Images

Albert Einstein’dan 10 Hayat Dersi

Albert Einstein denildiğinde çoğumuzun aklına bilim, zekâ ve görelilik teorisi gelir. Oysa Einstein’ın düşünceleri yalnızca bilimle sınırlı değildir. Albert Einstein hayat dersleri olarak ele alabileceğimiz fikirler; merak etmek, hayal kurmak, hata yapmaktan korkmamak, odaklanmak, deneyim kazanmak ve değer yaratmak üzerine bugün de düşündürücüdür.

Einstein’a atfedilen sözlerden ve bu sözlerin çağrıştırdığı düşüncelerden hareketle, günlük yaşamda karşılık bulabilecek 10 dersi inceleyelim. Einstein’dan hayat dersleri çıkarırken sözlerin kaynağını da akılda tutmak gerekir: İnternette ona atfedilen her ifade gerçekten Einstein’a ait olmayabilir. Bu nedenle sözleri kesin tarihsel alıntılar gibi sunmak yerine, düşündürdükleri fikirler üzerinden değerlendirmek daha sağlıklıdır.

Images

Olumlu Düşünmek ve Sağlık: Zihin, Beden ve Ruh Dengesi

Düşüncelerimizde olumluyu yakaladıkça ve söylemlerimizde olumlu ifadeler kullandıkça hayata yaklaşımımız da değişebilir. Olumlu düşünme, psikolojik iyi oluşumuzu ve yaşam kalitemizi destekleyen bir tutumdur. Yıllar önce televizyonda Halit Akçatepe ile yapılan bir röportajı izlemiştim. Genç kalmayı nasıl başardığı sorulduğunda, bir gün olumlu düşünmeye karar verdiğini ve bu kararı yaşamında uyguladığını söylemişti. Yaşıtlarına göre genç görünmesi dikkatimi çekmişti.

Neden biz de olumlu düşünme alışkanlığı kazanmaya çalışmayalım? Çevremizdeki iyimser insanları örnek alabilir, başkalarının deneyimlerinden ders çıkarabiliriz. Yetişkin olduğumuzda düşüncelerimizi gözden geçirme ve onlara nasıl yaklaşacağımızı seçme imkânımız vardır. Bu, yaşadığımız her şeyi kontrol edebileceğimiz anlamına gelmez; ancak olaylara verdiğimiz karşılığı fark etmek için bir başlangıç olabilir.

Düşüncelerimiz ve inançlarımız birer kıyafet gibi

Düşüncelerimizi ve inançlarımızı kıyafetlere benzetebiliriz. Çocukluğumuzdan itibaren ailemizden ve çevremizden farklı “kıyafetler” ediniriz. Bunları seçme ya da beğenip beğenmeme imkânımız çoğu zaman yoktur. Büyüdükçe dolabımız, yani zihnimizde taşıdığımız fikirler ve tutumlar, türlü türlü düşüncelerle dolar. Kimi bize iyi gelir, kimi üzerimize tam oturmaz; bazılarıysa artık bizi yansıtmıyor olabilir.

Şimdi büyüdük. Dolabımızı yenilemek; eski, rahatsız eden ya da bize yakışmadığını düşündüğümüz kıyafetleri ayıklamak elimizde. Yerine kendimizi daha rahat ve iyi hissettiren seçimler yapabiliriz. Bazen yakınımızdan gördüğümüz, bize uygun gelen bir düşünceyi de benimseyebiliriz. İş görüşmesine, düğüne ya da spor salonuna giderken farklı giysiler seçtiğimiz gibi, farklı durumlarda işimize yarayacak düşünme yollarını da geliştirebiliriz. Olumlu düşünme alışkanlığı nasıl kazanılır diye soruyorsak, ilk adım düşüncelerimizi fark edip hangilerinin bize hizmet ettiğini değerlendirmektir.

Zihin, beden ve ruh ilişkisi

Zihin-beden ilişkisi

İnsan beden, zihin ve ruh yönleriyle bir bütündür. Bir yerimiz ağrıdığında performansımızın etkilenmesi tanıdık bir durumdur. Dişimiz ağrırken konuşma yapmayı ya da tuvalet ihtiyacımız varken telefonda rahatça konuşmayı düşünelim. Bu örnekler, bedensel durumumuzun duygu ve düşüncelerimizi etkileyebildiğini hatırlatır. Bedenimize iyi bakmak, onu kabullenmek ve sağlıklı işleyişi için ona teşekkür etmeyi hatırlamak, olumlu düşünme basamaklarını kurarken başvurabileceğimiz yaklaşımlardır.

Madde bağımlılığı örneği de değişimde kişinin kendi isteğinin ve kararlılığının önemini gösterir. Yakınların desteği değerli olsa da, kişinin yardım aramaya ve değişime yönelmesi sürecin önemli bir parçasıdır. Bu, bağımlılığın yalnızca iradeyle çözülebileceği anlamına gelmez; profesyonel destek almak da önem taşır.

Olumlu düşünmenin sağlığa etkileri üzerine

Kaygı, üzüntü ve geçmiş deneyimler yaşamımızı etkileyebilir. Kaynak metinde baş, boyun ve sırt ağrısından migren, mide yakınmaları, cilt sorunları ve yorgunluğa kadar pek çok durum, kişinin zihinsel tutumlarıyla ilişkilendiriliyor. Burada önemli bir ayrım var: Bir rahatsızlığın yalnızca psikolojik nedenlerden kaynaklandığını ya da olumlu düşünerek iyileştirilebileceğini söylemek doğru olmaz. Bedensel sorunların farklı nedenleri olabilir; belirtiler sürüyorsa sağlık uzmanına başvurmak gerekir. Olumlu düşünme, gerekli tıbbi değerlendirme ve tedavinin yerine geçmez.

Yine de yaşadığımız deneyimlerin duygu ve düşüncelerimiz üzerindeki etkisini fark etmek, kendimizi anlamamıza yardımcı olabilir. Aileden, okuldan ya da başka ilişkilerden gelen incitici deneyimler güvenimizi ve hayata bakışımızı etkileyebilir. Bu yüzden düşüncelerimizi yargılamadan incelemek, yararlı olanları koruyup bize zarar veren kalıpları sorgulamak değerli bir çabadır.

Bir ayının, ininde oluşan kokudan rahatsız olup sürekli yeni bir in aradığı anlatılır. Yaşlı bilge ayı ona şöyle der: “İn değiştirmekle, gerçekte hiçbir şey değiştirmiyorsun. Rahatsız olduğun o koku, inden değil, senden geliyor.” Bu hikâye, bazen yalnızca çevremizi değiştirmeye çalışmak yerine kendi tepkilerimizi de gözden geçirmemiz gerektiğini düşündürür. Elbette bu, yaşanan haksızlıkların veya travmaların sorumluluğunu kişiye yüklemek değildir. Gerektiğinde destek aramak ve güvenli koşulları sağlamak önemlidir.

Duyguları ve bedeni dinlemek

Kaynak yazıda bedensel yakınmalar, kişinin kendine dönüp bakması için bir mesaj gibi yorumlanıyor. Örneğin baş ağrısıyla birlikte korku, kabul etmekte zorlanma ya da sert öz eleştiri olup olmadığını; sivilcelerle ilgili kaygılarda kendini kabul etme ve öfkeyle ilişkili duyguları; ayak rahatsızlıkları söz konusu olduğunda geleceğe yönelik kaygıları düşünmeye davet ediyor. Bunlar tıbbi tanı ya da hastalık nedeni olarak değil, kişinin kendi duygu ve yaşam koşullarını değerlendirmesine yardımcı olabilecek sorular olarak ele alınmalıdır.

Yazıda ayrıca, “Makamına güvenerek beni gaddarca eleştiriyor… sanki bir yumruk var boğazımda, konuşamıyorum” diyen birinin ifade edemediği duygularına dikkat çekiliyor. İletişim güçlükleri, yalnızlık veya güvensizlik hissi de kişinin ruhsal yükünü artırabilir. Böyle durumlarda duyguları fark etmek, güvenilen biriyle konuşmak ya da profesyonel destek almak yararlı olabilir. Öfke ve intikam düşüncelerinin ağız kokusuna neden olduğu gibi kesin bir bağlantı kurmak yerine, belirtilerin gerçek nedenleri için sağlık uzmanına danışmak gerekir.

Olumlu düşünme, her şeyi iyiye yormak veya zor duyguları yok saymak değildir. Yaşadıklarımızı daha tarafsız değerlendirmeye, kendimize karşı daha anlayışlı olmaya ve gerektiğinde yardım istemeye alan açabilir. Beden-zihin-ruh dengesi açısından amaç; bedenimize özen göstermek, duygularımızı ayırt etmek ve düşüncelerimizi gözden geçirmektir. Böylece bulunduğumuz anı daha iyi fark edebilir, bize iyi gelen düşünme biçimlerini zamanla geliştirebiliriz.

Psk. Tuğba DEMİRÖZ

Images

Olumlu Düşünme Alışkanlığı Kazanmada Karar-Sistem İlişkisi

  Olumsuz (çarpık, yanlış, kötümser…) düşünce alışkanlıklarından kurtulmak ve olumlu düşünme alışkanlığı kazanmak için, öncelikle olumsuz düşünce alışkanlıklarının farkına varmak gerekir. Farkına varamadığınız bir şeyi değiştiremezsiniz. Ancak farkına vardığınız şeyleri, değiştirilmesi gerektiğine inanırsanız, değiştirebilirsiniz.

   Olumlu düşünmeye başlamak için önce niyet etmek, sonra karar vermek, daha sonrasında ise alınan kararın arkasında ısrarla durmak gerekir. Herhangi bir karar verildikten sonra, kararı veren birey, iki sistemle mücadele etmek durumunda kalır. Bu sistemlerden biri İç Sistem, diğeri ise çevre; yani Dış Sistem’ dir. Daha iyi anlaşılması için, önce İç Sistem’in ne olduğunu ve nasıl çalıştığını bir örnekle anlatmak istiyorum. 




İç Sistem (Bilinç)’in İşleyiş Mekanizması:

1'nci Adım: Birey kendi İç Sistem’inde dengesizlikler, çarpıklıklar, yanlışlıklar, zararlı düşünce kalıpları, yanlış etiketler… olduğunu bir yolla –okuduğu kitaplardan, katıldığı eğitimlerde edindiği bilgilerden, kendisine yöneltilen eleştirilerden – olumsuz düşündüğünün ve bu düşünce şeklinin kendini sınırladığının, bir şekilde farkına varır.

2'nci Adım: İç sistem’ini düzenlemek için, yeni bir karar alma niyetine girer.

   Örneğin, “Olumsuz düşünmek bana ciddi anlamda zarar verdi. Nice teklifi sırf bu düşünme şeklim yüzümden geri çevirdim. Benim olmaz dediğim işleri, başkaları yaptı ve hiç de zannettiğim gibi olmadığını gördüm. Bu düşünme şeklimden vazgeçmeli ve bir şekilde olumlu düşünme alışkanlığı kazanmanın yollarını aramalıyım.”

Images

Düşüncelerinizin Kölesi mi Yoksa Efendisi misiniz?

Düşüncelerinizi Doğru Programlayın

Televizyon kanalları ve gazeteler; çocukların değil, yetişkinlerin bile üstesinden gelmekte zorlandığı, insanlığı felakete sürükleyen konularla dolu. Savaş, hırsızlık, cinayet, şiddet, cinnet, tecavüz, dayak, işkence, intihar… Büyük şehir yaşamının yoğun stresi de eklenince dünya; depresif, yılgın, bıkmış ve yorgun insanlarla dolu bir bahçeye dönüşüyor. Kafalarda yüzlerce sorun, binlerce soru var; üstelik insanlık uçuruma sürüklendiğini çoğu zaman göremiyor.

Düşünce kontrolü neden önemlidir?

Her şey önce düşünceyle başlar, sonra eyleme dönüşür. Uçak gökten zembille inmedi; on binlerce kilometre uzaktaki biriyle görüntülü konuşmak da önce düşüncede mümkün kılındı. Düşünmeden eylem olmaz. Düşünmek, insanlara ve hayvanlara verilen en büyük bağışlardan biridir. İnsana ayrıca ne bilip bilmediğini anlama ve kendi düşünceleri üzerine düşünebilme yetisi verilmiştir. Ne mutlu ki düşünebiliyoruz.

Images

Çekim Yasası ile İlgili Merak Ettikleriniz

Sizce neden dünya nüfusunun yüzde 1’i, dünyadaki toplam maddi gelirin yüzde 96’sını kazanıyor? Tesadüf olduğunu mu düşünüyorsunuz? Bu soru, çekim yasası anlatısının dikkat çeken başlangıç noktalarından biri. Ancak metinde verilen bu oranı doğrulanmış bir veri gibi değil, anlatının ortaya attığı bir soru olarak değerlendirmek gerekir.

Amerika’da The Secret filmi, kitabı ve VCD’leriyle geniş yankı uyandırdığı dönemde, Remzi Kitabevi’nde dolaşırken Nil Gün’ün Çekim Yasası adlı kitabı elime geçti. Bir arkadaşım kitabı almam için ısrar ediyordu. İncelediğimde, New York’tayken Oprah Winfrey Show’da izlediğim ve The Secret kitabının yazarının katıldığı söyleşideki düşüncelerle büyük ölçüde benzerlikler fark ettim.

Images

Sağlık Olsun Şiiri

Sağlık Olsun şiiri, sıradan bir günü özenle yaşamanın ve hayatın küçük güzelliklerini fark etmenin değerini hatırlatıyor. Sabahın ilk anlarından akşam sofrasına, dostları aramaktan sağlığın kıymetini bilmeye uzanan bu dizeler, güne güzel başlamak ve günün tadını çıkarmak üzerine içten bir çağrı sunuyor.

Sağlık Olsun şiir sözleri

Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama, yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, “Ohh, ne güzel yine uyandım,” diye sevin.
Pencereni aç, yağmur da olsa fırtına da olsa nefes al derin derin.
Yüzüne su çarpma; adamakıllı yıka yüzünü serin serin.
Geceden hazır olsun yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart.

Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,
Bak güzelim kahvaltının keyfine.

Günün küçük güzelliklerini fark etmek

Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis.
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin.
Çık evinden neşeyle; karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
Sonra koş git işine; dünden önceki günden,
hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla.
Ohhh, şöyle bir hafifle...

Bir güzel kahve ısmarla kendine; seni mutlu eden sesi duymak için “Alo” de.
Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık.
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın; hatta üşü hava soğuksa.
Yürü; yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak.
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al.

Dostları hatırlamak, akşamın tadını çıkarmak

Sonra şöyle bir düşün: Kimler sana yol açtı?
Sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı?
Hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?

Ne kadar uzun zamandır aramadın onları, değil mi?
Hadi hemen, uğrayabilirsen uğra; arayabilirsen ara.
Hatırlarını sor; öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor.

Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak.
Günün güzeldi, değil mi? Akşamın da güzel olsun.
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun.
Saklama tabakları, bardakları misafire.
Sizden âlâ misafir mi var bu dünyada?

Ailecek kurulun sofraya; öyle acele acele, vazife yapar gibi hiç değil.
Şöyle keyfe keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,
eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının.

Gece evinde dostların olsun.
Sohbet mezen, kahkahan, içkin olsun.
Arkadaşım, hayat bu; daha ne olsun?

Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!

[Can YÜCEL]

Güne güzel başlamak, bir kahvenin keyfini sürmek, dostları aramak ve akşamı sevdiklerinle paylaşmak… Şiirin hatırlattığı gibi, bütün bu güzelliklerin başında sağlık geliyor.

Images

Mutsuzluk Tembellikten Beslenir.

Son yıllarda insanoğlunun mutsuzluğu mu arttı yoksa bu konuda farkındalık mı oluştu?

Herkes mutlu olmak istiyor ama olamıyor. Kimileri bakış açısını değiştiremiyor, kimileri ise mutsuzluktan besleniyor. Habertürk’ten Ceyda Erenoğlu’nun haberine göre; Peki mutlu olmak ve mutsuzluktan uzak kalmak için ne yapmak gerekiyor?

10 yıl öncesiyle karşılaştırıldığında, günümüzde; çatışma ve stres kadar, yeni mutlulukların da arttığına dikkat çeken İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Konsültasyon-Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, bunu içinde bulunduğumuz çağın güzel ve özel bir yönü olarak görmek gerektiğini dile getiriyor. Prof. Dr. Özkan'a göre,mutsuzluktan çok insanoğlunun gündemi artıyor ve bu durumstresin fazlalaşmasına neden oluyor.

ÇAĞA AYAK UYDURMAK TEMEL ŞART!
Günümüzde, çağa ayak uyduran insan, 'mutlu insan' olarak değerlendiriliyor. Çağı yakalayamayanlar ise hem kendileriyle hem de çevreleriyle çatışmaktan kurtulamıyor. "Eskiden köyde yaşayan ve ömrünü 20 kilometrekarelik alanda geçiren insan da kendince mutluydu" diyen Prof. Dr. Özkan; bunun, bu kişilerin başka dünyaları tanımamasından ve farkındalıklarının az olmasından kaynaklandığını söylüyor. Özkan'a göre, farkındalığın çoğalması hem mutluluğu hem de mutsuzluğu artırıyor. Günümüz insanı çok fazla uyaranla karşılaşıyor. Alışılmadık, tanınmayan ve nasıl başa çıkılacağı bilinmeyen uyaranlar şokların yaşanmasına neden oluyor. Televizyonda dünyanın her yerindeki gelişmeleri izleyen, bilgiye ve teknolojik çağa anında uyum sağlama kabiliyeti olan insan sorunlarla daha kolay baş ederken, bir diğeri yüklerin ve sorunların üstesinden gelemediği için ağırlıkların altında ezilmekten kurtulamıyor.