Images

DOSTLARI OLMALI İNSANIN

İnsan, hayatın dalgaları yükseldiğinde sığınabileceği; yeniden yola çıkarken de onu sevgiyle uğurlayan dostlara ihtiyaç duyar. Bu şiir, dostluğu gemilerin limanlarına benzeterek anlatıyor: Bazen yükünü bırakıp soluklandığın, bazen de açık denizlere uğurlandığın güvenli bir liman gibi.

Dostları Olmalı İnsanın

Dostları olmalı insanın,
aynen gemilerin limanları gibi.
Zaman zaman uğradığın, yükünü boşalttığın,
dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda.

Sonra açık denizlere uğurlamalı seni,
geri döneceğin günü bekleme umuduyla.
Bazen, rüzgâra o açmalı yelkenini,
yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla,
halatlarını çözmeli,
seni çok ama çok özlemeli.

Dostları olmalı insanın;
ermiş, bilge, hayatı ezbere okuyabilen.
Düşünmediklerini düşündüren,
seni bir cambaz ipinde, güvende tutabilen,
gerektiğinde senin için ateşi yutabilen,
yolunu ışıtan ustan olmalı.
Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini.
Sana vermeli soğuk bir kış gününde
üzerindeki tek gömleğini...

Dostluğun limanı ve açık denizi

Şiirde dost, yalnızca zor zamanlarda yanında duran kişi değildir. Yükünü bırakabileceğin bir sığınak olur; ardından kendi yoluna devam etmen için seni cesaretle uğurlar. Liman ve açık deniz imgeleri, yakınlığın yanında özgürlüğe ve yeniden kavuşma umuduna da yer açar.

Dizelerdeki bilge dost, insanın göremediği yönleri gösterir; gerektiğinde güven verir, yolunu aydınlatır ve hayatı şekillendirmeyi öğretir. Soğuk bir kış gününde üzerindeki tek gömleği paylaşma düşüncesi ise dostluğun özündeki fedakârlığı sade ama güçlü biçimde anlatır.

Bu dizeler, dostluk şiirleri ve arkadaşlık şiirleri arasında samimiyeti, özlemi ve karşılıksız paylaşmayı öne çıkaran bir dostluk üzerine şiir olarak okunabilir. Dostları olmalı insanın şiiri, gerçek dostluğun hem sığınacak bir liman hem de yola çıkma cesareti olduğunu hatırlatıyor.

Images

Var Olmanın Gücü: Kişisel Farkındalık ve Gerçek Benlik

Kimlik duygunuz, ihtiyaçlarınızı ve hayatta sizin için önemli olan şeyleri belirlemenizi sağlar. Fakat önem verdiğiniz şeyler, aynı zamanda sizi üzme ve rahatsız etme potansiyeline de sahiptir. Bu durum, kişisel farkındalık geliştirmek ve kendinizi ne kadar derinden tanıdığınızı anlamak için bir başlangıç noktası olabilir.

Sizi rahatsız eden şeyler ne söylüyor?

Sizin için önemli olanlar yalnızca söylediklerinizden ya da inandığınızı düşündüğünüz şeylerden anlaşılmaz. Gerçek önceliklerinizi çoğu zaman yaptıklarınız ve verdiğiniz tepkiler açığa çıkarır. Bu nedenle kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: Beni rahatsız eden, öfkelendiren ve üzen şeyler neler?

Küçük meseleler sizi kolayca üzüyor ve sinirlendiriyorsa, bunun altında kendinizi küçük ya da yetersiz görmenize yol açan bir inanç bulunabilir. Bu, bilinçaltınızda taşıdığınız bir düşünceyi fark etmeniz için bir işaret olabilir. Peki, küçük ve önemsiz görünen şeyler nelerdir? Bu bakış açısına göre, her şey gelip geçicidir; dolayısıyla hiçbir şey kalıcı olarak sizin kim olduğunuzu belirlemez.

Zorlayıcı anlarda ego ve gerçek benlik arasındaki fark

Kim olduğunuzu düşündüğünüzü kendinize sorun. “Ölümsüz bir ruh olduğumu biliyorum” ya da “Bu çılgın dünyadan bıktım, tek istediğim biraz huzur” diyebilirsiniz. Ancak telefon çalana, kötü bir haber gelene ya da planlarınız bozulana kadar böyle hissetmek kolaydır.

Borsanın çökmesi, bir anlaşmanın bozulması, arabanızın çalınması, yolculuğunuzun iptal edilmesi, eşinizin sizi terk etmesi ya da birilerinin sizden daha fazla para istemesi… Bu tür olaylar karşısında birden endişelenip öfkelenebilirsiniz. Sesiniz sertleşir; “Buna daha fazla dayanamıyorum” dersiniz. Başkalarını suçlayabilir, onlara saldırabilir veya kendinizi savunup haklı çıkarmaya çalışabilirsiniz. Üstelik bu tepkiler çoğu zaman otomatik pilota bağlanmış gibi ortaya çıkar.

Biraz önce huzurdan başka bir şey istemediğinizi söyleseniz bile, o anda hayatınızda huzurdan daha önemli tuttuğunuz başka şeyler olduğu görünür. Anlaşma, para, sözleşme, kayıp ya da kaybetme ihtimali öne geçer. Böyle anlarda kendini tanıma ve farkındalık, sözlerinizle davranışlarınız arasındaki farkı görmenize yardımcı olur.

Şimdi kendinize sorun: Az önce sözünü ettiğiniz ölümsüz ruh için mi kaygılanıyorsunuz? Hayır; çoğu zaman ego için kaygılanırsınız. Küçük benlik, geçici şeylerde güvenlik ya da tatmin arar; aradığını bulamayınca öfkelenir. Böylece hangi düşüncenin ve beklentinin tepkinizi yönettiğini daha açık görebilirsiniz.

İç huzur ve kabullenme

Eğer gerçekten istediğiniz şey huzursa, huzuru seçersiniz. Zorlayıcı insanlarla ya da durumlarla karşılaştığınızda tepkinizin farkında kalmak, hemen savunmaya geçmeden durumu görebilmek demektir. Bu yaklaşım, olanı görmezden gelmek değil; yaşananı önce olduğu hâliyle kabul edip kendinizi otomatik tepkilerden ayırabilmektir.

Durumu kabullenip onunla mücadele etmek yerine uyanık kaldığınızda, bir cevap ortaya çıkabilir. Bu cevabı veren, olduğunuzu sandığınız kişi değil, gerçek benliğinizdir. Kendinizi güçlü ve etkili hissetmek için her insanı ya da durumu düşman olarak görmeniz gerekmez. Sorunlarla karşılaştığınızda verdiğiniz tepkiler, kendinizi ne kadar iyi tanıdığınızın en gerçekçi göstergelerinden biridir.

Gerçek kimliğin farkına varmak

Kimse size kim olduğunuzu kesin biçimde söyleyemez. Bir başkası sizin için bir tanım yaptığında, bu yalnızca yeni bir kavram olur; sizi bütünüyle açıklamaz. Kimliğe ilişkin inançlar, gerçekte kim olduğunuzu doğrudan göstermek yerine bir engel hâline gelebilir. Zaten kim olduğunuz, bir tanıma sığdırmanızla değişmez.

Yine de farkındalık olmadan gerçek kimliğinizi dünyaya ifade etmeniz zorlaşır. Gerçek benliğiniz, ifade edilmemiş hâlde kalabilir. Bu, bankasında 100 milyon dolar olduğu hâlde sokakta dilenen yoksul bir adamın durumuna benzer: Sahip olduğu zenginlik görünür ve ifade edilir hâle gelmemiştir.

Kendini tanıma ve farkındalık, özellikle zorlandığınız anlarda neye tutunduğunuzu görmenizi sağlar. Öfkenizi, kaygınızı ve savunma ihtiyacınızı izleyerek ego ile gerçek benlik arasındaki farkı daha iyi anlayabilirsiniz. Var olmanın gücü, kim olduğunuz hakkında yeni bir tanım bulmaktan çok, tepkilerinizin ardındaki gerçeği fark etmekte yatar.

Var Olmanın Gücü — E. Tolle

Images

Endişeler sizi yavaşlatır ve enerjinizi düşürür

Endişeler sizi yavaşlatır ve enerjinizi düşürür. Zihniniz kuşkularla ve olumsuz ihtimallerle dolduğunda, dikkatinizi yapmak istediğiniz şeylerden uzaklaştırabilir. Endişe ve enerji düşüklüğü arasındaki bağ da burada belirginleşir: İçinizdeki kaygıya odaklandıkça neşeyi, umudu ve güveni beslemek zorlaşır. Bu yaklaşımda, endişelerin enerjiye etkisi yalnızca bir duygu hâli değil, hayata nasıl yöneldiğinizi de etkileyen bir durum olarak ele alınır.

Endişeler enerji bedenini nasıl etkiler?

Yüreğinizde kuşku ve endişeye yer açtığınızda, isteklerinize doğru ilerlemek de güçleşebilir. Dikkatiniz sürekli kaygı veren ihtimallere döndüğünde, niyetinizi ve neye yönelmek istediğinizi gözden kaçırmanız mümkündür. Bu nedenle endişeyi fark etmek, onu büyütmek yerine dikkatinizi yeniden umut, neşe ve güven duygularına çevirmek için bir başlangıç olabilir.

Images

Hayat Oyunu

Hayat oyunu, hepimizin şöyle ya da böyle oynadığı; kuralları, esneklikleri, özgürlükleri ve kısıtlamaları olan bir oyundur. Hedefleri ve sonuçları vardır; kazananları da kaybedenleri de… Yaşamak ve bu oyunu oynamak için dünyaya geldik.

Bu yazı, hem bilgisayar, kâğıt, taş gibi araçlarla oynanan oyunlara ilgi duyan hem de çekim yasasıyla hayatına bolluk, mutluluk ve başarı çekmek isteyen arkadaşlara sesleniyor. Sizi çok iyi anlıyor ve çok seviyorum. Yine de hayat oyununu oynarken dikkat etmemiz gereken bazı noktaları birlikte düşünmemizi istiyorum.

Hayat oyununun kuralları: Bilinçli oynamak

Çekim yasası, hayat oyununun kurallarını daha bilinçli biçimde görmemize yardımcı oluyor. Kazananlardan olmak istiyorsak önce içinde saklandığımız yalan oyunları bırakıp gözümüzü dört açmamız gerekiyor. Bir oyunu gözü kapalı, yarım gönülle, yalnızca dileyerek ya da umut ederek oynayamayız. İstek ve umut önemli olabilir; ancak oyunun içinde olup biteni fark etmeye, adım atmaya ve yaşadıklarımızdan ders çıkarmaya da ihtiyaç var.

  • Her oyunun kuralları ve o kuralları bilenleri vardır.
  • Her oyunun öğretenleri, hedefleri ve atılması gereken adımları bulunur.
  • Karşımıza çıkan fırsatları değerlendirmek, hatalarımızı görmek ve acılardan ders çıkarmak oyunun parçalarıdır.
  • Her oyunun, öğrenilenlerin ardından gelen ödülleri vardır.

Bir oyun ancak bize bir şey öğretiyorsa, gelişmemize katkıda bulunuyorsa oynanmaya değer. Öğrenmemiz gereken şeyi öğrendikten sonra aynı oyunu sürdürmek, kendimize ve hayata haksızlık, hatta zalimlik olabilir. Bu nedenle bizi geliştirdiğine inanmadığımız oyunları oynamayı reddetmemizi canı gönülden diliyor ve rica ediyorum.

Hayat oyununun amacı nedir?

Sonuçta odaklanmamız gereken tek oyun, “Hayat Oyunu”dur. Hayat oyununun amacı herkes için aynı olmak zorunda değil; kişiye özel olabilir. Önce kendi amacımızı bulmalı, ardından ona ulaşmayı hedef edinmeliyiz. Bu amaç, hayata ya da başka insanların hayatlarına değer katmak olabilir. İyiye, güzele ve doğruya erişmek; bu yolda başkalarına yardım etmek, hayat kurtarmak, hizmet etmek ya da destek olmak da amaçlarımız arasında yer alabilir.

Kendimize şu soruyu sorabiliriz: Benim için anlamlı olan hedef ne ve bu hedef doğrultusunda hangi adımı atabilirim? Yanıtımız farklı olsa bile, amacımızı fark etmek ve ona doğru ilerlemek hayat oyununu daha bilinçli oynamamıza yardımcı olur.

Birbirimize karşı değil, birlikte

Hayat oyunu, birbirimize karşı oynadığımız bir oyun değil; beraber oynanan bir oyundur. Ben kazanırsam siz de kazanırsınız, siz kazanırsanız ben de kazanırım. Bu bakış açısında başkasının başarısı bizim yenilgimiz değildir. Birbirimize destek olabilir, öğrendiklerimizi paylaşabilir ve daha iyiye ulaşmak için yan yana ilerleyebiliriz.

Hayat oyunu felsefesi içinde başarı, yalnızca kişisel bir hedefe ulaşmakla sınırlı değildir. Hayatın sekiz parçasının hepsinde başarıya ulaşıp kazananlardan olmak, kendimizi ve tüm hayatı anlamak ve sevmek de bu oyunda önemlidir. Buradaki temel davet, hayatın farklı yönlerini gözetmek ve gelişme yolculuğumuzu sürdürmektir.

Haydi, hayat oyununu birlikte oynayalım

Haydi hep beraber, yalan oyunları bırakalım ve gerçek oyunumuz olan hayat oyununu oynamaya başlayalım. Amacımızı bulalım, kuralları anlamaya çalışalım, önümüze çıkan fırsatları değerlendirelim ve öğrendiklerimizle gelişelim. Birbirimizin karşısında değil, yanında duralım.

Haydi hep beraber oynayalım ve kazanalım:

  • Kendimiz için,
  • Ailemiz için,
  • Arkadaşlarımız ve Türkiye için,
  • Tüm insanlık için,
  • Dünya ve evren için,
  • Ruhlarımızın iyiliği için
  • ve Allah için…
Images

Olumlu Düşünce

Olumlu duygu ve düşüncelerin oranı ne kadar yüksek olursa ortak bilincin görüşü de o derece etkilenecek ve ortaya çıkan görüş birliği istenen olumlu sonuçlara yaklaşacaktır.

Sorumluluklarınızın ne kadar çok ve ne kadar önemli olduğunun farkındasınız. Ben tek başıma neyi değiştirebilirim ki demeyin. Siz tek başınıza tüm dünyanın değişimine muazzam katkıda bulunabilirsiniz.

Sizin kendi duygu ve düşüncelerinizde yapacağınız değişim ve duruşunuzdaki güç, önce çevrenizi güçlendirecek ve çevrenizle birlikte artan gücünüz de ortak bilinci güçlendirecektir. Çevrenizin çevresini de dikkate alın, farkedebiliyor musunuz sizin ufacık bir tohum olan duygu ve düşünceleriniz ne kadar genişliyor, büyüyor ve ne büyük sonuçlara sebep oluyor. Bir tohum sadece bir tohum değildir, içinde binlerce tohum barındıran yüzlerce tohumu saklar ve sonuçta milyonlarca tohumun çıkış noktası olarak devleşir.

Farkına varın gücünüzün ve değerini bilin. Siz ne kadar ayakta, canlı, neşeli, sevgi ve aşk dolu iseniz ortak bilince bunları katmaktasınız.

Ve biliyorsunuz ki sevgide, aşkta kalan neşeli canlar hiçbir cana zarar veremez, vicdanı uyanıktır ve hiçbir can zerresine kıyamaz. Neşe, sevgi, aşk daha fazla canın kurtulması, daha fazla uyanışın gerçekleşmesi demektir.

Tüm dert, tasa, kaygıların geçici olduğunu, kalanın sevgi, aşk, neşe olduğunu unutmayın.

Tüm tasaların kaygının ilacı neşedir, tüm düşmanlıkların ilacı sevgidir, aşktır. Bunlar hep bildiğiniz, hep söylediğiniz gerçekler ve şimdi bu gerçekleri daha fazla uygulama daha fazla hissetme zamanı.

Sevgi ve aşk yok etmez, sevgi ve aşk besler tüm duyguları ve düşünceleri ve her beslenen duygu ve düşünce daha da fazla sevgi ve aşk ile ortak bilince katılır ve büyür büyür ve sonunda sizi acıtan, yüreğinizi kanatan her şeyin eriyip gittiğini yok olduğunu görürsünüz.

Evet bunun için henüz zaman var ama bilin ki başladınız, eritmeye başladınız ve çok da zaman yok artık bitmesine.

Sizlere sevgide aşkta kaldığınız, huzur ve neşe dolu duruşlar diliyoruz.
Yazan:Nilgün Doğan
İndigo Dergisi
Images

Kadın Nedir Aslında?

Bir kadını anlatmak kolay değildir. Çünkü kadın, tek bir söze ya da özelliğe sığmaz. Bazen çocuk gibi şefkat bekler, bazen herkesten güçlü durur; sever, kendi dünyasına çekilir ve hayatı güzelleştiren ayrıntılara anlam katar. Kadın nedir sorusunun yanıtı da belki bu farklı hâllerin bir arada bulunmasında saklıdır.

Bir kadın çocuktur aslında

Çocuk gibi davranmayı sever. Erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini ister. Bir çocuğu incitmekten korkarak okşar gibi, özenle yaklaşmalıdır erkek kadına. Bu şefkat, onu küçümsemek ya da çocuk yerine koymak anlamına gelmez.

Hiçbir kadın çocuk muamelesi görmek istemez. Söyledikleri çocukça bulunsa bile dinlenilmesini, dikkate alınmasını bekler. Bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz ama onu asla bir çocuk olarak görmeyeceksiniz. Kadınların ilişkilerdeki beklentileri bazen bu incelikte belirir: yakınlık ve şefkat kadar, düşüncelerine gösterilen saygı da önemlidir.

Bir kadın güçlüdür aslında

Hatta erkeklerden çok daha güçlüdür. Ama bu gücünü her zaman ortaya koymayı sevmez. Erkeğin gücünün kendisine huzur vermesini ister. Kendi başına yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekleyebilir; böylece hem kadın olduğunu daha çok hisseder hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görür.

Bu, kadının kendi gücünden vazgeçtiği anlamına gelmez. Gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz. Yapmak istediği bir şey varsa mutlaka yapar. Kadın özellikleri denildiğinde yalnızca dayanıklılığı değil, ne zaman yumuşaklığını göstereceğine ve ne zaman kendi kararının arkasında duracağına kendisinin karar vermesini de düşünmek gerekir.

Bir kadın sevgilidir aslında

İçinde her zaman sevgiyi taşır. Sevdiklerinden kolay kolay ayrılamaz, onları kolay kolay kıramaz. Zor sever ama tam sever. Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir. Duyguyla düşüncenin aynı yerde buluşması, bu anlatıda sevginin tamamlanmasıdır.

Sevmiyorsa da onu sevmeye zorlayamazsınız. Belki kolayca yüreğine girebilirsiniz; ancak beyninde yer etmemişseniz her an terk edilebilirsiniz. Sevmediği hâlde terk etmeyen kadınlar da vardır elbette. Bunun nedeni, engelleyemedikleri “acımak” duygusu olabilir. Kadınların duygusal özellikleri üzerine düşünürken sevginin yanında bağlılığı, incitmemeye çalışmayı ve bazen gitmenin zorluğunu da görmek gerekir.

Bir kadın yalnızdır aslında

Hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz. Kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep yalnızdır. O dünyaya kimsenin girmesine izin vermez; hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz. Yalnızlık onun sığınağıdır. O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir.

Bu yalnızlık, sevgisizlikten değil, kendine ait bir alanı koruma isteğinden doğar. Sığınağındayken onu oradan çıkmaya zorlarsanız sonsuza dek kaybedebilirsiniz. Kadın nasıl biridir diye soranlara bu anlatının yanıtı şudur: Yakınlık kurabilir ama kendi iç dünyasının kapısını ne zaman açacağını da kendi belirler.

Bir kadın çılgındır aslında

Neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez. Yaratıcılığının sınırı yoktur. Ama bunu ortaya çıkarmak için hayatının erkeğini bekler. Yaratıcılığını hoyratça harcamaz; sadece erkeğine saklar. Bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok şanslısınız demektir. Çünkü yaşamınız asla sıradan olmayacaktır.

Bu çılgınlık, hayatı başka türlü görme ve sıradan olana yeni bir anlam katma hâlidir. Onun yanında yaşam, alışılmış akışının dışına çıkabilir; paylaşılan anlar daha canlı ve unutulmaz bir hâl alabilir. Kadının içindeki yaratıcılığın ortaya çıkışı, ilişkiye de yeni bir renk katar.

Bir kadın hayattır aslında

Çünkü hayatın içinde olan her şey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor. Yemek yemek, su içmek bile… Bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor musunuz?

Belki kadın nedir sorusunun tek bir cevabı yoktur. Bu satırlarda kadın; şefkat isteyen ama çocuk yerine konmak istemeyen, güçlü olduğu hâlde huzur arayan, seven ama kendi kararını veren, yalnızlığına ve yaratıcılığına sahip çıkan biri olarak anlatılır. Onu anlamak, bütün bu hâllerin aynı kişide bir arada bulunabileceğini kabul etmekle başlar.