Images

Bunun Bana Hediyesi Ne?

Yaşamdaki her şey bir illüzyondan ibarettir; her şey bir bakış açısıdır. Bir şey hakkında doğru olduğunu kanıtlamaya çalıştığımız fikirler, o şeyi nasıl gördüğümüzü etkiler. Bizim için geçerli olan gerçeklik yalnızca olayın ne olduğu ya da nasıl göründüğüyle değil, ona dair algılarımızla da şekillenir.

Bu algıda içinde bulunduğumuz ruh hâli önemlidir. Aynı olay, farklı kişiler için farklı anlamlara gelebilir. Örneğin yağmur kimine rahmet, kimine göre felakettir. Olay aynıdır; fakat ona yüklenen anlam ve içinde bulunulan koşullar farklıdır.

Bakış açısını değiştirmek mümkün mü?

Yaşananları değerlendirirken ilk anda gördüğümüz şey, her zaman bütün hikâyeyi anlatmayabilir. Felaket ya da kayıp olarak tanımladığımız bir durum, zaman içinde mevcut gerçeklikten farklı bir geleceğe giden yolun parçası hâline gelebilir. Bazen yeni bir alan açılabilmesi için eski düzenin bütünüyle yıkılması gerektiğini düşünürüz.

olumlu düşünme

Hayatımızda da benzer durumlarla karşılaşırız. Başımıza bir şey gelir; bundan rahatsız olur, kötü olduğunu düşünürüz. Bir süre sonra geriye dönüp baktığımızda, yaşananların hayrını görebiliriz. Ortaya çıkan sonuç, o an düşündüğümüzden farklı ve bize hizmet eden bir şeye dönüşmüş olabilir.

Images

Kendimizi Sevilen Yapmaya Çalışmak

Hayat sizi seviyor!

Yaşamımızda peşinden koştuğumuz önemli şeylerden biri, bu dünyada olmayı hak ettiğimize kendimizi inandırmaktır. Bunun için çoğu zaman istenilen, tercih edilen ve sevilen olmaya çalışırız. Sevilme ihtiyacı, başkalarının bize nasıl baktığı üzerinden kendimizi değerlendirmeye başladığımızda hayatımızın pek çok alanını etkileyebilir.

Sevilme ihtiyacı nereden beslenir?

Diğer insanlar ve özellikle karşı cins tarafından beğenilmek, tercih edilmek ve sevilmek, kendimizi kabul edilmiş hissetmenin göstergesi hâline gelebilir. Bu bakışın temeli çocuklukta, anne ve babamızın bize dair düşüncelerinde ve bizi kabul ediş biçimlerinde aranabilir. Onlara verdiğimiz güç, onlara yüklediğimiz anlam ve cinsiyetimizin onlar tarafından nasıl karşılandığı da kendimize bakışımızı etkileyebilir. Zamanla onların davranışlarını kendimiz hakkında bir ölçü gibi kullanmaya başlayabiliriz.

Images

`Neden zengin değilim?` diyorsanız

Muhtemelen hala neden zengin olmadığınızı merak ediyorsunuz. Belki de neden tasarruf yapamadığınızı veya harcamalarınızı kontrol altına alamadığınızı düşünüyorsunuz. Teorik olarak para yönetimi aslında oldukça basit: Çok kazan, az harca. Ancak insan olarak beynimiz deneyimlerimize ve şartlara göre kararlar alıyor ki bu kararlar parasal sorunlarınızın da temelini oluşturuyor. The Balance sitesinde yayınlanan makalede sizi zengin olmaktan alı koyan nedenler ve çözümler şu şekilde sıralanıyor:



HER ŞEYE SAHİP OLACAĞIM DÜŞÜNCESİNDEN KURTULUN

Eğer sürekli yeterli paranızın olmadığını düşünüyorsanız hayata bakış açınızı gözden geçirmelisiniz. Günümüzün psikoloji dünyasına göre “dar görüşlü bir bakış açısı zamana bakışımızı sınırlayarak uzun vadede bizleri zor duruma düşürebilecek anlık ve kısa vadeli kararlar almamıza neden oluyor. Tıpkı kredi kartları ile harcama yaparken o paranın uzun vadede ödeneceğini düşünmemek gibi.”

Images

Bu Kime Ait

Birçoğumuzun başına gelmiştir: Bir isteği ya da hedefi olmazsa olmazımız hâline getirir, onu elde etmek için peşinden koşarız. Hedefe ulaşınca kısa süreli bir sevinç yaşasak bile beklediğimiz tatmin gelmeyebilir. Ardından bu kez başka bir arayışa girer, kendimize yeni bir mücadele alanı yaratırız.

Bu yaklaşımın işaret ettiği ihtimallerden biri, peşinde koştuğumuz bazı arzu ve isteklerin gerçekten bize ait olmayabileceğidir. İstek; annemizden, babamızdan ya da çocukluğumuzda bizim için önemli ve yakın olan başka kişilerden taşınmış olabilir. Bazen de o kişilerin bir şeye ulaşamama özlemini, farkında olmadan kendi hedefimiz gibi sürdürürüz.

Images

Kendini Aramak

Bir süre önce kendime şu soruları soruyordum: Hayatımda neden daha fazlasını yaratmıyorum? Neden daha fazlası olmuyor, neden daha fazlasına sahip olmuyorum? Bu soruların peşinden giderken bir gün, kendimle ve seçimlerimle ilgili ilginç bir açılım geldi.

Kendini aramak: Seni besleyen şey ne?

Hayatımda daha fazlası olmamın önündeki engellerden birini, doğduğum ve çocukluğumun geçtiği mahalledeki insanlara “Ben de sizdenim” diyebilmek için yaratmıştım. Onlara ihtiyacım olduğunu düşünüyordum. Birden kendimi, ayakta kalabilmek için toprağa ve köklerine ihtiyaç duyan bir ağaç gibi hissettim.

Images

Karardan Değil, Sorulardan İşlevsel Olmak

Varsayımlardan yaşamak

Yaşamımızda bazen bir şeyi sonuçlandırmadan, yani bir karara varmadan da işlevsel olabiliriz. Access Consciousness yaklaşımında bu, olan biteni hemen kesin bir sonuca bağlamak yerine soru sormaya ve başka olasılıkları fark etmeye açık olmakla ilgilidir.

Peki, karardan işlevsel olmak ne demektir? Bir karar aldığımızda çoğu zaman sonrasında kendimizi o karara uydurmaya çalışırız. Karar, zihnimizde konuyu kapatmışız gibi hissettirebilir; ardından da seçtiğimiz sonucun doğru olduğunu kanıtlamaya yöneliriz.

Images

Geçmişin Sınırlamalarından Kurtulmak

Yaşamımızı yönlendiren şeylerden biri, anne karnında ve bebeklikte yaşananları nasıl algıladığımızdır. Bu dönemlerde verdiğimiz kararlar ve ettiğimiz sözler, bugün kim olduğumuza, nasıl davrandığımıza ve neleri mümkün gördüğümüze dair bakışımızda yer tutabilir. Geçmişin sınırlamalarından kurtulmak, bu kararları yok saymaktan değil, onların bugünkü seçimlerimizi ne ölçüde etkilediğini fark etmekten geçer.

Beklentiler için üstlendiğimiz yükler

Dünyaya gelebilmek, doğduktan sonra yaşamımızı güvence altına almak, sevilmek ve kabul edilmek isteriz. Bu ihtiyaçlarla, birilerinin beklentilerini karşılamak adına kendimize birçok yük ve sorumluluk yükleyebiliriz. Özellikle ebeveynlerimizin nasıl biri olmamızı, nasıl davranmamızı beklediğine göre şekillendiğimizde, kendi isteklerimizle başkalarının beklentilerini ayırt etmek zorlaşabilir.