Images

Kaybetmek için doğanların 10 ortak özelliği

Bir şeyi yapmanız gerektiğini biliyorsunuz. Onu niçin yapmanız gerektiğini de, isterseniz nasıl yapabileceğinizi de biliyorsunuz. Yapmamakla neler kaybettiğinizi ve yaparsanız neler kazanacağınızı biliyorsunuz. Elinizi kolunuzu bağlayıp yapmanızı engelleyen biri de yok.


başarısızlık nedenleri

Bir filozof, “Hayat doğduğumuzda hepimize bir mermer bloğu verir. Bazılarımız ondan güzel bir heykel yaparız, bazılarımız ise hoyratça peşimizden sürükleyip paramparça ederiz” demişti.

Kaybedenler de kazananlar gibi benzer ve farklı özelliklere sahiptir. Bazıları Leonard Cohen’in deyişiyle ‘görkemli kaybeden’dir. Bazılarının yokluğu anlaşılmaz. Bazıları kaybederken başkalarına da zarar verir; bazıları ise ‘sadece kendine zararlı’ kaybedendir. Kazananlar gibi kaybedenler de ‘felsefeli kaybedenler’ ve ‘felsefesiz kaybedenler’ diye ikiye ayrılabilir.

Kazanmak gibi kaybetmek de bağımlılık yapabilir. Kaybetmişliğiyle barışmanın ötesine geçip kaybetmeyi kimlik hâline getirmek mümkündür. Bu bağlamda ‘param yok’ demekle ‘ben fakirim’ demek arasında dağlar kadar fark vardır. Kaybetmeyi kimlik hâline getirmek —bunun Türk usulü versiyonu arabeskleşmedir— kaybetmeyi kalıcı ve ‘sürdürülebilir’ kılar.

Hiç kimse durduk yerde kaybeden olmaz. Kaybeden olmak için de bazı şekillerde düşünmek, davranmak ve inanmak gerekir. Kaybeden olmanın da yapılacaklar ve yapılmayacaklar listesi vardır. Kaybetmek için doğanlar pek fark etmeseler de kaybetmek için de çaba harcamak gerekir!

Kaybetmeye yatkın insanların 10 ortak özelliği

Peki hayat oyununda kaybetmeye yatkın insanların düşünce ve davranışlarında sıklıkla karşılaşılan ortak özellikler nelerdir?

1. İç disiplin yetersizliği

Başarısız insanların birinci ortak özelliği, irade gücünün zayıflığıdır. Kendini içinden disipline ederek bir amaca doğru harekete geçirememek, bu insanların en büyük eksiğidir.

İrade gücü, insanın kendi iç güçlerini bir mercek gibi toplayıp bu gücü bir amaca yöneltmesidir. İradesi zayıf olduğu için kendini kontrol edemeyenlerin olayları ve diğer insanları yönetmesini beklememek gerekir.

2. Zaman kullanım bilincinde zayıflık

Başarılı ya da başarısız herkesin 24 saati vardır; farkı yaratan, bu zamanı nasıl kullandıklarıdır. Başarmak istediği işleri bir zaman çerçevesine oturtan, yani ‘işleri takvime bağlayan’ ve sonra kendini programına göre denetleyen kişi, iyi bir kişisel organizasyon sistemi kurmuştur.

Belli bir amaç ve yön duygusuyla hareket etmeyenler zamanın değerini de bilemez. Yapılacak işleri olanlar için zaman geçer, amacı olmayanlar içinse zaman döner! Sabah olur, öğlen olur, akşam olur, tekrar sabah olur!

3. Başarıyı dış faktörlere bağlama eğilimi

Bernard Shaw, ünlü esprisinde, “Başarı tamamen şansa bağlıdır, inanmıyorsanız başarısızlara sorun!” der. Başarısızların, hayatlarındaki sonuçları kendi karar ve seçimlerine bağlamak yerine kader, kısmet, şans ve şartlar gibi dışsal faktörlere bağlama eğilimi yüksektir.

Egolarını savunmak ve öz saygılarını korumak için başarısızlığı “Rüzgâr karşıdan esiyordu, hakem karşı tarafı tutuyordu” gibi gerekçelerle açıklarlar. Bu tutumun tehlikesi nedir? İnsanlar başkalarını ve şartları çok fazla suçlarsa öğrenmeye zaman bulamaz.

4. ‘Saydı’ tipi düşünmeye yatkınlık

Başaranlar, önlerindeki şartlardan nasıl başarılı bir sonuç çıkarabileceklerini düşünür. Başarısızlık merkezli düşünenler ise ‘başka şartlarda olsalardı’ neler yapabileceklerini anlatıp durur. Bu, ‘saydı’ tipi düşünmedir. Bu tür kadınlar ‘erkek doğsalardı’ neler yapabileceklerini anlatırken, bu tür erkekler de ‘kadın doğsalardı’ neler yapabileceklerini sayıklar.

Daha ilkokula bile gitmemiş olan İbrahim Tatlıses, “Urfa’da Oxford olsaydı, biz de giderdik” der! Kısacası başarı sonuç alır, sevinir ve susar. Başarısızlık konuştukça konuşur. Çünkü elinden iş gelmeyenlerin dilinden çok söz gelir! Cenap Şahabettin’in deyişiyle, “Yerinde sayanlar yürüyenlerden daha çok gürültü çıkarır.”

5. Arabeskleşmeye yatkınlık

Başarısızlığa götüren tavırlardan biri de arabesk düşünmeye yatkınlıktır. Arabesk hayat görüşü, sürekli bir ‘başarısızlık beklentisi’ içindedir. Kişi kendini ‘bela paratoneri’ gibi görür.

Arabesk söyleyerek başarılı olunabilir ama arabesk bir dünya görüşüyle başarıdan başarıya koşmak pek mümkün değildir. Arabesk tavırlılar söylemek yerine söylenmeye, anlatmaktan çok alınmaya yatkındır. Sürekli bir ‘kurban psikolojisi’ içinde kıvranır; eziklik ile ezme içgüdüsü arasında savrulur ve ‘doğru dozda tavır’ sorunu yaşarlar.

6. Atalet ve tembelliğe yatkınlık

İçinizde olup sizi durduran nedir? Atalet!

Atalet; miskinlik, tembellik, üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi hareket etmek ve yılgınlık demektir. Kaybedenlerin ana ruh hâli, tembellik ve atalet psikolojisidir.

7. Kaybetme korkusundan kazanmaya kalkışmama

Bir araştırma, insanların “Ya başaramazsam” diye korkanlar ve “Ya başarırsam” diye korkanlar diye ikiye ayrıldığını göstermiştir. Pek çok insanda başarısızlık korkusundan çok ‘başarı korkusu’ olduğu ortaya çıkmıştır.

Başarı korkusu, bazı kişilerin başarılı olunca samimiyetlerini kaybedeceklerini, arkadaşları tarafından eskisi gibi sevilmeyeceklerini ya da insanların onlara çıkarları için yaklaşacağını düşünerek başarıdan uzak durmasıdır.

Bir başka grup ise ‘ya başarılı olduktan sonra zirvede kalamaz, gördüğümden eksik yaşarsam’ kaygısıyla başarıdan uzak durur. Kısacası başarısızlar hem ‘ya başarırsam’dan hem de ‘ya başaramazsam’dan korkarlar!

8. Psikolojik iç sabotajlara yatkınlık

Başarısız insanların zihninde psikolojik iç sabotaj mekanizmaları bolca bulunur. Bir yanları inşa ederken diğer yanları imha eder; bir yanları ileri iterken diğer yanları geri çeker.

Neyin doğru, neyin yanlış; neyin ileriye götürdüğü, neyin geride bıraktığı konusunda net değillerdir. Başarı konusunda derin bir kafa karışıklığı yaşarlar. Kafası net olmayan insanların eylemleri de net olmayacaktır. Nazım’ın bir deyişini biraz değiştirirsek: “Bana kafanızın içinde başarının net bir resmini yapabilir misiniz?”

9. Kendini geliştirmeye kapalılık, kurnazlığa yatkınlık

Az gelişmiş insanların katakulli kapasitesi çok gelişmiş olur! İşini en doğru ve verimli şekilde nasıl yapacağına kafa yormak yerine önce o işin kurnazlığına kafa yormak, tipik bir ‘az gelişmiş başarısız insan’ tavrıdır. Bu tür insanlar, ülkemizde çoğunlukta oldukları için yaygınlıktan gelen bir rahatlığa sahiptir. Kurnazlık, otoriter ve az gelişmiş toplumlarda yaygındır.

Ege Cansen’in deyişiyle, ‘bilgi açığını kurnazlıkla, beceri yetmezliğini ise kabadayılıkla kapatma’ eğilimi başarısızların karakteristiğidir. Başarısızların çoğu yeni şeyler öğrenmeye kapalı bir zihin yapısına sahiptir. Hayat ve başarı üzerine yeni şeyler öğrenmektense kendi arabesk ezberlerini tekrarlamayı tercih ederler. Yaşadıkları olaylardan çıkardıkları dersler bile daha önce çevreden duydukları kulaktan dolma fikirlerdir.

10. Başarı hakkında yanlış yargılara sahip olmak

Başarılı insanlar ‘başarının sırrı’nı bilir. Başarısız insanlar da bilir! Arada bir fark vardır: Başarısızlar yanlış bilir! Daha da kötüsü, bazıları doğrusunu bilmek de istemez. Çünkü başarının kendi ellerinde olabildiğine inanmak, insanı sorumluluk altına iter. Nasıl başaracağını öğrenip hayatının sorumluluğunu taşımak yerine kişisel gelişim kitaplarını ve yazarlarını suçlamak çoğu insana daha kolay gelir.

Başarı da futbol ve siyaset gibi, hemen herkesin fikir sahibi olduğu ama çok az insanın birinci sınıf bilgi sahibi olduğu bir alandır. Beynimiz başarı hakkında hurafeler ve ‘leylek hikâyeleri’yle doludur. Başarısızların yapması gereken ilk şey, başarı üzerine yeni şeyler öğrenmek değil; başarı hakkında bildiklerinin bazılarını unutmaktır!

Yazarı: Mümin Sekman
Images

Beyne Zarar Veren 10 Alışkanlık

Beyne zarar veren alışkanlıkları biliyor musunuz? Günlük hayatta sıradan görünen bazı davranışlar; uyku düzeninden beslenme tercihlerine, hareket ve iletişim alışkanlıklarına kadar zihinsel iyi oluşumuzu etkileyebilir. Aşağıdaki beyne zarar veren 10 alışkanlık, bu davranışlara dikkat çekiyor. Ancak her maddenin etkisini kesin bir hastalık nedeni gibi yorumlamamak gerekir: Etkiler kişiye ve koşullara göre değişebilir.

Beslenme ve günlük yaşamda dikkat edilmesi gerekenler

1) Kahvaltı etmemek

Uzun süre aç kalmak bazı kişilerde kan şekeri düşüklüğü hissi, yorgunluk veya dikkat dağınıklığıyla birlikte görülebilir. Kaynak metinde bu durumun beyne yetersiz besin ulaşmasına ve beyin dejenerasyonuna yol açabileceği belirtiliyor; ancak kahvaltı etmemeyi tek başına beyin dejenerasyonunun kesin nedeni gibi sunmak doğru olmaz. Buradaki temel hatırlatma, gün içinde yeterli ve dengeli beslenmeye özen göstermektir. Kahvaltı etmiyorsanız, önemli olan kendi ihtiyaçlarınıza uygun bir beslenme düzeni oluşturmaktır.

Images

Odaklama Kanunu Do臒ru 脟al谋艧谋n

Neye odaklan谋rsak, neye dikkatimizi verirsek onu yarat谋yor, onu 莽o臒alt谋yoruz. Sak谋nmaya 莽al谋艧t谋臒谋m谋z 艧ey yerine elde etmeye 莽al谋艧t谋臒谋m谋z pozitife odaklanmak 莽ok 枚nemli.

Size ger莽ek bir hik芒ye anlataca臒谋z. Bir kad谋n谋n g枚zlerinde 莽aresi olmayan bir hastal谋k olu艧uyor ve k枚r olma tehlikesi ile kar艧谋 kar艧谋ya kal谋yor. Doktorlar hi莽 bir 艧ey yapamayacaklar谋n谋 soyluyorlar. 脟ok kararl谋 olarak ve duyduklar谋ndan hi莽 ho艧lanmayarak kad谋n, bu kadar 莽aresiz kalmasa asla y枚nelmeyece臒i alternatif terapilere y枚neliyor. Bunu yapmay谋 g眉l眉n莽 buluyor ama i莽inde bulundu臒u 莽aresiz durumdan dolay谋 denemeye karar veriyor.

Sonunda kad谋n alternatif y枚ntemler uygulayan bir terapiste gidiyor. Terapist ondan hayatini ve kendisini anlatmas谋n谋 istiyor. Anlatmaya ba艧lad谋ktan sonra birden terapist kad谋n谋 susturuyor ve " son 10 dakika i莽inde tam 15 kez "nefret ediyorum" c眉mlesini kulland谋臒谋n谋z谋n fark谋nda m谋s谋n谋z? " diyor. Kad谋n 艧oka u臒ruyor. Pek 莽ok 艧eyi a莽谋klarken "nefret ediyorum" kelimesini kulland谋臒谋n谋 fark ediyor...

"D眉nyan谋n gitmekte oldu臒u halden nefret ediyorum"
"Okullarda 莽ocuklara davranma 艧ekillerinden nefret ediyorum"
"Onu g枚rmekten nefret ediyorum"
"Bunu yapmaktan nefret ediyorum"

Bu onun i莽in ger莽ekten g枚z a莽t谋r谋c谋 bir deneyim oluyor. Bunun 眉zerinde kulland谋臒谋 kelimeleri de臒i艧tiriyor ve y谋llar sonra hala m眉kemmel g枚rebiliyor.

Burada Evrensel Kanunlardan "odaklanma kanunu" devreye giriyor.

Odaklanma Kanunu
Neye odaklan谋rsak, neye dikkatimizi verirsek onu yarat谋yor, onu 莽o臒alt谋yoruz.

Sak谋nmaya 莽al谋艧t谋臒谋m谋z 艧ey yerine elde etmeye 莽al谋艧t谋臒谋m谋z pozitife odaklanmak 莽ok 枚nemli. 脰rne臒in asla ya艧lanmamaya odaklanmay谋n, bunu yaparsan谋z k谋sa surede ya艧lanaca臒谋n谋z kesin. Bunu yerine sa臒l谋kl谋, enerjik ve gen莽 olmaya odaklan谋n, dikkatinizi bunlara verin.

Kulland谋臒谋m谋z kelimelere dikkat etme konusunda 莽ok ilgin莽 bir tak谋m bilgiler var, 枚yle ki "-s谋z" tak谋s谋 ile biten kelimeleri bile literat眉r眉n眉zden 莽谋kar谋n.

脰rne臒in "S谋n谋rSIZ bolluk istiyorum" derken, asl谋nda bilin莽alt谋n谋z谋n anlad谋臒谋 s谋n谋rl谋 bolluk. Bir ba艧ka 枚rnek de "kolay, 莽abas谋z ve e臒lenceli bir ili艧ki istiyorum" derken asl谋nda kolay, 莽aba gerektiren ve e臒lenceli bir ili艧ki 莽ekiyorsunuz 莽眉nk眉 "莽aba" kelimesinden sonraki "s谋z" eki onu olumsuz hale getiriyor ve bilin莽alt谋n谋z bu kelimeyi caba olarak isleme sokuyor. Bunun yerine "kolay ve e臒lenceli bir ili艧ki istiyorum" demeniz ve bunu d眉艧眉nmeniz, b枚ylesi bir ili艧kinin size gelmesini 莽ok daha kolayla艧t谋r谋yor.

A臒z谋n谋zdan 莽谋kan kelimelere dikkat etmeye 莽al谋艧谋n. Yak谋nlar谋n谋za s枚ylediklerinize dikkat etmelerini rica edebilirsiniz. En 莽ok neler s枚yl眉yorsunuz, ne t眉r kelimeler, deyimler, s谋fatlar kullan谋yorsunuz...

"Binlerce kilometrelik bir yola 莽谋kmak i莽in 枚nce bir ad谋m atmak gerekir" deyi艧inden yola 莽谋karak,

1- Yaz谋n
K眉莽眉k, sevimli bir defter al谋n ve her sabah 艧眉kretti臒iniz 5 艧eyi bu k眉莽眉k deftere yaz谋n... Her 艧eyi yazabilirsiniz... 脰rnek: "g枚rebildi臒im i莽in, ak艧ama yiyece臒im oldu臒u i莽in, ku艧lar谋n seslerini duyabildi臒im i莽in"...siz bu 莽al谋艧may谋 yapt谋k莽a neler neler bulacaks谋n谋z 艧眉kredecek... Ve 艧眉kretme enerjisi Evrene en do臒rudan "bunlardan daha fazla istiyorum" demektir ve Evren sizi 莽ok rahat duyabilecektir.

2- G眉zel 艧eyler s枚yleyin
Her g眉n yak谋n 莽evrenizden veya hi莽 tan谋mad谋臒谋n谋z insanlardan (d眉kk芒nlarda servis verenler, dolmu艧 艧of枚r眉, simit莽i) 2 ki艧iye onlar谋 iyi hissettirecek bir 艧eyler s枚yleyin... Bu ki艧iler ne kadar tan谋mad谋臒谋n谋z ki艧iler olurlarsa o kadar iyi... ve verdikleri tepkiyi izleyin...

3- Te艧ekk眉r edin
Be臒endi臒iniz 艧eyleri insanlara ifade edin, te艧ekk眉r etmeyi al谋艧kanl谋k haline getirin... G谋da 眉r眉nleri sat谋lan bir d眉kk芒na girdiniz ve mesela 莽ok temiz buldunuz, "ne kadar temiz bir d眉kk芒n, 莽ok ho艧uma gitti" deyin...

4- S枚zlerinize dikkat edin!
S枚ylediklerinize dikkat etmeye ba艧lay谋n. A臒z谋n谋zdan 莽谋kanlara 枚nem verin. S枚zlerinizi, c眉mlelerinizi fark edin. Bunun i莽in etraf谋n谋zdan da yard谋m isteyebilirsiniz. Onlar sizi d谋艧ar谋dan bir g枚z olarak 莽ok iyi g枚zleyebilirler. 陌nsano臒lu kadar kendisine k枚r bir ba艧ka varl谋k yoktur bu d眉nyada.
Images

Albert Einstein’dan 10 Hayat Dersi

Albert Einstein denildiğinde çoğumuzun aklına bilim, zekâ ve görelilik teorisi gelir. Oysa Einstein’ın düşünceleri yalnızca bilimle sınırlı değildir. Albert Einstein hayat dersleri olarak ele alabileceğimiz fikirler; merak etmek, hayal kurmak, hata yapmaktan korkmamak, odaklanmak, deneyim kazanmak ve değer yaratmak üzerine bugün de düşündürücüdür.

Einstein’a atfedilen sözlerden ve bu sözlerin çağrıştırdığı düşüncelerden hareketle, günlük yaşamda karşılık bulabilecek 10 dersi inceleyelim. Einstein’dan hayat dersleri çıkarırken sözlerin kaynağını da akılda tutmak gerekir: İnternette ona atfedilen her ifade gerçekten Einstein’a ait olmayabilir. Bu nedenle sözleri kesin tarihsel alıntılar gibi sunmak yerine, düşündürdükleri fikirler üzerinden değerlendirmek daha sağlıklıdır.

Images

Olumlu Düşünmek ve Sağlık: Zihin, Beden ve Ruh Dengesi

Düşüncelerimizde olumluyu yakaladıkça ve söylemlerimizde olumlu ifadeler kullandıkça hayata yaklaşımımız da değişebilir. Olumlu düşünme, psikolojik iyi oluşumuzu ve yaşam kalitemizi destekleyen bir tutumdur. Yıllar önce televizyonda Halit Akçatepe ile yapılan bir röportajı izlemiştim. Genç kalmayı nasıl başardığı sorulduğunda, bir gün olumlu düşünmeye karar verdiğini ve bu kararı yaşamında uyguladığını söylemişti. Yaşıtlarına göre genç görünmesi dikkatimi çekmişti.

Neden biz de olumlu düşünme alışkanlığı kazanmaya çalışmayalım? Çevremizdeki iyimser insanları örnek alabilir, başkalarının deneyimlerinden ders çıkarabiliriz. Yetişkin olduğumuzda düşüncelerimizi gözden geçirme ve onlara nasıl yaklaşacağımızı seçme imkânımız vardır. Bu, yaşadığımız her şeyi kontrol edebileceğimiz anlamına gelmez; ancak olaylara verdiğimiz karşılığı fark etmek için bir başlangıç olabilir.

Düşüncelerimiz ve inançlarımız birer kıyafet gibi

Düşüncelerimizi ve inançlarımızı kıyafetlere benzetebiliriz. Çocukluğumuzdan itibaren ailemizden ve çevremizden farklı “kıyafetler” ediniriz. Bunları seçme ya da beğenip beğenmeme imkânımız çoğu zaman yoktur. Büyüdükçe dolabımız, yani zihnimizde taşıdığımız fikirler ve tutumlar, türlü türlü düşüncelerle dolar. Kimi bize iyi gelir, kimi üzerimize tam oturmaz; bazılarıysa artık bizi yansıtmıyor olabilir.

Şimdi büyüdük. Dolabımızı yenilemek; eski, rahatsız eden ya da bize yakışmadığını düşündüğümüz kıyafetleri ayıklamak elimizde. Yerine kendimizi daha rahat ve iyi hissettiren seçimler yapabiliriz. Bazen yakınımızdan gördüğümüz, bize uygun gelen bir düşünceyi de benimseyebiliriz. İş görüşmesine, düğüne ya da spor salonuna giderken farklı giysiler seçtiğimiz gibi, farklı durumlarda işimize yarayacak düşünme yollarını da geliştirebiliriz. Olumlu düşünme alışkanlığı nasıl kazanılır diye soruyorsak, ilk adım düşüncelerimizi fark edip hangilerinin bize hizmet ettiğini değerlendirmektir.

Zihin, beden ve ruh ilişkisi

Zihin-beden ilişkisi

İnsan beden, zihin ve ruh yönleriyle bir bütündür. Bir yerimiz ağrıdığında performansımızın etkilenmesi tanıdık bir durumdur. Dişimiz ağrırken konuşma yapmayı ya da tuvalet ihtiyacımız varken telefonda rahatça konuşmayı düşünelim. Bu örnekler, bedensel durumumuzun duygu ve düşüncelerimizi etkileyebildiğini hatırlatır. Bedenimize iyi bakmak, onu kabullenmek ve sağlıklı işleyişi için ona teşekkür etmeyi hatırlamak, olumlu düşünme basamaklarını kurarken başvurabileceğimiz yaklaşımlardır.

Madde bağımlılığı örneği de değişimde kişinin kendi isteğinin ve kararlılığının önemini gösterir. Yakınların desteği değerli olsa da, kişinin yardım aramaya ve değişime yönelmesi sürecin önemli bir parçasıdır. Bu, bağımlılığın yalnızca iradeyle çözülebileceği anlamına gelmez; profesyonel destek almak da önem taşır.

Olumlu düşünmenin sağlığa etkileri üzerine

Kaygı, üzüntü ve geçmiş deneyimler yaşamımızı etkileyebilir. Kaynak metinde baş, boyun ve sırt ağrısından migren, mide yakınmaları, cilt sorunları ve yorgunluğa kadar pek çok durum, kişinin zihinsel tutumlarıyla ilişkilendiriliyor. Burada önemli bir ayrım var: Bir rahatsızlığın yalnızca psikolojik nedenlerden kaynaklandığını ya da olumlu düşünerek iyileştirilebileceğini söylemek doğru olmaz. Bedensel sorunların farklı nedenleri olabilir; belirtiler sürüyorsa sağlık uzmanına başvurmak gerekir. Olumlu düşünme, gerekli tıbbi değerlendirme ve tedavinin yerine geçmez.

Yine de yaşadığımız deneyimlerin duygu ve düşüncelerimiz üzerindeki etkisini fark etmek, kendimizi anlamamıza yardımcı olabilir. Aileden, okuldan ya da başka ilişkilerden gelen incitici deneyimler güvenimizi ve hayata bakışımızı etkileyebilir. Bu yüzden düşüncelerimizi yargılamadan incelemek, yararlı olanları koruyup bize zarar veren kalıpları sorgulamak değerli bir çabadır.

Bir ayının, ininde oluşan kokudan rahatsız olup sürekli yeni bir in aradığı anlatılır. Yaşlı bilge ayı ona şöyle der: “İn değiştirmekle, gerçekte hiçbir şey değiştirmiyorsun. Rahatsız olduğun o koku, inden değil, senden geliyor.” Bu hikâye, bazen yalnızca çevremizi değiştirmeye çalışmak yerine kendi tepkilerimizi de gözden geçirmemiz gerektiğini düşündürür. Elbette bu, yaşanan haksızlıkların veya travmaların sorumluluğunu kişiye yüklemek değildir. Gerektiğinde destek aramak ve güvenli koşulları sağlamak önemlidir.

Duyguları ve bedeni dinlemek

Kaynak yazıda bedensel yakınmalar, kişinin kendine dönüp bakması için bir mesaj gibi yorumlanıyor. Örneğin baş ağrısıyla birlikte korku, kabul etmekte zorlanma ya da sert öz eleştiri olup olmadığını; sivilcelerle ilgili kaygılarda kendini kabul etme ve öfkeyle ilişkili duyguları; ayak rahatsızlıkları söz konusu olduğunda geleceğe yönelik kaygıları düşünmeye davet ediyor. Bunlar tıbbi tanı ya da hastalık nedeni olarak değil, kişinin kendi duygu ve yaşam koşullarını değerlendirmesine yardımcı olabilecek sorular olarak ele alınmalıdır.

Yazıda ayrıca, “Makamına güvenerek beni gaddarca eleştiriyor… sanki bir yumruk var boğazımda, konuşamıyorum” diyen birinin ifade edemediği duygularına dikkat çekiliyor. İletişim güçlükleri, yalnızlık veya güvensizlik hissi de kişinin ruhsal yükünü artırabilir. Böyle durumlarda duyguları fark etmek, güvenilen biriyle konuşmak ya da profesyonel destek almak yararlı olabilir. Öfke ve intikam düşüncelerinin ağız kokusuna neden olduğu gibi kesin bir bağlantı kurmak yerine, belirtilerin gerçek nedenleri için sağlık uzmanına danışmak gerekir.

Olumlu düşünme, her şeyi iyiye yormak veya zor duyguları yok saymak değildir. Yaşadıklarımızı daha tarafsız değerlendirmeye, kendimize karşı daha anlayışlı olmaya ve gerektiğinde yardım istemeye alan açabilir. Beden-zihin-ruh dengesi açısından amaç; bedenimize özen göstermek, duygularımızı ayırt etmek ve düşüncelerimizi gözden geçirmektir. Böylece bulunduğumuz anı daha iyi fark edebilir, bize iyi gelen düşünme biçimlerini zamanla geliştirebiliriz.

Psk. Tuğba DEMİRÖZ

Images

Olumlu Düşünme Alışkanlığı Kazanmada Karar-Sistem İlişkisi

  Olumsuz (çarpık, yanlış, kötümser…) düşünce alışkanlıklarından kurtulmak ve olumlu düşünme alışkanlığı kazanmak için, öncelikle olumsuz düşünce alışkanlıklarının farkına varmak gerekir. Farkına varamadığınız bir şeyi değiştiremezsiniz. Ancak farkına vardığınız şeyleri, değiştirilmesi gerektiğine inanırsanız, değiştirebilirsiniz.

   Olumlu düşünmeye başlamak için önce niyet etmek, sonra karar vermek, daha sonrasında ise alınan kararın arkasında ısrarla durmak gerekir. Herhangi bir karar verildikten sonra, kararı veren birey, iki sistemle mücadele etmek durumunda kalır. Bu sistemlerden biri İç Sistem, diğeri ise çevre; yani Dış Sistem’ dir. Daha iyi anlaşılması için, önce İç Sistem’in ne olduğunu ve nasıl çalıştığını bir örnekle anlatmak istiyorum. 




İç Sistem (Bilinç)’in İşleyiş Mekanizması:

1'nci Adım: Birey kendi İç Sistem’inde dengesizlikler, çarpıklıklar, yanlışlıklar, zararlı düşünce kalıpları, yanlış etiketler… olduğunu bir yolla –okuduğu kitaplardan, katıldığı eğitimlerde edindiği bilgilerden, kendisine yöneltilen eleştirilerden – olumsuz düşündüğünün ve bu düşünce şeklinin kendini sınırladığının, bir şekilde farkına varır.

2'nci Adım: İç sistem’ini düzenlemek için, yeni bir karar alma niyetine girer.

   Örneğin, “Olumsuz düşünmek bana ciddi anlamda zarar verdi. Nice teklifi sırf bu düşünme şeklim yüzümden geri çevirdim. Benim olmaz dediğim işleri, başkaları yaptı ve hiç de zannettiğim gibi olmadığını gördüm. Bu düşünme şeklimden vazgeçmeli ve bir şekilde olumlu düşünme alışkanlığı kazanmanın yollarını aramalıyım.”

Images

Düşüncelerinizin Kölesi mi Yoksa Efendisi misiniz?

Düşüncelerinizi Doğru Programlayın

Televizyon kanalları ve gazeteler; çocukların değil, yetişkinlerin bile üstesinden gelmekte zorlandığı, insanlığı felakete sürükleyen konularla dolu. Savaş, hırsızlık, cinayet, şiddet, cinnet, tecavüz, dayak, işkence, intihar… Büyük şehir yaşamının yoğun stresi de eklenince dünya; depresif, yılgın, bıkmış ve yorgun insanlarla dolu bir bahçeye dönüşüyor. Kafalarda yüzlerce sorun, binlerce soru var; üstelik insanlık uçuruma sürüklendiğini çoğu zaman göremiyor.

Düşünce kontrolü neden önemlidir?

Her şey önce düşünceyle başlar, sonra eyleme dönüşür. Uçak gökten zembille inmedi; on binlerce kilometre uzaktaki biriyle görüntülü konuşmak da önce düşüncede mümkün kılındı. Düşünmeden eylem olmaz. Düşünmek, insanlara ve hayvanlara verilen en büyük bağışlardan biridir. İnsana ayrıca ne bilip bilmediğini anlama ve kendi düşünceleri üzerine düşünebilme yetisi verilmiştir. Ne mutlu ki düşünebiliyoruz.