Yaşamdaki her şey bir illüzyondan ibarettir; her şey bir bakış açısıdır. Bir şey hakkında doğru olduğunu kanıtlamaya çalıştığımız fikirler, o şeyi nasıl gördüğümüzü etkiler. Bizim için geçerli olan gerçeklik yalnızca olayın ne olduğu ya da nasıl göründüğüyle değil, ona dair algılarımızla da şekillenir.
Bu algıda içinde bulunduğumuz ruh hâli önemlidir. Aynı olay, farklı kişiler için farklı anlamlara gelebilir. Örneğin yağmur kimine rahmet, kimine göre felakettir. Olay aynıdır; fakat ona yüklenen anlam ve içinde bulunulan koşullar farklıdır.
Bakış açısını değiştirmek mümkün mü?
Yaşananları değerlendirirken ilk anda gördüğümüz şey, her zaman bütün hikâyeyi anlatmayabilir. Felaket ya da kayıp olarak tanımladığımız bir durum, zaman içinde mevcut gerçeklikten farklı bir geleceğe giden yolun parçası hâline gelebilir. Bazen yeni bir alan açılabilmesi için eski düzenin bütünüyle yıkılması gerektiğini düşünürüz.
Hayatımızda da benzer durumlarla karşılaşırız. Başımıza bir şey gelir; bundan rahatsız olur, kötü olduğunu düşünürüz. Bir süre sonra geriye dönüp baktığımızda, yaşananların hayrını görebiliriz. Ortaya çıkan sonuç, o an düşündüğümüzden farklı ve bize hizmet eden bir şeye dönüşmüş olabilir.














