Images

Doğru Bakış Açısı

İnsan olarak hayatta acı ve tatlı pek çok olayla karşılaşırız. Yol arkadaşlarımız tarafından terk edilebilir, hastalanabilir, mal varlığımızı yitirebilir ya da sevdiklerimizin bize kapılarını kapattığını görebiliriz. Böyle zamanlarda yaşananları değiştiremeyebiliriz; fakat onları nasıl değerlendireceğimiz, vereceğimiz tepkiyi ve atacağımız sonraki adımı etkiler.

Bakış açısı, zor olayları nasıl değerlendirdiğimizi belirler

İnsanlar böyle durumlarda çoğu zaman çabuk sinirlenir ve üzülür. Hayata ve olaylara karşı bakış açılarında bir değişme olur; hatta kendilerine yapılanı başkalarına yapmaya kalkışabilirler. Bu tepki, insanın nefsi karşısındaki acizliğini gösterir. Nefsine yenik düşmeyen kişi ise yaşadığını sabırla karşılamaya ve bu durumdan nasıl olumlu bir sonuç çıkarabileceğini düşünmeye çalışır.

Images

Zorluklarla Mücadelede Etkili 9 Adım

Hayat zıtlıkların bir arada yaşandığı tiyatro sahnesi gibidir. Bu sahnede oyun kimi zaman kolaylık, genişlik ve sevinç içinde kimi zaman da zorluk, hüzün ve darlık içinde oynanır.

Oyuncular hep kolay olanı oynamak ister, ama hayat sahnesi buna müsaade etmez. Çünkü bu oyunun ayrılmaz bir parçası da zorluklardır. Hayat oy...ununun, zorluk lu sahnelerini kolay oynayabilmek için zorluklarla mücadelede etkili olan dokuz adımı sizlerle paylaşıyoruz:

1. Kendi gücünü keşfetme: Zorlukları yenmede ve engelleri aşmada asıl güç, kişinin kendisinde saklıdır. Bu gücün farkına varmayanlar hayatta başarılı olamazlar. Kendi gücünün farkına varamayanlar, kendinden dahi korkan cesaretsiz kişilerdir. Böyle kimseler asla başarılı olamazlar ve insanların en mutsuzlarını çoğunlukla bu tipler oluşturur.

2. Korkusuzca ilerleme: İnsanın kendisini yersiz kaygı ve kuşkuların esiri olmaktan kurtarması başarı için ön koşuldur.

3. Zorlukların değerli olduğunu düşünme: Hayat sonsuz zorluklarla mücadeleden ibarettir. Mücadeleden yıldığınız an yaşamanız biter. İnsana her türlü zorlukla mücadele etme gücünün verildiği unutulmamalıdır.

4. Bilgi ile gücünü arttırma: Zorluklara karşı en etkili silah bilgidir. Bilgi, hayat mücadelesinde bizim, en büyük, en sağlam silahımızdır. Bu kalkanı terk ettiğimiz gün derhal yenilir ve yok oluruz!

5. Zamanında karar verme, işleri zamanında yapma: Gecikmiş karar kaybettirir. Yerinde ve zamanında karar vermeyen bir kişi, karşılaştığı fırsatların beklediği fırsatlar olduğunun farkına varamaz. Hayatında bir daha bekli de karşılaşamayacağı önemli fırsatları kaçırır. Bir düşünür şöyle der: "Zor işler zamanında yapmamız gerekip de yapamadığımız kolay işlerin birikmesi ile oluşur."

6. Her şeye rağmen sabretme: Zorluklarla mücadelede en iyi zırh sabırdır. Bu zırhı kuşanmış insanın aşamayacağı engel yoktur. Zirveye ulaşmış bütün insanların görünmez zırhının sabır olduğunu unutmayın.

7. Bir bilene sor prensibi: Zorlukları yenmenin birçok yolu vardır. En kestirme olanı ise, bir bilene sorma prensibidir.

8. Yaşadıklarından ders alma: Yaşadıkları sıkıntıları doğru anlayan ve onlardan ders çıkaran kimseler, aynı zorlukları ve benzer sıkıntıları bir daha yaşamazlar.

9. Ümidini devamlı canlı tutmak: Gecenin ardından gündüz nasıl doğuyorsa, unutulmamalıdır ki her zorluğun ardından pek çok güzellikler ve kolaylıklar vardır

Images

Mutluluk Gönülden Vermektir

Değerli taştan daha kıymetli olan

Bir gezgin, dağ bayır gezerken bir akarsuyun içinde değerli bir taş bulur. Ertesi gün yolda, çok aç olan bir adamla karşılaşır. Torbasındaki yiyecekleri onunla paylaşır. Gezgin erzak çantasını açarken adamın gözü değerli taşa ilişir ve taşı kendisine vermesini ister.

Gezgin hiç duraksamadan değerli taşı adama uzatır. Adam, başına konan talih kuşundan memnun bir hâlde aceleyle oradan uzaklaşır. Artık kendisine ömür boyu maddi güvence sağlayacak bir taşın sahibidir.

Birkaç gün sonra gezgin, arkasından koşarak kendisine yaklaşan adamı görür. Adam nefes nefese değerli taşı gezgine uzatır:

“Senden ayrıldıktan sonra uzun uzun düşündüm. Bu taşın ne kadar değerli olduğunu biliyorum. Ama onu sana geri verip senden daha değerli bir şey almak istiyorum. Bu taşı bana rahatlıkla vermeni sağlayan o içindeki şey her ne ise, ondan istiyorum.”

Adamın aradığı şey, taşın maddi değerinden daha fazlasıdır: Gezginin onu hiç tereddüt etmeden verebilmesini sağlayan cömertlik ve içtenliktir. Hikâye, vermenin mutluluğu üzerine düşünürken bize önemli bir soru bırakır: Sahip olduklarımızın ötesinde, başkalarına neler sunabiliriz?

Gönülden vermenin anlamı

Sahip olduğun maddi şeyleri vermek, vermenin en kolay yoludur. Ama burada bile takılı kalan ne çok insan vardır. Gerçek vermek, kişinin yalnızca elindekilerden değil, kendinden ve özünden de paylaşmasıdır. Bu, bir armağanı değerli kılanın fiyatı değil, ona eşlik eden düşünce ve gönül olduğunu hatırlatır.

Emerson’un dediği gibi: “Yüzükler ve mücevherler armağan değildir. Gerçek armağanı veremediğin için dilenen özürdür. Gerçek armağan kendinden bir parçayı verebilmektir.”

Kendinden vermek ne demektir? Her şeyi bırakmak ya da sahip olduklarını düşünmeden dağıtmak değil; zamanını, dikkatini ve içtenliğini bir başkasına ayırabilmektir. Birini gerçekten dinlemek, ihtiyacı olduğunda yanında olmak veya bildiklerini paylaşmak da gönülden vermenin yollarıdır.

Paylaşmanın mutluluğu gündelik hayatta başlar

Dünyaya sahip olduğunun en iyisini ver, en iyi sana geri gelecektir. Kendinin en iyisini vermeye bugün başla. Bu düşünce, verilen her şeyin aynı biçimde geri döneceğine dair bir hesap değil; iyiliği ve cömertliği hayatın içinde yaşatma çağrısıdır. Paylaşmanın mutluluğu, çoğu zaman büyük armağanlardan değil, içtenlikle sunulan küçük şeylerden doğar.

Sevdiklerine zamanını ver, dikkatini ver, ilgini ver, bilgini ver. Pozitif bakış açını paylaş, onları dinle ve onlara değer verdiğini göster. Bazen bir kişinin yanında olmak, ona ayırdığın dikkat ve zaman, maddi değeri olan bir armağandan daha anlamlı olabilir.

Yüreğindeki armağanları ver: sevgini, anlayışını, neşeni, şefkatini ve affediciliğini. Zihnindeki armağanları da saklama; rüyalarını, fikirlerini, yaratıcılığını ve yeteneklerini sun dünyaya. Her insanın paylaşabileceği kendine özgü bir şey vardır.

Mutluluk vermekle nasıl bulunur?

Mutluluk, yalnızca biriktirdiklerimizde değil, başkalarıyla kurduğumuz gönül bağlarında da kendini gösterir. İçtenlikle vermek, karşılığında mutlaka bir şey beklemek anlamına gelmez. Birine değer vermek, paylaşmak ve elinden geleni sunmak; hem o kişiye hem de verenin kendi yaşamına anlam katar.

Gezginin değerli taşı vermesini mümkün kılan, taşın kendisi değil, içindeki cömertliktir. Gönülden vermenin anlamı da burada saklıdır: Sahip olduklarının en iyisini ve kendinden bir parçayı, içtenlikle paylaşabilmek.

Images

Papatya ve Kelebek

G眉nlerden bir g眉n, evrenin bir noktas谋nda, k眉莽眉k bir t谋rt谋l g枚zlerini hayata a莽m谋艧. Do臒al i莽g眉d眉leri ile hemen beslenmeye ba艧lam谋艧.
Ne bulursa yemi艧. Bir s眉re sonra, yeterince b眉y眉d眉臒眉nde, kendine g眉venli bir yer bulup, bir koza 枚rmeye ba艧lam谋艧.
Bu kozan谋n i莽inde ge莽irdi臒i uzunca bir s眉renin sonunda da, rengarenk kanatl谋 bir kelebek olup 莽谋km谋艧.

Images

Hayat Bizim Çabamızla Güzelleşir

Her şey zıddı ile bilinir…

Acı olmazsa tatlı, kötü olmazsa iyi, çirkin olmazsa güzel nasıl bilinebilir? Ölüm olmazsa yaşam, yokluk olmazsa varlık, hastalık olmazsa sağlık… Çileler ve hüzünler olmadan mutluluğun kıymetini nasıl anlayabiliriz?

Bu sözler, acıyı aramamız ya da yaşadığımız zorlukları önemsiz görmemiz gerektiği anlamına gelmiyor. Hayatın birbirine zıt görünen yanlarının bir arada bulunduğunu hatırlatıyor. Her şey istediğimiz gibi gitmediğinde, güzel olanı fark etmek zorlaşabilir; fakat bu, güzelliklerin artık hiç var olmadığı anlamına gelmez. Hayatı güzelleştirmek biraz da bakışımızı değiştirmek ve elimizdeki imkânlarla yeniden yol bulmaya çalışmaktır.

Images

Hayatın Altın Kuralları

Hayatın altın kuralları, büyük kararlar kadar gündelik anlarda nasıl davrandığımızla da ilgilidir. Bazen birini dikkatle dinlemek, bazen özür dilerken gözlerinin içine bakmak, bazen de sahip olduklarının kıymetini bilmek… Küçük görünen seçimler, nasıl bir insan olduğumuzu ve ilişkilerimizde nasıl bir iz bıraktığımızı anlatır. Aşağıdaki kısa öğütler; kendine, başkalarına ve hayatın getirdiklerine daha dikkatli bakmaya davet ediyor.

Hayata ve kendine daha dikkatli bak

—Göğün her yerde mavi olduğunu anlamak için dünyayı dolaşman gerekmez. Bak, aynı zamanda da baktığını gören ol.

Images

İyimser ve Kötümser: İyi Hissetmek Üzerine Bir Diyalog

İyimserlik ve kötümserlik üzerine bir diyalog

İyimserlik ve kötümserlik üzerine

İyimserlik ve kötümserlik, insanın yaşadıklarına hangi pencereden baktığını anlatan iki farklı yaklaşım. Aşağıdaki kısa konuşmada İyimser, kendini iyi hissetmenin önemini vurgularken Kötümser de gündelik sorunların içinden konuşuyor. Diyalog, zor zamanlarda bile olumlu düşünmenin mümkün olup olmadığını sorguluyor.

İyi hissetmek neden önemli?

İyimser: Şu hayatta insanın kendisini iyi hissetmesinden daha önemli bir şey yok.

Kötümser: Pardon? Daha az önce sana her şeyin ne kadar iğrenç olduğunu söylemedim mi?

İyimser: Söyledin, ama kendini kötü hissettiğinde dünyanı da karartmaya başlıyorsun. Her şey olduğundan daha kötü görünür hâle geliyor. Oysa kendini iyi hissetmeye çalışmak, sandığın kadar zor değil; üstelik bunun sana getirisi de çok.

Kendini iyi hissettiğinde içinde bir kıpırdanma olur. O an ne istediğini daha iyi fark eder, sevdiğin şeylere ve önündeki seçeneklere daha açık bakarsın. Her şey bir anda kusursuz hâle gelmez; ama daha parlak ve güzel görünen bir dünya içinde hareket etmek kolaylaşır. İyi hissetmek, kendi hayatının yönünü çizmene yardımcı olur. Sürekli kötü hissedeceğine inanmaksa kendi kuyunu kendin kazmana benzer.

Kötümser: Beni hiç anlamıyorsun, değil mi?

İyimser: Seni çok iyi anlıyorum. Kendini berbat hissediyorsun; çünkü sana göre hiçbir şey yolunda gitmiyor. Ödenecek yığınla faturan var, araban bozuldu, çocukların çok yaramazlık yapıyor, patronun ve iş arkadaşların senden nefret ediyor... Bitmeyen bir listen var, biliyorum.

Ancak bu sorunların varlığını kabul etmekle, onların bütün hayatını tanımlamasına izin vermek aynı şey değil. Hangi durumda olursan ol, kendini iyi hissetmeye çalışmayı öğrenebilirsin. Bazen sorunlar yerinde durur; fakat onlara bakışın ve onlarla baş etmek için seçtiğin yol değişebilir.

Kötümser: Hımm... Peki sen, her şey kötüyken nasıl kendini iyi hissedebiliyorsun?

İyimser: Gerçekten, içten bir şekilde kendimi iyi hissedene kadar rol yapıyorum.

Kötümser: Anladım! Yani olumlu düşünerek kendini her şeyin iyi olduğuna inandırıyorsun.