Images

Özlü Sözler

• Yeterince sevginiz varsa dünyada ki en mutlu ve en güçlü insan olursunuz. DR. Emmet Fox
• Hata değil çare bulun. Henry Ford
• Annem Help, "Herkesin kaderini kendisinin çizdiğine inanırım. Yaradanın sana verdiğiyle en iyisini yapmalısın" derdi. Forrest Gump Filminden
• Düş kurmak değil, bir düşe sahip olmamak budalalıktır. Clıff Clavın, Cheers
• Başkalarına yardımcı olmak için elinize her zaman büyük fırsatlar geçmez, ama küçük fırsatlar hergün çıkar. Sally Koch
• Deneyim: En acımasız öğretmen odur. Fakat en iyi öğretmen de odur. C.S. Lewıs
• Düşünceli olun, çünkü karşılaştığınız herkes inanın en az sizin kadar zorlu bir mücadele veriyor. Plato

Images

Son Yaprak Hikayesi: Konusu ve Ana Fikri

Johnsy’nin Hastalığı ve Yaşama İsteği

New York’un düşük kiraları yüzünden sanatçılarla dolu olan Greenwich Village’ında üç katlı bir binanın en üst katındaydı Sue ve Johnsy’nin stüdyoları. Amerikanın 2 ayrı ucundan gelen kızlar bir lokantada tanışmış ve ortak sanat zevkleri olduğunu anlayınca ortak bir ev tutmaya karar vermişlerdi. Bu olay Mayıs ayındaydı. Kasım ayında ise bölgeye doktorların zatürree adını verdiği soğuk bir yabancı gelip buz gibi parmaklarıyla orayı burayı yoklamaya başlamıştı.

California rüzgarlarıyla kanı sulanmış ufak tefek, ince yapılı bir kızcağız olan Johnsy’yi de yatağa sermişti. Zavallı kızcağız demir karyolasına yatmış, yandaki evin tuğla duvarlarını seyrederek kıpırdamadan yatıyordu doktor geldiğinde. Doktor kır kaşlarını sağa sola oynatarak Sue’yu koridora çağırdı.

Images

İyi fikirler nereden gelir?

İnovasyonun doğal öyküsü: Darwin’in mercan resifleri

4 Nisan 1836. Darwin, Hint Okyanusu’ndaki Keeling Adaları’nın atollerinde kıyıda durmuş, mercan resiflerini seyrediyor. Kıyı, denizin dibine doğru uzanan bir dağın zirvesi gibi görünüyor. Darwin, bu zirveyi inşa eden kuvvetleri açıklayacak bir fikrin eşiğinde. Bu fikir, ileride mesleğinin ilk büyük keşfini oluşturacak.

Ancak resifin oluşumu, zihnini meşgul eden tek mesele değil. Adanın yüzeyi parçalanmış mercan kayalıklarının meydana getirdiği bembeyaz kumlarla kaplı. Üzerinde yalnızca birkaç Hindistan cevizi ağacı, yosun ve ot var; havada da birkaç kuştan fazlası görünmüyor. Buna karşılık resifin çevresindeki deniz, sayısız canlıyla kaynıyor.

Bir mercan adasının çevresindeki yaşam paradoksu

Darwin’in dikkatini çeken karşıtlık açık: Okyanusun başka yerlerinde doğru dürüst canlıya rastlanmazken, bu küçük alan çevresinde olağanüstü bir çeşitlilik bulunuyor. Darwin’in sözcükleriyle, “Okyanusun ortasında bir mercan adasının eko sistemiyle karşılaşmak, tıpkı çölün ortasında bir vahaya rastlamak gibi”. Bugün bu olguyu “Darwin’in Paradoksu” olarak adlandırıyoruz.

Mercan resifleri dünya yüzeyinin yalnızca binde birini kapladığı hâlde, bilinen deniz canlılarının kabaca dörtte birine ev sahipliği yapar. Bu karşıtlık, resifleri yalnızca jeolojik bir yapı olarak değil, çevresindeki yaşamla birlikte düşünmeyi gerektirir. Darwin’in sorusu da tam burada belirginleşir: Küçük ve görünüşte sınırlı bir alanın çevresinde böylesine çok sayıda canlı nasıl bir araya gelmiştir?

Darwin’in mercan resifleri teorisi: sorudan açıklamaya

Beagle gemisinin beş yıllık yolculuğunu onaylayan Amirallik kararnamesindeki ana talimatlardan biri, atol oluşumlarının araştırılmasıdır. Resifin çevresindeki deniz ölçülemeyecek kadar derindir. Atollerin, denize batan ya da denizden yükselen volkanların tepeleri olduğu yönündeki teoriler ise Darwin’e yeterince açıklayıcı gelmez.

Bu noktada, iyi fikirler nereden gelir sorusu Darwin’in gözlemi üzerinden anlam kazanır. Önce dikkatle bakmak, birbiriyle uyuşmayan görünen ayrıntıları fark etmek ve açıklama aramak gerekir. Burada kesin bir yanıt hemen ortaya çıkmaz: Darwin’in önünde bir soru, onu sınayan gözlemler ve yeterli bulmadığı açıklamalar vardır. Gerçeğe ulaşması daha uzun yıllar alacaktır.

Bu anlatı, iyi fikirler nasıl ortaya çıkar sorusuna hızlı ve tek adımlı bir yanıt vermez. İnovasyonun doğal öyküsü, merak uyandıran bir gözlemle başlayıp soruların peşinden gitmenin önemini gösterir. Darwin’in resiflere bakarken karşılaştığı paradoks da bir fikrin, önce açıklanması gereken bir mesele olarak belirginleşebileceğini hatırlatır.

İyi fikirler nereden gelir? elektronik kitabını indirmek için lütfen buraya tıklayın.

Images

Seni Seviyorum

Sevgiliye sevgiyle...
Sevgili Tanrım, Sevgilim olur musun? Yol gösterenim, amacım, nihayetim, beni burada sensiz bırakma...
Biliyorum bırakmazsın da ben bazen unuturum seni, kusura bakma, insanlığıma ver.
Bedenlendiğimden beri bir tarafım hep seni unutmaya meyilli, bir tarafım hep hatırlamakta.
Senden geldim ben, seni yansıtırım, ben senim. Senin sevginden yaratıldım ben, sonsuz, sınırsız ve beklentisiz sevginden. Senin gibi sevebilmeyi öğret bana, senin gibi affedici ve verici olmayı öğret.
Sen her yerde ve her zaman var olurken, ben de sensem eğer; ben de her yerde ve her zamandayım. Hem sevgilimin gözlerinde, hem çocuğumun kokusundayım.
Tüm çözümlerin ortasında, her şeye sahibim, sendeyim.
En çok canımı sıkan sensizlik burada, senin yoğunluğunu anımsatan her şeyin peşinden gitmekteyim.
Ben, senin beni sevdiğin gibi sevsem kendimi, kalbim dayanmaz sanırım bu titreşime?
Bir tarafım sana kavuşmak için can atarken, diğeri burayı tamamlamakta, bir sarılsam her şeyi yine unutacağım. Bu nasıl muazzam bir döngüdür; unut, hatırla, unut, hatırla, öyle hayranım ki sana, herkese seni anlatırım. Bir anlaşma yapalım; sen beni bırakmayacağına söz ver, ben de seni artık aramayacağıma söz vereyim.
Yanımızdasın, bizlesin, kalplerimizi aydınlat, ruhumuzu yükselt.
Şu anda her şeyden çok sana ihtiyacımız var, bilmektesin, bazen neye ihtiyacımız olduğunu biz bilemeyiz, sen söyle... Hatalarımızdan dolayı çok acı çekmekteyiz; yaralarımızı sar, iyileştir, şifa ver bizlere...
Seni öyle özlüyoruz ki tüm bağımlılıklarımız bundan, içimizde dolduramadığımız boşluk bundan, nereye gitsek, ne yapsak sen yoksan tatsız, tuzsuz...
Bize yardım et, buraya neden geldik? Hatırlat, unutmaktayız, azaptayız. Neydi görevim, ne yapacaktım, neyin sözünü vermiştim, ne imzalamıştım, lütfen hatırlat, mümkünse her an, her dakika... Hatırlat ki tamamlayayım, büyüyeyim, yükseleyim, bunu yapmazsam eksideyim, anladım, yardım et.
Görevim önemli mi, sıradan mı, yaparsam ne olur, yapmazsam ne olur? Biraz daha yapmasam ne olur?
Ben mi yazdım her şeyi, inanamıyorum, bu kadar acıyı, derdi seçmiş olamam, bir tür delilik haliymiş kusura bakma...
Tekrar yazıyorum bundan sonra, bildiriyorum haberin ola; bundan böyle zor dediklerim kolay ola...
Bana fırsatlar, denk düşmeler, yeni yollar, düşünceler, yeni alışkanlıklar yolla ya da ben yaratayım sen onayla...
Beni sev, sev, sev, sanırım hiç doyamayacağım sevgine ne burada ne orada...
Şımarık çocuk gibiyim bazen hayatımın sorumluluğunu başkalarına yüklemeye bayılıyorum...
Ne olur bu oyun bir kere işe yarasa, ben de bedel ödemesem? Bu nasıl ince bir adalet, şaşırıyorum...
Ben de seni öyle çok seviyorum ki bazen yaptıklarımdan dolayı karşına çıkacak yüz bulamıyorum, öyle mahcup, öyle pişman, öyle ne yaptığını bilen... İşte bu anlarda tut ellerimden, hatırlat kendini, affet beni, sana hata yapmayacağıma dair söz veremem, yine yapacağım, bunun için göndermedin mi beni?
Konuşsak her gün, buluşsak, ben sorsam, sen cevaplasan, dertleşsek, gülsek...
Bazen çekip gelesim geliyor yanına öyle bunaldığım anlar, öyle sıkışmışlık duygusu, bu beden öyle dar ki anlatamam.
Cevabını biliyorum, ben hep yanındayım diyeceksin, beni sinirlendireceksin.
Madem yanımdaydın neden izin verdin diyeceğim ben de; sen öyle istedin diyeceksin, yine sinirleneceğim.
Tamam kızmıyorum, pes, kızmak çözüm getirmedi, keşfettim. O zaman olanı olduğu gibi kabul etme gücü ver bana, kendim de dahil...
Halen kendime dayanamıyorum bazen, insanlaşıp, uyumlanamıyorum...
Kendimi sevme gücü ver bana, ben kendimi seversem yeni bir dünya yaratırım ya da dünyayı yerinden oynatırım. Kendimi seviyorum, kendimi seviyorum, kendimi seviyorum her gün bin kere söylesem sever miyim ne diyorsun?
Yardım için hep son anı beklemesen, önceden hazırlasan diyorum, o sırada hazırlanıyor mu diyorsun, anlıyorum.
Senden başka hangi enerjiden, hangi varoluştan, hangi gerçeklikten bahsedilebilir?
Her şey seninle, sendedir, yani bendedir...
İster Tanrı de ister Allah, ister enerji, neden bahsettiğimi ruhun bilir, ona iyi bak...
Seni çok seviyorum, hep hatırla..
 Sevil ŞATANA
Images

Aşkın Tarihçesi: Sevgililer Günü’nün Kökeni

Şubat ayı denilince pek çok kişinin aklına önce Sevgililer Günü gelir. Peki bu gün nasıl ortaya çıktı, ne zamandan beri kutlanıyor ve aşkın tarihçesiyle nasıl ilişkilendiriliyor? Bu soruların yanıtı tek bir başlangıç hikâyesinden ibaret değil; antik dönem gelenekleri, Aziz Valentine anlatıları ve zaman içinde oluşan romantik alışkanlıklar bu tarihin çevresinde buluşuyor.

Sevgililer Günü tarihi: Antik çağlardan gelen gelenekler

Şubat ayının ortasının aşk ve birliktelikle ilişkilendirilmesi antik çağlara kadar uzanır. Antik Yunan takvimlerinde ocak ayı ortası ile şubat ayı ortası arasındaki Gamelyon ayı, Zeus ile Hera’nın kutsal evliliğine adanmıştı. Bu örnek, yılın bu döneminin farklı toplumlarda evlilik ve birliktelik düşünceleriyle yan yana geldiğini gösterir.

Images

Loto ve Çekim Yasası: Kazanma Umudu mu, Bolluk Bilinci mi?

Evet, itiraf ediyorum: benim de aklıma geldi.

Hatta bir iki kere loto bayisinin önüne gidip kalbimden “Şimdi oyna!” gibi bir önsezinin gelmesini bekledim.

Gelmedi.

Yirmili yaşlarımda her hafta loto oynamıştım. Benim için çok acıklı anılardır onlar: Günler süren “Bu kez çıkacak!” umutları ve her çekilişle gelen büyük hayal kırıklığı… Tekrar tekrar, tekrar tekrar, tekrar tekrar.

çekim yasası

Loto oynamak ve bitmeyen kazanma umudu

Çok sevdiğim birisi, o haftanın kazanan numaralarına gelecek haftanın çekilişine kadar bakmazdı. Neden mi? Çünkü bir hafta süren, umut ve bilinmezlikle dolu bekleyişi mümkün olduğunca uzatmak; çekilişle gelen hayal kırıklığını hissetmemek istiyordu.

Kazanan numaralara hep bir hafta geriden bakınca umut da orada kalıyordu: “Belki de geçen haftanın talihlisiyim.” O kişinin kendini böyle avutmayı seçmesi, loto oynama alışkanlığının ne kadar acıklı olabileceğini bana daha iyi göstermişti.

Bir gün, bir daha loto oynamayacağıma yemin ettim. Loto benim için “yalan hayaller sunanlar” kategorisine girmişti. Uzak durmanın benim için en iyisi olduğuna karar verdim.

Çekim yasasıyla loto kazanmak mümkün mü?

Çekim yasasını öğrenince loto oynamak yeniden aklıma geldi. Madem çekim yasasına göre düşünce ve duygularımızla hayatımızdaki olayları kendimize çekiyor ya da itiyoruz, ben de loto kazanmayı hayatıma çekmek istesem olmaz mı diye düşündüm.

Loto kazanmayı gerçekmiş gibi düşün; kazanmanın hissini gerçekmiş gibi hisset. Aksi bir olasılığı aklına bile getirme. Kazanmaya niyet et, kazanırsın… Loto kazanmak için çekim yasasını böyle kullanabileceğimi sandım. “Çekim yasası ile loto kazanılır mı?” sorusu da o günlerde benim için yeniden gündeme geldi.

Fakat oynamaya fırsat bulamadan, çekim yasası ve hayat hakkında daha derin bilgilere ulaştım. Bu yazıda paylaşmak istediğim düşünce de tam olarak burada başlıyor: Dikkatimizi ve aklımızı neye yönelttiğimiz, yalnızca loto kazanma hayalinden ibaret olmayabilir.

Dikkatini almaya mı, vermeye mi yöneltiyorsun?

Dikkatini ve aklını hiçbir karşılık vermeden bir şey almaya ya da az bir karşılık vererek çok şey almaya yöneltirsen, hayatta karşılaşacağın olayların ve insanların da buna benzer olacağını düşünüyorum.

Bu bakış açısına göre, düzgün bir karşılık vermeden senden almaya çalışanlar da hayatında yer bulur. Örneğin:

  • seni sömüren arkadaşlar,
  • az ücretle köle gibi çalıştıran müdürler,
  • düzgün hizmet vermeden veya iyi bir ürün sunmadan yüksek ücret isteyen şirketler,
  • iyi hizmet ya da ürün sunmadan senden yüksek vergi isteyen kurumlar,
  • yüksek faizle borç verip seni borç altında kıvrandıran bankalar veya bankerler,
  • düzgün hizmet vermeyen, iyi bir ürün çıkarmayan; üstüne üstlük çalıp çırparak kendi ceplerini dolduran hükümetler ve politikacılar…

Allah Allah, tanıdık geldi mi? Sanki Türkiye’deki günlük hayatımızın bir özeti değil mi?

Loto ve çekim yasası: Umut mu, daha düzgün bir hayat mı?

Dikkatini lotoya ve loto kazanmaya vermenin bedeli buysa, hangisini istersin? Düzgün bir hayat yaşamayı mı, yoksa bütün bu eziyetlerin içinde “Belki bir gün bana çıkar” yalan hayalinin umuduyla yaşamayı mı?

Üstelik bu eziyetler içinde, çekim yasasının avantajımıza işlemesi için gerekli olan iç huzura ulaşmamız da imkânsızken… Söyleyin bana arkadaşlar, değer mi?

Şimdi anlıyorsun değil mi? Kendi hâlinde loto oynayıp duran milyonlarca vatandaşın, akıllarını ve dikkatlerini lotoya vererek nasıl bir hayatı çektiklerini ve nasıl bir ülke yarattıklarını?

Umarım bu satırları okuyan herkesi loto oynamayı bırakıp aklını ve dikkatini şu soruya çevirmeye ikna edebilmişimdir: “Karşılık olarak ne verebilirim ve nasıl daha çok, daha bol verebilirim?”

Aklını almaya değil de vermeye odaklarsan, hayatına sana her şeyi bol verecek insanlar ve olaylar çekersin.

Kur’an’daki şu soruyu çok seviyorum:

“Artık son veriyorsunuz değil mi?” (Maide Suresi 91)

Siz de evet deyin, hepimiz kazanalım.

Alıntıdır

www.cekimyasasi.com

Images

Girişimci Olabilir Miyim?

Her yıl ülkemizde yüzlerce kişi kendi işini kurmayı denemeye karar veriyor. Birçoğu başarılı oluyor. Peki siz de kendiniz için bir iş kurabilir misiniz? “Girişimci olabilir miyim?” ya da “Kendi işimi kurmalı mıyım?” diye düşünüyorsanız, önünüzdeki yolun kolay olmayacağını bilerek başlamanız gerekir.

Hiç kimse iş kurmanın kolay olduğunu söyleyemez. Pek çok girişimin başarısız olduğu da doğrudur. Buna rağmen başarıya ulaşmanın ödülü, yalnızca kazanılan parayla ölçülmez. Kendi emeğinizle bir işi başarmış olmanın tatmini, zamanınız üzerinde söz sahibi olmanın özgürlüğü, büyük bir ihale ya da sipariş kazanmanın sevinci ve memnun müşterilerden gelen yeni siparişler de bu yolculuğun değerli kazanımlarıdır.

Başarılı bir iş kurmanın temel formülü

Bu kitapçık, kendi işinizi kurmayı denemeniz gerekip gerekmediğine karar vermenize yardımcı olmayı amaçlıyor. Başarılı bir iş kurmanın genellikle şu formüle dayandığı söylenir:

Başarı = Fikir + Bilgi* + Çevre
* Know-how (bilgi ve uzmanlık)

Başka bir deyişle, iyi bir iş fikrine sahip olmak önemlidir; ancak fikri hayata geçirecek bilgi ve uzmanlık da gerekir. Bunun yanında, gerektiğinde destek ve bağlantı sağlayabilecek güçlü bir ilişkiler ağı işinizi kolaylaştırabilir. Tüm bunların üzerine, karşılaşılan zorluklar karşısında işleri oldurmak için çaba gösterecek bir kişi olmanız gerekir.

Girişimci olmak için gerekenler nelerdir?

Bu formül, girişimciliğin tek bir özelliğe bağlı olmadığını gösterir. Yalnızca iyi bir fikir bulmak ya da yalnızca çevre edinmek yeterli değildir. Kendi işini kurmak isteyen birinin fikrini, o fikri uygulamak için gereken bilgiyle ve çevresiyle birlikte değerlendirmesi gerekir. Ayrıca işler planlandığı gibi gitmediğinde devam edebilme ve çözüm arama isteği de önem taşır.

Kendinize şu soruları sorarak başlangıç noktanızı değerlendirebilirsiniz:

  • Kurmayı düşündüğüm iş için nasıl bir fikrim var?
  • Bu fikri hayata geçirmek için hangi bilgi ve uzmanlığa sahibim, hangi konularda öğrenmeye ihtiyacım var?
  • İşimi kurarken yararlanabileceğim bir ilişkiler ağım var mı?
  • Zorlu bir yolculuğa girişmeye ve işleri oldurmak için çaba göstermeye hazır mıyım?

Bu sorular, girişimci olmanın herkese aynı şekilde uyan tek bir tarifi olmadığını hatırlatır. Önemli olan yalnızca “başarılı bir girişimciye benziyor muyum?” diye düşünmek değil; kendi fikrinizi, imkânlarınızı ve hazırlığınızı gerçekçi biçimde gözden geçirmektir.

Girişimcilik için tek bir insan tipi yoktur

Kitapçıkta verilen örneklerin de gösterdiği gibi, farklı yaş ve yaşam koşullarındaki insanlar iş kurabilir: gençler, kadınlar, emekliliği yaklaşanlar, engelliler ve işsizler bunlar arasındadır. Başarılı bir iş insanının tek ve değişmez bir profili yoktur. Her tür insan başarılı olabilir.

Bununla birlikte, başarılı iş sahiplerinde genellikle bazı ortak özellikler bulunduğu belirtilir. Bu nedenle kendi işinizi kurma potansiyelinizi değerlendirirken, kendinizi başkalarıyla kıyaslamak yerine güçlü yanlarınızı ve geliştirmeniz gereken yönleri düşünmeniz daha anlamlıdır. Fikir, bilgi, çevre ve kararlılık bir araya geldiğinde iş kurma yolculuğuna nasıl hazırlanabileceğinizi daha açık görebilirsiniz.

Kendi işimi kurmalı mıyım?

Bu sorunun cevabı, sizin fikrinize ve onu hayata geçirmek için sahip olduğunuz hazırlığa bağlıdır. İş kurmanın zorluğunu ve başarısızlık ihtimalini göz ardı etmeden, başarıyla gelebilecek tatmini ve özgürlüğü de hesaba katın. Bir karar vermeden önce iş fikrinizi, bilgi ve uzmanlığınızı, ilişkilerinizi ve bu yolculuk için gösterebileceğiniz çabayı birlikte değerlendirin.

Bu kitapçık, kendi işinizi kurma konusunda potansiyelinizi yoklamanıza ve girişimci olma kararınızı düşünmenize yardımcı olacaktır.

Girişimci Olabilir Miyim? Elektronik kitabını indirmek için lütfen burayı tıklayınız.