Images

Şükran Duymak

 

 Gerçekler acı değildir, acı olan; gerçekler hakkındaki algımızdır.

- Anthony J. D'angelo


 Eğer her şeyi ve herkesi değiştirmeye çalışırsak, kendimize ve dünyaya karşı nasıl şükran duyabiliriz?

Tanrı hakkındaki beklentilerimizle ilgilidir ve kendi insani değerlerimizin dışında yaşayabileceğimiz fantezisidir.

Mekanik nesnelerin onlar kontrol eden fizik yasalarının ve kullanım amaçlarının dışına çıkabileceğine dair gerçekdışı beklentidir.

En büyük kesif; duyusal algılarımızı ve motor fonksiyonlarımızı değiştirebileceğimizi fark etmektir. Bu şekilde dünyayı algılama şeklimiz ve davranışlarımız değişir. Eğer hayatımızda olup biten şeyler bizi tatmin etmiyorsa, her zaman iki olasılık vardır. Hayatımız istediğimiz yönün aksine doğru gidiyormuş gibi görünürse, bize algımızı düzeltmemiz gerektiğine dair bir uyarı veriyordur. 





Amaçlarımızı evrensel yasalara ve değerlerimize göre belirlemek hayatimizin kontrolünü elimize alp kaderimizi kontrol edebilmek için yapılacak en akıllıca şeydir. Şundan eminim ki herkesin bir süper modele benzediği, bitmeyen bir balayı havasının estiği ve içinde hiç stres olmayan bir dünya ile ilgili kurduğumuz fanteziler bize mutluluk getirmeyecektir. Bu tarz fanteziler, bizim zihinsel acı ve depresyonumuzun ana sebebidir. Aslında ben mutluluk arayışımı çoktan bıraktım çünkü beni mutsuz etti.

Onun yerine Şükür Etkisinin gerçek ve dengeli gücünü tercih ediyorum.

Images

En Sevdiğiniz Yalan Hangisi - 2

 Teksas’a kadar otostop çekerek gittim. Annemle babamın Teksas'taki evlerine döndüğümde, annemden bana bir sözlük almasını istedim. Okuyabilmeyi gerçekten çok çok istiyordum. İlk başlarda sadece bir iki kelime okuyabiliyordum. İlkönce hecelemeyi öğrenmem gerekti, sonra kelimelere geçtim. Sonra o kelimeler hakkında daha fazla şey öğrenebilmek için ansiklopedi okumaya başladım. Kendime olan güvenim hala çok düşüktü. Adım adım ilerlemem gerekiyordu.

Ne yapmam gerektiğini tam olarak bilmiyor, "Yapmak istiyorum" ile "Yapabilir miyim bilmiyorum" arasında gidip geliyordum.





Annem bana öğrenme yolculuğumda çok yardımcı oluyordu. Günde otuz kelime öğreniyordum ve o da bana bu kelimelerin anlamını soruyordu. Her gün ona bir liste veriyordum, o da benden onların ne anlama geldiklerini anlatmamı istiyordu.

Konuşabilmek, okuyabilmek ve iletişim kurabilmek müthiş bir duyguydu. Sürekli sözlük ile beraber yasamaya başlamıştım.

Onunla yatıyor, onunla kalkıyordum. Onunla beraber kelimeleri okuyup cümleler kurmaya başladım. Ayni zamanda annemin bana zaman ayırıp yardım ediyor olmasına da şükran duyuyordum. Okumaya Ask oldum, olağanüstü güzel bir şeydi.

Images

En Sevdiğiniz Yalan Hangisi? - 1

Her insan, kendi görüş sahasının sınırlarını dünyanın sınırları olarak kabul eder.

— Arthur Schopenhauer

Pek çok kişi, Şükür Etkisini uyandırmak yerine kendisini sınırlayan düşüncelere tutunur. “Benim kapasitem bu kadar hatırlamaya, bu kadar hızlı okumaya, bu kadar öğrenmeye, bu kadar yapmaya yetiyor,” diyerek kendine söylediğin yalanları gerçek sanabilir. Oysa böyle bir yetersizlik inancı, kişinin kendisiyle ilgili algısının düşük olduğunun işareti olabilir.

Ben de küçük bir çocukken kendimi bir yalana inandırmıştım. Hikâyem, yedi yaşımdayken ilkokul öğretmenimin aileme okuma ve yazma konusunda kısıtlı olduğumu söylemesiyle başladı.

sınırlayıcı inançlar

Bir çocuğun kendisi hakkında inandığı şey

O zamanlar öğretmenimin söylediklerine inandım; çünkü başka bir ihtimal olabileceğini bilmiyordum. Henüz yedi yaşındaydım ve gözümde o, ne söylediğini bilen bir otorite simgesiydi. Bu sözlerden sonra bana akademik açıdan başarılı olamayacak, çok da zeki olmayan bir çocuk gözüyle bakılmaya başlandı.

Öğrenme kapasitemin yetersiz olduğu, bu nedenle enerjimi spora yönlendirmemin daha akıllıca olacağı söylendi. Bu sözleri duyduğumda, kendimle ilgili oluşan inancı sorgulayacak yaşta değildim. Bir süre, baştan sona bir kitabı okuyamayacağımı düşündüm.

Bu olaydan yaklaşık on yıl sonra, büyük bir efor ve kararlılıkla bir kitabı baştan sona okuyabildiğimi gördüm. Bu durum beni gözyaşlarına boğdu. Bir işi yapamayacağına inanmakla, gerçekten yapamayacak olmak aynı şey değildi; bunu o an fark ettim.

Bir kitabı bitirmek ve yeni bir ihtimali görmek

On sekiz yaşıma basmak üzereydim. Bir akşamüstü, Hawaii’deki Haleiwa’da, Vim and Vigor isimli sağlıklı yaşam marketinden çıkarken büyük kitap raflarında Chico’nun Organik Bahçesi ve Siz adlı kitabı gördüm. Kapaktaki fotoğrafta, elinde dev bir domates ve tırpan tutan çiftçi Chico vardı. Uzun saçlı, sakallı genç adam bana benziyordu.

“Vay be, bu adam bana benziyor,” diye düşündüm. “O bu kitabı yazabildiyse, bence ben de okuyabilirim.”

Bu, sahip olduğum ilk kitaptı ve bana iki dolar yetmiş beş sente mal olmuştu. Sürekli okuyan biri için çoğunlukla resimlerden oluşan bu kitabı okumak pek önemli görünmeyebilirdi. Benim içinse çok önemliydi. Kitabı bitirdiğimde —resimlere bakıp altlarındaki kısa metinleri okuduğumda— gözlerim şükran gözyaşlarıyla doldu. Hayatımın en önemli anlarından biriydi.

On yıl boyunca bir kitabı baştan sona okuyamayacağımı sanmıştım. Sonunda okuyabildiğimi keşfettim; yani yıllardır inandığım şey gerçek değildi. Bu kitap, öğrenmeye devam etmem için beni teşvik etti. Kendini sınırlayan düşünceler, bir ihtimali görmeni engelleyebilir; fakat bir adım atıp yapabildiğini görmek, o düşüncenin değişebileceğini fark ettirebilir.

Sınırlayıcı inançları sorgulamak

“Ben bunu yapamam” dediğinde, bu düşüncenin nereden geldiğini ve gerçekten bugünkü kapasiteni mi anlattığını, yoksa geçmişte duyduğun bir yargıyı mı tekrarladığını sorabilirsin. Benim hikâyemde, bir öğretmenin yedi yaşındaki bir çocuk hakkındaki sözü yıllarca kendi gerçeğimmiş gibi kaldı. Bir kitabı bitirdiğimde ise başka bir seçeneğin mümkün olduğunu gördüm.

Öğrenme kapasitesine inanmak, her şeyi kolayca yapabileceğini varsaymak değildir. Bazen yalnızca denemeye devam etmek ve kendin hakkında kesin bir hüküm vermeden önce kendine fırsat tanımaktır. Uzun süre imkânsız sandığın bir şeyi yaptığın an, sana yeni bir düzeyde özgüven kazandırabilir.

Bu hikâyenin anlatılmaya değer olduğunu düşünüyorum. Çünkü bazen bizi durduran şey, sınırlarımızın kendisi değil, sınırlarımız hakkında doğru kabul ettiğimiz sözlerdir.

İçimizden Doğan Güç – Şükür Etkisi
John Demartini


Daha fazla kişisel gelişim bilgisi ve yaratım aracı için kitaplarımı satın alabilirsiniz.

sınırlayıcı inançlar

Kontrol Sende - Çekim Yasası ve Bilinçaltı Dönüşüm Rehberi Kitabı - 2019 - 2. Baskı

KONTROL SENDE
İzin Ver Gelsin, İzin Ver Olsun
Çekim Yasası ve Bilinçaltı Kayıt Dönüşüm Rehberi
Düzenlenmiş ikinci baskı
Sayfa: 312

sınırlayıcı inançlar

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı

Daha iyi bir yaşam için
Bilinçli Yaratma Sanatı
Sayfa: 256

Kitapları temin etmek için: cekimyasasi@hotmail.com
Tel/WhatsApp: 0 553 06 00 464

Images

Benim Kutum Seninkinden Daha Güzel

Biraz da kutulardan bahsedelim. Bunun maneviyatla ne alakası var diyebilirsiniz. Çoğumuz düşüncelerimizi ve ruhaniyetle ilgili kalıplarımızı küçük kutularımızın içine yerleştiririz. Sonra da kendi kutumuzdaki tanıma uymayan birini ruhani değil diye nitelendiririz.

Maneviyatı hangi kalıplara sığdırıyoruz?

Seminerlerimden birinde bir kadın yanıma gelip, “Benim kocam hiç ruhani değil,” dedi.

Images

Bilinç ve Birlik

İlişki gerçekten istediğiniz şey mi?

Şahsen ben ilişkiyle değil, bilinçle ve paylaşımla ilgileniyorum. Birlik, pazar günü içtiğiniz kahve ya da şarap değildir; her şeyin ve hepimizin farkında olma hâlidir. Paylaşım derken yalnızca bir başkasıyla yaşanan yakınlığı değil, her şeyle kurduğumuz ilişkiyi kastediyorum. En önemlisi de kendinle ve kendi bedeninle paylaşım içinde olabilmektir. Kendinle birlik içinde olmak, bir başkasıyla kurduğun ilişkiye de nasıl yaklaştığını etkiler. Bu yaklaşımda birlik, önce kendini fark etmek ve kendinle bağlantıda kalmakla başlar.

Bilinç ve birlik: yargılamadan algılamak

Bilinç ve maneviyat arasındaki fark, birinin diğerini dışlaması değildir; aynı şey olmamalarıdır. Manevi arayış, “Ben haklıyım, sen haksızsın” yargısına dönüştüğünde yeni bir ayrılık yaratabilir. Böyle bir durumda maneviyat, insanları bir araya getirmek yerine kimin doğru, kimin yanlış olduğunu belirleyen başka bir din biçimi hâline gelir. Buradaki mesele maneviyatı reddetmek değil, yargıların birlik duygusunu nasıl daraltabildiğini görmektir.

Images

Anlamaya Çalışmak

Anlamaya çalışmak: Anlamanın değeri nedir?

Bir şeyi anlamaya çalışmak gerçekten herhangi bir şeyi çözer mi? Ya da yaşananları, ilişkileri ve duygularımızı gerçekten değiştirir mi? Yoksa bir sonuca ulaştığımızı hissedene kadar zihnimize egzersiz yaptırıp durur muyuz?

Bu sorular, düşünmenin her zaman gereksiz olduğu anlamına gelmez. Bir durumu anlamak bazen ne olduğunu görmemize ve nasıl ilerleyeceğimize karar vermemize yardım eder. Fakat anlamaya çalışmak, aynı düşünceleri tekrar tekrar gözden geçirmeye dönüştüğünde, aradığımız açıklık yerine daha fazla ağırlık ve hüsran getirebilir.

Images

Almayı Öğrenmek – Almaya Gerçekten İstekli misiniz?

Çoğumuz her gün bir şeyler alıyoruz: “Yiyorum, içiyorum, duş alıyorum, kıyafetlerimi değiştiriyorum ve bir şeyler alıyorum.” Ama burada sözünü ettiğimiz alma, yalnızca günlük ihtiyaçları karşılamak ya da bir hediye kabul etmek değil. Hayatın bize sunduklarını fark etmek ve onları almaya ne kadar açık olduğumuzu görmek.

Sonuç elde etmek için çok çalışan biri misiniz? Bazı şeyler için kendinizi gereğinden fazla zorluyor musunuz? Böyle yaptığınızda, almaktan çok vermeye istekli olabilirsiniz. Verir, verir, verirsiniz; belki bir kısmının bir gün geri geleceğini umarsınız. Ya da aldığınızda karşılığında bir şey vermek zorunda kalacağınızı düşündüğünüz için almak istemezsiniz. Hiçbir şeyin içeri girmesine izin vermezsiniz; çünkü dışarı bir şey çıkmasını da istemezsiniz.