Gülümseyin. Hayatın anlamı keyif almak ve gülümsemektir.
Hayat, yaşadığımız 24 saatlerin toplamından oluşur. İstediğiniz yaşamı oluşturmanın ilk adımı, her gününüzü istek ve arzularınıza yer açacak biçimde değerlendirmektir. İstediğin hayatı yaşamak, yalnızca uzak bir geleceği düşünmek değil; bugünün içinde hangi seçimleri yaptığınıza da dikkat etmektir.
Bugün ne sizi mutlu ederdi? Bugün ne sizi neşeli kılardı? Kendinize bu soruları sormak, dikkatinizi alışkanlıkla yaptıklarınızdan gerçekten istediğiniz şeylere çevirebilir.
Kendinizi neşeli ve mutlu eden şeyleri yaşamayı seçseydiniz, nasıl bir 24 saat ortaya çıkardı? Bu soruya hemen büyük ve kusursuz bir yanıt bulmanız gerekmiyor. Gününüzün içinde size iyi gelen şeyleri fark etmek ve onlara yer açmakla başlayabilirsiniz.
Şimdi düşünün: Her gün bu bakış açısından hareket etseydiniz yaşamınız nasıl olurdu? Böyle yaşanmış kaç tane 24 saatin birleşimi sizi istediğiniz yaşama yaklaştırırdı? Günlük seçimler küçük görünse bile, yaşamımızı seçimlerle yaratırız; bugün neye zaman ayırdığımız, neyi önceliklendirdiğimiz ve hangi isteğimizi ertelediğimiz bu bütünün parçalarıdır.
Her insan kendi hayatını yaşar. Bizim hayatımızı bizden başkası yaşayamaz. Kendi hayatımızı yaşamak, ona sahip çıkmak ve onu kendi istek ve arzularımızdan oluşturmak demektir.
Başkalarının istediği ve arzu ettiği şeylere göre yaşamaya çalıştığımızda, kendi hayatımızı yaşıyor muyuz? Yoksa başkalarının hayatını mı? Hayatını kendi istediğin gibi yaşamak, çevrendeki herkesi yok saymak anlamına gelmez; kendi arzularını da seçimlerinin dışında bırakmamaktır.
Zihnimiz her zaman seçecek bir şey arar. Ona neyi seçeceğimizi biz vermediğimizde, başka birinin seçimini sahiplenebiliriz. Çevre, televizyon ve kültürel sürüklenme, neyi arzuladığımızı ve nelere yöneldiğimizi etkileyebilir. Bu etkileri fark etmek, seçimlerimizi yeniden gözden geçirebilmemiz için bir başlangıçtır.
Başkalarının istekleri için çaba gösterirken kendi isteklerimizi sürekli geri plana attığımızda, tatminsizlik ve boşluk hissi yaşayabilir, enerjimizin tükendiğini fark edebiliriz. Bu nedenle hayatını kendi isteklerine göre yaşamak için önce gerçekten ne istediğini kendine sormak önemlidir. Her isteğin hemen gerçekleşmesi gerekmez; önemli olan kendi arzularına sahip çıkmak ve onlara doğru ilerlemeyi seçmektir.
İstek ve arzularınızı talep edin; onların nasıl ve hangi yoldan gerçekleşeceğine takılıp kalmayın. Her şeyin sonsuz yaratım biçimi vardır. Bu yaklaşımda, arzuların nasıl ortaya çıkacağı yaratıcının işidir; bizim işimiz talep etmek ve ona ulaşma yolunda kalmaktır.
Sorular bu konuda yardımcı araçlardır. “Nasıl bir hayat istiyorum?” sorusundan başlayarak, yanıtınızı günlük yaşamınızla ilişkilendirebilirsiniz. Aşağıdaki soruları acele etmeden kendinize yöneltin:
Bu sorular, tek bir doğru yanıt bulmaya zorlamak için değil, önünüzdeki seçenekleri görmenize yardımcı olmak için var. Yanıtlarınızı düşünürken bugün atabileceğiniz küçük bir adımı da fark edebilirsiniz. İstediğiniz yaşam, seçtiğiniz ve yöneldiğiniz şeylerle şekillenir.
Halis ŞAHİNER
Ben ışığım ve ışığımın parlamasına izin veriyorum.
Daha fazla yaratım aracı ve bilgi için kitaplarımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz?
Kontrol Sende
İzin Ver GELSİN, İzin Ver OLSUN
Çekim yasası ve Bilinçaltı Kayıt Dönüşüm Rehberi
Düzenlenmiş İkinci Baskı
Daha iyi bir yaşam için
BİLİNÇLİ YARATMA SANATI
Kitapları temin için: cekimyasasi@hotmail.com
Tel/WhatsApp: 0 553 06 00 464
www.halissahiner.com
“Her şey göründüğünün tersidir, hiçbir şey göründüğünün tersi değildir” sözü, yaşadığımız bir olay hakkında verdiğimiz ilk hükmün gerçeğin tamamını yansıtmayabileceğini hatırlatır. Bazen olaydan çok, ona yüklediğimiz anlam ve bu anlamdan çıkardığımız sonuçlar bizi zorlar.
Geçenlerde biriyle konuşurken yaşadığı bir durumdan bahsetti. Yaptığı bir davranışın içinde bir şeyleri tetiklediğini, dengesinin bozulduğunu ve yoğun bir suçluluk duygusu yaşadığını anlattı.
Daha İyi Bir Yaşam İçin Bilinçli Yaratma Sanatı kitabımla ilgili kısa sürede güzel geri dönüşler almak beni mutlu etti. Aşağıdaki paylaşım, kişinin kendi inançlarını fark etmesinin ve bu inançlara yüklediği anlamı sorgulamasının önemini gösteriyor.
X: Günaydın, kitabınızı okurken parayla ilgili kendimde fark ettiğim bir inancı sizinle paylaşmak istedim. Kolay kazanılan para kolay harcanır. Örneğin, bir ihaleden kazanılan yüklü miktardaki para kolay harcanabilir. Bir ay doktorluk yaparak kazanılan para ise —burada insan hayatı söz konusu ve emek yoğun— zor harcanır, hatta ileride rahat edebilmek için biriktirilir.
H.Ş.: Her şey bir bakış açısıdır. İnanılan şeyler doğru ya da yanlış değil, birer yorumdur. Farkında olmamız gereken, o inancın yaşamımızı kolaylaştırıp kolaylaştırmadığıdır. Ona anlam yükleyen ve önemli yapan bizim zihnimizdir. Bir şeyi neden önemli yaptığımızı sorgularsak onun arkasındakini görebiliriz.
X: Çok teşekkür ediyorum.
Kitabımı yazarken hedefim, okuyan kişilerde dört şeyin ortaya çıkmasına katkı sağlamaktı: farkındalık, bilinçlendirme, güçlendirme ve seçim. Paylaştığım yazıları da genellikle bu dört adım üzerinden çerçeveliyorum. Çünkü gerçek özgürlüğün, kişinin kendi içinden gelen çözümlerle oluştuğuna inanıyorum.
İlk adımda kişinin orada olanı görmesine yardımcı oluyorum. Farkındalık, ortadaki gerçeği görmek; ne olduğunu bilmektir. Bu, hemen bir yargıya varmak ya da durumu değiştirmek anlamına gelmez. Öncelikle yaşananı ve kişinin kendi düşünce biçimini olduğu gibi fark etme alanı açar. Kişisel farkındalık, böylece değişim için başlangıç noktası hâline gelir.
İkinci adım olan bilinçlendirmede, kişinin yaşanan şeye yüklediği anlam ile kendisi arasındaki bağlantıyı görmesine yardımcı oluyorum. Yaşadıklarımızı değerlendirirken olayların yanı sıra onlara verdiğimiz anlamlar da rol oynar. Bir şeye anlam yüklemek, onu zihnimizde tanıdık hâle getirir; aynı zamanda yaşamımızdaki önemini ve öncelik sırasını belirlememize katkıda bulunur.
Bir şeye anlam verebilmek için onu bildiğimiz başka şeylerle ilişkilendiririz. Anlamı orada tutan, kurduğumuz bağlantılardır. Örneğin, “Ben para istediğimde babam vermek istemiyor; ama abim istediğinde kolaylıkla veriyor. Öyleyse babam abimi daha çok seviyor,” diye düşünebiliriz. Burada gözlemlenen durum ile bu duruma ilişkin yorum birbirine bağlanmıştır. Bu bağlantının farkına varmak, düşüncemizi sorgulamak için bir imkân yaratır.
Olaylara yüklediğimiz anlamın ve yaptığımız bağlantıların yaşamımıza katkı sağlayıp sağlamadığını değerlendirebiliriz. Bu değerlendirme, inançları ve düşünceleri değiştirme ya da yeniden tanımlama seçeneğini görmemizi sağlar. Amaç, bir inancın mutlak biçimde doğru veya yanlış olduğunu ilan etmek değil; o yorumun bize nasıl hizmet ettiğini anlayabilmektir.
Farkındalık ve bilinçlendirme sonrasında kişi hâlâ seçim yapacak güce sahip olmadığını düşünebilir. Güçlendirme, mevcut durumun ötesine geçmeye yardımcı olabilecek bilgi ve çözümlere ulaşmayı kapsar. Ben de kişinin kendisi için uygun çözümün zihninde ortaya çıkmasına yardımcı olacak referanslar göstermeye çalışıyorum.
Soru sormak, imgeleme yaptırarak enerjiyi takip ettirmek, hissedilen duygunun geçmişteki referansını bulmaya ve o referansı değiştirmeye çalışmak, kullandığım teknikler arasında. Bazen oradaki sıkışmış enerjiyi boşaltmaya da odaklanıyorum. Bu konuda pek çok teknik var ve her teknik herkes için uygun olmayabilir. Kişi kendisi için uygun olanı kullanabilir. Temel bilgilere sahip olmak ise başka tekniklerden daha verimli yararlanarak ilerlemeyi kolaylaştırabilir.
Ne kadar usta ve uzman yüzme hocalarından ders alırsanız alın, suya girip denemeden ne kadar iyi yüzdüğünüzü anlayamazsınız. Bu nedenle çalışmaları gerçek yaşamda test etmek gerekir. Test etmek için seçim yapmak önemlidir; çünkü sonucu belirleyen seçimdir. Farklı bir sonucun ortaya çıkması, farklı bir şeyin seçilmesiyle ve zihnin bu seçime ikna olmasıyla mümkün hâle gelir. Kişisel değişim için farkındalık kazanmak kadar, fark edilenleri yaşamda denemek de önem taşır.
Farkındalık yaşayan herkes hemen farklı bir seçim yapar mı? Ne yazık ki hayır. Herkesin bilinçaltı kendine özgüdür. Kişilerin neleri ne ölçüde yapabileceğine ilişkin özgüveni, cesareti, yetisi, bilgisi ve kaynağı farklıdır. Bu nedenle her sistem herkeste aynı şekilde ilerlemez. Bazı kişilerde değişim ve dönüşüm hızlı olurken bazılarında süreç daha yavaş ilerleyebilir.
Sürekli pratik yaptığınızda bir süre sonra daha hızlı ilerlediğinizi görebilirsiniz. Bu, kendi düşünceleriniz üzerinde kontrol kazanma ve kendi hayatınızı yönetme özgürlüğünüzü destekleyebilir. Kimseye bağlı olmadan, kimseden bir şey beklemeden yaşamınızı yönetme imkânı sunar.
Küçük bir not: Bu adımları her zaman aynı sırayla takip etmek zorunda değilsiniz. Bazen farkındalığın, bazen bilinçlenmenin ardından doğrudan seçime geçebilirsiniz. Bu, o anki gelişmelere ve kendinizde değişim için yeterli gücü bulup bulmadığınıza bağlıdır.
Bundan daha iyi nasıl olur?
Daha başka neler mümkün?
Halis Şahiner
Kitapla ilgili daha fazla bilgi için aşağıdaki bağlantıyı tıklayınız:
http://www.hls-cekimyasasi.com/2020/09/bilincli-yaratma-sanat-kitab-halis.html
Yaşam, insanların anne karnına düştükleri andan bu dünyadan ayrılana kadar sürdürdükleri kendini anlamlandırma yolculuğudur. Bu yolculuk, çoğunlukla birbirini izleyen 24 saatlik dilimler içinde yaşanır.
Gün içinde yaptıklarımızın önemli bir bölümü tekrar eder. Bu nedenle yaşam, bir anlamda bu 24 saatlerin toplamı olarak ortaya çıkar. Her gün yaptıklarımızla kendimize dünyada bir anlam ve konum yaratmaya çalışırız. Boşluk hissi de bu anlam arayışının içinde, bazen ne yaptığımızı ve neden yaptığımızı yeniden düşünmemize yol açar.
Kendimize anlam yüklerken çoğunlukla diğer insanları, onların yaptıklarını ve davranışlarını referans alırız. Aralarında bağlantılar kurarız. Bağlantı kurmak, anlamın önemli bir parçasıdır: Bir şeyle ilişkilendirmediğimiz bir şeyin zihnimizde belirli bir konuma ve anlama sahip olması zorlaşır.
Kişilere, olaylara, nesnelere ve maddelere yüklediğimiz anlamların bir kısmı toplumsaldır; büyük bir kısmıysa kişiye özeldir. Kişisel anlam, yaşamımızdaki bir kişiyi, nesneyi ya da şeyi zihnimizde bir kategoriye yerleştirip ona önem ve öncelik vermemizdir. Başka bir deyişle, bazı şeyleri kendimiz için kutsal hâle getiririz. Kimi için sağlık, kimi için para, saygı ya da özgürlük önemlidir; kimi içinse bir inek bile özel bir anlam taşıyabilir.
En büyük sorun, anlamları ve bağlantıları kendimizin oluşturduğunu unutup onları bizden bağımsız, dışarıda bir yerde konumlandırmamızdır. Sonra bu anlamların lehine ya da aleyhine savunmaya geçer, onlarla mücadele ederiz. Yaşamımızdaki bazı şeyleri kontrol etmek için kendi kurduğumuz bağlantılara tutunuruz.
Aşağıdaki konuşma, cesaret ve eksiklik düşüncesine yüklediğimiz anlamları sorgulamak için bir başlangıç olabilir:
H.Ş.: Ne istiyorsun?
X: Gerçekleşmek, daha gerçek olmak.
H.Ş.: Ol. Bunun için neye ihtiyacın var?
X: Cesaret, güç, sevgi. Bilmek, yapabilmek. Anahtarlar. İnsanlık, dünya, evren benden ne istiyor? Neden yapamamak beni huzursuz ediyor?
H.Ş.: Bütün bunların hepsi senin kararların ve sonuçlandırmaların. Ulaşılan şeyi değersiz kılmamak için icat edilmiş şeyler.
X: Yani inkâr ediyorum. Ben bütün bunlara sahibim.
H.Ş.: Hayır. Sadece eksik olduğuna karar vermişsin. İkisi arasında fark var.
Bu noktada kendimize şu soruları sorabiliriz: “Cesarete hangi anlamı yüklüyorum ve neden? Bu anlamı değerli kılarak neyi kontrol ediyorum? Kendimi nerede cesaretsiz olarak etiketledim?”
X: Ooo, çok yerde.
H.Ş.: Bu şekilde etiketlemesem ne yaparım, nasıl davranırım?
X: Korku vardı.
H.Ş.: Hangi korkuların seni böyle davranmaya itiyor?
X: Dışlanma olabilir.
H.Ş.: Cesareti tek bir tanıma indirgediğinde kendini kilitlersin. Cesaretin en genel tanımı, “korkularına rağmen adım atabilmektir.”
X: İşte “ona rağmen”i aşamamışım. Bunu değiştirebilir miyim? Değiştirebilirsem nasıl?
H.Ş.: Eğer adım atamıyorsan korkunu kabul et. Kendini yargılama. Sorun yaratan şey adım atmaman değil, adım atmadığın için kendini yargılamandır; kendini yanlış kılmandır. Kendine dürüst ol. Adım atmak zorunda değilsin. Hangi korkular nedeniyle adım atmadığını kendine itiraf et. Bir süre sonra bu durumun duygu hâlin üzerindeki etkisi azalacaktır.
X: Evet, korkağım; kabul. Durayım. Durunca ne oluyor?
H.Ş.: “Adım atmak zorundayım” düşüncesine takıldıkça kendini yargılamaya devam edeceksin. Kendini yargılamayı durdur ya da gereken adımları at. Birçok insanın yaptığı şeyi yapıyorsun: Adım atmak yerine kendini yargılamak ya da suçlamak daha kolay geldiği için kendini yanlış ve hatalı kılıyorsun.
X: Evet, boş yere hırpalıyorum.
H.Ş.: Çünkü yapacak daha iyi bir şeyin yok. Duygusal boşluktasın. Kendine anlam yükleyecek ve seni meşgul edecek bir şeyler arıyorsun. Bu bir seçim. Ne yaptığını gör ve neden yaptığını sorgula: “Buna gerçekten ihtiyacım var mı? Bu benim hayatımda ne yaratıyor?”
Meşguliyet arayışının nedenleri her zaman dışarıdan açıkça görünmeyebilir. Bazen yaşam boşluğunu doldurmak için suni anlamlar, bağlantılar ve uğraşlar icat ederiz. Bir şey yaratmak ya da yarattığımız şeyi önemli ve değerli kılmak başlı başına doğru veya yanlış değildir; bu kişisel bir seçimdir. Önemli olan, seçimin yaşamımızdaki etkisini fark etmektir.
Yarattığımız anlam ve meşguliyetler hayatımızı nasıl etkiliyor? Duygu durumumuzda neye yol açıyor? Yaşamımızda ne yaratıyor? Bu sorular, enerjimizi nereye koyduğumuzu görmemize yardımcı olabilir. Enerjimizi tüketen ve bizi aşağı çeken gereksiz şeylerden uzaklaşmak, daha verimli ve tatminkâr bir yaşam için alan açabilir.
Yaşamımızda boşluk hissi ortaya çıktığında hangi davranışları sergilediğimizi fark etmek ilk adımdır. Sonrasında, bu davranışlara yönelmemize neden olan ve zihnimizin karşılaşmaktan ya da düşünmekten kaçındığı durumları bulup anlamaya çalışabiliriz. Geçmişe ait olumsuz duygu durumlarını çözümlemek, çoğunlukla boşluktan kaçınma ihtiyacını azaltır; yaratım için daha fazla zaman ve enerji bırakır.
Bundan daha iyi nasıl olur?
Başka neler mümkün?
Halis Şahiner
Daha fazla yaratım aracı ve bilgi için kitaplarımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz?
KONTROL SENDE
İzin Ver GELSİN, İzin Ver OLSUN
Çekim yasası ve Bilinçaltı Kayıt Dönüşüm Rehberi
Düzenlenmiş İkinci Baskı
Daha İyi Bir yaşam için
BİLİNÇLİ YARATMA SANATI
Kitapları temin için: cek imyasasi@hotmail.com
Tel/Whatsapp: 0 553 06 00 464
www.halissahiner.com
Bilinçli Yaratma Sanatı, insanın kendi yaşamını daha derin bir farkındalıkla gözlemlemesi, düşüncelerini bilinçli şekilde yönlendirmesi ve yaşamında yeni olasılıklara alan açması için hazırlanmış kapsamlı bir kişisel gelişim ve dönüşüm kitabıdır.
Bu kitap, asıl dönüşümün düşünce biçimimizi, duygusal referanslarımızı, bilinçaltı kayıtlarımızı ve kendimizle ilgili kabul ettiğimiz sınırları fark etmekle başladığını anlatır.
Regresyon Uygulaması Ses Kaydı- Geçmişte Yaşanan Olumsuz Duyguları Dönüştürmek.
Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme: İçsel Temizlik Deneyimim
Bilinçaltını Anlamak: İnançlar, Olumlamalar ve İçsel Dönüşüm
Zayıflama Telkini ve Ses Kaydı
Ho’oponopono Yöntemi Nedir? Nasıl Uygulanır?
40 Günlük Bereket ve Zenginlik Planı
Zihin Filtreni Kontrol Et, Algıların değişsin.
İlişkilerde Çekim Yasası: Eski Sevgiliyi Geri İstemek ve Bilinçaltı Korkuları
Kendine Güven Telkini: Metin ve Ses Kaydı
İstediğim Kişiyi Hayatıma Çekebilir miyim?





