John Demartini etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Kaliteli Soruların Gücü: Kalite Soruları Kanunu

Kaliteli sorular neden önemlidir?

Aşağıdaki iki soru arasındaki farka dikkat edin:

  1. “Seyahat etmeyi ve yurt dışına, belki de Asya’ya gitmeyi çok isterdim ama bunun bedelini nasıl ödeyebilirim?”
  2. “Asya’ya gitmeyi çok isterim. Oraya nasıl gidip para kazanabilirim?”

İki soru da aynı isteği, yani Asya’ya gitme arzusunu dile getiriyor. Ancak biri dikkati engelde ve masrafta tutarken diğeri bu isteğin nasıl mümkün olabileceğini araştırmaya yöneltiyor. Kaliteli sorular, istediğimiz sonucu kendiliğinden garanti etmez; fakat neye odaklandığımızı, hangi seçenekleri görebildiğimizi ve atacağımız adımları etkileyebilir. Kaliteli soru sorma, sorunu görmezden gelmek değil, sorunun yanında olası yolları da aramaktır.

Images

Hayalleri Gerçekleştirme: Yaratılış Planı

“Eğer Tanrı ‘ya inanıyorsanız onunla birlikte çalışın, inanmıyorsanız kendiniz Tanrı olum ‘ — Sri Nisargadatta Maharaj

Bu dünyada bir amacınız var. Ruhunuzun sesini dinledikçe bu amaç sizin için berraklaşabilir. Hayalleri gerçekleştirme süreci de önce ne istediğinizi ve bunu neden istediğinizi anlamakla başlar. Bu yaklaşımda, Kuantum Çökme İşlemi’ni her tamamladığınızda içinizdeki kişilikleri yok eder, gerçek benliğinizi güçlendirirsiniz.

Images

Özgün Liderinizi Açığa Çıkarmak

 


Eğer liderlik potansiyelinizi görmezden gelirseniz sunabileceğiniz büyük hizmetten ve gerçekleştireceğiniz başarılardan kendinizi alıkoyarsınız.

Bir lider olmaktansa bir takipçi olursunuz

Kendinizi başkalarından daha değersiz görürsünüz ve sosyal etkiniz azalır.

Başkalarına bağımlı hale gelir ve onların gölgesinde yaşarsınız.

Bir miras bırakma ihtimaliniz azalır.



Dünyada büyük fark yaratma imkânını kendinize tanımamış olursunuz

Misyonunuz konusunda net olamazsınız.

Images

Yedi Endişenin Üstesinden Gelmek

 

Peki, öyleyse sevdikleriniz tarafından reddedilme, para kaybet-  me, başarısız olma, saygı duyduğunuz manevi otoritenin ahlak kurallarını yıkma, olabileceğiniz lideri olmak ve değer verdiğiniz hedefe ulaşmak için gereken görünüşe, zindeliğe ve enerjiye sahip olmama endişeleriniz olduğunda ne olur? Endişeleriniz sizin sahip olmadıklarınıza sahip olduğunu düşündüğünüz kişilere -sizi reddedebilecek kişiler, parası olan kişiler, başarılı olarak gördüğünüz kişiler, haklı gördüğünüz kişiler, sizin sahip olmadığınız görünüşe, zindeliğe ve enerjiye sahip olduğunu düşündüğünüz kişilere— karşı bağımlılık geliştirmeye devam etmenize neden olur.





İşte o zaman hedefinize ulaşmaya çalıştığınızda, bu size çok zor gelir çünkü kendi değerlerinize göre yaşamadığınızda hedeflerinize odaklanamazsınız ve kendinizi herhangi birine tabi tuttuğunuzda da kendi değerlerinize göre yaşayamazsınız.  Onlara saygı duymak mı? Evet. Kendinizi küçük görmek mi? Hayır.     

Images

Bize Engel Oluşturan Yedi Endişe – 7: Görünüş Kaygısı

7. Hedefleriniz için gerekli zindeliğe, görünüme ya da bedene sahip olmama endişesi

Görünüş kaygısı, özellikle orta yaş ve üzerindeki kişilerde sık karşılaşılan endişelerden biridir. Yaş ilerledikçe dış görünüş kaygısı, kişinin kendisini başkalarıyla kıyaslamasına ve sahip olduğu özellikleri gözden kaçırmasına yol açabilir. John Demartini, Değerler Prensibi kitabında aktardığı bir örnekle bu endişenin nasıl büyüyebildiğini anlatıyor.

Demartini, görünüşünü ve yaşını dert eden elli yedi yaşındaki bir kadınla çalıştığını söylüyor. Kadın ona şöyle diyor:

“Otuz beş ya da kırk yaşında biriyle rekabet etmemin mümkün olmadığını biliyorum. O kadınlar genç ve göz alıcı. Kocamı onlardan birine kaptıracağımı biliyorum. O kadın çocuklarımla da çok daha fazla ilgilenecek; böylece ailemi ona kaptırmış olacağım. İşimde de etrafta bu tür kadınlardan çokça var. Eminim arzuladığım terfiyi onlar alacak, hatta işimi bile elimden alacaklar. Onlarla rekabet edemem.”

Görünüş ve yaş kaygısı

Görünüş kaygısı karşısında hangi seçenekler var?

Demartini, kadına eşine ve işine önem veriyorsa görünüşünü yenilemek için adım atabileceğini; aynı zamanda eğitimini ve becerilerini geliştirebileceğini söylüyor. Antrenör, cilt uzmanı ya da plastik cerrah gibi uzmanlardan destek almayı da seçenekler arasında anıyor. Bu sözler, görünüşü değiştirmek herkes için bir zorunluluk olduğu anlamına gelmiyor; anlatının içinde kadının kendi endişesine verdiği yanıtı sorgulamasına yönelik bir öneri olarak yer alıyor.

Kadın dehşete kapılmış bir halde, “Ama bunu yapmam gerekmiyor!” diye karşılık veriyor. Bu tepki, dış görünüş kaygısıyla baş etme konusunda önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Kişi gerçekten bir değişiklik istiyor mu, yoksa başkalarıyla kıyaslandığı için mi kendisini yetersiz hissediyor?

Demartini ona, insanların kendi değerlerine göre yaşadığını; gençlik, güzellik, zekâ ve becerilerin ilgi gördüğünü söylüyor. Ardından ilişkilerde ve iş hayatında kişinin beklentilerinin, değerlerinin ve sunduklarının önemini vurguluyor. Onun yaklaşımında, bir ilişki yalnızca başka biriyle değil, iki kişinin değerleriyle kurulur. İş ve ilişkilerde güven duygusunu beslemenin bir yolu, kişinin kendi yaşamına güç katması ve becerilerini karşısındakinin önem verdiği alanlarda gösterebilmesidir.

Buradaki düşünce, görünüşün ya da gençliğin insanın tek değeri olduğu değildir. Demartini’nin aktardığı konuşmada görünüşü yenilemek bir seçenek olarak sunulurken; deneyim, zekâ, istikrar ve beceriler de kişinin sahip olduğu güçlü yanlar arasında sayılıyor. Görünüş nedeniyle özgüven eksikliği yaşayan biri, kendisini yalnızca daha genç kişilerle kıyaslamak yerine, kendi deneyiminin ve katkılarının değerini de değerlendirebilir.

Kendinizi yalnızca görünüşünüzle ölçmeyin

Demartini, kadına kendisini küçük görmeye devam etmesinin, başkalarının da onu daha az değerli görmesine zemin hazırlayabileceğini söylüyor. Ona göre kadın, ister görünümünü yenilemeye karar versin ister deneyim ve becerilerinin güçlü yanlarına odaklansın, önce sahip olduklarını fark etmelidir. Genç bir çalışanın işe alınmasının da işveren açısından bir tercih ve risk olabileceğini hatırlatıyor; çünkü kişinin uzun yıllar içinde edindiği tecrübe kolayca ölçülemeyen bir değerdir.

Öykünün sonunda anlatıcı, kadına önce yoksun olmadığı şeyleri gösterdiğini, sonra isterse fiziksel açıdan rekabet edebilir hissetmek için çaba harcayabileceğini anlatıyor. Başka birinin sahip olduğu bir özellik nedeniyle kaygılanmak, kişinin kendi değerini gözden kaçırmasına neden olabilir. Yaşlanma korkusu ve görünüş kaygısı ortaya çıktığında, kendinize şu soruları sormak yardımcı olabilir: Neleri iyi yapıyorum? Deneyimim ve becerilerimle çevreme nasıl katkı sunuyorum? Görünüşümle ilgili istediğim değişiklik gerçekten benim tercihim mi?

Bu örneğin temel mesajı, kendinizi başkalarının özellikleriyle ölçmek yerine sahip olduklarınızın değerini görmektir. Dış görünüşünüzle ilgili bir değişiklik yapmayı seçebilirsiniz; ancak özdeğerinizi yalnızca yaşınıza ya da görünüşünüze bağlamak zorunda değilsiniz.

Kaynak: Değerler Prensibi kitabından — John Demartini

Halis Şahiner

Daha fazla bilgi ve yaratım araçları için online atölye çalışmalarıma katılabilir veya kitaplarımı satın alabilirsiniz.

İletişim: 0 553 06 00 464

Images

Bize Engel Oluşturan Yedi Endişe - 6: Reddedilme Korkusu

6. Reddedilme endişesi

Sevdiğiniz şeyi yaptığınız ya da kendi değerlerinizin peşinden gittiğiniz için birilerinin sizi reddedeceğinden endişe duyduğunuz oldu mu? Bu korku, yalnızca içinizdeki lideri fark etmenizi ve uyandırmanızı değil, yapabileceklerinizi hayal etmenizi bile engelleyebilir. Reddedilme endişesi ve özgün liderlik arasındaki ilişki, seçimlerinizi başkalarının onayına göre şekillendirdiğinizde daha görünür hâle gelir.

reddedilme korkusu

Reddedilme korkusu neden olur?

Kendimizden üstün gördüğümüz ya da kendimizi bağımlı hissettiğimiz kişilerin bizi reddetmesinden endişe duyabiliriz. Onların hayranlık duyduğumuz özelliklerine kendimizin de sahip olduğunu fark ettiğimizde ise bu algı değişir. Böylece başkalarının onayına duyduğumuz ihtiyacın etkisi azalır ve kendimize liderlik etme imkânı tanırız.

Vizyonunuzun büyümesine ve gelişmesine izin vermek, liderlik potansiyelinize ulaşmanın yollarından biridir. John Demartini, daha önceki mesleğinin kiropraktörlük olduğunu; omurgayla ilgili konularda çalıştığını ve bu alanda başarılı olduğunu anlatıyor. Houston’daki en büyük tesislerden birine sahip olduktan sonra, daha ileriye gitme zamanının geldiğini hissetmiş.

Images

Bize Engel Oluşturan Yedi Endişe - 5: Sevdiklerini Kaybetme Korkusu

5. Sevdiklerini ya da sevdiklerinin saygısını kaybetme endişesi

Kendi değerlerinizin peşinden gitmek ve ilham veren bir lider olmak istiyorsunuz. Ancak bunu yaptığınızda eşinizin sizi terk etmesinden, çocuklarınızın hayal kırıklığına uğramasından ya da anne babanızın size sahip çıkmamasından korkuyor olabilirsiniz. Sevdiklerini kaybetme korkusu ve sevdiklerinin saygısını kaybetme endişesi yaşıyorsanız, önce kişisel değerlerinizin gerçekte neler olduğunu düşünmeye davet ediyorum.

kişisel değerler

Değerleriniz hayatınızı nasıl şekillendiriyor?

Bazı insanların değerleri sevdiklerinin etrafında şekillenir. Bir keresinde Florida'da bir hanımefendiyle çalışmıştım. Uzun zamandır kendi işini kurmak istiyordu. Ancak evlenip hamile kaldıktan sonra kendini kapana kısılmış hissettiğini anlatmıştı. İş kurma hayalini sürdürürken bu adımı atmadığı için de kendini hırpalıyordu. Çocukları büyüdüğünde hayalindeki işi yapabileceğini düşünüyordu.

Yirmi yıl geçti. Çocukları büyüyüp üniversiteye başladı. Hanımefendi bu kez de çocuklarının hayatları için endişelendiğini söyledi: “Şimdi de çocuklarımın hayatları ile ilgili endişelenip duruyorum. Sanırım işimi hiç kuramayacağım. Bu işi kurmak için çok yaşlanmış olduğumu düşünüyorum.”

Bir şeyi yapmak isteyip de yapamamanın ona nasıl hissettirdiğini sordum. “Başarısız olmuş gibi hissediyorum,” diye cevap verdi.

Images

Bize Engel Oluşturan Yedi Endişe - 4: Para Kaybetme Korkusu

4. Para kaybetme ya da para kazanamama endişesi

Para kaybetme korkusu ve para kazanamama korkusu, kişinin para ve kendi değeri hakkındaki düşüncelerini etkileyebilir. John Demartini’nin Değerler Prensibi kitabından aktarılan bu bölümde, dikkatimizi yalnızca paranın eksikliğine değil, başkalarına sunduğumuz hizmete ve kendi değerlerimizle kurduğumuz ilişkiye çevirmemiz öneriliyor.

Bu gezegende para kıtlığı yok. Ancak para kazanmak için dışarı çıkıp diğer insanların ihtiyaç duyduğu hizmetleri sunmaya yeterince motive olmayan insanlar var. Bazen de bu hizmetleri sunmanın ilham verici yollarını bulmak için gereken yaratıcılık eksik kalıyor. Başkalarını önemseyen insanlar, onlara hizmet sunmanın bir yolunu bulabilir; bunun karşılığında da neredeyse sınırsız para rezervine erişebilirler.

para kaybetme korkusu

Para kazanmak için başkalarına hizmet sunmak

Demartini’nin yaklaşımına göre bol para kaynaklarını insandan uzak tutan tek şey, kişinin gerçek ve güçlü benliğine bürünmesi değildir. Paranın kişinin yaşamında yer bulmasını zorlaştıran unsurlar; hizmet sunmamak, paranın değerini ve amacını kavramamak ya da kendine değer vermemek olabilir.

Images

Bize Engel Oluşturan Yedi Endişe - 3: Başarısızlık Endişesi

3. Başarısız olma endişesi

Başarısız olma fikrine inanmıyorum. Pek çok kişinin başarısızlık olarak adlandırdığı şeyin aslında bir geri bildirim olduğuna inanıyorum. Bir şey size gerçekten ilham veriyor ve değerlerinizle bağlantı kuruyorsa, pes etmek yerine hedefinizin peşinden gitmeye devam edersiniz. Bu yolda defalarca başarısızlığa uğradığınızı düşünebilirsiniz; yine de toparlanıp yeniden yola çıkarsınız.

başarısızlık korkusu

Başarısızlığı geri bildirim olarak görmek

Başarısızlığa uğradıktan sonra yeniden ayağa kalkmazsanız ne olur? Bu deneyim de size bir armağan sunabilir: Peşinde olduğunuz şeyin gerçekten sizin için önemli olup olmadığını anlamanıza yardım eder. Yeniden denemeye yönelik isteksizlik, hedefinizle aranızdaki bağı gözden geçirmeniz için bir işaret olabilir.

Sizin için gerçekten önemli olan şeyler söz konusu olduğunda genellikle pes etmezsiniz; önemli olmadığını fark ettiğiniz bir hedefi ise bırakabilirsiniz. Bu nedenle başarısızlık endişesi yaşadığınızda, yalnızca sonuca bakmak yerine hedefin sizin için ne ifade ettiğini de düşünün. Başarısızlığı geri bildirim olarak görmek, neyin işe yarayıp yaramadığını ve neyi gerçekten istediğinizi değerlendirme fırsatı verir.

Images

Bize Engel Oluşturan Yedi Endişe - 2: Yeterince Zeki Olmama Endişesi

2. Yeterince zeki olmama endişesi

Yeterince zeki olmadığınızı düşünmek, özgün liderliğinizi ortaya koymanızı engelliyor olabilir. Belki doğru diplomaya, yeterliliğe ya da eğitime sahip olmadığınızdan endişe ediyorsunuz. Diploma sahibi olmamak tek başına sizi durdurmamalı; ancak diploma sahibi olmama endişesi, kendinizi geri planda tutmanıza ve yapabileceklerinizi göstermemenize neden olabilir.

yeterince zeki olmama endişesi

Hayat deneyiminizin değerini küçümsemeyin

Diploması olmadığı hâlde tarihin akışını değiştiren insanlar olmuştur. Bir başkasının hayatının yalnızca küçük bir bölümünü inceleyen kişilerin doktora derecesi alabildiğini, ortalama bir doktoranın lisans eğitiminden sonra yaklaşık dört yıl daha sürdüğünü biliyor muydunuz? Bu bakış açısıyla, 30 ila 70 yaşları arasındaysanız yedi ila on yedi doktora derecesine denk deneyime sahip olduğunuz söylenebilir.

Bir gün birisi sizin hayatınızı inceleyerek doktora yapabilir; elbette kendinizi onurlandırır ve sıra dışı bir şey yapmak için kendinize imkân tanırsanız. Aynaya bakıp kendinize şöyle demeyi deneyin: Ben şaşırtıcı derecede zekiyim ve hayatım bana pek çok doktora derecesi kazandırdı! Buradaki amaç eğitimin ya da diplomanın önemini yok saymak değil, yaşadığınız deneyimin ve öğrendiklerinizin değerini de görmektir.

Images

Bize Engel Oluşturan Yedi Endişe – 1: Manevi Otorite Endişesi

Dünyadaki herkes gibi sizin de özgün bir hizmet misyonunuz var. Misyonunuzu bilmediğinizi ya da henüz netleştiremediğinizi düşünebilirsiniz. Oysa kişisel misyonunuz, kendini açığa vurmak için içinizde sessizce bekliyor olabilir. Onu fark etmenizi zorlaştıran şeylerden biri, aşağıdaki endişelerin muazzam potansiyelinizi sınırlamasına izin vermenizdir.

1. Manevi bir otoritenin ahlak kurallarını yıkma endişesi

Çok anlamlı bulduğunuz için yapmak istediğiniz, ancak manevi otoritelerin hakkınızda ne düşüneceğinden endişe ettiğiniz için vazgeçtiğiniz bir şey oldu mu? Birinin ya da bir grubun sizi yeterince manevi veya ahlaklı bulmayacağından korkmuş olabilirsiniz. Manevi ya da dini liderler ve akımlar tarafından reddedilmekten, kınanmaktan veya dışlanmaktan çekinmiş olabilirsiniz.

Böyle bir endişe, kendi değerlerinizin gerçekliğini inkâr etmenize ve onları sözde bir otoritenin beklentileri uğruna ikinci plana atmanıza yol açabilir. Değerlerinizin gerektirdiği adımları erteleyebilir, hatta reddedilme korkusuyla hiç harekete geçmeyebilirsiniz. Bu nedenle, kendinize şu soruyu sormak önemlidir: Bir seçimi gerçekten doğru bulduğum için mi yapıyorum, yoksa başkalarının onayını kaybetmemek için mi?

kişisel misyon

Alışkanlıkları ve öğretileri sorgulamak

Anne babanızdan öğrendiğiniz manevi kurallara, bunların size ya da ailenize uygun olup olmadığını düşünmeden göre yaşıyor olabilirsiniz. Bu noktada aklıma hindinin bacağını kesen kadınla ilgili hikâye geliyor. Kadın, annesi, büyükannesi ve büyük büyükannesi de öyle yaptığı için hindiyi fırına koymadan önce bacağını kesiyormuş. Aile sonunda büyük büyükanneye bunun nedenini sorduğunda, fırını küçük olduğu için hindiyi bütün hâliyle sığdıramadığını öğrenmiş.

Images

Bir İşe Yaramak

Her birimizin kendine özgü bir değerler hiyerarşisi var; yine de ortak bir değeri paylaşıyoruz: bir işe yaramak. Bir işe yaradığımızı, çabamızın bir karşılığı olduğunu ve başkalarının hayatında gerçek bir değer oluşturduğunu hissetmek bizi tatmin edebilir. Buna karşılık, yaptığımız işin anlamlı bir katkı sunmadığını düşündüğümüzde, dışarıdan gelen ödüller bu eksikliği her zaman gidermez.

İşe yarama duygusu neden önemlidir?

Bir iş için iyi derecede ödüllendirilebilir; yüksek maaş, itibar ve başka faydalar elde edebilirsiniz. Ancak başkaları için sürekli ve gerçekten değerli bir fayda sağlamanın tatminini yaşamıyorsanız, bu ödüller size beklediğiniz anlamı vermeyebilir. Buradaki mesele, kazancı ya da takdiri önemsiz görmek değil; bunların, katkı hissinin yerini tek başına dolduramayabileceğini fark etmektir.

Images

Tanrı Ayrıntılarda Gizlidir

Amerika'nın en iyi mimarlarından biri, New York'un birçok gökdelenini tasarlayan dahi bir adam, şaheserlerine geniş temellerle başlar ve sonra onu geliştirmeye devam eder. Tek bir proje bile yıllar alabilir ama bitirdiğinde her cıvatayı, her bir halıyı, her duvarın boyutunu ve ne kadar boyaya ihtiyacı olacağını bilir. Her ayrıntıyı son derece net bir şekilde gördüğü ve işi daha sorunsuz aktığı için alanının zirvesindedir.

Hayalinizi ayrıntılarıyla planlayın

Hayaliniz ne olursa olsun, onu ayrıntılı bir şekilde gerçekleştirmek için zaman ayırın. Göremediğiniz ve görüş alanınızdan çıkardığınız herhangi bir ayrıntı, çekeceğiniz veya karşılaşacağınız bir engel veya meydan okuma hâline gelir ve engeller, görüşünüzü netleştirmenize yardımcı olmak için tasarlanmıştır.

Harika bir soru: Hayatınız detayları ustalıkla planlamaya değer mi? Büyük Tasarımcı sizi neredeyse sonsuz ayrıntıyla tasarladı, yoksa hayatta kalamazdınız. Aynı kaynaktan gelen maksatlı hayalinizin değeri daha mı az?

Mevcudiyet, detayın sonsuzluğuna yaklaşmaktan başka bir şey değildir.

Ayrıntılarınız ne kadar büyükse, varlığınız o kadar büyük olur ve fırsatları ve kaynakları manyetik olarak çekmek için o kadar fazla gücünüz olur. Plan yapmamak, başarısız olmayı planlamaktır. Ancak hayatınızda tam olarak ne olmak, yapmak ve sahip olmak istediğinizi tanımlamak ve geliştirmek için zaman ayırırsanız, ortaya çıkmaya başlayan şey budur.

Images

Amacını Biliyorsun

Ne İstediğini Bilmek

Neredeyse her gün, ne yapmayı seveceğini bilmediğini söyleyen insanlarla çalışıyorum. Oysa çoğu zaman mesele, hiçbir fikirlerinin olmaması değil; içlerinden geçen isteği kabul etmelerini zorlaştıran korkular ve suçluluk duyguları. Onlara, “Kalbinizde tam olarak ne yapmak istediğinizi biliyorsunuz; ancak kafanızdaki korkular ve suçluluk duygusu bunu kabul etmenizi engelliyor,” diyorum.

Sonra bu isteği daha küçük parçalara ayırıyorum. Böylece kişi, gözünde büyüttüğü bir hayale hemen ulaşmak zorunda olmadığını görüp onu korkuların gölgesinde bırakmadan inceleyebiliyor. Hayat amacı bazen baştan sona belirlenmiş tek bir plan gibi görünmez. Ne istediğini bilmek, çoğu zaman gerçekten sevdiğin küçük şeyleri fark etmekle başlar.

Images

Kavgacı Adamlar

Atomik olandan astronomik olana kadar her şey gibi, içsel ilahi ruhunuzun da bu dünyada var olmak için anlamlı bir amacı vardır. Her şeyde düzeni ve amacı ne kadar çok bulursanız, onların altında yatan ilahiliği o kadar çok keşfeder ve takdirinizin arttığını görürsünüz. Başınıza gelen her şeyin amacınızla bağlantılı olduğu düşüncesi de bu bakışın bir parçasıdır: Hata yok.

Bunu varlığınızın derinliklerinden bilmek; hayatınızı takdir etmek ve bir zamanlar hor gördüğünüz, hatta cehennem gibi gördüğünüz şeyin sonunda daha büyük bir düzenin parçası olabileceğini fark etmektir. Bu yaklaşımda, derin bir takdir hissettiğinizde kapılar açılır ve odaklandığınız alanda zenginliğiniz büyük bir sıçrama yapabilir. Sözde düşmanlarınız da dâhil, hiçbir şey sevgi ve takdirin bütünüyle dışında değildir.

Images

Cesaret ve Zafer

Öz değer, yaratıcılığı ve cesareti besler. Kendinize saygı duyduğunuzda, hedefleriniz için adım atma ve sorumluluk alma konusunda daha kararlı olursunuz. İnsanlar da enerjiye, coşkuya ve kendinden emin bir duruşa çekilir.

Öz değeriniz düşük olduğunda, iş bulmakta ya da ilerlemek için fırsatları görmekte zorlanabilirsiniz. Başkalarını suçlamak veya hayatın gidişatı için bahaneler üretmek ise bu duyguyu daha da zayıflatır. Sonuçlar ve mazeretler aynı anda birbirini desteklemez: Ya sorumluluk alır, çözüm ararsınız ya da ilerlemenizi engelleyen nedenlere tutunursunuz. Kendinize, “Bu işi nasıl başarabilirim?” gibi nitelikli sorular sormak, yeni imkânları fark etmenize yardımcı olur.

Düşünce ve cesaret

Cesaret, vizyonu eyleme dönüştürür

John Demartini, kayropraktik muayenehanesini büyütürken yaşadığı bir dönemi anlatıyor. Kliniğini ilk açtığında bir alışveriş merkezinde 870 metrekarelik bir ofisi vardı. Dokuz ay sonra, yanında çalışan üç doktorla birlikte alanını 2.100 metrekareye çıkardı. Tanıtım derslerini otelde vermek yerine küçük resepsiyon odasında düzenliyordu; böylece katılımcılar kliniği görüp hemen bakım alabiliyordu.

Bir gece, yan taraftaki ayakkabı dükkânı iflas etti ve yaklaşık 3.000 metrekarelik alan boşaldı. Demartini buranın dersler için uygun bir amfi olabileceğini düşündü ve taşınmaya karar verdi. Kiralama şirketine ulaşmaya çalıştı ama yanıt alamadı. Bunun üzerine yeri açtırmak için bir çilingir tuttu; halıları yeniledi, duvarları boyadı, bir podyum ve kürsü kurdu, özel ışıklandırma ile 60 sandalye yerleştirdi. Neredeyse zorla girdiği binaya 30.000 dolar harcamıştı. Bu, düşünmeden atılmış bir adım değil, işini büyütme yönündeki cesur bir riskti.

Aynı alışveriş merkezinde on salonlu bir sinema kompleksi vardı. En yoğun yaya trafiğinin 19.00 ile 19.30 arasında olduğunu fark edince haftalık “Sağlık Eğitimi ve Farkındalık Dersleri”ni (HEAL) o saatlerde vermeye başladı. Otoparka büyük hoparlörler yerleştirdi ve konuşmalarını kaydetmesi için bir video şirketiyle çalıştı. İnsanlar kameraları ve ışıkları görünce “Orada neler oluyor?” diye merak ediyor, derslere katılıyor ve ders sonunda ofisi geziyordu. Kısa süre içinde şehirdeki en büyük kliniklerden birine sahip oldu; üstelik kira sözleşmesinin yalnızca bir bölümünü imzalamıştı.

John Demartini'nin seminerinden bir görüntü

Öz değer ve başarı: Fırsat karşısında karar vermek

Tadilat sürerken bir kiralama görevlisi kliniği ziyaret etti. Gördüklerine şaşırarak, “Bütün bunlar da ne? Burada neler oluyor?” diye sordu. Demartini, “Affedersiniz, alçıpan ustasının geçmesi gerekiyordu,” diye yanıt verdi. Görevli dışarı çıktı ve bir süre bu konuda başka bir haber gelmedi.

İş tamamlandıktan ve klinik birkaç haftadır hızla büyüyüp çalıştıktan sonra Demartini bir tedavi odasından çıktı. Koridorda, alışveriş merkezlerine ve gayrimenkul projelerine sahip yönetim şirketinin kurucusu Philip Freeman duruyordu. Demartini onun kim olduğunu hemen anladı ve korku hissetti. Freeman, “Demek siz Dr. Demartini’siniz,” dedi.

“Evet, efendim,” diye yanıtladı Demartini.

Freeman kendini tanıttı: “Philip Freeman, Freeman Yönetim Şirketi.” Ardından kliniğin etkileyici olduğunu söyledi ve “Bana beni hatırlatıyorsun. Bak ne diyeceğim: Altı aylık bedava kiran var,” diye ekledi.

Demartini, boş yerlerin alışveriş merkezine zarar verdiğini ve işletme faaliyete geçtiğinde yönetimin bundan memnun kalacağını biliyordu. Ayrıca şirketin başvuruları sonuçlandırmasının aylar sürebileceğinin farkındaydı. Bir konferans salonu açmak için önceden başvursaydı talebinin reddedilebileceğini düşündü; bu yüzden risk aldı ve işi hızla hayata geçirdi.

Başarı teklifinden daha büyük bir vizyona

Freeman, Demartini’nin geçmişini, vizyonunu ve hedeflerini dinledikten sonra tüm alışveriş merkezlerinde bayilik açmak isteyip istemediğini sordu. Demartini, “Hayır, teşekkür ederim. Tek klinik bende kalacak. Daha sonra topluluk önünde konuşmaya ve öğretmenliğe geçiyorum,” dedi.

Freeman bu kez onun için çalışmasını teklif etti: “Sana 250.000 dolar maaş veririm. Senin gibi insanlar arıyorum.” Bu teklif, Demartini’nin o sırada kazandığından daha fazlasını vaat ediyordu. Yine de kendi vizyonunun daha büyük olduğunu hatırladı. Başka biri için çalışıp orada kalmak istemiyordu; hayallerine doğru ilerleyebileceği bir alanı tercih ediyordu. Fırsat için Freeman’a teşekkür etti. Bu teklif, piyasadaki değeri konusunda kendisine daha fazla güven verdi.

Demartini’nin hikâyesi, cesaret ve başarı arasındaki bağın yalnızca risk almak olmadığını da gösteriyor: Önemli olan, riskin arkasındaki amacı bilmek ve kararlarını uzun vadeli vizyonunla uyumlu kılmak. Öz güven ve başarı, kişinin kendine saygı duymasıyla ve kendi yönünü seçebilmesiyle güçlenir. Yüksek öz değer, insanı daha büyük hedeflere yöneltebilir; fakat her fırsatı kabul etmek yerine, gerçekten istediği yola bağlı kalmasını da sağlar.

Demartini’ye göre yüksek öz değer cömertçe ödüllendirilir; kararlılığının almasına izin verdiği risklerin karşılığını görmüştür. Bazı insanlar hayatın kolay olmasını ister, ancak kendine meydan okumak kişiyi kim olduğunu düşündüğünün ötesine taşıyabilir ve olabileceği kişiyi ortaya çıkarabilir. Başkalarının yapmadığı şeyleri yapmaya istekli olmak, kendine güvenmek ve saygı duymak; cesaretin, öz değerin ve zaferin kesiştiği noktadır.

Kaynak: John Demartini, How to Make One Hell of a Profit and Still Get to Heaven.

Daha fazla yaratım aracı için kitaplar

Kitapları temin etmek için: cekimyasasi@hotmail.com | Tel/WhatsApp: 0 553 06 00 464

Kontrol Sende kitabı

Kontrol Sende – Çekim Yasası ve Bilinçaltı Dönüşüm Rehberi

Kontrol Sende: İzin Ver Gelsin, İzin Ver Olsun
Çekim yasası ve bilinçaltı kayıt dönüşüm rehberi. Düzenlenmiş ikinci baskı, 312 sayfa.

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı

Daha iyi bir yaşam için. 256 sayfa.

Bilinçli Yaratma Sanatı kitabı
Images

Değerlerinize Göre Yaşamak

Bir itirafta bulunacağım.

Kendimi çalışkan ve hırslı biri olarak görsem de —ailem ve arkadaşlarım da beni böyle tanımlasa da— çalışkan olduğumu nadiren hissediyorum. On sekiz saatlik çalışma günleri ve uluslararası konferanslar için yaptığım yoğun seyahatler bana sıkı çalışmak gibi gelmiyor. Hatta tam tersine, dünyadaki en güzel tatilmiş gibi geliyor. Çalışmak zorunda olmadığım bir konumda olsam bile, yapmayı en sevdiğim şey bu.

Uluslararası alanda çok satan onlarca kitabımı ya da çalışmalarımı güncel tutmak için yaptığım araştırmaları gördüyseniz, disiplinli biri olduğumu düşünebilirsiniz. Öyle olduğuma çok emin değilim. Ama bunun önemi yok; çünkü sevdiğiniz bir işi yapıyorsanız onu disiplin bakımından değerlendirmezsiniz. Amacınızı gerçekleştirmek öyle mutluluk vericidir ki o işi yapmak için sabırsızlanırsınız.

Images

Değerler Prensibi Nedir?

Değerler Prensibi

Her zaman hayalini kurduğunuz, ilham veren ve tatmin edici bir hayata erişebilmek için atmanız gereken en önemli adım nedir? İlk akla gelen cevaplar çoğu zaman somut hedeflerdir: Para biriktirmeye başlamak, daha iyi bir iş bulmak ya da terfi almak. Belki hayat arkadaşınızı bulmayı, çocuk sahibi olmayı veya evliliğinizi iyileştirmeyi düşünürsünüz. Okula devam etmek, seyahate daha çok vakit ayırmak ya da maneviyatla ilgili konulara yönelmek de isteyebilirsiniz.

Bu adımların her biri hayatınızı güzelleştirebilir ve ona anlam katabilir. Ancak hiçbiri tek başına, aradığınız tatminin garantisi değildir. Değerler prensibi, yalnızca neyi elde etmek istediğinize değil, sizin için gerçekten neyin önemli olduğuna da bakmanızı önerir. Çünkü önceliklerinizi ve size gerçekte neyin ilham verdiğini anlamadan hedeflerinizi başkalarının beklentilerine göre seçebilirsiniz.

Images

Ben Dahiyim!

“Başkalarını bilmek bilgeliktir. Kendini bilmek aydınlanmadır.”

Lao Tzu

Özdeğer, insanın kendini başkalarının övgüsüne ya da eleştirisine göre ölçmeden, kendi varlığını ve yapabileceklerini kabul edebilmesidir. John Demartini’nin yaklaşık 15 yıl önce özdeğer ve doğuştan gelen deha üzerine yaptığı bir konuşmanın ardından yaşadığı olay, bu kabulün neden önemli olduğunu anlatıyor.

“Ben bir dâhiyim” demek neden zor gelebilir?

Konuşmadan sonra bir toplantı planlayıcısı Demartini’ye, “Doktor Demartini, konuşmanıza bayıldım. Ben bir toplantı planlayıcısıyım ve eğer ilgilenirsen senin için bir dizi konuşma ayarlayabilirim.” dedi. Demartini de “Harika, hadi yapalım” diye karşılık verdi.

Images

Evren Olduğu Şekliyle Muhteşemdir: Şükür ve Kabul

Evren olduğu şekliyle muhteşemdir. Büyük, organize tasarım onu olduğu gibi var etmiştir. Bizler kimi zaman evrenin nasıl olması gerektiğine dair hayallere kapılırız. Gerçeklik hayallerimize uymadığında ise kendimize eziyet ederiz. Bu, kendi yarattığımız bir cehennemdir.

Buradaki düşünce, yaşanan her şeyi sorgusuzca onaylamak değil; hayatı yalnızca kendi beklentilerimize göre biçimlendirmeye çalışmanın yarattığı ıstırabı fark etmektir. Gerçekçi olmayan beklentiler gerçekleşmediğinde, insan mevcut olanı görmekte zorlanabilir. Oysa evreni olduğu gibi kabul etmek, hayallerden vazgeçmek anlamına gelmez. Beklentilerimizin karşılanmaması yüzünden kendimize yüklediğimiz acıyı azaltmaya ve içinde bulunduğumuz duruma daha açık gözlerle bakmaya davet eder.

şükür

Şükür duygusu ve içsel huzur

Bence cehennem, gerçekçi olmayan beklentilerimiz gerçekleşmeyince kendimize çektirdiğimiz ıstıraptır. Şükran duygusundan uzaklaştığımızda, kimi din adamlarının cehennem diye adlandırdığı şeyi yaşarız. Şükürle doluyken ise içsel cennetimize kavuşuruz. Bu bakışta şükür, yalnızca iyi giden şeyler için söylenen bir teşekkür değil; yaşamın bütününü, zıtlıklarıyla birlikte görebilme ve mevcut olana değer verebilme hâlidir.

Şükür duygusu ve mutluluk arasındaki bağ da bu düşüncede anlam kazanır: İnsan her şeyin istediği gibi olmasını beklemek yerine, elindekileri fark ettiğinde bakışını eksikliklerden başka olasılıklara çevirebilir. Bu, üzüntünün ya da zorluğun yok sayılması değildir. Tam tersine, hayatın yalnızca keyifli yanlardan oluşmadığını kabul ederek duygulara ve yaşananlara daha geniş bir çerçeveden bakmaktır. Şükür, bu nedenle her koşulda mutlu görünme zorunluluğu değil, deneyimin bütününü görebilme fırsatıdır.

Hayallerin esiri olmadan zıtlıkları kabul etmek

Birçok kişi tek taraflı hayallerinin, fantezilerinin esiri olur. Onlara esrar gibi bağımlı hâle gelir. Bir kere bağımlı olduktan sonra imkânsız hayalleri gerçekleşmediğinde kaçınılmaz olarak yoksunluk sendromu yaşamaya başlarlar. Bu anlatım, gerçekleşmesini istediğimiz tek bir sonuca bütünüyle tutunmanın bizi nasıl kırılganlaştırabileceğine dikkat çeker: Beklenti ne kadar katıysa, hayat farklı bir yönde ilerlediğinde hayal kırıklığı da o kadar ağır hissedilebilir.

Metinde, bazı kültürlerde uyuşturucu kullanımının yaygınlığı da insanların acı olmadan zevke, üzüntü olmadan mutluluğa ve kötülük olmadan iyiliğe sahip olma arzusuyla ilişkilendirilir. Bu, John Demartini’nin pasajındaki düşüncedir; hayatın zıt kutuplarını birbirinden ayırma isteğine yönelik bir eleştiri olarak okunabilir. İnsanlar böyle davranmadıklarında kendilerinde bir tuhaflık olduğunu düşünmeye koşullanabilir. Oysa metnin vurgusu şudur: Sizde bir tuhaflık yok. Zıt kutupların dengesiyle sizler mükemmelsiniz.

Şükür etkisi üzerinde ustalaşmak, her şeyi olumluya yormak ya da hayal kurmayı bırakmak değildir. Hayallerimizi, gerçekleşmediğinde bizi cezalandıran katı şartlara dönüştürmemek; yaşamı yalnızca bir tarafıyla değerlendirmemeyi hatırlamaktır. Kendinize sarılın, bağımlılık yanılsamasından kurtulun ve şükür duygusunu geliştirmek için kendinize fırsat tanıyın. Bu yaklaşım, evrenin bizim istediğimiz biçimde olmasını beklemek yerine, onu olduğu hâliyle görebilmemize yardımcı olan bir davettir.

Kaynak

İçimizden Doğan Güç - Şükür Etkisi
John Demartini


Daha fazla kişisel gelişim bilgisi ve yaratım aracı için kitaplarımı satın alabilirsiniz.
şükür

Kontrol Sende - Çekim Yasası ve Bilinçaltı Dönüşüm Rehberi Kitabı - 2019 - 2 nci Baskı

İzin Ver GELSİN, İzin Ver OLSUN
Çekim yasası ve Bilinçaltı Kayıt Dönüşüm Rehberi
Düzenlenmiş ikinci baskı · 312 sayfa

şükür

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı

Bilinçli Yaratma Sanatı
Daha iyi bir yaşam için · 256 sayfa

Kitapları temin için: cekimyasasi@hotmail.com
Tel/WhatsApp: 0 553 06 00 464