Images

7 Günde Einstein Gibi Olmak Mümkün mü?

Hangimiz bir sabah yataktan kalkıp kendimizi daha akıllı hissetmek istemeyiz? Bu dilek ütopik görünse de geçmişte yayımlanan bir program, bir hafta gibi kısa bir sürede zekâyı artırmaya yönelik alışkanlıkları gündeme getirmişti. Programın aktarılan sonuçları dikkat çekici olsa da, bunları herkes için garanti edilmiş bir sonuç gibi değerlendirmemek gerekir.

Bir haftalık beyin egzersizleri programı

İskoçya’daki Edinburgh Üniversitesi Biyomedikal Bölümü’nden Prof. Mark Lythgoes’in, beynin egzersizlerle güçlenebileceği düşüncesi üzerine hazırladığı bir haftalık program BBC’de yayımlandı. Haberde, programa katılan 100 kişinin IQ testlerinde yüzde 40’a varan artış görüldüğü belirtiliyordu. Bu oran, katılımcıların program öncesi ve sonrasında uygulanan test sonuçlarının karşılaştırılmasına dayanıyordu.

Programda her güne farklı bir etkinlik yerleştirilmişti. İşte 1 haftada zeka artırmak amacıyla önerilen günlük plan:

  • Cumartesi: Dişlerinizi her zamanki eliniz yerine diğer elinizle fırçalayın. Duş alırken gözlerinizi kapatmayı deneyin.
  • Pazar: Sabah saatlerinde bulmaca çözün ve kısa bir yürüyüşe çıkın.
  • Pazartesi: Akşam yemeğinde yağlı balık yiyin. İşe yürüyerek, bisikletle ya da daha önce kullanmadığınız bir ulaşım aracıyla gidin.
  • Salı: Sözlükten bilmediğiniz sözcükleri öğrenin ve bunları günlük konuşmanızda kullanmaya çalışın.
  • Çarşamba: Yoga, Pilates ya da meditasyon derslerine katılın. Daha önce tanımadığınız biriyle konuşun.
  • Perşembe: İşe daha önce kullanmadığınız bir yoldan gidin ve televizyondaki ciddi bilgi programlarını izleyin.
  • Cuma: Alkol ve kafein tüketmekten kaçının. Alışverişe çıkarken ihtiyaç listenizi ezberlemeye çalışın.

Bu öneriler, günlük rutini değiştiren ve zihni farklı biçimlerde meşgul eden etkinliklerden oluşuyor. Bulmaca çözmek, yeni sözcükler öğrenmek ya da alışılmış güzergâhın dışına çıkmak gibi fikirler, programın beyin egzersizleri yaklaşımını yansıtıyor.

Kaynak: The Guardian – Men’s Health

Beyin gücünü geliştirme üzerine bir kitap

İnternetten beynin nasıl çalıştığı üzerine bir makale okuyorsanız, beyninizle “seviyeli bir birlikteliğiniz” var demektir :) Sizi tebrik ediyor, devamını diliyoruz. Beynin çalışma biçimini kapsamlı ve anlaşılır şekilde öğrenmek isteyenlere, “aklınızı başınıza getirecek” bir kitap önerelim.

Bu kitap, beyninizi “işletmek” için yazılmış bir beyin kılavuzu olarak tanıtılıyor.

Her Şey Beyinde Başlar: Aklınızı Başınıza Toplama Kitabı

“Beyni başarı için çalıştırmak” üzerine yazdığı kitaplarla tanınan Mümin Sekman, Her Şey Beyinde Başlar adlı kitabında beynin nasıl çalıştığını ve daha iyi nasıl çalıştırılabileceğini ele alıyor. Kitabın kapak tasarımı, Hollywood filmlerinin afişlerini yapan Emrah Yücel’e ait.

Kitapta, Türkiye’de bir yılın TBMM tarafından “beyin yılı” ilan edilmesi çağrısı yapılıyor; beyni kullanma kültürünü yeniden yapılandırmaya ve beyin okuryazarlığını yaygınlaştırmaya yönelik öneriler sunuluyor. Beynin psikolojik, nörolojik ve sosyolojik boyutlarını anlatan eser, teknik bir konuyu anlaşılır ve eğlenceli bir dille ele almasıyla öne çıkarılıyor.

Alfa Yayınları tarafından ilk baskısı 100.000 adet yapılan kitabın, Türk insanının beyin gücüne bakışında bir kırılma noktası oluşturması amaçlanıyor. Eser; insan beyninin gücünü ve gizemini merak eden, aklını başına toplamak ve hayatını “baş”tan aşağı değiştirmek isteyenlere sesleniyor.

Kitabın arka kapak yazısından

Her şey beyinde başlar.

Başarı, mutluluk, huzur beyinden gelir.

İnsanın karakteri, kararları, kaderi kafasında şekillenir.

Bazıları baştan kazanırken, bazıları “kafadan” kaybeder!

Beyin vücudun yüzde 2’si olsa da geri kalan yüzde 98’i yönetiyor. Önemli bir iş yaptığından başımızın üstünde yeri var!

Aklın makinesi olan beyin herkese “bedava” veriliyor. Çoğumuz onu nasıl çalıştırmak gerektiğini öğrenmiyoruz. O da kafamızın içinde, kafasına göre çalışıyor!

Ürettiği duygu ve düşüncelerin sonucunu ise biz yaşıyoruz. Biz onu kullanmasak da o bizi kullanmaya devam ediyor; ne düşüneceğimizi, ne yapacağımızı belirliyor.

Bu kitap beyne, beyni anlatıyor. Aklını başına toplamak ve hayatını “baş”tan aşağı değiştirmek isteyenler için...

Mümin Sekman’la röportajlardan seçilen sözler

“Ortalama insan beyni 1,4 kilogram, bunun da yüzde 80’i sudan oluşuyor. Geriye kalan yüzde 20’lik katı kısmın ağırlığı yaklaşık 280 gram! Yani bir insanın hayatta ne olacağına ya da ne olamayacağına karar veren 280 gramlık bir parça!”

“Beyin benim hobim. Benim için bu kitap bir aşk çocuğu. Bu kitap beynini içeriden dikizlemek isteyenler için yazıldı. Bir keşif kitabı. Yazarken Evliya Çelebi gibi düşündüm. Evliya Çelebi, insan beyni içinde seyahat etme imkânı bulsaydı neler görür, neler not alır, neler anlatırdı? Bu bir beyin içi seyahatname kitabı!”

“Türk insanının beyninin ne kadarını kullandığının ölçüsü belli. Dünyanın 17. büyük ekonomisiyiz, buna karşılık BM İnsani Gelişmişlik Raporu’na göre 83. sıradayız. Yani ekonomimiz kendimizden daha çok gelişmiş! Beyin temelli bir kalkınma modeline ihtiyacımız var.”

“Beyni bir otomobile benzetirsek, zekâ otomobilin beygir gücüne benziyor. Akıl arabanın direksiyonundaki şoför gibidir. Bilgi ise arabanın üzerinde gittiği yoldur. Zekâ yaklaşık yüzde 80 oranında doğuştan geliyor. Yani sonradan geliştirilme oranı yüzde 20 kadar. Buna karşılık aklımızın yüzde 100’ünü ve daha da fazlasını geliştirebiliriz. Bu anlamda akıl en büyük imkândır. Zekâ doğuştan eşit dağılmaz ama akıl, zekânın dağılımındaki adaletsizliği düzeltmek için bir fırsat eşitliğidir! Akıl zekânın menajeri gibidir, onu yönetir.”

“Beyinde 100 milyar nöron denilen beyin hücresi var. Bu hücreler kendi aralarında 10.000’den fazla bağlantı kurabiliyor. Düşünceler kafamızın içinde saniyede 120 metre hızla dolaşıyor. Yani saatte 400 kilometre hızla şeytanlık düşünebiliyoruz!”

“Beyin gücü ya inşa eder ya da dönüp sahibini tahrip eder. Hedefsiz keskin zekâ küpüne zarar verir! Kafanızın içinde bir buldog besliyorsanız, ona sık sık kemik atmanız gerekiyor! Yani zeki insanların bir hedef belirleme mecburiyeti, zeki olmayanlara göre daha yüksek.”

Images

Hafızanıza Bunları Yapmayın: Hafıza Kaybına Yol Açabilen 5 Etken

Hafıza, henüz bütün yönleriyle anlaşılmamış kadar karmaşık; insan biyolojisinin dikkat çekici özelliklerinden biridir. Bilgiyi depolamak ve gerektiğinde geri çağırmak, psikolojik bir süreçtir. Bu süreçte yaşanan aksaklıklar hafızayı farklı etkenlere karşı savunmasız bırakabilir.

Foxnews’te yer alan habere göre bu etkenler hem içsel hem de dışsal olabilir; kısa süreli ya da uzun süreli hafızanın farklı alanlarını etkileyebilir. Hafızayı etkileyen faktörler arasında günlük alışkanlıkların yanı sıra bazı sağlık sorunları ve stres de sayılıyor. İşte haberde kaçınılması gerektiği belirtilen beş etken:

Hafızayı etkileyebilecek 5 etken

1. Sigara içmek

Haberde aktarılan araştırmalara göre sigara içenlerde, özellikle orta yaş ve ileri yaş dönemlerinde, hafıza ve genel bilişsel yeteneklerde daha fazla azalma görülebiliyor. Bu nedenle sigara, hafızaya zarar veren alışkanlıklar arasında anılıyor.

2. Kötü beslenme

Beynin çalışması için yakıta, özellikle de glukoza ihtiyaç vardır. Beslenmeyi kısıtlamak, beyin gücünün azalmasına yol açabilir. Açlık veya aşırı yorgunluk sırasında yoğun ve belirsiz duygular hissetmek de mümkün olabilir.

Haberde, kötü beslenmenin yanı sıra bazı vitamin eksikliklerinin daha ciddi sorunlarla ilişkili olabileceği belirtiliyor. Örnek olarak verilen Korsakoff sendromu, özellikle B1 vitamini gibi vitaminlerin yetersiz alınması ya da yeterince emilememesiyle ilişkilendiriliyor. Bu bölüm, yetersiz beslenmenin hafızayı zayıflatan nedenler arasında neden önemsendiğini açıklıyor.

3. Herpes simpleks ensefaliti

Herpes adı tek başına hafıza kaybını açıklamaz. Haberde özellikle herpes simplex encephalitis olarak anılan ciddi enfeksiyon biçimine dikkat çekiliyor. Sıradan herpes vakalarının çoğu, bir iş arkadaşının adını ya da anahtarların yerini unutmaya yol açmaz; ancak bu ciddi enfeksiyon biçiminin ağır hafıza kaybına neden olabileceği belirtiliyor.

Bu ayrım önemlidir: Burada söz edilen, günlük unutkanlıkla karıştırılmaması gereken ciddi bir sağlık durumudur. Alzheimer, felç veya depresyon gibi sağlık sorunları da haberde hafıza üzerindeki etkileri bağlamında anılıyor.

4. Hipnoz

Haberde hipnoz sırasında yaşananların sonradan unutulabileceği aktarılıyor. “Posthypnotic amnesia” (hipnoz sonrası amnezi) adı verilen durum, etkisi geçici olabilen bir unutma aşaması olarak açıklanıyor. Bu süreçte kişi bazı olayları, hatta geçmişinin bir bölümünü hatırlamayabilir.

5. Stres

Araştırmaların stresli olayların hafızayı bastırabildiğini gösterdiği ifade ediliyor. Stres hafızayı nasıl etkiler sorusuna bu yazının verdiği yanıt, stresin hatırlama sürecini olumsuz yönde etkileyebileceğidir. Bununla birlikte, kaynakta her stresli durumun kalıcı hafıza kaybına yol açtığı söylenmiyor.

Hafızayı korumak için bu etkenleri tanıyın

Sigara, yetersiz beslenme, ciddi bir enfeksiyon, hipnoz ve stres; haberde hafızayı etkileyebilecek farklı etkenler olarak sıralanıyor. Hafıza kaybı nedenleri kişiden kişiye değişebilir; bu liste tek başına bir tanı anlamına gelmez. Süregelen veya günlük yaşamı etkileyen unutkanlık söz konusuysa, nedenini anlamak için bir sağlık uzmanına başvurmak gerekir.

Images

Hafıza Güçlendirme İçin 8 Basit Basamak

Hayat aynı rutin içinde devam ediyor ve kendinizi sıkılmış hissediyorsanız, günlük alışkanlıklarınızın dışına çıkmayı deneyebilirsiniz. Küçük değişiklikler yapmak; çevrenizi daha dikkatli gözlemlemenize, farklı bakış açıları geliştirmenize ve gün içinde yaptıklarınızı hatırlamak için kendinize zaman ayırmanıza yardımcı olabilir.

Ailem.com'un aktardığı aşağıdaki öneriler ilk bakışta basit görünebilir. Ancak uyguladığınızda, gündelik işlerde ne kadar alışılmış davranışlara bağlı olduğunuzu fark edebilirsiniz. Hafıza güçlendirme ve zihinsel zindelik için bu basamakları birer günlük alıştırma olarak değerlendirin. Hepsini aynı anda yapmak zorunda değilsiniz; size uygun olanlarla başlayıp rutininizi azar azar çeşitlendirebilirsiniz.

Hafızayı güçlendirmek için günlük hayatta deneyebileceğiniz 8 basamak

1. Günlük işleri diğer elinizle yapın

Saçınızı tararken, dişlerinizi fırçalarken veya kahvenizi karıştırırken çoğunlukla kullandığınız el yerine diğer elinizi kullanmayı deneyin. Bunu günlük hayattaki başka basit işlere de uygulayabilirsiniz. Amaç, alışkanlıkla yaptığınız bir işi bu kez daha bilinçli biçimde gerçekleştirmek ve yeni bir davranış denemektir. Zorlandığınızda acele etmeyin; güvenli ve rahat olduğunuz bir işi seçin.

2. Duyularınıza ve çevrenize odaklanın

Gözlerinizi kapatıp odada bulunduğunuz yeri sesleri dinleyerek ve kokuları fark ederek anlamaya çalışın. Bu alıştırmayı yaparken çevrenizdeki eşyalara dikkat edin ve güvenliğinizden emin olun. Yerden bir şey alırken ayağınızı kullanmak ya da bir kapıyı ayağınızla kapatmak gibi öneriler de günlük hareketlerinizi farklılaştırmanın örnekleridir; elbette bunları yalnızca güvenli olduğunda deneyin. Kitap okumayı seviyorsanız, kısa bir bölümü ya da sayfayı baş aşağı okumayı da deneyebilirsiniz.

3. Eleştiri yerine övgü dolu sözler bulun

Birini eleştirmeye yöneldiğinizde durup o kişi hakkında söyleyebileceğiniz olumlu bir şey arayın. Yargılayıcı düşüncelerinizi bir süreliğine kenara bırakıp karşınızdakinin iyi yönlerini fark etmeye çalışın. Bu öneri, yalnızca sözlerinizi değil, insanlara yaklaşımınızı da gözden geçirmek için bir fırsat sunar.

4. Gördüklerinizi aklınızda tutmaya çalışın

Buzdolabının içini dikkatlice inceleyin, ardından kapağını kapatıp gördüklerinizi tek tek hatırlamaya çalışın. Hangi yiyecekler vardı? Bir şeyi atladınız mı? Aynı alıştırmayı evinizin başka bir köşesinde de yapabilirsiniz: Pencerenin önündeki eşyaları inceleyin ya da duvardaki bir resmin ayrıntılarına bakın. Sonra gözünüzü başka yöne çevirip aklınızda kalanları sıralayın. Bu, hafıza için beyin egzersizleri arasında günlük yaşamınıza kolayca ekleyebileceğiniz bir gözlem çalışmasıdır.

5. Kendinizi başka birinin yerine koyun

Her gün beş dakikanızı ayırarak kendinizi başka bir insanın yerine koyun. Yaşanan bir olayı onun bakış açısından anlamaya ve neler hissedebileceğini düşünmeye çalışın. Bir aktörün rolüne hazırlanması gibi, o kişinin durumunu ve tepkilerini zihninizde canlandırabilirsiniz. Buradaki amaç, kendi düşüncenizin dışına çıkıp aynı olaya farklı bir açıdan bakmayı denemektir.

6. Olumsuz düşüncelerin yönünü değiştirin

Üzüntü veya şüphe duyduğunuzda, kendinizi başkalarından daha aşağıda gördüğünüzü fark edebilirsiniz. Böyle anlarda en çok istediğiniz şeyi ayrıntılarıyla düşünün: Ona ulaştığınızda yaşamınızın nasıl olacağını gözünüzde canlandırın. Gün içinde olumsuz bir düşünce belirdiğinde, dikkatinizi bu olumlu hedefe çevirmeyi deneyin. Bu adımı, kendinize karşı daha yapıcı bir dil kullanma hatırlatıcısı olarak görebilirsiniz.

7. Gününüzü gözden geçirin

Günün sonunda, o ana kadar yaptıklarınızı zihninizde yeniden sıralayın. Kaynaktaki öneri, bu değerlendirmeye 60 dakika ayırmaktır. Gün içinde nerelere gittiğinizi, hangi işleri tamamladığınızı ve nelerle ilgilendiğinizi hatırlamaya çalışın. Aklınıza gelmeyen anları fark etmek, gününüzde neler olup bittiğini daha dikkatli değerlendirmek için bir başlangıç olabilir. İsterseniz hatırladıklarınızı kısa notlar hâlinde de yazabilirsiniz.

8. Rutininize farklılık katın

Daha esnek olmak ve değişikliklere uyum sağlamayı denemek için her gün küçük bir farklılık ekleyin. Alışverişinizi başka bir mağazadan yapabilir ya da rutin ev-iş düzeninizin dışına çıkan yeni bir etkinlik seçebilirsiniz. Değişikliğin büyük olması gerekmez; önemli olan, her günü aynı biçimde geçirmek yerine yeni bir şey denemeye açık olmaktır.

Hafıza geliştirme için küçük adımlarla başlayın

Bu sekiz öneri; elinizi değiştirmekten çevrenizi hatırlamaya, gününüzü değerlendirmekten farklı bir bakış açısı denemeye kadar uzanıyor. Hafızayı güçlendirmek için yapılması gerekenler arasında size uygulanabilir gelen bir basamağı seçin ve günlük yaşamınızda deneyin. Ardından başka bir öneriyi ekleyerek rutininizi çeşitlendirin. Ailem.com'un aktardığı bu basit alışkanlıklar, gün içinde daha dikkatli gözlem yapmanız ve kendi davranışlarınızı fark etmeniz için birer başlangıç noktası olabilir.

Kaynak: www.aksam.com.tr

Images

Düşüncelerinizi Değiştirin, Kaderiniz de Değişsin

ETKİ düşünceniz, TEPKİ ise bilinçaltınızın verdiği karşılıktır.

Bilinçaltı düşünceler, günlük hayatta verdiğimiz tepkileri, beklentilerimizi ve olayları yorumlama biçimimizi etkileyebilir. Bu nedenle düşüncelerimizi değiştirmek, yalnızca olumlu cümleler kurmaktan çok daha fazlasını ifade eder.

Images

Derslerde Başarılı Olmanın Yolları

Derslerde başarılı olmanın yolları, yalnızca uzun saatler çalışmaktan ibaret değildir. Çalışmayı planlamak, derse hazırlıklı girmek, sınıfta dikkatini toplamak ve öğrenilenleri zamanında tekrar etmek bir bütünün parçalarıdır. Her öğrencinin çalışma ortamı ve ihtiyaçları farklı olabileceği için, bu ilkeleri kendi düzeninize uyarlamanız önemlidir.

Derslerden önce: Plan yapın ve hazırlanın

İyi bir çalışma planı, hangi derse ne zaman çalışacağınızı görmenizi ve konuları son ana bırakmamanızı sağlar. Ders çalışma planı nasıl yapılır diye düşünürken kendi günlük düzeninizi, çalışacağınız dersleri ve konuların kapsamını göz önünde bulundurun. Planınızı gerçekçi hazırlayın ve hazırladıktan sonra mümkün olduğunca ona uyun. Çalışacağınız konuları belirlerken tüm dersleri dikkate alın; konuların önem ve zorluk düzeyini de planınıza yansıtın.

Images

Hafızayı Güçlendirme Yolları

Hafızayı güçlendirme konusunda günlük alışkanlıklar kadar zihinsel ve sosyal yaşam da önem taşır. Bu yazıda; beslenme, hareket, uyku düzeni, stresle baş etme ve arkadaşlarla vakit geçirme gibi konularda hafızayı desteklemeye yönelik önerileri bulabilirsiniz.

Yazının yayımlandığı dönemde Türkiye’de 300 bin Alzheimer hastası bulunduğu, uzmanların bu sayının ilerleyen yıllarda artabileceğini belirttiği aktarılıyordu. Ayrıca İskoçya’daki Edinburgh Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre iyi arkadaşlara sahip olmak, Alzheimer’a yakalanma riskini azaltabiliyor. Aşağıdaki öneriler kaynak yazıda yer alan bilgiler doğrultusunda derlenmiştir.

Hafızayı güçlendiren alışkanlıklar

Hafıza nasıl güçlendirilir diye merak ediyorsanız, gündelik yaşamda uygulanabilecek bu önerileri değerlendirebilirsiniz. Düzenli hareket etmek, uyku saatlerini korumak ve zihni çalıştıran etkinliklere yer vermek yazıda öne çıkan başlıklar arasında.

  • Sakız çiğneyin: Kaynak yazıda, sakız çiğnemenin hafızayı yüzde 25 daha güçlü hâle getirdiği belirtiliyor.
  • Aşırı alkol tüketiminden kaçının: Her gün aşırı derecede alkol tüketmenin beyin hücrelerinin daha hızlı ölmesine neden olabileceği aktarılıyor.
  • Haftada iki-üç kez balık tüketmeye özen gösterin: Balık, yazıda hafızayı destekleyen beslenme önerileri arasında yer alıyor.
  • Sigarayı bırakın: Yazıda aktarılan araştırmalara göre, sigara tiryakilerinin Alzheimer’a yakalanma riski sigara içmeyenlere kıyasla üç kat fazla.
  • Nefes egzersizleri yapın: Stresin beyin hücrelerini etkilemesini önlemeye yardımcı olması için düzenli nefes egzersizleri öneriliyor. Sıkıldığınız veya gerildiğiniz anlarda doğru nefes almaya dikkat edebilirsiniz.
  • Yürüyüşe zaman ayırın: Günde 5 kilometre yürümek, yazıda hem beyni hem kalbi korumaya yönelik bir öneri olarak sunuluyor. Aynı kaynak, yürüyüşün kalp krizi geçirme riskini yüzde 40 oranında azalttığını belirtiyor.
  • Uyku saatlerinizi düzenleyin: Her gün aynı saatte yatıp kalkmaya çalışın. Düzenli bir uyku rutini, hafızayı güçlendirmek için ne yapılmalı sorusuna verilen temel yanıtlardan biridir.
  • Zekâ oyunları oynayın: Zihinsel etkinliklere zaman ayırmak, hafızayı canlı tutmaya yönelik öneriler arasında bulunuyor.
  • Sevdiğiniz arkadaşlarınızla buluşun: Arkadaşlarla birlikte vakit geçirmek sosyal yaşamı destekler. Kaynak yazıda, arkadaşlarla vakit geçirmenin Alzheimer riskini yüzde 38 oranında azalttığı aktarılıyor.
  • Brokoliyi düzenli tüketin: B vitamini içeren brokoli, yazıda hafızayı güçlendiren yiyecekler arasında anılıyor.

Günlük yaşamda sürdürülebilir bir rutin oluşturun

Bu önerileri bir anda uygulamaya çalışmak yerine, günlük yaşamınıza uyabilecek alışkanlıklara öncelik verebilirsiniz. Örneğin uyku saatlerinizi sabitlemek, yürüyüş için zaman ayırmak, zekâ oyunlarıyla zihninizi çalıştırmak ve sevdiğiniz arkadaşlarınızla görüşmek başlangıç için değerlendirilebilir. Beslenme tarafında ise haftada iki-üç kez balık tüketme ve brokoliyi düzenli olarak öğünlere ekleme önerileri öne çıkıyor.

Burada yer alan oranlar ve araştırma bilgileri kaynak yazıda aktarılan ifadelerdir; güncel sağlık önerisi veya kişiye özel değerlendirme yerine geçmez. Hafıza ya da sağlıkla ilgili endişeleriniz varsa bir sağlık uzmanına danışın.

Kaynak: www.haberturk.com

Images

Bahar Temizliği

Hep bahsediyoruz ya; iç dünyamızda ne oluyorsa dışarıda da onu gerçekleştiriyoruz diye… Bu bahar iç dünyamıza bir yolculuk yapmaya var mısınız? Bahar temizliğini bu kez yalnızca yaşadığımız alanlarda değil, içimizde biriktirdiklerimizde de yapalım. İçsel arınma, geçmişi silmek değil; taşıdığımız duyguları fark etmek ve onlarla başka türlü ilişki kurmaya niyet etmektir.

Söylenmemiş duyguların ağırlığı

Yıllardır biriktirdiğimiz söylenmemiş duygular, açığa çıkmayan kızgınlıklar, öfkeler, boğazımıza düğümlenen kelimeler ve hatırlamak istemediğimiz anılar… Altlarındaki potansiyel enerjiyi görebilmiş olsaydık, belki de bu duygu yüklerini bir gün bile taşımak istemezdik.

Anımsamak istemediğimiz, yüzleşemediğimiz her duygu ve anı, sanki enerji alanımızda bağlı durur. Kapalı, ağzı sıkı sıkı kapatılmış bir hazine sandığı gibi. Bir yandan sandığı kapalı tutmaya, bir yandan da başkalarının görmesini engellemek için önünde durmaya çalışırız. Yargılayıcı tarafımıza göre kirli çamaşırlarımız ortaya çıkmasın diye epey enerji harcarız.

Oysa iç dünyada arınma, sandığın içindekileri kendimizi suçlamadan görebilmekle başlayabilir. Bir duyguyu fark etmek, onu hemen bastırmak ya da kendimizden saklamak zorunda olmadığımızı anlamamıza yardım eder. Duygusal arınma için önce ne hissettiğimizi ve bu duygunun bize ne anlatıyor olabileceğini dürüstçe sormak gerekir.

Tetiklenen duygular bize ne anlatıyor?

Evren, bu yüklerden kurtulabilmemiz için önümüze fırsatlar ya da diğer deyimiyle zorluklar çıkarır. Biri bir kelime söyler ve başka bir zamanda hiçbir şey hissettirmeyecek olan o kelime, o an canımızı yakar; öfkemizi patlatır. İçeride henüz tamir olmamış noktalar vardır. Kim bilir, o kelime çocukluğumuzdan beri kaç kez söylendi ve benzer duyguları kaç defa yaşadık?

Bir başkasına farklı davranan kişi, karşımıza geldiğinde sanki hipnotize olmuş gibi, kendimizle ilgili inançlarımız doğrultusunda davranıyor olabilir. İlginç bir oyundur bu; yüzyıllardır sürer, belki de bizler onu yeni fark ediyor, konuşuyor ve paylaşıyoruz. Kendimize dair değersizlik duygusu hâlâ içimizde bir yerde duruyorsa, bir olay ya da söz onu tetikleyebilir. Bu anı, suçlamak ya da kurban rolüne yerleşmek yerine kendimizi tanımak için bir fırsat olarak görebiliriz. Arınmaya zemin hazırladığı için kendimize ve evrene teşekkür etmek de bu bakışın bir parçasıdır.

Karşımıza çıkan her durumda, “Ben bunu nasıl hayatıma çektim?” ve “Şimdi kendimle ilgili neyi anlamam, çözmem gerekiyor?” diye sorabiliriz. Bu sorular öğretici ve keşif doludur. Burada amaç yaşanan her şeyin bizim suçumuz olduğunu söylemek değil; başımıza gelenler karşısında kendi seçimlerimizi ve içimizde uyandırdıklarını fark etmektir.

Hayatının sorumluluğunu almak

Eski bilgilerde ne vardı? Başına bir şey geldiyse ya kaderdendir, ya diğerlerinden ya da Tanrı bizi sınıyordur. Bu bilgi çok demode artık. Zaman, tümüyle hayatımızın sorumluluğunu alma zamanı.

Kendini her gün sınayan sensin; bu hikâyeyi yazan, oynayan ve beğenmeyen de sensin. Yeni hikâyeyi yazacak olan da sensin, her gününü birbirine benzeten de… Bugüne kadar yaptığımız gibi bildiklerimize devam edebiliriz; aldığımız sonuçlar ortada. Ya da yeni bir yaklaşım deneyebiliriz. Seçim sizin.

Sık karşılaştığım sorulardan biri şu: “Ne yani, şimdi her şey benim yüzümden mi? Bunu mu demek istiyorsunuz bana? Benim kocam şöyle, karım böyle, annem şunları yaptı…”

“Onlar olmasaydı ben neler yapar, neler olurdum?” İşte burası en can alıcı noktalardan biri. Başkalarını bahane ederek neleri yapmaktan, ne zaman vazgeçtin? O noktayı bulup dönüştürsen hayatının değişeceğini bilsen, bunu yapar mıydın? Aynı zamanda bu dönüşümün altında ruhsal amacının olduğunu bilsen hangi ilk adımı atardın? Bu sorular, duygusal yüklerden kurtulma yolunda kendimize yöneltebileceğimiz birer başlangıç olabilir.

Kendini tanımaya niyet etmek

Bir diğer soru da şu: “Ben her gün işimi gücümü bırakıp kendimle mi uğraşacağım?” Kendinle gerçekten uğraşmaya niyet edip yola koyulsan, dışarıda bu kadar uğraşacağın durum kalmayabilir. Her şey kendiliğinden oluvermeye, yolun oluşmaya, tümüyle kendin olmaya başlayabilir. Kendini tanımaya ve anlamaya niyet ettiğinde cevaplar da zamanla önüne çıkabilir. Yeni yollar açılabilir; karşına bir kitap çıkar, biri gelişimine katkıda bulunur. İhtiyacın olan bilgi seninle buluşur.

Şarkıcı mı olmak istiyordun? Yazar mı, filozof mu? Çocukluğundaki tutkun her neyse ve şu an onu yapmıyorsan, orada açığa çıkmamış müthiş bir enerji olabilir. Onu dönüştürüp hayatına kat. Oradaki seni affet; yoksa “hayatımda bir şeyler eksik” duygusu seninle olmaya devam edebilir. Hepimizde bölünmüş ne çok enerji var. Hepsini kullanıyor olsak neler başarabiliriz, bunun sık sık hayalini kuruyorum; bu da benim hayalim.

Kendini tanıma ve içsel dönüşüm, bir anda tamamlanan bir iş değil; kendimize dönüp bakmayı seçtiğimiz bir yolculuk. Bu bahar, söylenmemiş duygulara, ertelenmiş tutkulara ve içimizde hâlâ ilgi bekleyen yerlere biraz daha yakından bakabiliriz.

Sen sevgisin, sevgiden yaratıldın. Bunun dışındaki her olumsuz duyguyu kaynağına, özüne yani sevgiye dönüştür. O zaman dünya senin için bambaşka bir yer olur.

Alıntıdır.