Images

İç Konuşmanın İnanılmaz Gücü

Başkalarına söylediklerimiz, kendimize söylediklerimizden çok daha az önemli olabilir. Gün boyunca zihnimiz, yaşadığımız hayatı yorumlayan ve sonraki adımlarımızı etkileyen düşüncelerle dolup taşar. Bu iç konuşma; kendimiz hakkındaki görüşlerimizi, beklentilerimizi ve karşılaştığımız durumlara verdiğimiz tepkileri şekillendirir.

Hayatınızın herhangi bir alanında gelişmek istiyorsanız —sağlık, kariyer ya da ilişkiler— işe kendinizle kurduğunuz diyaloğu fark ederek başlayabilirsiniz. Kendinize sürekli ne söylediğinizi görmek, değişimin nereden başlayabileceğini anlamanıza yardımcı olur.

Images

Kelimeleriniz İstediğiniz Şeylere Sahip Olmanızı Engelliyor mu?

“Konuşmadan önce düşün!” sözünde, ilk bakışta fark ettiğimizden fazlası var. Çünkü kullandığımız dil yalnızca düşüncelerimizi anlatmakla kalmıyor; neye yöneldiğimizi ve seçenekleri nasıl gördüğümüzü de etkileyebiliyor. Çekim yasası yaklaşımında da kelimelerin ve soruların bu yönü önem taşıyor. Access Consciousness’ın kurucusu Gary Douglas’a göre, yeni bir iş ya da ilişki istemek ve bunun ortaya çıkmasını beklemek, yalnızca pozitif düşünmekten fazlasını gerektirir.

Douglas, kullandığımız kelimelerin bir titreşimi olduğunu ve dilin yaşamımızı oluşturma biçimimizle bağlantılı bulunduğunu ileri sürüyor. Ona göre, kişi yaşamının istediği gibi olmadığını düşünüyorsa her gün kullandığı ifadeleri gözden geçirmek yeni olasılıkları fark etmesine yardımcı olabilir. Bu yaklaşımda kelimelerin gücü, yalnızca olumlu sözler söylemekten ibaret değildir: Kişiyi sınırlayan ifadeleri fark etmek ve yerine daha açık, seçim yapmaya alan bırakan sorular koymak da önemlidir.

Images

Kaos’un İçinden Çıkmak

Yaşamınızda “kaos” olarak tanımladığınız alana bir bakın. Hayattaki kaos sizin için hangi düşüncelerle, duygularla ve imgelerle birlikte ortaya çıkıyor? Önce bunları yargılamadan algılayın. Gözünüzün önünde arapsaçı gibi tuhaf şekiller, üzerinize almak istemediğiniz renkler ya da alanınızda yükselen duvarlar belirebilir. Bu görüntüler, yaşadığınız karışıklığı fark etmenize yardımcı olabilir.

Hayattaki kaosun arkasındaki kazancı sorgulayın

Ortaya çıkan her şeyi yıkıp yaratımlarını iptal edelim mi? POC & POD. Ardından kendinize şu soruyu sorun: “Yaşamımda karışıklık ve sıkışıklık yaratmakla ilgili neyi seviyorum?”

Bu soru ilk anda tuhaf gelebilir. Birçok insan, “Karışıklık ya da sıkışıklık yaratmayı neden isteyeyim ki?” diye düşünür. Ancak aynı durumu yaşamınızda tekrar tekrar yaratıyorsanız, bu yaklaşım size o durumun bir katkısı ya da kazancı olup olmadığını araştırmanızı önerir. Buradaki kazanç, yaşanan sıkıntıdan memnun olduğunuz anlamına gelmez; yalnızca bu durumun bir işinize yarıyor olabileceğini fark etmeye davettir.

Şöyle düşünün: Sevmediğiniz bir yemeği sürekli gidip yer misiniz? Büyük ihtimalle hayır; tekrar tekrar sevdiğiniz yemeği tercih edersiniz. O hâlde sizi rahatsız ettiğini düşündüğünüz karışık ve sıkışık durumu hayatınızda sürdürmenizin ardında ne olabilir? Hayatta sürekli sorun yaratmanın nedeni üzerine düşünürken, bu soruyu kendinizi suçlamak için değil, tekrar eden örüntünün size ne sağladığını görmek için sorun.

Karışık ve sıkışık bir ruh hâli, bu bakış açısına göre, sizi bir şey yapmaktan ya da bir şey olmaktan alıkoyabilir. Yapmak istemediğiniz bir şey için mazeret sunabilir; dikkatinizi başka yere yöneltebilir. Mevcut durumun size sağladığı olası katkıyı fark etmek, onu onaylamak değildir. Yalnızca değişimin önünde ne bulunduğunu daha açık görmenize yardım eder. Bu tür bir katkı, psikolojide “ikincil kazanç” olarak adlandırılır.

Sigara örneğini düşünün: Sağlığa zararlı olduğu bilinse de bazı insanlar sigara içmeyi sürdürür. Yazının bu örnekte işaret ettiği nokta, kişinin sigarayı farklı durumlarda psikolojik bir rahatlama aracı olarak kodlamış olabileceğidir. Bu benzetme, herkesin deneyimini aynı şekilde açıkladığı iddiası değil; bir davranışın sakıncasını bilmenin, o davranışın kişiye sağladığı katkıyı tek başına ortadan kaldırmayabileceğini anlatan bir örnektir.

İkincil kazanç ve bilinçaltı arasındaki ilişkiyi de bu çerçevede düşünebilirsiniz: Bilinçli olarak mevcut durumu reddetmeniz, onu besleyen alışkanlıkları veya bağlantıları hemen değiştirmeyebilir. Bu nedenle yalnızca “Bunu istemiyorum” demek yerine, durumun hangi ihtiyaca cevap veriyor olabileceğini araştırmak önemlidir. Buradaki amaç kendinize bir teşhis koymak değil, fark etmediğiniz olasılıklara merakla bakmaktır.

Karışık ve sıkışık ruh hâlinden çıkmak için sorular sorun

Kendinize aceleyle cevap vermek zorunda değilsiniz. Soruların amacı, alışılmış açıklamaların ötesine bakmanıza alan açmaktır. Şunları düşünün:

  • Gerçekten, yaşamımda karışıklık ve sıkışıklık yaratmakla ilgili neyi seviyorum?
  • Bu durumda olmanın bana sağladığı kazanç ne?
  • Bu durum beni neyi yapmaktan ya da ne olmaktan alıkoyuyor?
  • Yapmak istemediğim veya yapmadığım hangi şey için mazeret oluyor?

Ortaya çıkan her şeyi POC & POD. Birçok insan, yapacak daha iyi bir şey bulamadığında ya da bir şeylerden kaçınmak istediğinde kendini meşgul edecek durumlar yaratabilir. Bazen de bir şeyler yapabildiğini veya problemleri kolaylıkla çözebildiğini kendine göstermek için sorunların içinde kalır. Bu noktada “problem çözücü” olmanın değerini sorgulayın. Kendinizi hep problem çözücü olarak tanımlıyorsanız, çözecek sorunların varlığı bu kimliği sürdürmenizi sağlıyor olabilir.

Gerçek yaşamınızda sorun olarak yarattığınız şeylere tutunmayı bıraksaydınız ne yapmak, ne olmak zorunda kalırdınız? Yaşamınızda düşünecek bir sorun olmasaydı neyi düşünmeniz gerekirdi? Bu ihtimaller sizi rahatsız ediyorsa, rahatsızlığın neyle ilgili olduğunu da merak edin. Ortaya çıkan her şeyi POC & POD. Bu soruları, sıkışıklığı fark edene kadar sormaya devam edin.

Duruma yeni bir çerçeveden bakın

Kaçındığınız şeyi yeniden nasıl tanımlarsanız sizin için daha kabul edilebilir olabilir? Mevcut durumu kabul edilebilir bir biçimde ne kadar esnetebilirsiniz? Bu sorular, yaşananı yok saymak ya da zor bir durumu olduğundan farklı göstermek için değil; ona tek bir anlam vermek zorunda olmadığınızı fark etmek için kullanılabilir.

Zihniniz muazzam bir alettir. Olan bir şeyi sizin için bir felaket işareti olarak görmenizi sağlayabildiği gibi, aynı şeyi iyi bir şey ya da hediye olarak görmenize de yardımcı olabilir. Bu, yaşanan her şeyin mutlaka iyi olduğu anlamına gelmez. Buradaki davet, zihninizin durumu nasıl yorumladığını fark etmek ve başka bir bakış açısının mümkün olup olmadığını sormaktır.

Zihninizin sizin için neyi yaratmasını istersiniz? “Bu durumun benim için hediyesi ne?” diye sorduğunuzda, dikkatinizi farklı olasılıklara çevirebilirsiniz. Kaosun içinden çıkmak bazen önce bu sorularla, size hizmet etmeyen tekrarları fark etmek ve olaylara yeni bir çerçeveden bakmakla başlar.

Farkındalığınıza güvenin ve bol bol sorun:

“Yaşamıma hizmet edecek, yaşamımı hayallerimin ötesinde kolaylaştıracak ve neşeyle dolduracak buradaki hediye nedir?”

Bundan daha iyi nasıl olur?

Başka neler mümkün?

Halis ŞAHİNER


Bireysel danışmanlık

Kontrol Sende Kitabım için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabım İçin lütfen aşağıdaki linke tıklayınız

Images

Yakınlığın Beş Elementi - Dr.Dain Heer


Herkese Merhaba, Ben Dr.Dain Heer. 
Burada benimle olduğunuz için çok teşekkürler.
Geçenlerde bana soruldu, “Yakınlık nedir?” diye. Benim bakış açıma göre, yanınızdaki kişiyle ilgili hiçbir yargınızın olmadığı yerdir. Tam bir özen gösterirsiniz. Tam bir nezaket içinde, bunun da anlamı onların evrenlerinin, onların dünyalarının içine bakmaya istekli olmak ve neye ihtiyaçları olduğunu görmek ve yapabiliyorsanız onu vermeye istekli olmaktır. Eğer sağlayamıyorsanız, kendinize dürüst olarak bunun da farkında olmak. Ve bir şekilde orda olmaya istekli olmak. Onların yapabilecekleri seçimlerin olasılıklarını gören fakat onları seçmeleri için zorlamamak. Ve yine de yargılamadan orda olmak.
Böylece belki beş temel unsura bakabilirsiniz. Onurlandırmak, Güven duymak, İzin vermek, İncinebilirlik ve Şükran duymak.
Hadi, onurlandırmakla başlayalım.
Onurlandırmak nedir/ Ne anlama gelir? 
Birisine saygıyla davranmak anlamına gelir. Peki partnerinize saygıyla davranmak neye benzer? Onların neye gereksinimi olduklarının farkında olursunuz, bunu onlara sağlasanız da sağlayamasanız da. Çok ilginçtir ki bu beş unsur 95 yaşındaki yaşlı bir kadından kaynağını aldı. Bu kadın kocası alzaymır olup ölmeden önce , elli yıl mutlu bir şekilde evliydi. Ve bu kadın Viktorya döneminde yaşamış bir büyükanne tarafından büyütülmüşdü. Benim en iyi arkadaşım (Gary), ona şu soruyu sordu: “Mary senin kocan Bill uzun yıllar bir seyyar satıcı olarak ordan oraya seyahat etti, dolayısıyla seni aldatmış olabilir mi acaba?”. Kadın ona yüzünde çok tuhaf bir ifadeyle baktı ve dedi ki, “Bilmiyorum! Eğer kendini onurlandırmak için bunu yapmaya ihtiyaç duyduysa bile, bununla ilgili gelip de konuşarak bana karşı asla onursuzca davranmazdı!”. Ve biz ikimizde çok şaşırdık. Bu benim onurlandırmaya verdiğim anlamı tamamıyla değiştirdi. 

Images

Danışan Geri Bildirimi: Üç Seanslık Çalışmadan Notlar

Bir danışanla bağ kesme çalışması, içindeki çocuğu sevme çalışması ve Access prosesleri yaparak üç seanslık bir süreç yürüttük. Seansların ardından verilen ev ödevleriyle birlikte çalışma devam etti ve sonrasında harika bir danışan geri bildirimi geldi.

Üç seanslık çalışmanın ardından gelen geri bildirim

Bu paylaşımın arka planında tek bir uygulama değil; farklı çalışmaların yer aldığı üç seans ve seanslar arasında verilen ödevler bulunuyor. Bağ kesme, içindeki çocuğu sevme ve Access prosesleri, bu danışmanlık sürecinde birlikte ele alınan çalışmalardı. Geri bildirim de bu sürecin ardından geldi.

Images

Düşünmenin Neşesi İçin 4 Anahtar

Çoğu insan düşünmeyi, Gary M. Douglas’ın ifadesiyle, zihinsel bir mastürbasyon hâline getirir: Durmadan düşünce üretir, sonra da her şeyi bir sonuca bağlamaya çalışır. Oysa gerçek düşünmenin neşesi, düşüncenin yalnızca geçmişi değerlendirmek ya da bir sonuca ulaşmak için kullanılmadığı yerde ortaya çıkar. Daha büyük olasılıkların ve yaşamınızda şimdiye dek var olandan daha fazlasını yaratabileceğinizin farkına varırsınız. Söylediklerinizin ve düşündüklerinizin yaşamınızda şekillenmeye başladığını görürsünüz.

Düşünmenin neşesi için dört anahtar

Soru, seçim, olasılık ve katkı… Düşünmenin neşesi için dört anahtar bunlardır. Bir durumla ilgili peşinen hüküm vermek yerine soru sormak, önünüzdeki seçimleri görmenizi sağlar. Seçimlerinizi fark ettiğinizde de daha önce aklınıza gelmeyen olasılıklara yer açabilirsiniz. Katkı ise bu olasılıkların yaşamınızda karşılık bulmasına yardımcı olacak şeyi olabilmek ya da alabilmektir. Bu dört anahtar, yaşamda seçim ve olasılıklar üzerine düşünürken sizi tek bir sonuca mahkûm olmaktan çıkarır.

Images

Parayla İlgili Realiteniz Benzersiz mi? - Gary Douglas



  Para insanların sürekli kendi kendilerini çılgına çevirdiklerini gördüğüm o alanlardan biri. İnsanların bunu seçtiklerini görmek gerçekten oldukça komik, çünkü bakın yani bu bir seçimdir. Paraya sahip olmak ya da olmamak bir seçimdir.

Şimdi, bunu söylediğimde belki de benim saçmaladığımı düşünen ilk kişi siz olmayacaksınız. Ama yıllar boyu kendimin parayla ilgili yaşadığı onca dram ve travmadan sonra, paranın çevresinde hangi bakış açısına sahip olduğuma bakmak zorundaydım. Buna dürüstçe bakmaya gönüllü olduğum, para için kendimi yargılamadığım ve bunu değiştirdiğim zaman para hayallerimin çok ötesinde yollardan hayatıma akmaya başladı. Ve harika olan şeyse para durumum şimdi bile değişmeye devam ediyor.

Pek çok insan para kazanmak için formüller olduğunu söyler; doğrusu ben para kazanmak için ‘denenmiş ve gerçek’ bir formül olmadığını gördüm. Kendiniz olmak için denenmiş ve gerçek bir formül var mı? Yoksa siz benzersiz misiniz? Öyleyse ya parayla ilgili gerçeğinizde benzersizse? Sadece ilginç bir bakış açısı.