  çözmek zordur. Kişiyi felç edebilir. çaresiz ,çözümzüz hissetmesine neden olur.Öğretici sorular zihni açar seçenekler yaratmakta ve durumu iyileştirmekte özgürkılar.
Öğrenici/Yargılayıcı Kafa Yapıları
 Yargılayıcı
 *Yargısaldır(kendine ve başkalarına karşı)
 *Tepkisel ve otomatiktir
 * Her şeyi bilir
* İnatçı ve katıdır
* Ya bu/ya da şu diye düşünür
* Kendi haklılığından emindir
* Meraklıdır 
*Değişiklikten korkar
* Yalnızca kişisel bakış açısına sahiptir
* Varsayımları savunur  
* Olasılıklar sınırlı görülür   
* Temel ruh hali koruyucudur
 Öğrenici
*Kabullenicidir(kendine ve başkalarına karşı)
* Uyumlu ve düşüncelidir
* Bilmemeye değer verir
*Esnek ve intibak eder
 * Her ikisi de/ve diye düşünür
* Değişikliğe değer verir
* Başkalarının bakış açısını değerlendirir 
* Varsayımları sorgular
* Olasılıklar sınırsız görülür
* Temel ruh hali meraklıdır

Hepimiz her iki kafa yapısına ve herhangi bir anda hangisini kullanacağımızı seçme gücüne sahibiz.
Öğrenici/Yargılayıcı İlişki Yapıları
Yargılayıcı        
*Kazan-kaybet ilişkisi
* Başkalarından ayrı hisseder
* Farklılıklardan korkar
* Tartışır  
* Kusur bulur
* Geri besleme ret olarak algılanır  
*Saldırır ya da savunur 
Öğrenici
* Kazan-kazan ilişkisi
* Başkalarıyla arasında bağ hisseder 
* Farklılıklara değer verir
* Konuşur
* Eleştirir
* Geri besleme değerli olarak algılanır 
* Çözer ve yaratır

Hepimiz ilişkilerimizi her iki kafa yapısını da kullanarak kuruyoruz ve herhangi bir anda nasıl ilişki kuracığımızı seçme gücüne sahibiz.Dünya sonsuz olanaklarla dolu olsa da yargılayıcı gözlerle baktığında ya da yargılayıcı kulaklarla duyduğunda kullanımın sınırlı kalır.
Yargılayıcıda olabileceğini sezdiğin anda, dur, derin bir nefes al ve kendine sor: “Yargılayıcı yolunda mıyım?” Cevabın evetse, şunun gibi basit sorular sorarak Değişim Hattına geçebilirsin: “Bu konuda daha başka nasıl düşünebilirim ve nerde olmak isterdim?”
Bu şekilde Öğrenici yolda ilerleyebilirsin.(Farkındalık-Nefes-Merak-Seçim Yöntemi)Öğrenici ve yargılayıcı yolları arasında ikilem yaşadığında F-N-M-S Yöntemi sana yol gösterebilir.
Farkındalık
 Yargılayıcı yolda mıyım?
Nefes
 Geri çekilip, durarak bu duruma daha tarafsız bakmaya ihtiyacım var mı?
Merak
 Bütün gerçekleri biliyor muyum? Burada neler oluyor?
Seçim
 Seçimim ne?
SONUÇ...
Yargılayıcıyı fark et, öğreniciyi uygula. Bu sloganı beynine kazı. Şu şekilde düşün:
Hiçbir zaman saf öğrenici olmayacaksın, ama dikkatini nereye çevireceğin konusunda seçim yapmayı öğrenebilirsin.
Ne zaman dikkatini yargılayıcıya verecek olsan, başka şeylere enerjin kalmaz. Bu durumun, etrafındaki insanları nasıl etkileyeceğini gözünde canlandırabilirsin.
 ***İyi sonuçlar, iyi sorularla başlar.***

DEĞİŞİM İÇİN 12 TEMEL SORU:
1.  Ben ne istiyorum?
2.  Seçeneklerim neler?
3.  Ne tür varsayımlarda bulunuyorum?
4.  Sorumluluklarım neler?
5.  Bu konuda başka nasıl düşünebilirim?
6.  Diğer insan ne düşünüyor?
7.  Neyi kaçırıyorum ya da sakınıyorum.
8.  Bu kişiden ya da durumdan…
     Bu hatadan ya da başarısızlıktan…
     Bu başarıdan…
     ne öğrenebilirim?
9.  Hangi soruları sormalıyım? (kendime ya da başkalarına)
10. En çok anlam ifade eden eylem basamakları hangileri?
11. Bunu nasıl bir kazan-kazan ilişkisine dönüştürebilirim?
12. Mümkün olan ne?
 Sorularla düşünme sistemini nasıl kullanılacağı bir kere anlaşıldığında bütün parçalar yerine oturur. Bu yeni araçlar ve yöntemler kişiyi daha etkili, üretken ve başarılı kılar. Sonunda, tereddütlerin ötesinde büyük bir sıçrama yapabilirsinHer şeyi sorgulayın. Haklı olduğunu kanıtlamaya çalışman karşındakiler tarafından nasıl karşılanıyor?Kendi düşüncelerinin,duygularının,ve onların neden olduğu davranışlarının  sorumluluğunu üstlenmeye istekli misiniz?
Ne kadar gönülsüz olursa olsun, kendini affetmek hatta kendine kahkahalarla gülmek istiyor musun?
Deneyimlerinin, özellikle en zor olanların taşıdığı değeri araştıracak mısın?
Yaşadıklarından ders çıkartmaya ve buna bağlı değişiklikler yapmaya istekli misin?
Nur Meriç


Kitabımı edinerek kendinize ve bana katkıda 

bulunmak ister misiniz?


Images

Her başarının altında disiplin vardır.

Başarı çoğu zaman büyük ve gösterişli anlarla değil, her gün tekrarlanan küçük seçimlerle kurulur. Yazı masasının başına geçmek, dikkati dağıtan şeyleri geride bırakmak, gerektiğinde yazdığını silip yeniden başlamak… Disiplin, yazarlıkta tam da bu sıradan görünen eylemlerin devamlılığında kendini gösterir.

Can Dündar’ın Milliyet’te aktardığı bu anlatıda Orhan Pamuk’un çalışma düzeni; sabah yürüyüşlerinden kahveye, yazılan cümleleri yeniden okumaktan evin içinde volta atmaya kadar uzanan kişisel alışkanlıklarla şekillenir. Bu küçük törenler, yazıya her gün yeniden yaklaşmanın ve yazarlık disiplini kurmanın yollarıdır.

Images

İletişim Becerileri Nasıl Geliştirilir?

Zaman takıntısı, sürekli hız ve iş peşinde koşmak, insanlara ve değişime yönelik önyargılar, utangaçlık, ego tatmini, yalnızca kendini düşünmek ve kendi kendine yapılan olumsuz konuşmalar… Bunlara seçeneklerin çokluğu, gelecek kaygısı ve geçmişi tekrar tekrar eşelemek de eklenebilir. Geçmiş yaşantıları ya da inançları sürdürmek için gösterdiğimiz yoğun çaba, bugün olup bitene uygun davranmamızı da zorlaştırabilir.

ileti艧im kurma

Bu davranış kalıpları birbirimizle bağ kurmamızı, karşımızdakini anlamamızı ve uyum içinde yaşamamızı güçleştirir. Yerlerine sevgiyle ve nezaketle yeni düşünme ve davranma biçimleri koymak, hem bireysel hem toplumsal ilişkilerimiz için önemlidir. İletişim becerileri yalnızca doğru kelimeleri seçmekten ibaret değildir; dinlemeyi, farklı ihtiyaçları fark etmeyi ve o anın koşullarına göre konuşmayı da kapsar.

Images

Kendini Değiştir, Hedefini 12’den Vur!

Önce biz değişeceğiz. Ancak değişimle birlikte daha geniş bir gelişim hedefliyorsak, yalnızca istemek yetmez. Sağlam, aklı başında bir vizyona ve bu vizyon doğrultusunda harekete geçmemizi sağlayacak enerjiye ihtiyacımız var. Kişisel değişim, önce nereye gitmek istediğimizi görüp sonra o yönde adım atmakla başlar.

Hedefi Vurmak, Hedefe Ulaşmak

Değişimden söz açıldığında “Değişim, değişmeyen tek şeydir” ya da “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” ifadelerini pek çoğumuz hatırlarız. Bu sözler, hayatın sürekli dönüşüm içinde olduğunu anlatır. Peki değişim neden bu kadar önemli? Çünkü değişmezsek, yenilenemez; gelişemez ve ilerleyemeyiz. Bulunduğumuz yerde kalmak, zamanla sahip olduğumuz konumu bile koruyamamamıza yol açabilir.

Images

Gülümse, Odaklan, Değiştir

Gülümse, Odaklan, Değiştir: Üç Basit Kelime

G.O.D., Gülümse, Odaklan, Değiştir anlamına gelir. İhtiyacınız olan üç basit kelime bunlar. Hayat aslında bu kadar BASİTtir. Dikkat edin, KOLAY demedim; basit dedim. Bir şeyin basit olması, onu uygulamanın her zaman kolay olacağı anlamına gelmez.

Bazen yapılması gereken ilk şey yalnızca durmak, bir gülücüğe odaklanmak ve ardından değiştirebileceğiniz şeye bakmaktır. Gülümse, odaklan, değiştir yaklaşımının temelinde de bu farkındalık vardır.

Images

Hayatınızı Keyiflendirecek Öğütler

Hayatı keyiflendirmek her zaman büyük değişiklikler gerektirmez. Bazen randevuyu önceden ayarlamak, bazen de yağmurda yürümek gibi küçük bir tercih günün akışını değiştirebilir. Bu hayat tavsiyeleri, gündelik yükleri hafifletirken size iyi gelen şeylere de yer açmayı hatırlatıyor. Hepsini bir anda uygulamak zorunda değilsiniz; içinize sinen bir öğütle başlayın.

Günlük hayatı kolaylaştıran öneriler

Önceden düşünmek ve işleri sıraya koymak, son dakikada yaşanan telaşı azaltır. Büyük işleri küçük adımlara bölmek de başlamayı kolaylaştırır. Bu yaşam önerileri, zamanınızı ve dikkatinizi daha bilinçli kullanmanıza yardımcı olabilir: