Images

Hafızanıza Bunları Yapmayın

Hafızanın henüz tam anlaşılmayacak kadar karmaşık olduğunu söyleyen uzmanlar, hafızanın insan biyolojisinin harikası olduğunu de açıkladılar. Ancak, hayatınız için büyük öneme sahip olan hafızanızı korumak için sizin de yapmanız gerekenler var.

Foxnews’te yer alan habere göre, psikolojik bir süreç olarak, bilginin depolanması ve geri çağırılması eksik olabiliyor ve böylece belirli yıkıcı güçler karşısında hafıza savunmasız oluyor. Bu güçler hem iç hem de dıştan gelebiliyor ve kısa süreli veya uzun süreli hafızanın herhangi bir alanını etkileyebiliyor.

İşte kaçınmanız gereken hafıza öldürücüler:


1. Sigara içmek: Birçok araştırma sigara içenlerin özellikle orta yaş döneminde ve yaşlılıklarında hafızalarında ve genel bilişsel yeteneklerinde artan bir azalma olduğunu gösterdi.

2. Kötü beslenme: Beyninizin yakıta, özellikle glukoza ihtiyacı vardır. Eğer beslenmenizi kısıtlarsanız, beyin gücünüzde de azalma olacaktır. Aç ya da aşırı yorgun olduğunuzda, yoğun ve belirsiz duygular hissedersiniz. Kötü beslenmeden başka, Korsakoff sendromu gibi daha ciddi bozukluklar ile sonuçlanabilir. Bu sendrom, özellikle B1 vitamini gibi az vitamin alınması ya da vitaminlerin yetersiz emilimi sonucu oluşan bir vitamin eksikliği belirtisidir.

3. Herpes: Alzheimer, felç ya da depresyon gibi çeşitli sağlık koşullarından ya da bozukluklarından biri olan Herpes, gerçek bir hafıza öldürücüdür. Birçok herpes vakası iş arkadaşınızın ismini unutmanıza ya da anahtarlarınızı unutmanıza yol açmaz. Ancak herpes simplex encephalitis olarak bilinen ciddi bir enfeksiyon şekli ciddi hafıza kaybına yol açıyor.

4. Hipnoz: Hipnoz altında yapılan şeyler unutulabilir. Bu olağanüstü olayda, her ne kadar etkisi geçici de olsa "posthypnotic amnesia (hipnoz sonrası amnezi)" aşaması oluyor, bu aşamada bazı olayları ya da tamamen geçmişi unutabiliyorsun.

5. Stres: Araştırmalar, stresli olayların hafızayı bastırdığını gösteriyor.
Images

Hafızanızı güçlendirmek için 8 Basamak

Hayat aynı rutininde devam ediyor ve sıkılıyorsanız, yaşamı farklılaştırmanız ve beyninizi alışkanlıklarını bırakmaya zorlamanız gerekiyor. Bu size hem zihinsel zindelik hem de rahatlamayla birlikte mutluluk getirecek. Ailem.com'un verdiği ve okuduğunuzda basit gibi gelen, ancak uyguladığınızda ne kadar katı alışkanlıklara sahip olduğunuzu görmenizi sağlayacak önerileri mutlaka uygulayın. Unutmayın hayata bir kere gelme şansınız var ve ilk önce kendinize dikkat edin:

1- Vücudunuzu yeni davranışlara alıştırın. Saçınızı tararken, dişlerinizi fırçalarken, kahvenizi karıştırırken ya da diğer günlük basit işleri yaparken sürekli kullandığınız elinizi değil diğer elinizi kullanın.

2- Gözlerinizi kapatın ve odada yolunuzu duygularınızla bulmaya çalışın. Bilinçli olarak sesleri dinlemeye ve kokuları almaya çalışın. Bazen yerden bir şey almanız gerektiğinde, ayaklarınızı kullanın mesela kapıyı ayağınızla kapatmak gibi... Kitap okumayı seviyorsanız bir sayfayı baş aşağı okuyun.

3- Birisini eleştirmek yerine övgü dolu sözler bulun ve söyleyin. Yargılayıcılığınızı askıya aldığınızda, o kişi sandığınızdan daha iyi insan olmaya başlayacak.

4- Buzdolabınızın içine dikkatlice bakın. Daha sonra kapağını kapatın. İçindekileri teker teker sıralamaya çalışın. Eviniz için de aynı şeyi yapabilirsiniz, pencerenin önündekileri ya da duvardaki resmin ayrıntılarını inceleyebilirsiniz.

5- Her gün 5 dakika, kendinizi bir başka insanın yerine koyun ve olaylarını onun bakış açısından anlamaya ve hissetmeye çalışın. Bir aktörmüş gibi yapın, rol gereği yani ve kişi gibi davranın. Ne hissederse hissedin.

6- Her zaman üzüntü ya da şüpheye yakalanıyorsanız ve kendinizi başkalarından daha aşağı görüyorsanız, bunun yerine en çok istediğiniz şeyi ayrıntılı olarak tasarlayın ve elde ettiğinizdeki yaşamınızı düşünün. Negatif düşünceleriniz olduğunda pozitife çevirmek için gün boyunca bunu uygulayın.

7- Her günün sonunda o ana kadar ne yaptığınızı 60 dakikada gözden geçirin. Bu gününüzü daha önemli hale getirmek için iyi yardımcı yoldur. O ana kadar olan tüm aktivitelerini zihinsel olarak gözden geçirin. Hafızanız gününüz hakkındaki boşlukları, anları kasıtsız olarak açığa vuracaktır. Siz de bunları daha iyi değerlendireceksiniz.

8- Esnek olmak ve kolayca uyum sağlamak için hayatınızı değiştirin, her gün farklı bir şeyler yapın. Farklı bir mağazadan alışveriş yapın ya da rutin ev-iş yaşamından çıkın.

Kaynak : www.aksam.com.tr
Images

Düşüncelerinizi değiştirn, Kaderinizde değişsin.

ETKİ düşünceniz, TEPKİ ise bilinçaltınızın verdiği karşılıktır.
Bütün dilekleriniz gerçekleşecek diye bir kural yoktur. Herkes bunu bilir. Şüpheci kişiler, bunu duaların işe yaramadığına dair bir kanıt olarak yorumlarlar. Ancak göz ardı ettikleri bir nokta vardır:
Dileklerinizin karşılık bulabilmesi için bilimsel temeli net bir biçimde anlaşılarak etkin kullanılması gerekir. Ancak bundan sonra belirli bir isteğin neden etkin olmadığını anlayabilir ve onu daha etkin kılmak için pratik bir yöntem bulabiliriz.
Peki dileklerinizin istediğiniz gibi karşılık bulmadığını fark ederseniz, ne olur o zaman? İlk yapmanız gereken şey, böyle bir başarısızlığın temel nedenlerini anlamak olmalıdır. Bu nedenler güven eksikliği ve çok fazla çabadır. Birçok kişi, bilinçaltının işleyişini tam olarak anlayamaz ve dileklerinin gerçekleşmesine mani olur. Zihninizin nasıl çalıştığını bildiğinizde, büyük ölçüde güven kazanırsınız.
Unutmayın, bilinçaltınız ne zaman bir fikri kabul etse, hemen bunu uygulamaya başlar. Bunun için bütün önemli kaynaklarını ve potansiyellerini  kullanır. Derin zihninizin bütün zihinsel ve spiritüel yasalarını harekete geçirir. Bu yasa iyi fikirler için geçerlidir, ancak kötü fikirler içinde geçerlidir. Sonuç olarak, eğer bilinçaltınızı olumsuz biçimde kullanırsanız, bu soruna, başarısızlığa ve karışıklığa neden olur. Yapıcı biçimde kullanırsanız  kılavuzluk, özgürlük ve zihinsel huzur getirecektir.
Düşünceleriniz olumlu, yapıcı ve sevgi dolu olduğunda, doğru cevabı almanız kaçınılmazdır. Bu nedenle başarısızlığın, üstesinden gelmek için yapmanız gereken tek şey, bilinçaltınızın fikrinizi ya da isteğinizi kabul etmesini sağlamaktır. Siz bunun gerçekliğini kabul edin, zihninizin yasası gerisini halledecektir. İsteğinizi inançla, güvenle ve şüphesiz devredin; bilinçaltınız bu görevi devralacak ve size cevap verecektir.
Ne zaman bilinçaltınızı sizin için birşey yapmaya zorlamak isterseniz, başarısız olursunuz. İstediğiniz sonuçlar yaklaşmak yerine uzaklaşır. Bilinçaltınız zihinsel bir zorlamaya tepki vermez. İnancınıza ya da bilincinizin kabulüne tepki verir.
Sonuç elde etme konusundaki başarısızlığınız şu ifadelerden de kaynaklanabilir:
  • Herşey kötüye gidiyor
  • Asla karşılık alamayacağım
  • Çıkış yolu göremiyorum
  • Durum umutsuz
  • Ne yapacağımı bilmiyorum
  • Karmakarışık oldum
Bu tür ifadeler kullandığınızda, bilinçaltınız size karşılık vermez ve sizinle işbirliği yapmaz. Sürekli yerinde sayan bir asker gibi, ne ileri ne de geri gidersiniz. Başka bir deyişle, hiçbir yere gidemezsiniz.
Bir taksiye bindiğinizi ve taksiye bir sürü farklı yön söylediğinizi düşünün. Taksicinin kafası karmakarış olurdu herhalde, hatta sizi hiçbir yere götürmek istemeyebilirdi. Talimatlarınıza uymaya çalışsa da, bunu yapamayabilirdi. Sonunda kendinizi hiç kimsenin aklına gelmeyen bir yerde bulabilirdiniz.
Bilinçaltınızın müthiş güçleri ile çalışırken de aynı şey geçerlidir. Kafanızda net bir fikir olmalıdır. Bir çıkış yolu olduğuna, bir çözümün bulunacağına inanmalısınız. Yanlızca bilinçaltınızdaki Sınırsız Zeka cevabı bilir. Bilincinizdeki net karara vardığınızda, aklınızı başınıza toplarsınız ve neye inanırsanız onu yaşarsınız
Images

Derslerde Başarılı Olmanın Yolları


A- DERSTEN ÖNCE UYULMASI GERKEN İLKELER:

1. Her öğrenci kendi çalışma ortamına göre bir çalışma planı hazırlamalı ve bu plana mutlaka uymalıdır.
2. Çalışma metodunu dersin özelliğine göre seçmelidir. (Okuma, not tutma, anlatım, tümden gelim, tüme varım gibi) sayısal dersler çalışırken mutlaka metodu olarak yazarak çalışma metodu uygulanmalıdır.
3. Ders çalışmaları mutlaka belli bir yerde sakin bir ortamda bir masa üzerinde yapılmalıdır.
4. Hemen her derste bütün konular çalışılmalı, konular arasında önemli önemsiz ayrım yapılmalıdır.
5. Ders araç ve gereçlerini çalışmaya başlamadan önce hazırlamalı, unutulmamalıdır ki araç ve gereç ihtiyacı olduğunda temin edilmeye çalışılırsa hem zaman kaybına hem de dikkat dağılmasına neden olur.
6. Çalışmaya psikolojik olarak hazır olmayan kişi problemlerinden kendisini soyutladıktan sonra çalışmaya başlamalıdır.
7. Öğrenmeyi aralıklarla yapmalı, bu aralıklarda dinlenmeyi, gezinti, söyleşi, müzik ile yapılabilir.
8. Çalışkan konu kendi başına bir bütün değilse, geçmiş konular gözden geçirilmelidir.
9. Sözel dersler çalışılırken ana düşünceleri dile getiren anahtar kelime ve cümleler tespit edilmeli gerekirse renkli kalemle altları çizilmelidir.
10. İşlenecek konu dersten önce çalışılmalı, anlaşılmayan yerler tespit edilerek derse girilmelidir.
11. Ders çalışılırken motive olunmalı, televizyon karşısında veya yatarak çalışmanın etkinliğini azaltacağı unutulmamalıdır.
12. Düzenli bir defter tutma alışkanlığı kazanılmalı. Tükenmez kalem yerine kurşun kalem kullanmaya özen göstermelidir.
13. Çalışırken bir cevabı ezberlemek yerine konuyu anlamaya veya problemin çözümü yolunu öğrenmeyi seçmelidir.
14. Anlatım dersinin arkasından sayısal (matematik, fenbilgisi gibi) bir ders çalışılmalıdır.
15. Sabah kahvaltısı yaparak okula gelmesi, aksi takdirde ders dinleme dikkatinin azalacağı unutulmamalıdır.

B - DERS ESNASINDA UYULMASI GEREKEN İLKELER:

1. Sınıfta dersler iyi dinlenmesi, ders sırasında başka şeylerle meşgul olunmamalı, anlamadığı yeri anında öğretmenine sormalıdır.
2. Öğretmen dersi anlatırken üzerinde durduğu noktalar ve sınıfa yönetilen sorular not edilmeli ve sonra çalışılmalıdır.
3. Tahtaya yazılan bilgiler ve problem çözümleri dikkatli bir biçimde deftere geçirilmeli ve kontrol edilmelidir.
4. Derslerde devamsızlık yapılmamalı, eğer zorunlu olarak yapılmışsa o dersteki konu arkadaşlardan öğrenilmelidir. Unutulmamalıdır ki bir sonraki konunun öğrenilmesi bir önceki konunun bilinmesine bağlıdır.
5. Sınavlarda soruların cevaplarına geçilmeden önce cevaplar zihinsel tasarlanmalı, kağıtlar verilmeden önce mutlaka kontrol edilmelidir.

C - DERSTEN SONRA UYULMASI GEREKEN İLKELER:

1. Bütün dersler işlendikçe çalışılmalı, konular biriktirilmemelidir.
2. Dersler tekrar edilirken, anlaşılmayan konular tespit edilmeli, bir sonraki derste öğretmenine sorarak öğrenilmeli. Sorarak öğrenilenlerin unutulmayacağı hatırdan çıkarılmamalıdır.
3. Sayısal dersler çalışılırken sınıfta öğrenilen çözüm yollarının yanı sıra başka çözüm yollarının da olup olmadığı kaynak kitaplardan araştırılmalı, özellikle örnek çözümler çoğaltılmalıdır.
4. Zor anlaşılan konular en verimli çalışma saatleri ayrılmalıdır.

AHMET YILDIZ
PDR UZMANI
Images

Hafızayı Güçlendirme Yolları

Türkiye’de 300 bin Alzheimer hastası var. Uzmanlar bu sayının ilerleyen yıllarda daha da artacağını belirtiyor. İskoçya'daki Edinburgh Üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre, iyi arkadaşlara sahip olmak Alzheimer'a yakalanma riskini azaltıyor. İşte hafızayı güçlendirmenin yolları:

* Sakız çiğneyin. Sakız çiğnemek hafızanın yüzde 25 daha güçlü olmasına yol açıyor.
* Aşırı derecede alkol tüketiminden kaçının. Her gün aşırı derecede alkol tüketimi beyin hücrelerinin daha hızlı ölmesine neden oluyor.
* Haftada iki-üç kez balık tüketmeye özen gösterin.
* Sigarayı bırakın. Yapılan araştırmalara göre, tiryakilerin Alzheimer'a yakalanma riski sigara içmeyenlere göre üç kat fazla.
* Stresin beyin hücrelerini etkilemesini engellemek için düzenli olarak nefes egzersizi yapın. Sıkıldığınızda doğru nefes almaya dikkat edin.
* Gün de 5 kilometre yürüyün. Yürüyüş sadece beyni değil kalbi de koruyor. Kalp krizi geçirme riskini yüzde 40 oranında azaltıyor.
* Her gün aynı saatte yatıp kalkmaya özen gösterin.
* Zekâ oyunları oynayın.
* Sevdiğiniz arkadaşlarınızla buluşun. Arkadaşlarla birlikte vakit geçirmek, Alzheimer riskini yüzde 38 oranında azaltıyor.
* Düzenli olarak B vitamini içeren brokoli tüketin.


Kaynak : www.haberturk.com
Images

Bahar Temizliği

Hep bahsediyoruz ya, iç dünyamızda ne oluyorsa dışarıda da onu gerçekleştiriyoruz diye, bu bahar iç dünyamıza bir yolculuk yapmaya var mısınız?

Yıllardır biriktirdiğimiz söylenmemiş duygular, açığa çıkmayan kızgınlıklar, öfkeler, boğazımıza düğümlenen kelimeler ve hatırlamak istemediğimiz anılar. Altlarındaki potansiyel enerjiyi görebilmiş olsaydınız, bir gün dahi geçirmezdiniz bu duygu yüklerini taşıyarak.

Anımsamak istemediğimiz, yüzleşemediğimiz her duygu, her anı enerji alanımızda bağlı durur. Kapalı, ağzı sıkı sıkı kapatılmış bir hazine sandığı gibi. Bir yandan sandığı kapalı tutmaya çalışırken bir yandan bir başkasının görmemesi için önünde dururuz. Bayağı bir enerji sarf ederiz anlayacağınız, yargılayıcı tarafımıza göre kirli çamaşırlarımızın ortaya çıkmaması için.

Evren de sürekli bu yüklerden kurtulabilmemiz için önümüze fırsatlar ya da diğer deyimiyle zorluklar çıkartır. Birisi gelir bir kelime söyler ve nedense başka bir zaman hiçbir şey hissettirmeyecek bu kelime o an canınızı yakar, öfkenizi patlatır. İçerde henüz tamir olmamış noktalar vardır, kim bilir size çocukluğunuzdan beri o kelime kaç kere söylendi ve buna yakın duyguları kaç defa hissettiniz?

Bir başkasına farklı davranan; sizin önünüze gelince hipnotize olmuş gibi, size sizin istediğiniz gibi, yani kendinizle ilgili inançlarınız doğrultusunda davranır. İlginç bir oyundur bu yüzyıllardır devam eder; belki de bizler yeni fark eder, konuşur, paylaşır olduk. Düşünsenize, kendinize dair değersizlik duygunuz varsa ve hala duruyorsa içerlerde bir yerlerde, birisi mutlaka bunu tetikleyecek bir şeyler yapacaktır. Kendisine ve evrene teşekkür etmek gerekir, bu arınmaya zemin hazırladığı için. Eğlenceli bir oyundur aynı zamanda bir kere keşfettikten sonra eskisi gibi suçlayıcı ya da kurban olamazsınız.

Karşınıza çıkan her durumda ben bunu nasıl hayatıma çektim ve benim şimdi kendimle ilgili anlamam, çözmem gereken ne dersiniz. Harikadır bunu yapmak, öğreticidir, keşif doludur. Eski bilgilerde ne vardı? Başına bir şey geldiyse ya kaderdendir ya diğerlerinden ya da tanrı bizi sınıyordur. Bu bilgi çok demode artık. Zaman tümüyle hayatımızın sorumluluğunu alma zamanı.

Kendini her gün sınayan sensin, bu hikayeyi yazan, oynayan, beğenmeyen sensin. Yeni hikaye yazacak olan da sensin, her gününü birbirine benzeten de sensin. Bildiklerimize devam edebiliriz bugüne kadar yaptığımız gibi; aldığımız sonuçlar ortada, ya da yeni bir yaklaşım deneyebiliriz, seçim sizin.

Sık karşılaştığım sorulardan biri de; ne yani şimdi her şey benim yüzümden mi, bunu mu demek istiyorsunuz bana? Benim kocam şöyle, karım böyle, annem şunları yaptı v.s.

Onlar olmasaydı ben neler yapar, neler olurdum. İşte burası en can alıcı noktalardan birisi. Başkalarını bahane ederek neleri yapmaktan, ne zaman vazgeçtin? İşte o noktayı bulup dönüştürsen, hayatının değişeceğini bilsen, bunu yapar mıydın? Aynı zamanda bu dönüşümün altında ruhsal amacının olduğunu bilsen hangi ilk adımı atardın?

Bir diğer soru da ben her gün işimi gücümü bırakıp kendimle mi uğraşacağım? Sen kendinle gerçekten ve gerçekten uğraşmaya niyet etsen ve yola koyulsan emin ol dışarıda bu kadar uğraşacağın durum kalmayacak. Her şey kendiliğinden oluvermeye, senin yolun oluşmaya, tümüyle kendin olmaya başlayacaksın. Sen bir niyet etsen kendini tanımaya, anlamaya tüm cevaplar gelecektir sana. Yeni yollar açılacak, karşına bir kitap çıkacak, birisi gelişimine katkıda bulunacaktır. İhtiyacın olan bilgi seninle buluşacaktır.

Şarkıcı mı olmak istiyordun? Yazar mı, filozof mu? Her ne ise çocukluğundaki tutkun eğer şu an onu yapmıyorsan orda açığa çıkmamış müthiş bir enerji var, bunu en kısa zamanda dönüştür, hayatına kat. Oradaki seni affet yoksa “hayatımda bir şeyler eksik duygusu” seninle olmaya devam edecek. Bölünmüş ne çok enerji var hepimizde; hepsini kullanıyor olsak neler başarabiliriz bunun sık sık hayalini kuruyorum, bu da benim hayalim.

Sen sevgisin, sevgiden yaratıldın, bunun dışındaki her olumsuz duyguyu kaynağına, özüne yani sevgiye dönüştür. O zaman dünya senin için bambaşka bir yer olur.
Alıntıdır

Images

Doğru yönetici Karı Yüzde 34 Artırır.

Patron ve yöneticilere "doğru lider, doğru kararlar" konusunda nutuk çeken ünlü beyin avcısı Claudio Fernandez Araoz’a göre böyle bir yönetici bulmak için milyon doları gözden çıkarmak gerekiyor.

Kökü çok eskilere dayanan bir şirketin yönetim kurulu başkanı büyük bir panik içinde ünlü beyin avcısıyla görüşmek ister. "Kanser oldum, ölüyorum. Büyük oğlumun benden sonra şirketi yönetebileceğinden emin olmak istiyorum" der. Adamın büyük oğlu kırklı yaşlarında, çok iyi eğitimli, şirkete emek vermiş ve sevilen bir yönetici. Beyin avcısı yeni CEO adayıyla uzun uzun görüştükten sonra babasına, "oğlunuz şirketi yönetmek için muhteşem bir aday" der ancak baba inanmaz. Beyin avcısını dürüst bir analiz yapıp yapmadığına dair uzun bir sınavdan geçirir. Sonuçta oğlunun ücret paketi üzerinde çalışır ve oğul nihayet CEO olur. Kısa süre sonra da baba vefat eder. Oğul gerçekten şirketi 10 yıl mükemmel yönetir. 50 yaşına gelince de aynı beyin avcısına gelip "Artık görevimi bırakmak istiyorum ama ailemde gerekli vasıflara sahip biri bulunmadığından dışarıdan bir profesyonel CEO bulmanız gerekiyor" der. Arjantin’de gerçekleşen bu olay şirketlerin doğru lideri bulmak için yüz yıllık gelenekleri bile bir çırpıda yıkabildiklerini gösteren iyi bir örnek. Olayı anlatan beyin avcısı Claudio Fernandez Araoz, geçen hafta doğru liderlerin nasıl bulunabileceğini anlatmak için Türkiye’deydi. Tayfun Beyazıt gibi ünlü yöneticilere doğru lider ve doğru kararların bir şirketin hayatını nasıl değiştirebileceğini anlattı. Egon Zhender Yönetim Kurulu Üyesi olan Araoz, artık yetenek bulmanın zor ve maliyetli bir iş olduğunu söylüyor.

"Adayın performansına değil, geleceğe bakın"
Araoz’a göre doğru adamı seçerken elinizdeki adayların geçmiş performanslarına bakmak yetersiz bir yöntem. Bunun yerine şirketin gelecekte nerede olmak istediğine bakmak ve ona göre bir profili liderliğe oturtmak gerekiyor. Adayın deneyim ve eğitimi kadar duygusal zekasının da o koltuğa uygun olup olmadığında büyük etkisi var. "Deneyimli ve eğitimli insanları işe alıyoruz ama empati yapmaktan yoksunlar" diyor Araoz.

Şirketin değerini artıyor
Araoz’un "Doğru Kararlar, Dogru Liderler" kitabında, şirkete uygun lideri bulmanın maliyeti ve kazandırdıkları üzerine bir formül var. Araoz, formülünü yöneticilerle paylaşıyor. Araoz’un formülünde üst düzey bir yöneticinin şirkete maliyeti 3 milyon dolar olarak belirlenmiş. En doğru ismi bulmak ise milyon dolara patlayan bir bütçe gerektiriyor. Bütün bu rakamlar çok görünse de Araoz’a göre doğru adamı liderlik koltuğuna oturtan bir şirketin yıllık karını yüzde 34 artırması işten bile değil. Araoz bunu şöyle açıklıyor: "Bir fabrikada çalışan standart işçiyle çok yetenekli bir işçinin verimlilik farkı yüzde 40’tır. Bu hizmet sektöründe bir pazarlama işiyse iki çalışan arasındaki fark yüzde 240’a çıkar, bir bilgisayar programcısıyla yüzde 1200’e kadar yükselir. İki lider arasındaki verimlilik farkını bir de siz düşünün."

"Türkler daha dayanıklı"
Üç gün boyunca Türk yönetici ve iş adamlarıyla bir araya gelen Cladio Fernandez Araoz, Türk liderlerindeki duygusal zekanın dikkat çekici olduğunu belirtiyor ve ekliyor: "Türkler uluslararası görevlere getirilmeye çok hazır. Çünkü duygusal zekaları çok yüksek. Kriz ortamında çok çabuk değişebiliyor, duruma çok çabuk adapte oluyorlar. Zorluklara karşı daha sabırlı ve dayanıklılar. Bu çok büyük bir avantaj."

Yazan : Yasemin Salih
Kaynak : www.isteinsan.com.tr