Images

İşe Yarayan Yaşamı Seçmek

Bizim için işlemediği, işlevsel olmadığı hâlde çevremizde gördüğümüz ve filmlerde seyrettiğimiz hayatların ne kadarını kendi hayatımızda oluşturmaya çalışıyoruz? Başkalarının yaşamını kendimize örnek alıp aynı biçimde kuramadığımızda, kendimizi başarısız ya da yetersiz ilan edebiliyoruz. Oysa belki de mesele yeterince çabalamamak değil; bize uymayan bir hayatı kendimiz için oluşturmaya çalışmaktır.

Kendine uygun yaşam, başkasının hayatını taklit etmek değildir

Çevremizde gördüğümüz veya filmlerde izlediğimiz yaşam biçimleri bize bir şeylerin nasıl yapılabileceğini gösterebilir. Ancak bir başkası için işe yarayanın bizim için de doğru olacağını varsaymak zorunda değiliz. Herkesin koşulları, kolaylıkla yapabildiği şeyler ve hayata katabildiği özellikler aynı değildir. Bu nedenle başkalarının hayatını örnek almadan yaşamak, başkalarını bütünüyle reddetmek değil; gördüklerimizi kendi ihtiyaçlarımız ve yapabildiklerimiz açısından değerlendirmektir.

Images

Düşündüğün Şeyi Yaratırsın

Eski bir Hintli hikâyesi var:

Düşünce gücü ve dilek ağacının hikâyesi

Hindu cennetinde kalpataru denen bir ağaç vardır. “Dilek ağacı” demektir. Tesadüfen bir gezginin yolu oraya düşer. Yorgun adam ağacın altına oturur. Açtır ve “Burada biri olsaydı, yiyecek isterdim. Fakat kimse görünmüyor,” diye düşünür.

Yiyecek fikri zihninde belirdiği anda yiyecek aniden ortaya çıkar. Adam çok aç olduğu için bunun nasıl olduğunu sorgulamaz; hemen yemeğini yer. Sonra uykusu gelir ve “Keşke şurada bir yatak olsaydı…” diye düşünür. Bir yatak belirir.

Images

İzin Vermek: Kendine İzin Vermenin Önündeki Düşünceler

Olmak veya sahip olmak istediğimiz şeyle aramızdaki en büyük engel, çoğu zaman o şey hakkında kurduğumuz tanımlar ve ona ulaşmanın nasıl olması gerektiğine dair şablonlarımızdır. Kendine izin vermek, yalnızca bir şeyi istemek değil; isteğinin önüne koyduğun bu tanımları ve kalıpları fark etmeye de açık olmaktır.

İstediğimiz şeyle aramıza koyduğumuz düşünceler

Bir şeyi zor elde etmenin onu daha değerli yapacağını düşünebiliriz. Hatta o şeyin zor olmasından gizli bir mutluluk duyarız. Zorluk, böylece yalnızca aşılması gereken bir engel olmaktan çıkar; istediğimiz şeye ulaşmanın doğal, hatta gerekli yolu gibi görünmeye başlar. Bu düşünceye tutundukça kolaylık ihtimalini gözden kaçırabiliriz.

Images

Para, onu gerçekten sevene gider



Para, onu gerçekten sevene gider

Bolluktan, zenginlikten bahsedilince doğal olarak herkesin aklına para geliyor. Peki para hakkında sayısız kötü düşünceye sahipken para kazanmak mümkün mü? İki günlük ‘yaratım ve bolluk semineri’ne katıldıktan sonra Kişisel Dönüşüm Koçu Banu Kalaycı ile para, zenginlik, yokluk ve bolluk bilinci üzerine konuştuk.


Hemen herkes çok parası olsun ve bolluk içinde yaşasın istiyor… Diyelim ki siz parasınız… Herkes sizi bekliyor, yanlarında yörelerinde olun istiyor. Tam birinin yanına gideceksiniz, birden olduğunuz yerde kalakalıyorsunuz. Çünkü sizi yanında görmek için can atan kişi “Ay o para yok mu, o para! İnsanı şımartıyor, baştan çıkarıyor! Başkalarına eziyet etmelerine neden oluyor” diyor. Oradan bir başkasına yönelecekken bu sefer kulaklarınıza “Para dediğin zor kazanılır” sesi geliyor. “Madem beni kazanmak zor. Ben seni haksız çıkaramam şimdi. Biraz daha zorlan bakalım o zaman” deyip başınızı bir başka yöne çeviriyorsunuz. 
Tam birinin koluna girecekken size “Biliyor musun, parası olanlar başkalarına karşı hiç nazik değil, hep üstten bakıyorlar” demesin mi! Yanındaki de “Para dediğin el kiri” deyince siz ne yapacağınızı, kime gideceğinizi şaşırıyorsunuz. Birden biraz ileride üstü başı, hali tavrı size benzeyen bir grubu görüyorsunuz. Yanlarına varıyorsunuz, oh içiniz biraz rahatladı değil mi? Bu arada sizi bir arada görenler de “Para parayı çeker” diye birbirini dürtüklüyor. Gülümseyerek, “Haklısınız, hepiniz haklısınız” demez miydiniz? Dönüşüm Koçu Banu Kalaycı’nın iki gün süren yaratım ve bolluk seminerinin ardından gözümde canlananlar işte buna benzer kısa film sahneleri gibiydi. Önce para ile ilişkimizi, onu nasıl gördüğümüzü sordu Kalaycı. Kimimiz para için özgürlük dedik, kimimiz esaret. Kimi sağlık için gerekli olduğunu düşünüyordu, kimi kötü alışkanlıklara yol açtığını… O iki gün boyunca bol bol meditasyon yapıp para, bolluk ve bereket üzerine düşünürken ihtiyacımız olan şeyin ‘o’ duygu olduğunu fark ettim bir kez daha… 
Images

Bakış Açını Değiştir, Yaşamın Değişsin

Yaşamdaki her şey bir illüzyondan ibarettir.

Her şey bir bakış açısıdır.

Bu sözler, yaşadığımız her şeyin önemsiz ya da gerçek dışı olduğu anlamına gelmek zorunda değil. Bazen aynı durumu farklı biçimlerde yorumlayabilir, ona yüklediğimiz anlam nedeniyle farklı tepkiler verebiliriz. Bir şeyle ilgili bizim için geçerli olan gerçeklik, yalnızca onun ne olduğu ya da nasıl göründüğüyle değil, onun hakkındaki algılarımızla da şekillenir. Algı ve gerçeklik ilişkisi üzerine düşünmek, yaşadığımız duruma verdiğimiz anlamı fark etmekle başlar.

Images

Aşkı Yanlış Yerlerde Aramaktan Nasıl Vazgeçersiniz?

Kim olduğunuzu biliyorsunuz… Peki, hayatınızın nasıl olmasını istediğinizi de biliyor musunuz?

Hiç sizin için işe yaramayan bir ilişkiniz oldu mu? Böyle bir ilişkinin ardından “Ne hata yaptım? Neden ilişkilerimi yürütemiyorum? Benim sorunum ne?” diye düşündünüz mü?

Images

Tahmin edilebilir ya da Olabilir


Gary Douglas'ın Access Consciousness Türkiye blog yazısından.


Tahmin Edilebilir ya da Olabilir

Çoğumuza tahmin edilebilir bir hayat yaratmamız öğretildi. Bize söylenen; dengeli, güvenli, tahmin edilebilir neticelerin değerli olduklarıydı. Tahmin edilebilirlikte sorun sizi mümkün olandan kısıtlı tutmasıdır. Sizi her zaman aynı olan şeylerin içine kilitler. Yeni olan her şeyi ortaya çıkmaktan alıkoyar.

Eğer gerçekten farklı, harika bir şey yaratmak istiyorsanız, eğer daha fazla eğlence, neşe ve arzuladığınız her şeyden daha fazlasını istiyorsanız, olabilirliği talep etmeniz ve seçmeniz gerekir. Eğer sabit bir bakış açınız varsa, sadece almış olduğunuz bu bakış açısına dayalı kısıtlı seçenek menüsünü görebilirsiniz. Bakış açınız realitenizi yaratır. Realiteniz bakış açınızı yaratmaz.

Eğer tahmin edilebilir bir hayatla tatmin olmadıysanız ve çok daha fazlasını arzuluyorsanız, işte size başlamanız için 3 ipucu:

SORUN/TALEP EDİN: “Seçebileceğim olabilirliği durdurmak için, kaç tane sabit bakış açısı ve tahmin edilebilir realite kullanıyorum?”