Hastalıkların psikolojik nedenleri üzerine bir yaklaşım
Bedenimizde yaşadığımız her rahatsızlığı yalnızca duygularla açıklamak mümkün değildir. Burada yer alan hastalıkların psikolojik nedenleri, Nevşah Fidan Karamehmet’in yazısında aktarılan yorumlar ve sembolik anlamlardır; tıbbi tanı veya kanıtlanmış hastalık nedenleri olarak değerlendirilmemelidir. Belirti ya da sağlık sorunu yaşadığınızda gerekli değerlendirme için sağlık uzmanına başvurmanız önemlidir.
Bu yaklaşımdaysa bazı düşünce ve duyguların bedenle ilişkisi üzerinde durulur. Kişinin geçmişe tutunması, kendini ifade edememesi veya yaşamın akışına güvenmekte zorlanması, hastalıkların duygusal nedenleri üzerine düşünürken ele alınan temalardır. Aşağıdaki açıklamalar bu bakış açısını aktarır; herkes için geçerli, kesin neden-sonuç ilişkileri kurmaz.
- Anksiyete: Bu yaklaşım, anksiyeteyi sınırlayıcı nefes alışkanlıklarıyla ilişkilendirir. Yürek sıkışması, nefes alamama ve daralma hissi bir arada yaşanabilir. Yazıda bu durumun altında hayatın akışına güvensizlik olduğu düşüncesi öne çıkar. Buradaki yorum, anksiyetenin tek nedeninin nefes alışkanlığı olduğu anlamına gelmez.
- Basur: Basurun psikolojik nedeni bu yorumda yalnızca acı tüketimiyle açıklanmaz; geçmiş düşünce ve yaşam alışkanlıklarına duyulan öfke, onları bırakma korkusuyla birlikte ele alınır. “Geçmişe tutunurken, nefesimizi de tutarız” düşüncesi, bedenin kasılmasıyla kurulan sembolik bağlantıyı anlatır. Bu bir tıbbi neden açıklaması değil, yazıda sunulan bakış açısıdır.
- Depresyon: Yazıda, “Kendimi hiçbir gruba, sisteme, kişiye ait hissetmiyorum” düşüncesi bu rahatsızlıkla ilişkilendirilir. Bu yorum, kişinin kendini bir yere ait görmemesi ve sahip olma hakkı bulunmadığı duygusundan kaynaklanan kızgınlık üzerinde durur. Depresyonu tek bir düşünceye bağlamak doğru olmaz; bu ifade kaynak metindeki yaklaşımı yansıtır.
Duyguların bedenle ilişkisine dair diğer yorumlar
Kaynak yazı; nefes, geçmişe bağlılık, korku, öfke ve kendini başkalarına göre şekillendirme gibi temaları farklı rahatsızlıklarla birlikte anıyor. Duygusal nedenlere bağlı hastalıklar ifadesi bu metindeki yaklaşımı tarif edebilir; ancak herhangi bir rahatsızlığın nedeni kişiye özel olarak yalnızca bu yorumlarla belirlenemez.
- Horlama: Yazar, birlikte çalıştığı her beş kişiden birinde bu sorunla karşılaştığını belirtiyor. Horlamanın altında geçmişi ve geçmiş düşünceleri bırakmama, bunu ancak yaşamda bir tehdit belirdiğinde yapabileceğini düşünme fikrini görüyor. “Horlayan insan için bağımlı diyebilirim” ifadesi de bu kişisel yorumun güçlü vurgularından biri.
- İktidarsızlık: Eski eş ya da sevgiliye duyulan öfke, cinsel baskı ve suçluluk duygusuyla; “ayıp, gizli, kötü” düşüncelerinin etkisiyle açıklanıyor. Kaynak metin ayrıca bazı kişilerin annelerini otoriter, katı ve sevgisiz olarak tanımlamasından doğan korkudan söz ediyor. Bu, yazarın aktardığı bir yorumdur; kişilerin tümüne genellenemez.
- Kalp hastalıkları: Maddi dünyada başarılı ve kararlı oldukları hâlde manevi olarak aradığını bulamamış, “kullanılırım” düşüncesiyle kalbini başkalarına açmaktan çekinen kişilerden söz ediliyor. Bu anlatım, duygusal kapanmayı sembolik olarak öne çıkarır; kalp hastalıklarının tıbbi nedenlerinin yerine geçmez.
- Kanser: Kaynak yazı, kişinin kendisi olmak yerine başkalarının istediği gibi davranmasını ve sürekli onay aramasını “kendine ihanet” düşüncesiyle anlatır. “Egonun devreye girip inanılmaz boyutlara ulaşması, özün yok olması ve yaşam boyu bir ‘rol oynanması’…” ifadesi bu bölümün metaforik vurgusudur. Bu düşünceler kanserin nedeni değildir; hastalığı kişinin düşüncelerine veya davranışlarına bağlamak ve kişiyi suçlamak doğru olmaz.
- Kilo problemleri: Aşırı duyarlılık ve korkuyu; kişinin “ben” olmaktan, eleştiriden, cinsellikten, incinmekten, hatta kendi kendinden korunma ihtiyacını temsil ettiği düşünülür.
- Ödem: Geçmişte kalmış duygu, düşünce ve inançlara saplanıp kalma hâli olarak yorumlanır. Acı veren fikirlerin tıkandığı, nefesi tutmanın da bedenin yükünü artırdığı anlatılır. “Bunlar birikir de birikir, biz şişer de şişeriz. Ödem de bu değil midir zaten!” cümlesi yazarın vurucu benzetmesidir. Nefes, bu anlatımda güçlü bir detoks aracı olarak anılır; ödemin değerlendirilmesi için tıbbi görüş gerekir.
- Sırt ağrıları: Her şeyi tek başına yapmak zorunda olduğunu, desteklenmediğini veya özellikle yakınlarından beklediği desteği bulamadığını düşünen kişilerle ilişkilendirilir. Her şeyi kontrol etme çabasının omurgayı sıktığı anlatımı, bu bölümün sembolik açıklamasıdır.
- Şeker hastalığı: “Keşke” ve “olsaydı” diye başlayan düşünceler, geçmişe dönük pişmanlık ve derin keder üzerinden ele alınır. “Geriye hiçbir hoşluk kalmadı” duygusu, yazının bu rahatsızlık için kullandığı duygusal ifadedir.
- Tansiyon: Uzun zamandır çözülememiş duygusal sorunların sembolü olarak sunulur.
- Boğaz hastalıkları: Anjin, bademcik iltihabı ve boğaz ağrısı; yaratıcılığın, coşkunun ve çocuksu hevesin bastırılmasıyla ilişkilendirilir. Kişinin yapmak istediklerini yapamaması ve kendini boğulmuş hissetmesi bu yorumun merkezindedir.
- Kadın hastalıkları: Yazar, akıntı, yara, iltihap ve kaşıntı gibi sorunlar yaşayan kadınlarla yaptığı koçluk çalışmalarında geçmişten taşınan bir öfke tespit ettiğini söylüyor. Bu öfkenin, kişinin kendini güçsüz hissettiği eski bir sevgiliye, eşe veya babasına yönelik olabileceğini aktarıyor. Bu kişisel gözlem tüm kadınlara genellenemez ve tıbbi değerlendirmenin yerini tutmaz.
- Kolesterol: Yaşamın mutlu ve keyifli deneyimlerine kendini kapatan; hayatı iş, para ve sorumluluklardan ibaret hâle gelen kişiler ortak bir örüntü olarak aktarılır.
Bu örneklerin ortak noktası, bedenle ilgili sorunlara duygusal ve sembolik anlamlar yükleyen bir bakış açısı sunmalarıdır. Bu yorumlar üzerine düşünmek kişisel farkındalık sağlayabilir; ancak hastalıkların tanısını, nedenini veya tedavisini belirlemek için tek başına yeterli değildir. Sağlık sorunlarında uzman desteğini ihmal etmemek gerekir.
Kaynak: Nevşah Fidan Karamehmet
http://www.hurriyet.com.tr/magazin/haber/26157996.asp


Ruh halimiz ve düşüncelerimiz ne kadar çok hayatımızı etkiliyor bunu bir kez daha anladım.
YanıtlaSil