Gülümseyin. Hayatın anlamı keyif almak ve gülümsemektir.
Bu çalışma hikâyesi, danışanın özel hayatına saygı kapsamında izni alınarak yayımlanmıştır.
Bir takipçimle yaptığım çalışmayı paylaşmak istiyorum. Danışanım 29 yaşında, bekâr ve meslek sahibi bir kadındı. İlk görüşmede çalışma hakkında bilgi verdikten sonra ona ne istediğini, hayatında neyin değişmesini beklediğini ve şu anda kendisini rahatsız eden konunun ne olduğunu sordum.
İlk sorularımın amacı, genel bir rahatsızlıktan yola çıkarak asıl konuyu anlamaktı. Danışanım ilişkilerinde sorun yaşadığını, daha önce ilişki kurduğu üç kişinin de kendisini terk ettiğini anlattı. O sırada hayatında, kendisinden oldukça büyük ve evli bir erkek vardı. Aralarında karşılıklı ilgi ve hediye alışverişi olmuştu. Ayrılmayı denese de aynı iş ortamında bulunmaları nedeniyle yeniden konuşmaya başlamışlardı. Bunun yanlış olduğunu düşündüğü zamanlar olsa bile onu arama isteğine karşı koyamadığını söylüyordu.
İlk bakışta kendisinden büyük erkekleri tercih etmesinin, babasıyla çocuklukta yaşadığı bir soruna dayanabileceğini düşündüm. Ancak öne çıkan konu, ilgi ve sevilme ihtiyacıydı. Danışanıma annesi, babası, hayatındaki kişi ve geçmişte ilişki yaşadığı kişiler hakkında altı soruluk bir form gönderdim.
Yanıtlar geldiğinde şaşırdım: Soruları yalnızca iki kişi için kısa kısa cevaplamıştı. Hayatındaki sorunların kaynağı olarak en çok ablasını gösteriyor; onun kendisini sürekli eleştirdiğini ve onaylamadığını söylüyordu. Diğer önemli konu ise hayatındaki erkekti.
Danışanım, ablasının ailede çok popüler ve otoriter olduğunu, kararların ona danışılarak alındığını anlattı. Dört kardeştiler: İki erkek, iki kız. Ablasıyla arasında 11 yaş vardı. Babası çoğu zaman dışarıda çalışıyordu; çocukken kendisiyle ablası ilgilenmişti. Büyük abisinin ve babasının sevgisini, babasının eve gelişini beklediğini hatırlıyordu. Buna rağmen ablasının eleştirileri ve hiçbir davranışını onaylamaması onun için önemli bir kırgınlıktı.
Ondan, ablasıyla ilgili kendisini rahatsız eden bir çocukluk sahnesini hatırlamasını istedim. İlk aklına gelen, ilkokul çağlarındayken yaşanan bir olaydı. Ablası saçını boyatmış, saçını boyayan kıza iltifat ediyordu. Danışanım saç boyasının güneşte daha iyi kuruyacağını söyleyince ablası onu terslemiş; diğer kıza övgüler yağdırırken kendisini eleştirmiş ve aşağılamıştı. O sahneyi hatırlarken ablasına öfke ve kızgınlık duyuyordu.
Çalışma sırasında, güçlü öfkenin arkasında kişiyi inciten başka bir duygu bulunabileceği düşüncesi üzerinde durduk. Öfkesini ifade etmesine alan açtığımda, kızgınlığının bir kısmının aslında kendisine yöneldiğini fark etti. Ablasının onu dikkate almayacağını ve onaylamayacağını bildiği hâlde onunla konuştuğu için kendisini suçluyordu.
Danışanımın ihtiyacı, ablasına yaranmaya çalışırken karşılığında bulamadığını düşündüğü ilgi ve sevgiydi. Ailede dikkat çeken kişi ablasıydı; kendisi de görülmek, sevilmek ve dikkate alınmak istiyordu. Annesiyle ablasının kendi aralarında konuştuğunu, yaş farkı nedeniyle bu sohbetlere katılamadığını ve dışlanmış hissettiğini anlattı. Ablasının ergenlik döneminde kendi meseleleri olabileceğini o yaşlarda değerlendiremiyordu. Kendince fedakârlıklar yaparak ilgi çekmeye çalışıyor, beklediği karşılığı bulamayınca ablasına öfkeleniyordu. Farkında olmadan kendisinden 11 yaş büyük biriyle eşit olmayan bir rekabete girmişti.
Evde kendisine ilgi gösteren kişiler büyük abisi ve babasıydı; ikisiyle arasında yaş farkı vardı. Çalışmada, bu deneyimlerin daha sonra kendisinden büyük bir erkekle ilişki kurma tercihinde nasıl bir anlam taşıyabileceğini konuştuk. Danışanımın aradığı şey, kendisini arayıp soracak ve güvende hissettirecek bir limandı. Hayatındaki 52 yaşındaki erkek, onu sık sık arıyor, hediyeler gönderiyor, işlerinde yardımcı oluyor ve koruyup kolluyordu. Bu ilgi, onun aradığı baba ve aile şefkatine benziyordu.
Bir başka anı da kendisini değersiz hissetmesine yol açmıştı: İlkokuldaki bir kız arkadaşı ona “Sen güzel değilsin” demişti. Bu sözü hatırlaması, sözün kendisinde iz bıraktığını düşündürdü. Sahneyi zihninde yeniden canlandırmasını, arkadaşının sözleri söylerken yan dönüp uzaklaşmasını hayal etmesini istedim. Bu çalışma sırasında bir rahatlama hissetti ve arkadaşının da kendine güvenmediğini, başkasını küçümseyerek kendini yüceltmeye çalışıyor olabileceğini fark etti. Bu sözü olduğu gibi üzerine almasının kendisini nasıl etkilediğini gördü.
Daha önceki ilişkilerinde partnerlerinin neden ayrıldığını düşündüğünde önce bir yanıtı olmadığını söyledi. Üzerinde durunca, onları duygusal olarak doyurmadığını düşünebileceğini ifade etti. Bir erkeği yanında tutmak için onu sürekli arayıp sorması gerektiğine inanıyordu. Fakat “Birini duygusal olarak doyurmak ne demek?” sorusuna net bir yanıt veremedi. Ucu açık bir hedef belirleyip karşısındaki kişiden sürekli onay beklemek, kendi hayatını ve ihtiyaçlarını geri plana atmasına yol açabilirdi. Her insanın tercihleri ve özgürlüğü farklıdır; bir başkasını her an memnun etmeye çalışmak mümkün değildir.
Onu onaylayan bu ilişkiye geri dönmesi anlaşılırdı: Bu kişi, babası ve abisinden sonra kendisini onaylıyor gibi hissettiği biriydi. Ancak ilişkilerde onaylanma ihtiyacının bütün değerimizi başkasının ilgisine bağlamaması önemlidir. Danışanıma, yaşadıklarıyla baş edebilmesi için kendisini sevmeye ve olduğu hâliyle kabul etmeye yönelmesini söyledim. Her sabah aynada gözlerinin içine bakarak kendisini sevdiğini söylemesini; ayrıca aynada bedenini gözlemleme çalışması yapmasını önerdim. Bunlar o çalışmada kendisine sunduğum önerilerdi.
Kendimizi yalnızca başkalarına bakarak değerlendirmek yerine, hatalarımızla ve doğrularımızla kabul etmeye çalışmak; sevgi ve onay arayışını başkalarının tepkilerine bütünüyle bağlamamaya yardımcı olabilir. Danışanıma kendisini daha güçlü hissettirecek telkinler gönderdim. Bir hafta boyunca konuştuklarımızı ve tespitlerimizi düşünmesini, bunların hayatındaki yansımalarını takip etmesini istedim.
Sevgilerle,
Halis Shnr
DERS ÇALIŞMA TELKİN METNİ
Bu ders çalışma telkini; önce bedeni gevşetmeye, ardından ders çalışırken huzur ve istek duyduğun bir ortamı zihninde canlandırmaya dayanıyor. Metindeki merdiven, orman ve kütüphane imgeleri, ders çalışmayı daha olumlu duygularla ilişkilendiren bir anlatı oluşturuyor. Ders çalışmak için telkin arıyorsan aşağıdaki metni kendi hızında okuyabilir ya da ses kaydını dinleyebilirsin.
Dinlerken rahat edeceğin bir yerde bulun ve ses düzeyini konforlu tut. Bu çalışma bir tedavi yöntemi değildir; dinlemek istemediğin veya rahatsız hissettiğin anda ara verebilirsin. Telkinin amacı, ders çalışma deneyimini zihninde canlandırmana eşlik etmektir; tek başına sınav başarısı ya da öğrenme sonucu garantisi vermez.
Regresyon Uygulaması Ses Kaydı- Geçmişte Yaşanan Olumsuz Duyguları Dönüştürmek.
Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme: İçsel Temizlik Deneyimim
Bilinçaltını Anlamak: İnançlar, Olumlamalar ve İçsel Dönüşüm
Zayıflama Telkini ve Ses Kaydı
Ho’oponopono Yöntemi Nedir? Nasıl Uygulanır?
40 Günlük Bereket ve Zenginlik Planı
Zihin Filtreni Kontrol Et, Algıların değişsin.
İlişkilerde Çekim Yasası: Eski Sevgiliyi Geri İstemek ve Bilinçaltı Korkuları
Kendine Güven Telkini: Metin ve Ses Kaydı
İstediğim Kişiyi Hayatıma Çekebilir miyim?





