Images

Mutluluğun olmak için atılacak 3 adım

Mutlu olmak istiyorsan 
Şu üç şeyi yap:

Birincisi: kendini olabildiğince mutlu olarak hayal et. Bir kaç hafta içinde nedensiz yere çok mutlu olmaya başladığını göreceksin. Bu uykudaki kapasitenin kanıtı olacak. Demek ki sabah ilk iş olarak kendini müthiş derecede mutlu olarak hayal etmelisin. Yataktan çok mutlu bir ruh halinde çık- ışık saçar, için içine sığmaz bir halde, sanki o gün kusursuz, inanılmaz derecede değerli bir şey olacakmış gibi bir beklenti içinde ol. Son derece olumlu ve umutlu bir ruh halinde, o gün sıradan bir gün olmayacakmış, sıradışı, olağanüstü bir şeyler seni bekliyormuş, çok yakınındaymış hissiyle çık yataktan. Gün boyunca bu hissi tekrar, tekrar hatırlamaya çalış. Yedi gün içinde göreceksin ki tüm davranış biçimin, tüm alışkanlıkların, tüm titreşimin bambaşka bir hale gelmiş.

İkincisi: gece yatarken kendini Tanrı'nın ellerine bıraktığını hayal et sadece...varoluş sana arka çıkıyormuş, sanki onun kucağında uykuya dalıyormuşsun gibi hisset. Sadece bunu hayal et ve uykuya dal. Bu hayali sürdürerek uykunun gelmesini bekle ki hayal gücü uykunun içine işlesin ve bu ikisi iç içe geçsin. İkincisi de bu.

Üçüncüsü: olumsuz hiçbir şey hayal etme çünkü hayal gücü kapasitesine sahip olan kişiler, olumsuz şeyler hayal ettiklerinde bunlar gerçek olmaya başlar. Hastalanacağını düşünürsen, hastalanırsın. Birinin gelip sana kabaca davranacağını düşünürsen öyle davranır. Bu durumu senin kendi hayal gücün yaratacaktır.

Önce sabah ve akşam canlandırmalarına başla ve gün boyunca olumsuz hiçbir şey hayal etmemeyi unutma. Öyle bir düşünce geldiğinde onu hemen olumlu bir şeye çevir. Ona hayır de. Ondan hemen vazgeç ve fırlatıp at onu.

Mevlude Kukuş
Images

Pozitif Düşünce Gücüyle Mutlu yaşamın sırları

Doğduğumuzda tamamen iç dünyamızla iletişim halinde saf, temiz, açık bir zihinle dünyaya geliyoruz. Fakat büyüdükçe etrafımızdaki yetişkinlerden korkmayı ve sınırlarımız olduğunu öğreniyoruz. Ve bizler de birer yetişkin olduğumuz zaman farkında olmadan pek çok negatif düşünce geliştirmiş oluyoruz. Sonunda hayatlarımızı ve deneyimlerimizi bu yanlış düşüncelerin üzerine kurmaya meyilli oluyoruz.  
Bu kitabı okurken kendi fikirlerinizle örtüşmeyen pek çok düşünceye rastlayacaksınız. Bu düşünceler sizin inanç sisteminizle taban tabana zıt olabilir. Bu hiç sorun değil. Ben bu duruma “suyu kaynatmak” diyorum. Benim söylediklerimin hepsine katılmak zorunda değilsiniz. Ama lütfen inandığınız şeyleri ve bunlara neden inandığınızı sorgulayın. Çünkü ancak bu şekilde değişip olgunlaşabilirsiniz.

Kendi düşüncelerimi yeni fikirlerin ışığında sorguladıkça inandığım pek çok şeyin beni mutsuzluğa sürüklediğini fark ettim. Eski, negatif düşüncelerimden kurtuldukça hayatımın yavaş yavaş daha iyiye gittiğini gördüm.
Kitabı okumaya başladığınızda zaten bildiğiniz ve inandığınız şeylerle karşılaşacak olabilirsiniz ya da inançlarınızı sorgulamak zorunda kalabilirsiniz. Her koşulda bu, sizin kişisel gelişim sürecinizin bir parçası olacaktır. Güvende olduğunuzu ve her şeyin yolunda olduğunu asla unutmayın.
Sevgiyle Baktığımda Her Şeyi Açıkça Görebiliyorum
Suçlayıcı düşünceleri affedici düşüncelerle değiştiriyorum;
Üst Benliğim bana acısız bir yaşam sürmek konusunda rehberlik ediyor. Acıyı gördüğüm anda tıpkı içimdeki bilgeliğe uyanmam gerektiğini söyleyen bir çalar saat çalmışçasına uyanırım. Eğer acı hissediyorsam hemen zihinsel olarak kendimi telkin etmeye çalışırım. “Acı” kelimesini “his” kelimesiyle değiştiririm. Bedenim pek çok şey “hisseder”. Bu ufacık sözcük değişimiyle bilincim üzerine ve iyileşmeye odaklanırım. Böylece kolaylıkla iyileşebilirim. Eğer zihnimi biraz olsun aşağı çekebilirsem bedenim de aynı şekilde odak noktalarını başka yerlere dağıtacaktır. Bedenimi ve zihnimi seviyorum ve birbirlerine bu kadar bağlı oldukları için minnettarım.
Images

Titreşimi Artırmak – Yeni Yıl endişelerini EFT ile Yok Etmek.

Zaman zaman Titreşimi Arttırmak adını verdiğim, içine saf sevgiyi koyabilmeyi hayal etmemi kolaylaştıran EFT protokolleri yazıyorum. İşte onlardan biri. Basitçe bir kaç defa çalışınız. Hepimiz bilinçaltımızdaki kirliliğin ya farkındayız ya da değiliz. Bu protollerin içine  frekansınızın yükselmesine katkıda bulunması için olumlu dileklerimi koyuyorum. Sevgilerimle.
Not: Karate kesme noktası yerine Spot noktasını kullanabilirsiniz. Olumsuz ifadelerden sonra 9 adet gamut noktasını mutlaka uygulayınız. Duygularınıza yoğunlaşınız. Gerekirse baştan başlayarak çalışınız.


(Takip eden ifadeleri karate kesme noktasına vurarak 3 defa tekrar ediniz)
“Yeni yıla girerken endişeli hissetmeme rağmen kendimi derinden ve tamamen seviyor ve kabul ediyorum… Yeni yılın getireceğini düşündüğüm belirsizliklerin içimde yarattığı korkuya rağmen kendimi güvende ve şimdide hissetmeye açığım.”

Images

Sufi, Mevlana Celaleddin Rumi

Güneş Işığında toz benim, güneşin küresi ben.

Toza kal diyorum. Ve güneş ışığına yuvarlanmaya devam.

Sabahın pusu benim. Akşamın rüzgarı ben.

Korunun hışırtısı, denizin uğuldayan dalgaları benim.

Geminin direği, dümeni, dümencisi ve gemi benim.

Mercan kayalığı benim, onun üzerinde kurduğu.

Hayat ağacı, dallarındaki papağan benim.

Sessizlik, düşünce, dil ve ses.

Flütün sesi ve kişinin ruhu benim.

Taştaki kıvılcım, altın ve metaldeki parıltı benim.

Kandil ve etrafındaki kanat çırpan kelebek,

Gül ve onun kokusuyla sarhoş bülbül,

Varoluşun zinciri, kürenin çemberi benim,

Yaratılışın, yükselişin ve düşüşlerin terazisiyim.

Olan da olmayan da benim. Ben – O bilen sensin,

Celalettin, O söyle -Her şeyde ruh benim.

Sufi, Mevlana Celaleddin Rumi
Images

Yarın Kimseye Vaat Edilmemiştir

Unutmayin "YARIN KIMSEYE VAAD EDILMEMISTIR Önce evlendigimizde hayatin daha iyi olacagina inandiririz kendimizi. Evlendikten sonra, bir cocugumuz dogduktan hatta ardindan bir tane daha olduktan sonra hayatin daha iyi olacagina inandiririz kendimizi.

Sonra cocuklar yeterince büyük olmadiklari icin kizar, onlar büyüyünce ...daha mutlu olacagimiza inaniriz. Bundan sonra, ergenlik donemlerinde cocuklarla ugrasmamiz gerektigi icin ofkeleniriz. Kendimize, cocuklarimiz bu donemden cikinca daha mutlu olacagimizi, yeni bir araba alinca, guzel bir tatile cikinca, emekli olunca, yasantimizin dort dortluk olacagini soyleriz.

Gercek ise su andan daha iyi bir zaman olmadigidir. Eger simdi degil ise ne zaman?...
Hayatiniz her zaman mucadelelerle dolu olacaktir. En iyisi bunu kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir.

En sevdigim sozlerden biri Alfred D. Souza' ya aittir. Der ki; "Uzun zamandan beridir hayatin -gercek hayatin- baslamak uzere oldugu izlenimine kapilmistim. Fakat her zaman yolumun uzerinde bir engel, oncelikle erisilmesi gereken birsey, bitmemis bir is, hizmet edilecek zaman, odenecek bir borc oldu. Sonra hayat baslayacakti. Sonunda anladim ki bu engeller benim hayatimdi.

"Bu gorus acisi, mutluluga giden bir yol olmadigini gosterdi. Mutluluk yoldur, oyleyse sahip oldugunuz her anin kiymetini bilin ve mutlulugu, vaktinizi harcayacak kadar ozel biriyle paylastiginiz icin, ona daha fazla deger verin.

Unutmayin, zaman hic kimse icin beklemez. Oyleyse; Okulu bitirene kadar, 100 milyar kazanana kadar, Cocuklariniz olana kadar, Cocuklariniz evden ayrilana kadar, Ise baslayana kadar, Evlenene kadar, Cuma gecesine kadar, Pazar sabahina kadar, Yeni bir araba, ya da ev alana kadar, Borclari odeyene kadar, Ilkbahara kadar, Yaza kadar, Sonbahara kadar, Kisa kadar, Maas gunune kadar, Sarkiniz soylenene kadar, Emekli olana kadar, Ölene kadar.....

Mutlu olmak için içinde bulunduğunuz 'An' dan daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin.  Mutluluk bir varış değil bir yolculuktur. " Pek çokları mutluluğu insandan daha yüksekte ararlar, bazıları ise daha alçakta. Oysa mutluluk insanın boyu hizasındadır."

Unutmayin "YARIN KIMSEYE VAAD EDILMEMISTIR"

____Murathan MUNGAN___
***



Images

Davranışlarımızın bilinçaltı nedenlerini tespit etmede çerçeve değiştirme tekniği

    Bilinçaltı kayıtlarımız bizim neler yapıp yapamayacağını belirleyen ana unsurlarımızdır. Bu nedenle bir işi yaparken öncelikle bilinçaltımıza bakmalıyız bilinçaltımız ne diyor. Davranışlarımızı belirleyen unsurlar bizim bilinçaltımızdır. 
    Bilinçaltımız iki bölümden oluşur. Sorunu meydan getiren taraf ve mantıklı düşüne taraf olarak iki tarafı vardır. İkisi arasında sürekli çatışma olduğu için biz rahatsızlık hissederiz. Ve mutsuz oluruz. Bunun için bilinçaltındaki kayıtları temizleme yöntemlerin biriside çerçeve değiştirme yöntemidir.
     Mutsuzluğumuza neden olan soruna yüzey yapıda ki probleme baktığımızda olayı tam olarak anlayamayız eğer derin yapıda problem ne var bunu tespit edemezseniz problemi çözemezsiniz. Öncelikli olarak derin yapıdaki problemi çözmemiz lazım.
    Bunun için öncelikli olarak vücudumuza bakacağız. Her duygunun vücutta bir yeri vardır. Problem aklımıza geldiğinde vücudumuzda ne hissediyoruz. Neresinde ağrı var?  Kimi zaman dersiniz ki; bu sıkıntıyı hatırladığımda boğazımda bir düğümlenme var, Yada kalbim ağrıyor veya mideme kramp giriyor. Buna biz semptomun yerini bulmak diyoruz. Yani problemi düşündüğümüzde vücudumuzun verdiği tepkinin yerini tespit edeceğiz öncelikli olarak.   Vücudumuzda ne hissediyoruz?  Vücudumuz da semptomlar neler? Nerde yanma yada ağrı hissediyoruz bunu tespit ediyoruz.
    Öncelikle olarak örnek sigara içmekse sigarayı neden içiyorsun, sigaranın sana verdiği zararları düşündüğünde neler hissediyorsun, vücudunun neresinde bir yanma ya da düğümlenme oluyor? Bu duygu nasıl bir şey? Basınç olabilir, boğulma, bastırma yada farklı bir şekilde olabilir. Bunu hissediyoruz. Ve semptomun yerini buluyoruz karnında mı, boğazında mı, kollarında mı vücudun her yerinde olabilir. Gözlerimiz kapalı olarak bu sıkıntıyı nerede hissediyoruz.
Artık bundan sonra bu sorunun bilinçaltındaki kayıtlarına ulaşma aşamasına geldik. Çünkü bu sorundan rahatsızlık duysak da bilinçaltında kayıtlı olduğu için bu sorundan kurtulamayız. Bilinçaltımızın sorunu meydan getiren taraf ve mantıklı düşüne taraf olarak iki tarafı vardır. İkisi arasında sürekli çatışma olduğu için biz rahatsızlık hissederiz.
    Sizce bunlardan hangisi sizin düşmanınızdır? Sigara iç diyen sorunu meydana getiren taraf mı yoksa sigara içme sigara zararlı diyen tarafınız mı? Sorunu meydan getiren taraf mı?  Ne yazık ki hayır. Bilinçaltınızın iki tarafı da sizin dostunuzdur, hiçbir zaman sizin düşmanınız olamaz. Sigara iç derken sizi bir sıkıntıdan kurtarmak istiyor. Yani ihtiyacınız olan bir duyguyu size yaşatıyor. Bir şeylerden kaçış ve rahatlama, sigara içerek kendiniz olgunlaşmış hissetme yada başka bir duygunun bastırılması.. Sizin başka bir duygusal ihtiyacınızı karşılamakta olduğu için bilinçaltınızca yaratılmıştır.  O olay daha büyük başka bir sorun çıkmaması için bilinçaltınızca yaratılmıştır. Bu nedenle öncelikli olarak bilinçaltımızca bizi sigaraya teşvik eden olumlu niyeti bulmanız lazım. Bilinçaltımız bize neden böyle diyor. Bunun bir sebebi vardır. Biz bu sebebi bulmadan kesinlikle bu alışkanlıktan vazgeçemeyiz.  
    Sebebi tespit için yine vücudumuzu kullanıyoruz. Bunun için bacaklarımız bir adım açıklığında açılmış rahat bir duruş içerisinde ayakta duruyoruz. İki elimizi, ellerimiz yukarıya bakacak şekilde dirseklerden kırık öne doğru uzatıyoruz.  Dua eder gibi ama eller yukarıda değil.
    Sonrasında vücudumuzu hayalimizde ikiye ayırıyoruz. Yani bir tarafımıza sorun çıkaran taraf diğer tarafımıza ise mantıklı taraf olarak belirliyoruz. Örnek olarak sol tarafımız sorun çıkaran taraf sağ tarafımız mantıklı tarafımız olsun. Gözlerimizi kapıyoruz ve hafif trans haline giriyoruz. Bunun için ağzınız kapalı burnunuzdan 8-10 kez  nefes alıp verebilirsiniz.  Ve sol elimize sorun çıkaran tarafımızı sağ elimize ise mantıklı tarafımızı alıyoruz. Ve sol elinize dönerek içinden “Neden benim sigara içmemi istiyorsun”  diye soruyoruz. Neden sebep ne bunu tespit etmeye çalışıyoruz. Israrlı sorular karşısında sorunun cevapları gelmeye başlıyor.
    Sorunun cevabı aklınıza hayalinize gelmedik bir neden çıkabilir. Örnek “Evdeki huzursuzluktan dolayı kendine zarar vermeni önlemek için seni rahatlattığı için”, “Maddi yönden sıkıntıda olduğun için evdekilere zara vermemen için”, “ iş yerinde maruz kaldığın baskılardan dolayı kendine ya da ailene zarar vermeni önlemek için”,  “ sigara içtiğinde arkadaşlarının yanında kendini olgun ve güçlü hissettirdiği için”.
    Burada tespit ettiğiniz hususlar derin yapıda tespit ettiğiniz nedenlerdir. Biraz öncede söylediğim gibi bilinçaltı sizi asla düşman değildir sadece sizi bir şeyden korumaktadır.  Bu bir konu ya da bir çok konu aklınıza gelebilir. Normal zamanda bilinçli beyinle bu cevapları bulma şansınız çok zayıftır. Kendinize itiraf etmeyeceğiniz hususları hafif trans halindeyken çok rahat söylersiniz.  Ve sol taraftaki bilinçaltınıza bu olumlu niyeti için teşekkür ediyoruz. Bu önemli bir husustur yani bilinçaltınız size bir şeyi yap derken sizi başka bir şeyden korumaktadır ve olumlu bir ya da birkaç nedeni vardır.
Bundan sonra diğer tarafımıza yani mantıklı tarafımız koyduğumuz sağ elimize dönüyoruz yine gözlerimiz kapalı ve yarı trans halinde bize bu olumlu nedeni sağlayacak üç tane öneri bildirmesini istiyoruz. Çünkü sorun çıkaran bilinçaltınızın sizde karşıladığı ihtiyaçları karşılayacak daha iyi bir davranış şekli yaratamazsanız sizin bu alışkanlıktan kurtulma şansınız hiçbir zaman olmayacaktır.
   Öneri olarak örnek “Evdeki huzursuzluk sebebi olan konuyu aile bireyleri ile konuşma”, “sigara içmenin size sağladığı kendine güven duygusu için sizi rahatsız eden konuyu çözmek”  veya “ Sigara içmenin size sağladığı ilgi odağı olma konusu için yine ilgi odağı olabileceğiniz bir aktivite seçmek.” Burada önemli olan mantıklı tarafın önerdiği önerileri sorun çıkaran tarafımızın da kabul etmesi önemlidir. Uçuk kaçık yapılabilirliği olmayan önerilerden ziyade yapabileceğimiz ve kabul edilebilir öneriler olmalıdır.
   Önerileri tespit ettikten sonra bu saferde sağ tarafımıza teşekkür ediyoruz.
     Artık kalıbı kırdınız. Yani sizdeki derin yapıyı tespit ettik ve karşı önerileri de tespit ettik artık derin yapı nedeniyle yaşadığımız çatışmalardan kurtulmanın vakti geldi. Ve sol elimizi elimiz açık ve içe dönük biçimde bu duygudan dolayı çatışma hissettiğimizde ağrı hissettiğimiz yere koyuyoruz. Kalbimiz, boğazımız veya midemiz. Bu sorunu düşünürken daha önce nerede ağrı hissediyorsak oraya koyuyoruz. Ve peşinden de sağ elimizi üzerine koyuyoruz ve bekliyoruz. Bu hareket bize bilinçaltında bir değişim olmasını sağlayacaktır artık iki tarafta anlaşmış durumdadır. Neden; artık size sigara içmenin vermiş olduğu duyguları verecek başka bir seçenekler vardır ve kayıp yoktur.
   Bu durumda bir süre kalıyorsunuz ve rahatladıkça elinizi aşağıya doğru indiriyorsunuz. Eliniz aşağıya inince tamamen rahatlık duygusu hissediyorsunuz. Artık kalıplarınız kırıldı.
    Bundan sonra yapacağınız şey belli size aynı duyguyu hissettirecek mantıklı tarafınızın önerilerini uygulamaya koymak. Ve çatışma yaratan davranıştan sorundan vazgeçmek senin için çok kolay çünkü ihtiyacını karşılayacak yeni davranış şeklini yarattığın için eski davranışa ihtiyacın yok.

Images

Nefes – Evrene Bir Köprü – 4 / OSHO


4.Teknik
Nefes tamamen çıktığında (yukarı) ve kendiliğinden durduğunda ya da hepsi içeri çekildiğinde (aşağı) ve durduğunda… Böylesine evrensel bir duraklamada, insanın küçük benliği kaybolur. Bu yalnızca, saf olmayanlar için güçtür.
Ama o zaman herkes için güçtür, çünkü der ki: Bu yalnızca saf olmayanlar için güçtür.
Ama saf olan kim? Senin için güç; onu uygulayamazsın. Ama bazen aniden hissedebilirsin. Araba sürmektesindir ve aniden kaza olacağını hissedersin. Nefes durur. Çıkmışsa, dışarıda kalır. İçerideyse, içeride kalır. Böyle acil bir durumda nefes alamazsın; bunu göze alamazsın. Her şey durur, ayrılır.
Böylesine evrensel bir duraklamada, insanın küçük benliği kaybolur.
Küçük benliğin yalnızca günlük bir hizmettir. Acil durumlarda onu hatırlayamazsın. Kim olduğun (isim, banka hesabı, prestij, her şey) uçar gider. Araban bir başka arabaya doğru gitmektedir; bir an sonra ölüm gelecektir. Bu anda, bir duraklama olur. Saf olmayanlar için bile bir duraklama olur. Aniden nefes durur. O anın farkına varabilirsen, hedefe ulaşırsın.
Japonya’da Zen keşişleri bunu çok denemiştir. İşte bu yüzden yöntemleri çok garip, saçma, tuhaf görünür. Pek çok anlaşılmaz şey yapmışlardır. Bir usta birini evcen dışarı atar. Aniden usta sebepsizce, anlamsızca vurmaya başlar.
Ustanla oturmaktasın ve her şey yolunda. Gevezelik etmektesin ve duraklamayı yaratmak için seni dövmeye başlar. Sebep varsa duraklama yaratılamaz. Ustana hakaret ettiysen ve o seni dövmeye başladıysa bir sebeb var der, zihnin bu olayı şöyle yorumlar: “Ona hakaret ettim ve o beni dövüyor.”
Gerçekte, zihnin onu zaten bekliyor, bu yüzden bir boşluk yok. Ama hatırla, bir Zen ustası ona hakaret ettiğinde seni dövmez, güler, çünkü o zaman kahkaha duraklamayı yaratır. Sen ona hakaret edersin, ona saçma şeyler söylersin ve öfkelenmesini beklersin. Ama o gülmeye ve dans etmeye başlar. Bu, beklenmedik bir davranıştır ve bir duraklama yaratır.
Sen anlayamazsın. Anlayamadığın zaman zihin durur ve zihin durduğu zaman nefes durur. Her iki durum için de geçerlidir: Eğer nefes durursa zihin durur; eğer zihin durursa nefes durur.
Sen ustanı taktir etmektesindir ve iyi hissetmektesin, “Şimdi usta memnun olmalı,” diye düşünmektesi. Ve aniden o, asasını alır ve seni dövmeye başlar… Hem de merhametsizce, çünkü Zen ustaları merhametsizdir. Seni dövmeye başlar; neler olduğunu anlayamazsın. Zihin durur, bir duraklama olur. Tekniği biliyorsan, benliğine erişebilirsin.
Birinin, öğretmeni aniden onu dövmeye başladığı için Budalığa ulaşmasını anlatan pek çok hikaye vardır. Sen anlayamazsın… Ne saçmalık! İnsan biri tarafından dövüldüğü için ya da biri pencereden dışarı atıldığı için Budalığa nasıl erişebilir ki? Biri seni öldürse bile Budalığa erişmezsin. Ama bu tekniği anlarsan, o zaman ulaşmak kolay olur.
Özellikle batıda, son otuz kırk yıl içinde, Zen çok öne çıkmıştır; moda olmuştur. Ama bu tekniği bilmedikleri sürece Zen’i anlayamazlar. Taklit edebilirler, ama taklit etmenin faydası yoktur. Tam tersine, tehlikelidir. Bunlar taklit edilecek şeyler değildir.
Tüm Zen tekniği Şiva’nın dördüncü tekniğine dayalıdır. Ama bu talihsizliktir. Şimdi Japonya’dan Zen ithal etmek zorunda kalacağız, çünkü biz tüm geleneği kaybettik; onu bilmiyoruz. Şiva bu yöntemin; onu mükemmel uzmanıydı. Barat’ı  (alay) eşliğinde Devi ile evlenmeye geldiği zaman, tüm şehir duraklamayı hissetmiş olmalı… Tüm şehir!
Devi’nin babası kızını bu “hippi” ile evlendirmeye razı değildi… Şiva orijinal hippiydi. Devi’nin babası ona tamamen karşıydı. Hiçbir baba bu evliliğe izin vermezdi; bu yüzden Devi’nin babası aleyhine bir şey söyleyemeyiz. Hiçbir baba kızının Şiva ile evlenmesine izin vermezdi. Ama Devi ısrar etti, bu yüzden babası kabul etmek zorunda kaldı…  Gönülsüzce, mutsuzluk içinde, ama kabul etti.
Sonra düğün alayı geldi. Şiva’yı ve alayını görünce insanların koşmaya başladığı söylenir. Tüm barat LSD, marihuana çekmiş olmalıydı. Hepsi “uçuyordu”. Ve gerçekten, LSD ve marihuana yalnızca başlangıçtır. Şiva nihai uyuşturucuyu (psychedelic) biliyordu, arkadaşları ve müritleri biliyordu: Soma rasa. Aldous Huxley nihai uyuşturucuyu, sırf Şiva yüzünden “soma” diye adlandırdı. Uçuyorlardı, dans ediyor, çığlık atıyor, gülüyorlardı. Tüm şehir kaçtı. Duraklama hissedilmiş olmalı.
Ani, beklenmedik, inanılmaz her şey saf olmayanlar için duraklamayı yaratabilir. Ama saf olanlar için bu tür şeylere ihtiyaç yoktur. Saf olanlar için duraklama hep oradadır. Saf zihinler için, nefes defalarca durur. Zihnin safsa (saf, hiçbir şeyi arzulamadığın, özlemediğin, aramadığın anlamına gelir), sessizce safsa, masumca safsa, oturuyor olursun ve aniden nefesin durur.
Şunu unutma: Zihnin hareketi nefes hareketine ihtiyaç duyar. Hızlı hareket eden zihin hızlı hareket eden nefese ihtiyaç duyar. İşte bu yüzden öfke içindeyken nefesin daha hızlı hareket eder. Cinsel eylemde nefes çok hızlı hareket eder. İşte bu yüzden ayurvedada (Hindistan’daki bitkisel tedavi sistemi) çok fazla cinselliğe izin verilirse ömrünün kısalacağı söylenir. Ayurvedaya göre ömrün kısalır, çünkü ayurveda ömrünü nefeslerinle ölçer. Çok hızlı nefes alıp veriyorsan ömrün kısalacaktır.
Çağdaş tıp cinselliğin kan dolaşımına yardım ettiğini, cinselliğin gevşemeye yardım ettiğini söyler. Ve cinselliklerini baskılayanlar sorun yaşarlar… Özellikle de kalp rahatsızlıkları. Haklıdırlar ve ayurveda da haklıdır, ama karşıt görünürler. Ama ayurveda beş bin sene önce keşfedilmiştir. Her insan çok fazla çalışıyordu: Yaşam çalışmaktı, bu yüzden gevşemeye ihtiyaç yoktu, kan dolaşımı için yapay araçlar yaratmaya gerek yoktu.
Ama şimdi, fazla fiziksel iş yapmayanlar için, tek iş cinsellik. İşte bu yüzden çağdaş tıp da çağdaş insan için doğru. İnsan fazla fiziksel çaba göstermiyor, bu yüzden cinsellik çaba sağlıyor: Yürek daha fazla atıyor, kan daha hızlı dolaşıyor, nefes derinleşiyor ve merkeze gidiyor. Bu yüzden cinsellikten sonra gevşemiş hissedersin ve rahatça uykuya dalabilirsin. Freud, en iyi sakinleştiricinin cinsellik olduğunu söyler ve öyledir de… En azından çağdaş insan için.
Cinsellikte nefes hızlanır, öfkede nefes hızlanır. Cinsellikte zihin arzuyla, şehvetle, saf olmamakla doludur. Zihin safken; zihinde arzu yokken, arayış yokken, güdü yokken hiçbir yere gitmezsin, masum bir havuz gibi burada ve şu anda kalırsın… Tek bir dalga bile olmaz… O zaman nefes kendiliğinden durur. Ona ihtiyaç yoktur.
Bu yolda, küçük benlik yok olur ve daha yüksek, daha üstün benliğe ulaşırsın.
Sanırım bugünlük bu kadarı yeter.