yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Seçiminiz Realiteyi Değiştirecek – Gary M. Douglas

seçimlerin realiteyi değiştirmesi

Çoğu insan gibiyseniz, hayatınızı bu realitenin sunduğu seçenekler arasından seçim yaparak geçiriyor olabilirsiniz. Bu menüde doğru ya da yanlış, iyi ya da kötü, kısıtlı ya da kısıtlı olmayan gibi karşıtlıklar vardır. Oysa Gary M. Douglas’ın dikkat çektiği nokta, bu tanıdık seçeneklerin henüz göz önüne bile almadığınız olasılıkları göstermeyebileceğidir.

Seçimlerinize yeni olasılıklar açısından bakın

Ben hiçbir şeye yalnızca doğru veya yanlış, iyi veya kötü diye bakmam. Karşıma hangi seçenek çıkarsa çıksın, kendime şu soruları sorarım: “Bu neyi yaratacak? Bu seçim nasıl farklı bir olasılık yaratacak? Henüz mümkün olduğunu düşünmediğim başka hangi olasılığa kapı açabilir?”

Bu yaklaşım, seçimi alışılmış ölçütlerle değerlendirmek yerine onun yaratabileceği farklılıkları merak etmeye davet eder. Bir seçeneği değerlendirirken yalnızca “Bu, içinde bulunduğum realitede nasıl işe yarar?” diye sormak zorunda değilsiniz. “Bu seçim, şimdiye kadar bildiğim ve mümkün olduğunu düşündüğüm şeylerin ötesinde ne yaratabilir?” sorusunu da sorabilirsiniz.

Seçim ve olasılıklar arasındaki ilişkiye bu açıdan bakmak, daha önce hesaba katmadığınız ihtimalleri fark etmenize yardımcı olabilir. Önemli olan, seçeneği hemen iyi ya da kötü diye sınıflandırmak değil; onun hangi farklılığı yaratabileceğini sorgulamaktır.

Seçim, realiteyi değiştirebilir

Seçimleriniz realiteyi değiştirecektir. Gerçek Seçim Krallığı, seçtiğiniz her şeyin farklı bir dünya yaratabileceğini kabul eder. Farklı bir dünya yaratmak istiyor musunuz? O zaman seçin; seçiminizin hiçbir etkisi yokmuş gibi davranmayı bırakın.

Douglas’ın bu sözlerinde seçim, yalnızca kişisel bir karar olarak değil, daha geniş bir değişimin başlangıcı olarak ele alınır. Bilinçlilik alanından yapılan seçimin başkalarının realitelerinde de bir değişim yaratabileceğini söyler. Bu nedenle kendinize şu soruyu yöneltebilirsiniz: “Yaratmak istediğim şey bu mu?” Cevabınız evetse, seçiminizi sahiplenin.

Kendi benzersiz hediyenizi fark edin

İnsanlar çoğu zaman özel olduklarını hisseder, fakat bu özelliklerini gerçekten talep etmekte zorlanabilirler. Douglas, kendi deneyimini de bu düşünceyle anlatır: Özel olduğunu biliyordu; ancak başkaları bunu görmediğinde kendisi de inkâr etti. Farklı bir realite istediğini biliyor, fakat çevresindekiler bunu göremediği için bu isteği reddediyordu.

Dünya için bir değişim yaratabilecek bir şeyi olduğunu hissettiğini, ancak bunu bulamadığını söylüyor. Çünkü kendi “torbasında” bulunan değere bakmak yerine başkalarının torbalarına yöneliyordu. Bu anlatı, insanın kendi değerini ve sunabileceği şeyi başkalarının ölçülerinde aramadan fark etmesi gerektiği fikrini öne çıkarır.

Her birimiz, olduğumuz hediye olarak sunabileceğimiz ve pek çok şeyi değiştirebilecek bazı özelliklere sahibiz. Douglas’ın benzetmesiyle, bütün hayatınız boyunca yanınızda duran bu hediye için kendi torbanıza bakmanız gerekir. Ona sahip olduğunuzu biliyor olsanız bile, onu talep etmek yerine değeri başkalarının realitelerinde arıyor olabilirsiniz.

Kendinize sorabileceğiniz sorular

Siz dünyaya benzersiz bir hediyesiniz. Bunu hiç kabul ettiniz mi? Ne olduğunuzu, neleri yapmaya muktedir olduğunuzu ve henüz seçmediğiniz hangi imkânların her şeyi değiştirebileceğini kabul etmek için ne gerekir?

Eğer kabul etseydiniz dünyayı olmasını istediğiniz biçimde değiştirebilecek, fakat şu anda görmezden geldiğiniz kaç seçenek var? Gary Douglas’ın yaklaşımı, bu soruların yanıtını başkalarının beklentilerinde değil, kendi seçiminizde ve kendi olasılıklarınızda aramaya çağırıyor.

Olasılıklar Seçimi semineri

Gary Douglas ve Dr. Dain Heer dünyanın farklı yerlerinde Olasılıklar Seçimi seminerleri vermektedir. Seminer hakkında daha fazla bilgi almak için kaynak metindeki videoyu izleyebilirsiniz.

Alıntıdır.
Seçiminiz Realiteyi Değiştirecek – Gary M. Douglas

KONTROL SENDE kitabımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz?

KENDİ KENDİNİZİN YAŞAM KOÇU OLUN

seçimlerin realiteyi değiştirmesi

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

Images

Evrende Korkulacak Hiçbir Şey Yoktur

korku

Hayat, şaşılacak ölçüde harikalarla dolu bir yaratılış sürecidir ve siz de onun bir parçasısınız. Her düşündüğünüz, söylediğiniz ve yaptığınız şey bu bütünün içindedir. Yanlışlar ve hatalar bile hayatın deneyimlerinin bir parçasıdır.

Korku ve olumsuz düşünceler nasıl şekillenir?

Değersizlik, korku ve kasvet düşünceleri zihnimizde tekrar tekrar belirebilir. Bu yıpratıcı, olumsuz düşünceler yalnızca aklımızdan geçip gitmez; bedenimizde de duygular uyandırır. Bir düşünce ortaya çıktığında, bu düşünce bir duyguya dönüşür ve yaşadığımız deneyimin parçası hâline gelir. O sırada, gelecekte vereceğimiz bir tepkinin ya da atacağımız bir adımın zemini de oluşabilir.

Bu bakış açısına göre hayat, farklı duyguları deneyimlediğimiz ve onlarla ilişkimizi anlamayı öğrendiğimiz bir süreçtir. Korku da dâhil olmak üzere yaşadığımız duyguları fark etmek, onlara hemen kapılıp gitmek yerine nasıl karşılık vereceğimizi seçebilmemize yardımcı olur.

Tepkilerimizi seçmek ve kendimize verdiğimiz değer

Tepkilerimizi, dikkatimizi yönelttiğimiz düşünceleri ve hayatta gerçekleştirdiğimiz eylemleri seçebildiğimizi fark ettiğimizde, kendi yaşamımız üzerindeki hâkimiyetimizi de daha iyi kavrarız. Bu, her düşünceyi kontrol etmek ya da hiç olumsuz duygu yaşamamak anlamına gelmez. Düşüncelerimizi ve duygularımızı fark ederek onlara nasıl yaklaşacağımıza karar verebilmek anlamına gelir.

Kendimize yönelttiğimiz düşüncelerin temelinde bazen bizde bir kusur olduğu, sevilmeye layık olmadığımızı düşünmek ya da sevilmek için mutlaka bir şeyler yapmamız gerektiği inancı bulunabilir. Bu inançları fark etmek, onları sorgulamak için bir başlangıç noktasıdır. Sevgiye değer olmak için kendimizi sürekli kanıtlamamız gerektiği düşüncesi, iç dünyamızda yük oluşturabilir.

Duyguları kabul etmek, korkularla başa çıkmanın bir parçasıdır

Istırap, hastalık, acı, pişmanlık ya da suçluluk gibi duygular yaşadığımızda kendimizi bu duygular yüzünden yargılamak zorunda değiliz. Metnin temel düşüncesi, gönüldeki sevginin bütün bu deneyimleri taşıyabilecek kadar geniş olduğudur. Duygularımızı düşman ya da ortadan kaldırılması gereken bir yük gibi görmek yerine, onları iç dünyamızın parçaları olarak karşılayabiliriz.

Bu duyguların “çocuklarımız” olduğu benzetmesi, onlara şefkatle yaklaşma çağrısı taşır: Onları biz yarattık ve ihtiyaçları, bu anlatıma göre, kabul ve sevgidir. Duyguları kabul etmek, onların her yönlendirmesine uymak demek değildir. Önce ne hissettiğimizi fark etmek, ardından bu duyguya nasıl karşılık vereceğimizi seçmek demektir. Böyle bir yaklaşım, korkularla başa çıkarken kendimize daha anlayışlı davranmamıza yardımcı olabilir.

Duygulara sevgi ve kabulle yaklaşıldığında, metinde “başkalaşım” ve “dönüşüm” olarak anılan değişim mümkün hâle gelir. Buradaki vurgu, korkuyu inkâr etmek ya da kendimizi hemen iyi hissetmeye zorlamak değil; yaşadığımızı kabul ederek yeni bir tutum geliştirmektir.

Huzur ve denge için sorumluluk almak

Hayatınızı dengenizi yitirmiş bir hâlde geçirmek zorunda değilsiniz. Sizin için neyin iyi olduğunu keşfetmek ve yaşamınıza huzurla uyum katacak seçimler yapmak sizin sorumluluğunuzdur. Bu süreçte düşüncelerinizi, duygularınızı ve tepkilerinizi gözlemlemek; size iyi gelmeyen inançları fark etmek için bir fırsat sunabilir.

Her şeyi bir anda değiştirmek gerekmez. Önce içinizde beliren korkuyu ve ona eşlik eden düşünceyi fark edebilir, sonra kendinize daha şefkatli bir karşılık vermeyi deneyebilirsiniz. Duygularınızı kabul ederken seçim yapma gücünüzü de hatırlayın. Evrende korkulacak hiçbir şey yoktur.