Gülümseyin. Hayatın anlamı keyif almak ve gülümsemektir.
Yaşamımızda zaman zaman çevremizdeki kişilere ve onların düşüncelerine gereğinden fazla önem verir, onları kendimizden daha büyük ve önemli hâle getiririz. Bunu yaptığımızda yaşamımız üzerindeki kontrolü de onlara bırakırız. Kendi değerlendirmemizi geri plana atmak, bir bakıma kendimizi geçersiz kılmaktır. Aklı bilinçli kullanmak ise duyduğumuz her şeyi hemen kabul etmek ya da reddetmek değil; düşüncenin yaşamımızdaki yerini ve etkisini fark ederek seçim yapmaktır.
Benim bakış açıma göre: “Soyut âlemle ilgili her türlü bilgi insan zihninin ürünü, yaratımı, uydurması, anlamlandırması ve yorumlanmasıdır.” Bu, benim yaklaşımımı anlatan kişisel bir değerlendirmedir. Soyut bir deneyimin nasıl yorumlanacağı, kişinin sahip olduğu bilgi birikimi ve bakış açısıyla şekillenebilir.
Virüs olayı ortaya çıktığından bu yana spiritüel âlemde virüsle ilgili enerji ve spiritüel çalışmalar çoğaldı. Her gün farklı bir yerde, farklı bir platformda bu tür çalışmalar yapılıyor. Benim bakış açıma göre burada üzerinde düşünülmesi gereken bir konu var: Fiziksel dünyaya ait bir olayı zihinsel ya da soyut çalışmalarla ele almak, meseleyi çözmek yerine daha karmaşık hâle getirebilir.
Öncelikle fiziksel dünya ile soyut dünya arasındaki ayrımı iyi yapmak gerekiyor. Olayın temelinde virüs, fiziksel bir olgudur. Bu nedenle virüsle mücadelede fiziksel tedbirler ve hijyen önem taşır. Virüs için spiritüel çalışma yapılmalı mı sorusunu sorarken, bu çalışmaların fiziksel önlemlerin yerine geçemeyeceğini de unutmamak gerekir.
Virüsün de enerjiden oluştuğu düşünülebilir. İnsan zihninin enerjiyi yönetme kabiliyeti nedeniyle enerji tarzı çalışmaların ona etki edebileceğine inananlar olabilir. Ancak benim dikkat çekmek istediğim nokta, zihnin kurduğu bağlantıların virüsü ortadan kaldırmak yerine konuyu daha karmaşık ve kalıcı bir düşünce hâline getirebileceğidir. Bu, benim kişisel bakış açım ve yazının temelindeki düşüncedir; virüsün zihinsel çalışmalarla çoğaldığına dair bilimsel bir iddia değildir.
İnsan beyninin çalışma biçimi ilginçtir. Birine “Pembe fili düşünme” dediğimizde, zihin önce pembe fili düşünür; ardından onu zihinden uzaklaştırmaya çalışır. Yani onu yok etmeye uğraşmanın ilk adımı, onu düşüncede canlandırmaktır.
Virüsü yok etmeye yönelik bir enerji çalışmasında da odağın sürekli virüste kalabileceğini düşünüyorum. Zihin, yok etmeye çalıştığı şeyi tekrar tekrar gündeme getirir; ardından ona yeni anlamlar ve bağlantılar ekleyebilir. Benim kaygım, bu yaklaşımın virüsü fiziksel olarak etkilediği değil, virüs etrafındaki düşünce ve korkuyu zihinde büyütebilmesidir.
Fiziksel bir olaya fiziksel açıdan yaklaşmak ve gerekli hijyen tedbirlerini almak, virüsün yayılma imkânını sınırlamaya yönelik somut bir tutumdur. Zihni sürekli virüsü düşünmeye çağırmak ise dikkatimizin ve kaygımızın aynı konu çevresinde dönmesine yol açabilir. Bu nedenle fiziksel dünya ile zihinsel dünya arasındaki neden-sonuç ilişkisini kurarken aceleyle bağlantılar yaratmamaya dikkat etmeliyiz.
Dünya üzerinde farklı formlarda pek çok canlı bulunuyor; virüsler de bunlardan biri. Canlıların yaşamlarını sürdürme biçimleri ve değişimleri, insanların bir düşünceye inanıp inanmamasından bağımsız olarak devam ediyor. A düşüncesine inansak da B düşüncesine inansak da canlılardaki değişim sürüyor. Önce bu durumu anlamamız gerektiğini düşünüyorum.
Yaptıklarımızın gezegendeki değişime doğrudan ya da dolaylı etkisi olabilir mi? Olabilir de, olmayabilir de. Virüslerin ve diğer canlıların yaşam mücadeleleri ile değişimlerini tek bir nedene bağlamak doğru olmayabilir. Geçmişte olduğu gibi bugün de değişim yaşanıyor; gelecekte de devam edecek. Bu yüzden fiziksel dünya ile zihinsel dünya arasında yanlış neden-sonuç bağlantıları kurmamaya özen göstermeliyiz.
Virüs ve spiritüel çalışmaların bir kısmı, insanların endişe ve kaygılarını gidermek amacıyla yapılıyor. Ancak “Virüs çok tehlikeli ama sakın endişelenme, sakın kaygılanma” gibi ifadelerle sürekli virüsün hatırlatılması, bazı kişilerde korkuyu yatıştırmak yerine yeniden gündeme taşıyabilir. Benim düşünceme göre korku ve kaygı, virüsün kendisinden daha zor yönetilebilir hâle gelebilir.
Bu nedenle virüsle ilgili enerji ve spiritüel çalışmaların virüsü etkileyeceği ya da ortadan kaldıracağı düşüncesiyle hareket etmemek gerektiğini savunuyorum. Kaygıyı azaltmak isteyenler, kendilerini iyi hissettiren sakinleştirici olumlamalardan yararlanabilir. Olumlamalar fiziksel tedbirlerin yerine geçmez; sadece zihni sakinleştirmeye yönelik kişisel bir araçtır.
“Lütfen, virüsü rahat bırakın, fiziksel dünyada kalsın.”
Olayı daha fazla karmaşık hâle getirmeyin. Fiziksel tedbirlerinizi alın; endişe ve kaygılarınız içinse size iyi hissettiren, sakinlik veren cümleler kullanın:
Bunlar zihni sakinleştirmeye yardımcı olabilecek olumlamalardır. Kendinizi iyi hissettirdiğini düşünüyorsanız tekrarlayabilirsiniz.
Bundan daha iyi nasıl olur?
Başka neler mümkün?
Halis ŞAHİNER
Daha fazla yaratım aracı ve bilgi için kitaplarımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz?
KONTROL SENDE
İzin Ver GELSİN, İzin Ver OLSUN
Çekim yasası ve Bilinçaltı Kayıt Dönüşüm Rehberi
Düzenlenmiş İkinci Baskı
Daha İyi Bir yaşam için
BİLİNÇLİ YARATMA SANATI
Kitapları Temin İçin: cekimyasasi@hotmail.com
Tel/Whatsapp: 0 553 06 00 464
www.halissahiner.com
Access Bars seansı sonrasında hissedilen enerjik ve iyi olma hâli güzel bir deneyim olabilir. Ancak bu deneyimin tek başına kişinin psikolojik sorunlarını çözmesini ya da yaşamındaki her şeyi değiştirmesini beklemek doğru olmaz. Seansın nasıl algılandığı ve kişinin sonrasında ne yaptığı da önemlidir. Peki, Access Bars nasıl kullanılır? Bu yaklaşımda seansı, bütün sorumluluğu devralan mucizevi bir çözüm gibi değil, kişinin kendi seçimlerini fark edip adım atabileceği bir alan olarak görmek gerekir.
Geçenlerde kişisel gelişim çalışmaları üzerine sohbet ederken bu noktayı anlatan bir hikâye dinledim. Konuştuğum kişi, Access Bars’ın yaşamında bir dönüm noktası olduğunu ve ona önemli katkılar sağladığını söyledi. Aynı kolaylaştırıcıdan seans alan ablası ise çalışmadan memnun kalmamış ve benzer bir sonuç elde edememişti.
Başka bir çağda doğmuş olsaydınız sizi güzel bulurlar mıydı? Çekicilik, sandığımızdan daha esnek ve öznel bir kavram. Güzellik standartları zamanla değişir mi? Yoksa yüzyılları ve kültürleri aşarak evrensel kabul gören bazı özellikler var mıdır? Güzellik anlayışı evrensel midir sorusunun yanıtı, tek bir ölçüye indirgenemeyecek kadar karmaşık görünüyor.
Güzelliğin dönemlerden bağımsız olabileceğini düşündüren evrimsel açıklamalar da var. Bazı biyolojik özelliklerin sağlık ve doğurganlıkla ilişkilendirildiği, bu nedenle eş seçiminde çekici bulunabileceği ileri sürülüyor. Ancak biyologlar ve psikologlar bu konuyu araştırmış olsa da güzelliği tümüyle açıklayan, yalnızca biyolojiye dayalı bir neden ortaya konmuş değil. Bu da güzellik algısının tek bir evrensel kurala bağlanamayacağını düşündürüyor.
Yaşamdaki her şey enerjidir. İstediklerimizi elde etmek için o şeyle enerjimizin uyumlu olması gerekir. En güzel enerji uyumu ise neşeli ve keyifli olduğumuzda ortaya çıkar. Enerjinizi değiştirmek, hayatınızı daha kolay, neşeli ve eğlenceli hâle getirmek ister misiniz? Access’le tanışın; hayatınıza katkı olabilmeniz için neler mümkün, birlikte keşfedin.
Access Bars yaklaşımında başta bulunan ve yaşamın farklı alanlarıyla ilişkilendirilen 32 nokta üzerinde çalışılır. Bu noktalar, bu yöntemin anlatımına göre, bir konu hakkındaki düşüncelerin, fikirlerin, tutumların, kararların ve inançların elektromanyetik bileşenlerini depolar. Örneğin para hakkındaki düşünceler, “para” adı verilen Bar ile ilişkilendirilir. Şifa, beden, kontrol, farkındalık, yaratıcılık, güç, yaşlanma, cinsellik ve para da bu alanlar arasında sayılır.
Regresyon Uygulaması Ses Kaydı- Geçmişte Yaşanan Olumsuz Duyguları Dönüştürmek.
Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme: İçsel Temizlik Deneyimim
Bilinçaltını Anlamak: İnançlar, Olumlamalar ve İçsel Dönüşüm
Zayıflama Telkini ve Ses Kaydı
Ho’oponopono Yöntemi Nedir? Nasıl Uygulanır?
40 Günlük Bereket ve Zenginlik Planı
Zihin Filtreni Kontrol Et, Algıların değişsin.
İlişkilerde Çekim Yasası: Eski Sevgiliyi Geri İstemek ve Bilinçaltı Korkuları
Kendine Güven Telkini: Metin ve Ses Kaydı
İstediğim Kişiyi Hayatıma Çekebilir miyim?





