söylenmemiş duygular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Bahar Temizliği

Hep bahsediyoruz ya; iç dünyamızda ne oluyorsa dışarıda da onu gerçekleştiriyoruz diye… Bu bahar iç dünyamıza bir yolculuk yapmaya var mısınız? Bahar temizliğini bu kez yalnızca yaşadığımız alanlarda değil, içimizde biriktirdiklerimizde de yapalım. İçsel arınma, geçmişi silmek değil; taşıdığımız duyguları fark etmek ve onlarla başka türlü ilişki kurmaya niyet etmektir.

Söylenmemiş duyguların ağırlığı

Yıllardır biriktirdiğimiz söylenmemiş duygular, açığa çıkmayan kızgınlıklar, öfkeler, boğazımıza düğümlenen kelimeler ve hatırlamak istemediğimiz anılar… Altlarındaki potansiyel enerjiyi görebilmiş olsaydık, belki de bu duygu yüklerini bir gün bile taşımak istemezdik.

Anımsamak istemediğimiz, yüzleşemediğimiz her duygu ve anı, sanki enerji alanımızda bağlı durur. Kapalı, ağzı sıkı sıkı kapatılmış bir hazine sandığı gibi. Bir yandan sandığı kapalı tutmaya, bir yandan da başkalarının görmesini engellemek için önünde durmaya çalışırız. Yargılayıcı tarafımıza göre kirli çamaşırlarımız ortaya çıkmasın diye epey enerji harcarız.

Oysa iç dünyada arınma, sandığın içindekileri kendimizi suçlamadan görebilmekle başlayabilir. Bir duyguyu fark etmek, onu hemen bastırmak ya da kendimizden saklamak zorunda olmadığımızı anlamamıza yardım eder. Duygusal arınma için önce ne hissettiğimizi ve bu duygunun bize ne anlatıyor olabileceğini dürüstçe sormak gerekir.

Tetiklenen duygular bize ne anlatıyor?

Evren, bu yüklerden kurtulabilmemiz için önümüze fırsatlar ya da diğer deyimiyle zorluklar çıkarır. Biri bir kelime söyler ve başka bir zamanda hiçbir şey hissettirmeyecek olan o kelime, o an canımızı yakar; öfkemizi patlatır. İçeride henüz tamir olmamış noktalar vardır. Kim bilir, o kelime çocukluğumuzdan beri kaç kez söylendi ve benzer duyguları kaç defa yaşadık?

Bir başkasına farklı davranan kişi, karşımıza geldiğinde sanki hipnotize olmuş gibi, kendimizle ilgili inançlarımız doğrultusunda davranıyor olabilir. İlginç bir oyundur bu; yüzyıllardır sürer, belki de bizler onu yeni fark ediyor, konuşuyor ve paylaşıyoruz. Kendimize dair değersizlik duygusu hâlâ içimizde bir yerde duruyorsa, bir olay ya da söz onu tetikleyebilir. Bu anı, suçlamak ya da kurban rolüne yerleşmek yerine kendimizi tanımak için bir fırsat olarak görebiliriz. Arınmaya zemin hazırladığı için kendimize ve evrene teşekkür etmek de bu bakışın bir parçasıdır.

Karşımıza çıkan her durumda, “Ben bunu nasıl hayatıma çektim?” ve “Şimdi kendimle ilgili neyi anlamam, çözmem gerekiyor?” diye sorabiliriz. Bu sorular öğretici ve keşif doludur. Burada amaç yaşanan her şeyin bizim suçumuz olduğunu söylemek değil; başımıza gelenler karşısında kendi seçimlerimizi ve içimizde uyandırdıklarını fark etmektir.

Hayatının sorumluluğunu almak

Eski bilgilerde ne vardı? Başına bir şey geldiyse ya kaderdendir, ya diğerlerinden ya da Tanrı bizi sınıyordur. Bu bilgi çok demode artık. Zaman, tümüyle hayatımızın sorumluluğunu alma zamanı.

Kendini her gün sınayan sensin; bu hikâyeyi yazan, oynayan ve beğenmeyen de sensin. Yeni hikâyeyi yazacak olan da sensin, her gününü birbirine benzeten de… Bugüne kadar yaptığımız gibi bildiklerimize devam edebiliriz; aldığımız sonuçlar ortada. Ya da yeni bir yaklaşım deneyebiliriz. Seçim sizin.

Sık karşılaştığım sorulardan biri şu: “Ne yani, şimdi her şey benim yüzümden mi? Bunu mu demek istiyorsunuz bana? Benim kocam şöyle, karım böyle, annem şunları yaptı…”

“Onlar olmasaydı ben neler yapar, neler olurdum?” İşte burası en can alıcı noktalardan biri. Başkalarını bahane ederek neleri yapmaktan, ne zaman vazgeçtin? O noktayı bulup dönüştürsen hayatının değişeceğini bilsen, bunu yapar mıydın? Aynı zamanda bu dönüşümün altında ruhsal amacının olduğunu bilsen hangi ilk adımı atardın? Bu sorular, duygusal yüklerden kurtulma yolunda kendimize yöneltebileceğimiz birer başlangıç olabilir.

Kendini tanımaya niyet etmek

Bir diğer soru da şu: “Ben her gün işimi gücümü bırakıp kendimle mi uğraşacağım?” Kendinle gerçekten uğraşmaya niyet edip yola koyulsan, dışarıda bu kadar uğraşacağın durum kalmayabilir. Her şey kendiliğinden oluvermeye, yolun oluşmaya, tümüyle kendin olmaya başlayabilir. Kendini tanımaya ve anlamaya niyet ettiğinde cevaplar da zamanla önüne çıkabilir. Yeni yollar açılabilir; karşına bir kitap çıkar, biri gelişimine katkıda bulunur. İhtiyacın olan bilgi seninle buluşur.

Şarkıcı mı olmak istiyordun? Yazar mı, filozof mu? Çocukluğundaki tutkun her neyse ve şu an onu yapmıyorsan, orada açığa çıkmamış müthiş bir enerji olabilir. Onu dönüştürüp hayatına kat. Oradaki seni affet; yoksa “hayatımda bir şeyler eksik” duygusu seninle olmaya devam edebilir. Hepimizde bölünmüş ne çok enerji var. Hepsini kullanıyor olsak neler başarabiliriz, bunun sık sık hayalini kuruyorum; bu da benim hayalim.

Kendini tanıma ve içsel dönüşüm, bir anda tamamlanan bir iş değil; kendimize dönüp bakmayı seçtiğimiz bir yolculuk. Bu bahar, söylenmemiş duygulara, ertelenmiş tutkulara ve içimizde hâlâ ilgi bekleyen yerlere biraz daha yakından bakabiliriz.

Sen sevgisin, sevgiden yaratıldın. Bunun dışındaki her olumsuz duyguyu kaynağına, özüne yani sevgiye dönüştür. O zaman dünya senin için bambaşka bir yer olur.

Alıntıdır.