Çekim yasasıyla ilgilenenlerin peşinden koştukları önemli şeylerden biri paradır. Daha iyi bir yaşamın ve hayatta kalmanın güvencesi olarak gördüğümüz para için daha fazlasını kazanmaya çalışırız. Oysa para bir değiş tokuş aracıdır; maddi ihtiyaçlarımızı karşılayabilir ama tek başına mutluluk ya da sevgi satın alamaz. Bu sözlere, “Parayı ver, hepsini yaparım,” diye karşılık verenler olabilir. Fakat fiziksel ihtiyaçlarımızla ruhsal ihtiyaçlarımızı birbirine karıştırdığımızda parayı, içimizdeki başka sıkıntıların da çözümü gibi görmeye başlayabiliriz.
Hayattaki her şey bir seçimdir; seçmek ya da seçmemek. Seçenekler çoğu zaman önümüzde durur, ancak onları görüp görmemeyi de seçeriz. Para konusunda da seçimlerimizin farkında olmayabilir, ardından içinde bulunduğumuz durumun nedenlerini yalnızca dış koşullarda arayabiliriz. Bu yazıda, para inançlarını anlamak için danışanımla yaptığım bir telefon çalışmasını paylaşmak istiyorum.
Para kazanmak istiyor, ama çalışmaktan kaçınıyordu
Danışanımla daha önce özgüvenini geliştirmek üzerine üç dört kez bireysel çalışma yapmıştık. Her çalışmanın ardından hayatında değişiklikler olduğunu söylüyordu. Bu kez iş konusunda yaşadığı sıkıntı için destek istedi. İstediği türde bir iş buluyor, işe giriyor; bir süre sonra kendini sabote ederek işten ayrılıyordu. Evde kaldıktan sonra eşi ya da çocukları yeniden iş araması için onu teşvik ediyor, o da işe başlayıp aynı döngüyü tekrar ediyordu.
Ona, “İşi ne için istiyorsun?” diye sordum. “Para için,” dedi. Çalışmak istemediğini söylediğinde, işe girerse ne olacağını konuştuk. Eşinin kazancının yetmediğini, borçları ödemek, çocuklarına harçlık vermek ve okul masraflarını karşılamak istediğini anlattı. Hem paraya ihtiyacı olduğunu söylüyor hem de çalışmak istemiyordu; ortada bir çelişki vardı.
“Kendin için ne istiyorsun?” diye sorduğumda kendisi adına bir isteği olmadığını fark etti. Çalışmayı başkalarını mutlu etmek, çocuklarına para vererek onların sevgisini görmek için istiyordu. İşi kendisi için seçmediğinden, yaptığı işlerden de zevk almıyordu. Eşinin kazancını yetersiz bulmasının ardında hangi inancın olduğunu sorguladığımızda, bu düşüncenin babasına ait olduğunu söyledi.
Para hakkında aileden gelen inançlar
Babası, tek başına çalışıp eve yetemediğinden yakınır; annesi çalıştığı dönemlerde bile çocuklarına ayakları üzerinde durmaları ve eve yardımcı olmaları gerektiğini söylerdi. Danışanıma, “Bir kamyon paran olsaydı ne yapar, nasıl hissederdin?” diye sordum. O kadar para istemediğini söyledi. Nedenini sorunca, “Çok para yalansız olmaz,” dedi; ardından “Çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz,” ifadesini kullandı.
Para ile ilgili başka hangi düşünceleri olduğunu sorduğumda şunları sıraladı:
- Fakirlik erdemliktir.
- Öbür dünyada bu kadar malın kefaretini ödeyemem.
- Çok para azdırır.
- Çok param olursa bir sürü akraba ortaya çıkar.
- Çok param olursa hakkıyla ibadet edemem.
Bu inançları dinledikten sonra, “Parayla ilgili sorun yaşaman çok doğal. Para istediğini söylüyorsun ama aynı zamanda zenginliği reddediyorsun; çelişki içerisindesin,” dedim. Bu düşüncelerin kime ait olduğunu yeniden sorduğumda cevap yine “Babama,” oldu. Daha önceki çalışmalarımızda, kız evlat olduğu için babasının kendisine bakışından duyduğu rahatsızlığı da konuşmuştuk.
Bu bölümde aile dizimi çalışmasını kullanarak ailesini zihninde bir odaya yerleştirmesini istedim. Babası annesinin yanında, erkek kardeşi başka bir ikilinin yanında, ablası da onun yakınındaydı. Danışanım ve kız kardeşi ise biraz uzakta duruyordu. Neden ayrı olduklarını sorduğumda, “Kız olduğumuz için,” dedi. Ablasının erkek kardeşinin yanında olmasını ise onun “erkek gibi” çalışıp eve para getirmesiyle açıkladı.
Danışanımın anlatımına göre babası evin geçimi için destek bekliyor, erkek evlat istiyordu. Ablası bu beklentiye daha fazla uyum sağlamış; danışanım ve kız kardeşi ise kendilerini ailenin dışında hissetmişti. Danışanım, cinsiyetini kabullenme konusunda yaşadığı sıkıntıları ve bedenine dair hislerini de bu aile deneyimleriyle ilişkilendiriyordu. Kendi evinde de eşinin kazancını yetersiz bulup evin sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğine inanıyordu.
Annesinin sık sık parasının yetmediğinden yakınması da danışanımı etkiliyordu. Annesine yardım etmek istiyor, ancak bunu yapacak kadar parası olmadığını düşündüğü için rahatsızlık hissediyordu. Ailede herkes çalışsa da herkes kendini parasızlığa inandırmış gibiydi. Danışanımın da benzer düşünce ve davranışları kendi ailesine taşıdığını gördük.
Almayı kabul etmek ve asıl ihtiyacı fark etmek
Çalışmanın devamında annesini bir sandalyede otururken imgelemesini, karşısında diz çökerek şu sözleri tekrarlamasını istedim: “Sen benim annemsin, ben senin çocuğunum. Sen büyüksün, ben küçüğüm. Sen verirsin, ben alırım.” Bu sözleri söylemekte zorlandı. Ardından, “Verdiklerin için teşekkür ederim; onlar bende kalacaklar,” cümlesini eklemesini istedim. Tekrar ettikçe gerginliğinin hafiflediğini anlattı. Annesinin ona deste deste para verdiğini imgelemesi de başlangıçta zor gelse de bunu yapabildi.
Sonra benzer çalışmayı babasıyla yapmasını istedim: “Sen benim babamsın, ben senin kızınım. Sen büyüksün, ben küçüğüm. Sen verirsin, ben alırım. Verdiklerin için teşekkür ederim; onlar bende kalacaklar.” Bu sırada göğsünün sıkıştığını, boğazının düğümlendiğini ve nefes almakta zorlandığını söyledi.
Babası zihninde ona para vermiyordu. Danışanım hatırladı ki ailede para alışverişi çoğunlukla annesi üzerinden yürürdü: ihtiyaç olduğunda annelerinden para ister, kazandıklarını da annelerine verirlerdi. Annesi çocuklar için ailenin para kasası gibiydi; babası ise zihninde para odaklı ve ulaşılmaz bir kişiydi. Sözleri tekrarlamayı sürdürdüğünde, imgesinde babası önce parayı eline koyup geri aldı, sonra ona vermeye başladı.
Danışanım, “Babam parayı veriyor ama para benim için bir anlam ifade etmiyor,” dedi. Babasının gözlerine baktığında sevgi gördüğünü ve aslında aradığı şeyin sevgi olduğunu fark etti. Yıllarca babasının ilgisini ve onayını alabilmek için onun odaklandığını düşündüğü şeye, yani paraya yönelmişti. Para kazanıp eve getirdiğinde babasının davranışının değiştiğini daha önce de anlatmıştı. Bu deneyim, para kazanırsa sevileceğine dair bir düşünce geliştirmesine yol açmıştı.
Para kazanmadığında suçluluk hissediyor, eşi ve çocuklarına para vererek onların sevgisini kazanmaya çalışıyordu. Fakat eşi ve çocukları babası değildi; onlardan babasından beklediği karşılığı alamadığı için tatminsizlik yaşıyordu. Bu çalışmada kilitlenmenin babasıyla ilişkisine bakışında olduğunu, anahtarı başka yerde aradığını gördü.
Her şey bizim içimizde; zihinsel olarak izin vermediğimiz hiçbir şey fiziksel hayatımızda tezahür edemez.
Para inançlarını sorgulamak için sorular
Hayatınızda yeterince para olmadığını düşünüyorsanız, zihninizdeki para ile ilgili bilinçaltı inançları ve aileden öğrendiğiniz kalıpları gözden geçirebilirsiniz. Kendinize şu soruları sorun:
- Yeterince param olmadığı düşüncesine neden tutunuyorum?
- Parayı hangi ihtiyaçlarım için istiyorum?
- İhtiyaç olarak gördüğüm şeylerden hangileri gerçekten olmazsa olmaz?
- Hangi sorunlarımın çözümü için parasızlığı paravan olarak kullanıyorum?
- Yaşamımın hangi alanlarında parayı reddediyorum?
- Paraya sahip olmamanın nesini seviyorum?
- Yaşamımdaki hangi inanç kalıpları hayatıma paranın gelmesini engelliyor?
- Her şeyi olabilen, yapabilen, bilebilen ve her şeye sahip olabilen biri olsaydım kim ve ne olurdum? Hayatım nasıl olurdu?
- Şu anda bu kişi olmayı zihinsel olarak seçmeme engel olan şey ne?
- Neyi alıp kabul etmeye gönüllü değilim?
- Hayatımla ve parayla ilgili neyi olmaya, bilmeyi, algılamayı, alıp kabul etmeyi istemiyorum?
- Eğer para mesele olmasaydı, neyi seçerdim?
Soruları sorun ve cevapların hemen gelmesine takılmadan onları serbest bırakın. Sorular, daha önce fark etmediğiniz seçenekleri görmenize yardımcı olabilir. Farklı seçeneklerin var olmasına zihinsel olarak izin verin; ortaya çıktıklarında seçin. Beğenmediğinizde yeniden seçin. Takıldığınız yerde blokajları temizleyip yeniden deneyin.
Hayat seçimlerden oluşur. Kendinize verdiğiniz her seçim izni sizi daha fazla özgürleştirir ve farklı dünyalara taşır.
Not: Herkesin bilinçaltı kendine özeldir. Burada anlatılanlar fikir vermesi ve değişimin mümkün olduğunu göstermek amacıyla paylaşılmıştır. Başarı kişiden kişiye değişir. Hayat sürekli değişir; doğrular zamana ve mekâna göre değerlendirilir. Neyi seçip neyi seçmeyeceğiniz size kalmıştır. Bir inancı yıkarken yerine yeni bir inanç yükleyen akımlardan ve kişilerden uzak durmanızı tavsiye ederim.
Hayatınıza katkıda bulunmasını diliyorum.
Saygılar,
Halis ŞAHİNER
Daha fazla yaratım aracı ve bilgi için kitaplarımı inceleyebilirsiniz.

Kontrol Sende - Çekim Yasası ve Bilinçaltı Dönüşüm Rehberi Kitabı - 2019 - 2 nci Baskı
İzin Ver GELSİN, İzin Ver OLSUN
Çekim Yasası ve Bilinçaltı Kayıt Dönüşüm Rehberi

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı
Daha iyi bir yaşam için Bilinçli Yaratma Sanatı
Kitapları temin etmek için: cekimyasasi@hotmail.com
Tel/WhatsApp: 0 553 06 00 464
www.halissahiner.com
















