Yaşamdaki her şey enerjidir. İstediklerimizi elde etmek için o şeyle enerjimizin uyumlu olması gerekir; en güzel enerji uyumu ise neşeli ve keyifli olduğumuzda ortaya çıkar. Enerjilerinizi değiştirmek, hayatınızı daha kolay, neşeli ve eğlenceli hale getirmek ister misiniz?
Access’le tanışın. Hayatınıza katkı olabilmeniz için neler mümkün?
Bars çalışması nedir?
Access Bars yaklaşımında, başta yaşamın farklı alanlarıyla ilişkilendirilen 32 nokta olduğu anlatılır. Uygulama sırasında bu noktalara hafifçe temas edilir. Yöntemin açıklamasına göre noktalar; düşüncelerin, fikirlerin, tutumların, kararların ve inançların elektromanyetik bileşenleriyle ilişkilidir.
Örneğin para hakkındaki düşüncelerin enerjisinin “para” adı verilen Bar’da saklandığı ifade edilir. Şifa, beden, kontrol, farkındalık, yaratıcılık, güç, yaşlanma, cinsellik ve para gibi yaşam alanlarına karşılık gelen 32 farklı Bar bulunur. Uygulama, bu alanlarda kilitli kaldığı düşünülen enerjiyi temizlemeye yönelik bir çalışma olarak tanımlanır.
Bars seanslarında hedeflenen faydalar
Access Bars tanıtımlarında seansların zihin ve bedendeki gerilimi, günlük yaşam stresini, üzüntüyü, öfkeyi ve yorgunluğu azaltmaya; daha dengeli ve rahat hissetmeye katkı sağlayabileceği belirtilir. Ayrıca duygusal iniş çıkışlar, endişeler, korkular ve zihinde tekrarlayan düşünceler üzerinde çalışıldığı ifade edilir.
Tanıtımda sıralanan diğer beklentiler arasında huzur, güven ve iyi olma hissi; ilişkilerde kabullenmenin artması; kişinin kendine koyduğu kısıtlamaları fark ederek yeni olasılıklara alan açması; odaklanma, problem çözme ve farkındalıkta gelişim yer alır. Çocuk ve gençlerde sınav öncesi sıkıntı, öğrenmeyi güçleştiren durumlar ve hamilelik dönemindeki rahatlama da kaynak metinde anılan konulardandır.
Bu ifadeler yöntemin tanıtımında aktarılan olası deneyimleri yansıtır; herkesin deneyimi farklı olabilir. Bars uygulaması tıbbi tanı veya tedavinin yerine geçmez.
Ankara Access Bars uygulayıcı eğitiminin içeriği
Ankara’da düzenlenen Access Bars uygulayıcı eğitimi iki bölümden oluşur. İlk bölümde Access Consciousness ve sistemin çalışma biçimi genel olarak tanıtılır. Bars noktaları hakkında bilgi verilir ve Bars uygulama videosu izlenir.
İkinci bölüm uygulama çalışmasıdır. Katılımcılar iki gruba ayrılır; önce bir grup diğer gruba Bars seansı uygular, ardından gruplar rolleri değiştirir. Bu çalışma bir kez daha tekrarlanır. Böylece eğitim sırasında her katılımcı iki seans alır ve iki seans uygulama fırsatı bulur.
Access Bars uygulayıcı eğitimi ne kadar sürer?
Eğitimin toplam süresi yaklaşık 6-7 saattir. İlk Bars seansı kişi başına yaklaşık 1,5 saat, ikinci çalışma ise kişi başına yaklaşık 1 saat sürer. Programın akışı ve ayrıntıları için kayıt öncesinde güncel bilgiyi teyit edebilirsiniz.
Ücret, yaş koşulları ve eğitim tarihleri
Eğitim ücreti dönemsel olarak değişebileceğinden güncel ücret bilgisi için lütfen iletişime geçiniz. Eğitim tarihleri de duyuru ve planlamaya göre belirlenir; güncel tarihleri öğrenmek için bizimle bağlantı kurabilirsiniz.
15 yaş ve altındaki katılımcıların seminerlere katılımı ücretsizdir.
16, 17 ve 18 yaşındaki katılımcılar yüzde 50 indirimli katılabilir.
Bu eğitimi ilk kez alan kişi uygulayıcı olur ve seans uygulayabilir. Kaynak metinde, eğitimi farklı eğitmenlerden ikinci ve üçüncü kez alanların uygulayıcı yetiştiren eğitmen olabildiği belirtilir.
Eğitimden kareler
Başka neler mümkün?
Access Bars Ankara eğitiminin güncel tarihini ve ücretini öğrenmek, kayıt koşullarını sormak için iletişime geçebilirsiniz.
Kitaplar ve ek kaynaklar
Kendi kendinizin yaşam koçu olmak ve daha fazla yaratım aracı ve bilgi edinmek ister misiniz? Halis Şahin’in kitapları hakkında ayrıntılı bilgi için aşağıdaki bağlantıları ziyaret edebilirsiniz.
Access nedir, nasıl çalışır ve ne işe yarar? Kişisel gelişimle ilgilenen pek çok kişinin sorduğu bu sorulara, kendi deneyimimden yola çıkarak yanıt vermek istiyorum. Önce aşağıdaki videoyu izlemenizi öneririm. Video Türkçe altyazılıdır; altyazıyı ayarlar simgesinden seçebilirsiniz.
Access Consciousness nedir, nasıl çalışır?
Bilinçaltı kayıtlarını temizlemeye yönelik çalışmalarla ilgilenen birçok kişinin zorlandığı konulardan biri, sürecin uzun ve yorucu olabilmesidir. Ben de bu konuda zorlanan kişilerdendim. Kendi kendime, “Bu işlemi daha kolay nasıl yapabilirim?” diye soruyordum.
Sorular sormaya devam ettikçe, kendi bakış açıma göre çekim yasası çalıştı ve Access’le tanıştım. İlk başta bu kadar basit olamayacağını düşündüm. Kontrolcü, analitik ve sonuç odaklıydım; elle tutulur, gözle görülür sonuçlar arıyordum. Bu yüzden Access’e karşı yoğun bir direnç gösterdim. Yine de araç çantamda bulunması için öğrenmeye karar verdim.
İlk Access Bars eğitimimde çok fazla şey hissetmedim. Access Bars, başın üzerindeki 32 noktaya hafifçe dokunularak yapılan bir uygulama olarak anlatılıyordu. Eğitimde, bu noktalara dokunmanın enerji akışıyla ve bilinçaltındaki kayıtların temizlenmesiyle ilişkili olduğu ifade ediliyordu. Enerjiden söz ediliyordu ama ben o sırada bunu hissetmiyordum. Ayrıca neyin temizlendiğini ve sürecin nasıl ilerlediğini kontrol etmek istiyordum. Aldığım yanıt, sonucun çalışma sonrasında belli olacağıydı. “Sonuç sürprizdi” deniyordu. Analitik yapım nedeniyle bir süre Access’ten uzak durdum.
Daha sonra bir eğitmen arkadaşımın tanıtım çalışmasına katıldım. Kısa bir Access Bars uygulamasında, öncekilerden farklı bir şey deneyimledim. Uygulama sonrasında enerjimin değiştiğini; daha neşeli ve keyifli olduğumu hissettim. Olumsuz bir şeyle ilgilenmek istemediğim bu hâl birkaç gün sürdü. Bunu açıklamak kolay değildi; benim için deneyimlenen bir durumdu.
Eğitimlerde kişilerin deneyimlerinin farklı olabileceği, kimilerinin ilk seansta bir değişiklik fark ederken kimilerinin daha sonra fark edebileceği söyleniyordu. Ben aceleci ve sonuç odaklı davrandığım için ilk deneyimimden hemen yargıya varmış, etkili olmadığını düşünmüştüm.
Access Bars ne işe yarar, nasıl uygulanır?
Benim deneyimimde Access Bars’ın en güzel yanı, enerjimi fark etmeme ve kendimi daha neşeli, keyifli hissetmeme yardımcı olmasıydı. Bu, herkesin aynı şeyi hissedeceği ya da aynı sonucu alacağı anlamına gelmez. Kişisel gelişim çalışmaları kişiden kişiye farklı yaşanabilir; her insanın algılama biçimi ve süreci kendine özgüdür.
Devamında iki Access Bars eğitimi daha alarak uygulayıcı eğitmeni oldum. Bu süreçte şunu fark ettim: Access Consciousness yalnızca Bars’tan ibaret değildi; farklı araçları bir araya getiren bir sistemdi. Benim aldığım Bars eğitimi ise bu sistemin başlangıcıydı.
Access’i bir alet çantası gibi düşünüyorum. İçinde günlük yaşamda kullanılabilecek sorular, sözlü prosesler ve temizleme cümlesi var. Benim için özellikle açık uçlu sorular, daha önce fark etmediğim seçenekleri görmeme yardımcı oldu. Yaklaşımın odağında, var olan bir inancı başka bir kısıtlayıcı inançla değiştirmekten çok, bakış açılarını sorgulamak ve farklı olasılıkları araştırmak bulunuyordu.
Bakış açıları, seçimler ve yeni olasılıklar
Çekim yasası üzerine çalışan kişilerin bazen istediklerinin nasıl gerçekleşeceğine fazla odaklandığını görüyorum. Örneğin bir ev istediğinizde, zihniniz bugünkü imkânlarınızı ölçü alıp “Bu nasıl olacak?” diye sorgulayabilir. Bu sorgulama, şu anki koşullarınızı gelecekteki tek olasılık gibi görmenize yol açabilir. Access’in açık uçlu soruları, benim için bu sınırlı bakış açısının dışına çıkıp başka seçenekleri düşünmenin bir yolu oldu.
Danışanlarımla çalışırken farklı seçeneklerin mümkün olabileceğini konuşmayı seviyorum. Yaklaşık 1,5 yıl önce çalışmaya gelen bir danışanım devlet memuru olmak istediğini, 39 yaşında olduğu için yaş engeli bulunduğunu ve artık devlette çalışamayacağını düşünüyordu. Ona, “Yaş sorun olmasaydı devlette çalışmak senin için nasıl olurdu?” diye sordum. Bu konudaki engelin değiştiğini ve istediği tarzda bir işte çalıştığını hayal etmesini önerdim. Birkaç ay sonra yaş koşuluyla ilgili düzenlemenin değiştiğini öğrendik. Daha sonra danışanım bir devlet okulunda öğretmen olarak göreve başladı. Bu, yaşadığım ve benim için dikkat çekici olan bir örnekti.
Bu tür sorular, istediğiniz şeyin nasıl olacağını hemen bilmenizi gerektirmez. Bana göre önemli olan, olasılığı baştan kapatmadan ne istediğinizi araştırabilmek ve ardından kendi seçimlerinizi yapmaktır. Şu sorularla başlayabilirsiniz:
Burada başka hangi seçeneklere sahibim?
Daha başka neler mümkün?
…… için sonsuz olasılıklar nedir?
…… olabilmesi için ben ve bedenim hangi enerji, alan ve bilinç olabiliriz?
Bugün kendim olmayı seçseydim kim olurdum?
Benim sevdiğim sorulardan biri de şudur: “Sonsuz ve sınırsız seçeneklere sahip bir varlık olsaydınız; istediğiniz şeyi olabilen, istediğiniz şeye sahip olabilen ve istediğiniz şeyi yapabilen kişi olsaydınız neyi seçerdiniz? Kim olurdunuz? Hayatınız nasıl olurdu?”
Bu soruların ardından insanlar bazen neden istediklerini yapamayacaklarına dair pek çok mazeret sıralayabiliyor. Ben de odağı, “Nasıl olamayacağına” değil, “Olması için hangi seçenekler var?” sorusuna çevirmeyi öneriyorum. Hayat seçimlerden oluşur; seçenek olmadığına ya da çok az seçenek olduğuna inanmak, başka ihtimalleri görmemizi zorlaştırabilir. Access’te sevdiğim şey, insanları farklı seçenekleri araştırmaya teşvik etmesidir.
Access soruları ve temizleme cümlesi
Access proseslerini hayatınızın farklı alanları üzerine düşünürken kullanabilirsiniz. Aşağıdaki boşluklara yaşam, iş, ilişki ya da başka bir konuyu yerleştirip soruları kendinize yöneltebilirsiniz. Ben bunları kişisel farkındalık ve düşünme araçları olarak kullanıyorum; belirli bir sonuç ya da herkes için aynı deneyimi vaat etmiyorum.
Harika bir …… olamayacağını sana düşündüren her şeyi; yeterince iyi olmadığınla ilgili sana söylenen ve senin satın aldığın her şeyi; yapacağın, olacağın ya da söyleyeceğin şeyde sıra dışı olmadığını düşündüren her şeyi geri alır, cayar, geçersiz kılar, düzeltir, feragat eder, ihbar eder, yıkıp yaratımını tümüyle iptal eder misin?
Evet. POC and POD.
Bu olan her şeyi, seni gergin yapan her şeyi, “Bunu yapamam” diye düşündüren her şeyi ve “Başarısız olacağım, herkes gülecek” diye düşündüren her şeyi geri alır, cayar, geçersiz kılar, düzeltir, feragat eder, ihbar eder, yıkıp yaratımını tümüyle iptal eder misin?
Evet. POC and POD.
Bu cümle ve POC and POD hakkında daha fazla bilgi için Access Consciousness temizleme cümlesi sayfasını inceleyebilirsiniz. Videodaki soruları da ilginizi çeken bir konuya uyarlayabilirsiniz. Benim kullandığım bir başka soru şöyledir:
“Algılamayı, bilmeyi, olmayı ve almayı kabul etmeyi reddettiğim; algılamaya, bilmeye, olmaya ve almaya cesaret edemediğim, ancak algılamam, bilmem, olmam ve almam gereken şey nedir ki, onu kabul ettiğimde …… sorunuma açıklık ve kolaylık getirebileyim?”
Boşluğa üzerinde çalışmak istediğiniz konuyu koyabilirsiniz. Kaynak metinde bu sorunun en az üç gün boyunca günde 30 kez tekrarlanması öneriliyor; bunu bir öneri olarak değerlendirin ve kendi deneyiminizi gözlemleyin. Access’in mantrası olarak paylaşılan ifade ise şöyledir:
Hayatın tümü bana kolaylık, neşe ve ihtişamla gelir.
Kişisel deneyimim ve çalışma biçimimdeki değişim
Kişisel gelişim çalışmalarıyla profesyonel olarak ilgilenmeye başladığımda, birçok kişinin hüzün, çaresizlik, yetersizlik ve kurbanlık hikâyelerini dinliyordum. Hikâyelerle özdeşleşip çözüm aramaya çalışmak zaman zaman enerjimi düşürüyor ve beni yoruyordu.
Access’le tanıştıktan sonra, kişilere yalnızca yaşadıkları hikâyeyi değil, çalışma sonrasında ne olmak ve hayatlarında neyi değiştirmek istediklerini de sormaya başladım. Bu yaklaşım, benim için asıl isteği daha kısa ve net biçimde görmeyi kolaylaştırdı. İhtiyaç duyduğumda regresyon ve benzeri çalışmalarla geçmişe dönmeye devam ettim; fakat artık bu süreç beni eskisi kadar yormuyordu.
Daha önce kendi çalışmalarımda EFT ve Ho’oponopono gibi tekniklerden yararlanıyordum. Zamanla kendi uygulamamı, Access soruları sormak, ortaya çıkan hisleri fark etmek, temizleme cümlesini kullanmak ve ardından isteğime açılım sağlayacak sorular yöneltmek şeklinde değiştirdim. Bu çalışmanın daha eğlenceli ve keyifli olabileceğini fark ettim.
Hayatınızda bir konuda farklı seçenekleri araştırmak isterseniz şu sorularla başlayabilirsiniz: Burada farklı hangi seçeneklere sahibim? Daha başka neler mümkün? Bugün kendim olmayı seçseydim kim olurdum?
Access Consciousness hakkında son notlar
Yazıyı kaleme aldığım dönemde Access’in 173 ülkede uygulayıcısı bulunduğu ifade ediliyordu. Ben farklı kişisel gelişim yöntemlerini denedikten sonra Access’i kendi açımdan daha eğlenceli ve kolay uygulanabilir buldum. Bu, herkesin aynı deneyimi yaşayacağı anlamına gelmez. Kimi kişi bir değişimi hızlı fark edebilir, kimisi için süreç daha uzun olabilir; bazı kişiler de çalışmayı kendileri için uygun bulmayabilir.
Benim için Access’in katkısı, sorular aracılığıyla bakış açımı genişletmek ve yeni seçimleri araştırmak oldu. Siz de kendi deneyiminize bakabilir, size uygun olup olmadığını gözlemleyebilirsiniz. Hayatınıza katkı olmasını diliyorum.
Çekim yasasıyla ilgilenenlerin peşinden koştukları önemli şeylerden biri paradır. Daha iyi bir yaşamın ve hayatta kalmanın güvencesi olarak gördüğümüz para için daha fazlasını kazanmaya çalışırız. Oysa para bir değiş tokuş aracıdır; maddi ihtiyaçlarımızı karşılayabilir ama tek başına mutluluk ya da sevgi satın alamaz. Bu sözlere, “Parayı ver, hepsini yaparım,” diye karşılık verenler olabilir. Fakat fiziksel ihtiyaçlarımızla ruhsal ihtiyaçlarımızı birbirine karıştırdığımızda parayı, içimizdeki başka sıkıntıların da çözümü gibi görmeye başlayabiliriz.
Hayattaki her şey bir seçimdir; seçmek ya da seçmemek. Seçenekler çoğu zaman önümüzde durur, ancak onları görüp görmemeyi de seçeriz. Para konusunda da seçimlerimizin farkında olmayabilir, ardından içinde bulunduğumuz durumun nedenlerini yalnızca dış koşullarda arayabiliriz. Bu yazıda, para inançlarını anlamak için danışanımla yaptığım bir telefon çalışmasını paylaşmak istiyorum.
Para kazanmak istiyor, ama çalışmaktan kaçınıyordu
Danışanımla daha önce özgüvenini geliştirmek üzerine üç dört kez bireysel çalışma yapmıştık. Her çalışmanın ardından hayatında değişiklikler olduğunu söylüyordu. Bu kez iş konusunda yaşadığı sıkıntı için destek istedi. İstediği türde bir iş buluyor, işe giriyor; bir süre sonra kendini sabote ederek işten ayrılıyordu. Evde kaldıktan sonra eşi ya da çocukları yeniden iş araması için onu teşvik ediyor, o da işe başlayıp aynı döngüyü tekrar ediyordu.
Ona, “İşi ne için istiyorsun?” diye sordum. “Para için,” dedi. Çalışmak istemediğini söylediğinde, işe girerse ne olacağını konuştuk. Eşinin kazancının yetmediğini, borçları ödemek, çocuklarına harçlık vermek ve okul masraflarını karşılamak istediğini anlattı. Hem paraya ihtiyacı olduğunu söylüyor hem de çalışmak istemiyordu; ortada bir çelişki vardı.
“Kendin için ne istiyorsun?” diye sorduğumda kendisi adına bir isteği olmadığını fark etti. Çalışmayı başkalarını mutlu etmek, çocuklarına para vererek onların sevgisini görmek için istiyordu. İşi kendisi için seçmediğinden, yaptığı işlerden de zevk almıyordu. Eşinin kazancını yetersiz bulmasının ardında hangi inancın olduğunu sorguladığımızda, bu düşüncenin babasına ait olduğunu söyledi.
Para hakkında aileden gelen inançlar
Babası, tek başına çalışıp eve yetemediğinden yakınır; annesi çalıştığı dönemlerde bile çocuklarına ayakları üzerinde durmaları ve eve yardımcı olmaları gerektiğini söylerdi. Danışanıma, “Bir kamyon paran olsaydı ne yapar, nasıl hissederdin?” diye sordum. O kadar para istemediğini söyledi. Nedenini sorunca, “Çok para yalansız olmaz,” dedi; ardından “Çok söz yalansız, çok para haramsız olmaz,” ifadesini kullandı.
Para ile ilgili başka hangi düşünceleri olduğunu sorduğumda şunları sıraladı:
Fakirlik erdemliktir.
Öbür dünyada bu kadar malın kefaretini ödeyemem.
Çok para azdırır.
Çok param olursa bir sürü akraba ortaya çıkar.
Çok param olursa hakkıyla ibadet edemem.
Bu inançları dinledikten sonra, “Parayla ilgili sorun yaşaman çok doğal. Para istediğini söylüyorsun ama aynı zamanda zenginliği reddediyorsun; çelişki içerisindesin,” dedim. Bu düşüncelerin kime ait olduğunu yeniden sorduğumda cevap yine “Babama,” oldu. Daha önceki çalışmalarımızda, kız evlat olduğu için babasının kendisine bakışından duyduğu rahatsızlığı da konuşmuştuk.
Bu bölümde aile dizimi çalışmasını kullanarak ailesini zihninde bir odaya yerleştirmesini istedim. Babası annesinin yanında, erkek kardeşi başka bir ikilinin yanında, ablası da onun yakınındaydı. Danışanım ve kız kardeşi ise biraz uzakta duruyordu. Neden ayrı olduklarını sorduğumda, “Kız olduğumuz için,” dedi. Ablasının erkek kardeşinin yanında olmasını ise onun “erkek gibi” çalışıp eve para getirmesiyle açıkladı.
Danışanımın anlatımına göre babası evin geçimi için destek bekliyor, erkek evlat istiyordu. Ablası bu beklentiye daha fazla uyum sağlamış; danışanım ve kız kardeşi ise kendilerini ailenin dışında hissetmişti. Danışanım, cinsiyetini kabullenme konusunda yaşadığı sıkıntıları ve bedenine dair hislerini de bu aile deneyimleriyle ilişkilendiriyordu. Kendi evinde de eşinin kazancını yetersiz bulup evin sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğine inanıyordu.
Annesinin sık sık parasının yetmediğinden yakınması da danışanımı etkiliyordu. Annesine yardım etmek istiyor, ancak bunu yapacak kadar parası olmadığını düşündüğü için rahatsızlık hissediyordu. Ailede herkes çalışsa da herkes kendini parasızlığa inandırmış gibiydi. Danışanımın da benzer düşünce ve davranışları kendi ailesine taşıdığını gördük.
Almayı kabul etmek ve asıl ihtiyacı fark etmek
Çalışmanın devamında annesini bir sandalyede otururken imgelemesini, karşısında diz çökerek şu sözleri tekrarlamasını istedim: “Sen benim annemsin, ben senin çocuğunum. Sen büyüksün, ben küçüğüm. Sen verirsin, ben alırım.” Bu sözleri söylemekte zorlandı. Ardından, “Verdiklerin için teşekkür ederim; onlar bende kalacaklar,” cümlesini eklemesini istedim. Tekrar ettikçe gerginliğinin hafiflediğini anlattı. Annesinin ona deste deste para verdiğini imgelemesi de başlangıçta zor gelse de bunu yapabildi.
Sonra benzer çalışmayı babasıyla yapmasını istedim: “Sen benim babamsın, ben senin kızınım. Sen büyüksün, ben küçüğüm. Sen verirsin, ben alırım. Verdiklerin için teşekkür ederim; onlar bende kalacaklar.” Bu sırada göğsünün sıkıştığını, boğazının düğümlendiğini ve nefes almakta zorlandığını söyledi.
Babası zihninde ona para vermiyordu. Danışanım hatırladı ki ailede para alışverişi çoğunlukla annesi üzerinden yürürdü: ihtiyaç olduğunda annelerinden para ister, kazandıklarını da annelerine verirlerdi. Annesi çocuklar için ailenin para kasası gibiydi; babası ise zihninde para odaklı ve ulaşılmaz bir kişiydi. Sözleri tekrarlamayı sürdürdüğünde, imgesinde babası önce parayı eline koyup geri aldı, sonra ona vermeye başladı.
Danışanım, “Babam parayı veriyor ama para benim için bir anlam ifade etmiyor,” dedi. Babasının gözlerine baktığında sevgi gördüğünü ve aslında aradığı şeyin sevgi olduğunu fark etti. Yıllarca babasının ilgisini ve onayını alabilmek için onun odaklandığını düşündüğü şeye, yani paraya yönelmişti. Para kazanıp eve getirdiğinde babasının davranışının değiştiğini daha önce de anlatmıştı. Bu deneyim, para kazanırsa sevileceğine dair bir düşünce geliştirmesine yol açmıştı.
Para kazanmadığında suçluluk hissediyor, eşi ve çocuklarına para vererek onların sevgisini kazanmaya çalışıyordu. Fakat eşi ve çocukları babası değildi; onlardan babasından beklediği karşılığı alamadığı için tatminsizlik yaşıyordu. Bu çalışmada kilitlenmenin babasıyla ilişkisine bakışında olduğunu, anahtarı başka yerde aradığını gördü.
Her şey bizim içimizde; zihinsel olarak izin vermediğimiz hiçbir şey fiziksel hayatımızda tezahür edemez.
Para inançlarını sorgulamak için sorular
Hayatınızda yeterince para olmadığını düşünüyorsanız, zihninizdeki para ile ilgili bilinçaltı inançları ve aileden öğrendiğiniz kalıpları gözden geçirebilirsiniz. Kendinize şu soruları sorun:
Yeterince param olmadığı düşüncesine neden tutunuyorum?
Parayı hangi ihtiyaçlarım için istiyorum?
İhtiyaç olarak gördüğüm şeylerden hangileri gerçekten olmazsa olmaz?
Hangi sorunlarımın çözümü için parasızlığı paravan olarak kullanıyorum?
Yaşamımın hangi alanlarında parayı reddediyorum?
Paraya sahip olmamanın nesini seviyorum?
Yaşamımdaki hangi inanç kalıpları hayatıma paranın gelmesini engelliyor?
Her şeyi olabilen, yapabilen, bilebilen ve her şeye sahip olabilen biri olsaydım kim ve ne olurdum? Hayatım nasıl olurdu?
Şu anda bu kişi olmayı zihinsel olarak seçmeme engel olan şey ne?
Neyi alıp kabul etmeye gönüllü değilim?
Hayatımla ve parayla ilgili neyi olmaya, bilmeyi, algılamayı, alıp kabul etmeyi istemiyorum?
Eğer para mesele olmasaydı, neyi seçerdim?
Soruları sorun ve cevapların hemen gelmesine takılmadan onları serbest bırakın. Sorular, daha önce fark etmediğiniz seçenekleri görmenize yardımcı olabilir. Farklı seçeneklerin var olmasına zihinsel olarak izin verin; ortaya çıktıklarında seçin. Beğenmediğinizde yeniden seçin. Takıldığınız yerde blokajları temizleyip yeniden deneyin.
Hayat seçimlerden oluşur. Kendinize verdiğiniz her seçim izni sizi daha fazla özgürleştirir ve farklı dünyalara taşır.
Not: Herkesin bilinçaltı kendine özeldir. Burada anlatılanlar fikir vermesi ve değişimin mümkün olduğunu göstermek amacıyla paylaşılmıştır. Başarı kişiden kişiye değişir. Hayat sürekli değişir; doğrular zamana ve mekâna göre değerlendirilir. Neyi seçip neyi seçmeyeceğiniz size kalmıştır. Bir inancı yıkarken yerine yeni bir inanç yükleyen akımlardan ve kişilerden uzak durmanızı tavsiye ederim.
Hayatınıza katkıda bulunmasını diliyorum.
Saygılar, Halis ŞAHİNER
Daha fazla yaratım aracı ve bilgi için kitaplarımı inceleyebilirsiniz.
Günlük yaşamda farkında olmadan birbirinin yerine kullandığımız iki kavram vardır: hak etmek ve layık olmak. Oysa hak etmek ile layık olmak arasındaki fark, düşündüğümüzden daha derin olabilir. Bu iki kavram yakın anlamlı görünse de biri daha çok emek ve karşılıkla, diğeri ise kendimize ve yaşamımıza dair taşıdığımız değer algısıyla ilgilidir.
Sık sık “Neden hak ettiğim hâlde bu yaşantıya sahip olamıyorum?” diye soruyorsanız, yalnızca neyi istediğinize veya hak ettiğinizi düşündüğünüze değil, kendinizi gerçekte neye layık gördüğünüze de bakmanız gerekebilir. Bir şeyi istemek ya da onu hak ettiğimize inanmak başka; o şeyi kendi yaşamımız için mümkün ve uygun görmek başkadır.
Bu sayfada, başlığında Energetic Synthesis of Being ifadesi bulunan Access Consciousness sınıfı videosu yer alıyor. Video, sınıfı tanımak ve içeriği doğrudan kaynağından izlemek isteyenler için sunulmuştur.
Videodaki sınıfın başlığı
Energetic Synthesis of Being, başlıkta Access Consciousness core class olarak tanımlanıyor; Türkçe karşılığıyla Access Consciousness temel sınıfı ifadesi kullanılıyor. Bu sayfanın odağı sınıf başlığı ve videonun kendisidir. Sınıfta ele alınan konular hakkında videoda gösterilenlerin ötesinde bir açıklama eklenmemiştir.
Şimdi para enerjisinin dayanıklılık
ve bekasının eril ilke ile bağından söz etmek istiyorum. Eril ilkenin ailedeki
en önemli …temsilcisi babadır. Baba ve eril ilke yaşamda sağlamlığı ve
kalıcılığı temsil eder. Paranın kalabilmesi için babaya “evet” demeniz gerekir.
Gökyüzü eril ilkenin en büyük temsilcisi, hava da yaşamanın olmazsa olmazı
değil mi zaten? İster yağmur, ister fırtına, ister dolu, ister kar getirsin,
havaya “hayır” diyebilir misiniz?
Babamıza “evet” demek, tıpkı hava
gibi ona her koşulda rıza göstermektir. Başka bir deyişle ona tüm yaşamı,
deneyimleri, suçları, eksik/fazla yanları, hataları, geçmişi, genetik
kodlamasında kaydı bulunan bulunmayan tüm ataları, onların
yaptıkları/yapmadıkları, evrensel/bütünsel sisteme verdikleri veremedikleri ile
hiç ayırımsız total ve koşulsuz bir kabul anlamına gelir. Biz babamızın bazı
yanlarını beğenmez ve reddersek…
İşiniz var. Çalışıyorsunuz, geliriniz
birçoğunun özeneceği kadar yüksek. Demek dişi ilke, dünya ana ve tabii kendi
annenizle ilişkileriniz gereğince iyi. Buna karşın kazancınızda bereket yok. Ne
yapsanız en azından bir ev sahibi olamıyor, paranızın birikmesini
sağlayamıyorsunuz. Hatta bu kadar gelire rağmen gelirinizi giderinize
denkleştiremiyor, ay sonuna borçsuz ulaşamıyorsunuz.
Bir işyeri sahibisiniz.
Çalışanlarınız, müşterileriniz memnun, ürününüz kolayca pazarlanıyor,
vergilerinizi, SSK, Bağ-Kur ödemelerinizi düzenli gerçekleştirebiliyorsunuz.
Para akışınız da iyi, tahsilâtlarda her hangi bir tıkanıklık görmüyorsunuz.
Buna karşın kazancınızda bereket yok. Ne yapsanız en azından bir ev sahibi
olamıyor, paranızın birikmesini sağlayamıyorsunuz. Herkese yardım eden,
varlığıyla destek sunan siz kendiniz için belli bir rakamdan sonrasını
ayıramıyorsunuz.
Çoğu insan gibiyseniz, hayatınızı bu realitenin sunduğu seçenekler arasından seçim yaparak geçiriyor olabilirsiniz. Bu menüde doğru ya da yanlış, iyi ya da kötü, kısıtlı ya da kısıtlı olmayan gibi karşıtlıklar vardır. Oysa Gary M. Douglas’ın dikkat çektiği nokta, bu tanıdık seçeneklerin henüz göz önüne bile almadığınız olasılıkları göstermeyebileceğidir.
Seçimlerinize yeni olasılıklar açısından bakın
Ben hiçbir şeye yalnızca doğru veya yanlış, iyi veya kötü diye bakmam. Karşıma hangi seçenek çıkarsa çıksın, kendime şu soruları sorarım: “Bu neyi yaratacak? Bu seçim nasıl farklı bir olasılık yaratacak? Henüz mümkün olduğunu düşünmediğim başka hangi olasılığa kapı açabilir?”
Bu yaklaşım, seçimi alışılmış ölçütlerle değerlendirmek yerine onun yaratabileceği farklılıkları merak etmeye davet eder. Bir seçeneği değerlendirirken yalnızca “Bu, içinde bulunduğum realitede nasıl işe yarar?” diye sormak zorunda değilsiniz. “Bu seçim, şimdiye kadar bildiğim ve mümkün olduğunu düşündüğüm şeylerin ötesinde ne yaratabilir?” sorusunu da sorabilirsiniz.
Seçim ve olasılıklar arasındaki ilişkiye bu açıdan bakmak, daha önce hesaba katmadığınız ihtimalleri fark etmenize yardımcı olabilir. Önemli olan, seçeneği hemen iyi ya da kötü diye sınıflandırmak değil; onun hangi farklılığı yaratabileceğini sorgulamaktır.
Seçim, realiteyi değiştirebilir
Seçimleriniz realiteyi değiştirecektir. Gerçek Seçim Krallığı, seçtiğiniz her şeyin farklı bir dünya yaratabileceğini kabul eder. Farklı bir dünya yaratmak istiyor musunuz? O zaman seçin; seçiminizin hiçbir etkisi yokmuş gibi davranmayı bırakın.
Douglas’ın bu sözlerinde seçim, yalnızca kişisel bir karar olarak değil, daha geniş bir değişimin başlangıcı olarak ele alınır. Bilinçlilik alanından yapılan seçimin başkalarının realitelerinde de bir değişim yaratabileceğini söyler. Bu nedenle kendinize şu soruyu yöneltebilirsiniz: “Yaratmak istediğim şey bu mu?” Cevabınız evetse, seçiminizi sahiplenin.
Kendi benzersiz hediyenizi fark edin
İnsanlar çoğu zaman özel olduklarını hisseder, fakat bu özelliklerini gerçekten talep etmekte zorlanabilirler. Douglas, kendi deneyimini de bu düşünceyle anlatır: Özel olduğunu biliyordu; ancak başkaları bunu görmediğinde kendisi de inkâr etti. Farklı bir realite istediğini biliyor, fakat çevresindekiler bunu göremediği için bu isteği reddediyordu.
Dünya için bir değişim yaratabilecek bir şeyi olduğunu hissettiğini, ancak bunu bulamadığını söylüyor. Çünkü kendi “torbasında” bulunan değere bakmak yerine başkalarının torbalarına yöneliyordu. Bu anlatı, insanın kendi değerini ve sunabileceği şeyi başkalarının ölçülerinde aramadan fark etmesi gerektiği fikrini öne çıkarır.
Her birimiz, olduğumuz hediye olarak sunabileceğimiz ve pek çok şeyi değiştirebilecek bazı özelliklere sahibiz. Douglas’ın benzetmesiyle, bütün hayatınız boyunca yanınızda duran bu hediye için kendi torbanıza bakmanız gerekir. Ona sahip olduğunuzu biliyor olsanız bile, onu talep etmek yerine değeri başkalarının realitelerinde arıyor olabilirsiniz.
Kendinize sorabileceğiniz sorular
Siz dünyaya benzersiz bir hediyesiniz. Bunu hiç kabul ettiniz mi? Ne olduğunuzu, neleri yapmaya muktedir olduğunuzu ve henüz seçmediğiniz hangi imkânların her şeyi değiştirebileceğini kabul etmek için ne gerekir?
Eğer kabul etseydiniz dünyayı olmasını istediğiniz biçimde değiştirebilecek, fakat şu anda görmezden geldiğiniz kaç seçenek var? Gary Douglas’ın yaklaşımı, bu soruların yanıtını başkalarının beklentilerinde değil, kendi seçiminizde ve kendi olasılıklarınızda aramaya çağırıyor.
Olasılıklar Seçimi semineri
Gary Douglas ve Dr. Dain Heer dünyanın farklı yerlerinde Olasılıklar Seçimi seminerleri vermektedir. Seminer hakkında daha fazla bilgi almak için kaynak metindeki videoyu izleyebilirsiniz.