Images

İmparator Seçimi: Dürüstlük ve Kaynamış Tohum Hikâyesi

İmparator seçimi için farklı bir yöntem

Bir zamanlar, Uzak Doğu’da yaşlanan bir imparator varmış. Artık tahtı bırakıp yerine geçecek kişiyi seçmesi gerektiğini düşünüyormuş. Yardımcılarından ya da çocuklarından birini görevlendirmek yerine, yeni imparatoru farklı bir yöntemle belirlemeye karar vermiş.

Bir gün ülkesindeki bütün gençleri saraya çağırmış ve şöyle demiş:

“Artık tahttan inip yeni bir imparator seçme vakti geldi. Sizlerden birini seçmeye karar verdim.”

Gençler bu sözlere şaşırmış. İmparator konuşmasını sürdürmüş:

“Bugün hepinize birer tohum vereceğim. Evlerinize gidip bu tohumu ekmenizi, sulayıp büyütmenizi istiyorum. Tam bir yıl sonra yetiştirdiğiniz bitkiyle buraya geleceksiniz. Sizi, büyüttüğünüz bitkiye göre değerlendirecek ve içinizden birini imparator seçeceğim.”

Ling ve büyümeyen tohum

Saraya çağrılan gençlerin arasında Ling adında biri de varmış. O da diğerleri gibi imparatorun verdiği tohumu alıp evine gitmiş. Heyecanla olanları annesine anlatmış. Annesi bir saksı ve biraz toprak bulmuş; Ling’in tohumu ekmesine yardım etmiş. Sonra tohumu dikkatlice sulamışlar ve her gün büyümesini beklemişler.

Günler geçmesine rağmen Ling’in saksısında hiçbir değişiklik olmamış. Üç hafta, dört hafta, beş hafta geçmiş; yine de tohum filizlenmemiş. Öteki gençler yetiştirdikleri bitkilerden söz ederken Ling üzülüyor, imparatorun onu beceriksiz sanacağından endişeleniyormuş. Yine de arkadaşlarına bir şey söylemeden beklemeyi sürdürmüş.

Bir yılın sonunda, gençlerin yetiştirdikleri bitkileri imparatora götürecekleri gün gelmiş. Ling, annesine boş saksıyla saraya gidemeyeceğini söylemiş. Annesi ona cesaret vermiş ve saksıyı olduğu gibi götürüp yaşananları imparatora dürüstçe anlatmasını istemiş. Ling pek istemese de annesinin öğüdünü dinlemiş ve boş saksısını alarak yola çıkmış.

Boş saksının ortaya çıkardığı gerçek

Sarayda diğer gençlerin yetiştirdiği güzel bitkileri, çiçekleri ve ağaçları gören Ling şaşırmış. İmparator geldiğinde gençleri selamlamış. Ling ise elindeki boş saksıyla arkalarda bir yere saklanmaya çalışıyormuş.

İmparator gençlerin bitkilerine bakıp, “Ne büyük bitkiler, çiçekler ve ağaçlar yetiştirmişsiniz. Bugün içinizden biri imparator olacak,” demiş. Ardından elinde boş saksısıyla duran Ling’i fark etmiş ve muhafızlarından onu öne getirmelerini istemiş.

Ling çok korkmuş. İçinden, “Sanırım beceriksizliğimden dolayı beni öldürtecek,” diye geçirmiş. İmparator ona adını sormuş. Ling, “Adım Ling,” demiş. Diğer gençler gülüşüp onunla alay etmeye başlayınca imparator onları susturmuş. Ling’e ve saksısına dikkatle baktıktan sonra kalabalığa dönmüş:

“Yeni imparatorunuzu selamlayın. Adı Ling!”

Ling buna inanamamış. Tohumunu bile filizlendirememişken nasıl imparator seçilebilirmiş? İmparator bunun nedenini herkese açıklamış:

“Bir yıl önce burada herkese bir tohum verdim. Siz bu tohumları ekip sulayacak ve bir yıl sonra getirecektiniz. Ama hepinize kaynamış tohum vermiştim. Kaynamış tohum asla büyüyemez. Ling dışında herkes bitkiler, çiçekler ve ağaçlar getirdi; çünkü tohumun büyümediğini görünce onu başka bir tohumla değiştirdiniz. Sadece Ling, içinde benim verdiğim tohum bulunan boş saksıyı getirme cesaretini ve dürüstlüğünü gösterdi. Beklentisi gerçekleşmeyince umutsuzluğa kapılsa da dürüstlüğünden vazgeçmedi. Bu yüzden yeni imparatorunuz o olacak!”

İmparator seçimi hikâyesinden çıkarılacak ders

Bu imparator seçimi hikayesi, doğru olanı yapmanın her zaman kolay olmadığını anlatır. Ling, çevresindeki gençler başarılı görünürken kendi saksısını boş halde saraya götürmenin utancını ve korkusunu yaşamış. Buna rağmen gerçeği saklamamış, kendisine verilen tohumu değiştirmemiş ve olanları olduğu gibi anlatmış.

Kaynamış tohum hikayesi olarak da bilinen bu anlatıda imparatorun aradığı şey, en güzel bitkiyi yetiştiren kişi değil; güvenilir ve dürüst bir insanmış. Ling’in seçilmesini sağlayan, tohumu büyütememesi değil, başarısız olduğunu düşündüğü durumda bile dürüst davranması olmuş.

Bu dürüstlük konulu kısa hikaye, verilen sorumluluk karşısında sonuç ne olursa olsun doğruyu söylemenin önemini hatırlatıyor. Dürüstlük bazen beklenen sonucu elde edememek anlamına gelebilir; ancak güven, insanın gerçeği saklamadığı zaman kurulur. Ling’in boş saksısı da imparatorun aradığı karakteri herkese göstermiş.

imparator seçimi
Images

Affederek Bağlardan Çözülmek

“Temiz bir vicdan kadar yumuşak bir yastık yoktur.”

Gerçekleştirmek istediğimiz hedef her ne olursa olsun, ona doğru atacağımız en değerli adımlardan biri affetmektir. Kendimizi ve geçmişte bizi üzen deneyimlerin üzerimizde bıraktığı kısıtlayıcı duygusal yükleri özgürleştirmek için affetmeye ihtiyaç duyarız.

Affetmek, bağları çözmektir

Affetmek, bu yazıda bağları çözmek anlamıyla ele alınıyor. Peki, affetmediğimizde neye bağlanırız? Yaşadığımız olay geçmişte kalmış, bir anıya dönüşmüştür. Tatsız ve üzücü olan bu anıdan bize kalan ise onu hatırladığımızda zihnimizde beliren düşünceler ve duygulardır.

O kişilerden ya da olaylardan özgürleşemedikçe onların seslerini zihnimizde, bizi üzen duyguları da içimizde yeniden canlandırıp durabiliriz. Böylece geçmişte kalması gereken üzüntülere tekrar tekrar hayat veririz. Bazı incitici anıları hatırlamayabilir, onları bilinçaltımızın derinliklerine gömmüş olabiliriz; yine de dile getirilmemiş kırgınlıklar ve öfkeler içimizde taşınmaya devam edebilir.

Geçmişte yaşananları affetmek neden önemlidir?

Geçmişte yaşananları affetmek, yaşananları hiç olmamış saymak ya da bizi inciten davranışları haklı bulmak değildir. Burada söz konusu olan, o deneyimlerin bugünkü adımlarımızı ve ilişkilerimizi sürekli biçimde belirlemesine izin vermemektir. Affetmenin faydaları, geçmişi değiştirmesinde değil; geçmişin duygusal yükünü taşımayı bırakıp önümüzdeki yola bakabilmemizde aranabilir.

Kendini ve başkalarını affetmek de bu sürecin bir parçasıdır. Bazen başkasına duyduğumuz öfke kadar, kendi seçimlerimiz ya da söyleyemediklerimiz için kendimize yönelttiğimiz suçlamalar da bizi geçmişe bağlar. Kırgınlığı bastırmak veya yok saymak yerine onu fark etmek, neye bağlı kaldığımızı anlamamıza yardımcı olabilir. Affetmenin duygusal yüklerden kurtulmaya etkisi, bu bağları çözmeye başladığımızda görünür hâle gelir.

“Neden?” soruları bitmez

İnsan bazen kendine tekrar tekrar sorar:

  • Neden her ilişkim üzücü bir şekilde bitiyor?
  • Neden pek çok şeyim olduğu hâlde kendimi mutsuz hissediyorum?
  • Neden iyi başlayan iş yaşantım üzüntülü bir şekilde bitiyor?
  • Neden dostlarım vefasız çıkıyor?

Nedenler bitmez. Peki, neden?

Affederek geçmişin duygusal bağlarından çözülmekMazeret ve neden aradığımız sürece karşımıza birçok mazeret ve neden çıkabilir. Bir kişiyle, bir konuyla ya da yaşamımızda gerçekleşmesini istediğimiz hedeflerle kurduğumuz ilk ilişki; o sırada ne hissettiğimizle birlikte, sonraki adımlarımızı da etkileyebilir. İlk duygularımızı fark etmeden sürdürdüğümüzde, yeni bir başlangıç yaptığımızı düşünsek bile eski kırgınlıkları yanımızda taşıyabiliriz.

Kırgınlıkların oluşturduğu kısırdöngü

İçimizde bastırdığımız, doğru bir şekilde ifade edemediğimiz incinmişlikler, kırgınlıklar ve öfkeler bizi ilk kurduğumuz ilişkiye bağlayan prangalar hâline gelebilir. Yeni ilişkilere, yeni işlere, yeni arkadaşlıklara ve istediğimiz başka şeylere doğru yol aldığımızı sansak da bu bağlar bizi olduğumuz yerde tutabilir.

Bağımızın uzunluğu kadar bir dairenin etrafında dönüp durur, adım attığımız hâlde ilerleyemediğimizi hissederiz. Bir süre sonra bu tekrar eden hâl bir kısırdöngüye dönüşür. Affetmek, bu döngüde neyi taşımaya devam ettiğimizi görüp geçmişin yükünü gevşetmek için bir kapı aralar. Böylece kendimize ve başkalarına yönelik duygularla yüzleşebilir, yeni adımlarımıza daha fazla yer açabiliriz.

Affederek işte bu bağları çözer; adımlarımızın bizi gerçekten hedeflerimize ve istediklerimize götürmesini sağlarız.

Images

Hayat bir arayıştır

Hayat bir arayıştır; kimi zaman umutla, kimi zaman da ne aradığını bilmeden sürdürülen bir arayış. İnsan bir şeye ulaşınca onun kendisini tamamlayacağını düşünür. Fakat ulaştığı şey, elde edildiği anda eski anlamını yitirebilir. Tatmin kısa sürer, ardından başka bir istek belirir ve yeniden aramaya başlanır. Osho’nun işaret ettiği temel soru şudur: İnsan neden sürekli arayış içindedir; aradığı şey gerçekten dışarıda mıdır?

Hayat arayışı neden bitmez?

Bir şey elde etsen de etmesen de arayış devam eder. Fakir ya da zengin, güçlü ya da güçsüz, hasta ya da sağlıklı; herkes bir şeylerin peşinde olabilir. Ancak peşinde olunan şey her zaman açık değildir. Para, güç, prestij, saygınlık, sevgi, coşku, meditasyon ya da dua… Aranan şeyin adı değişir, fakat insanın içindeki eksiklik duygusu sürüyorsa arayış da sona ermez.

Images

Seyret, Sus ve Dinle

Bir g眉n bir da臒 g眉ne艧le birlikte g眉ne uyand谋. R眉zgar谋n esintisiyle a臒a莽lar谋n谋n dallar谋n谋 sallaya sallaya esneyerek gerindi. G眉ne艧 p谋r谋l p谋r谋l ufukta tam kars谋s谋ndan do臒uyor, onunla aras谋nda masmavi bir deniz 莽ar艧af gibi g眉n眉 kar艧谋l谋yordu.
Dedi ki, 'Ben ne g眉zel bir yerdeyim, 枚n眉m masmavi bir deniz ve  her g眉n g眉ne艧 bana g眉l眉mseyerek g眉n ba艧l谋yor.'
G枚ky眉z眉nde k眉me k眉me bulutlar pamuk y谋臒谋nlar谋n谋 and谋r谋yordu. Mart谋lar 莽oktan uyanm谋艧 g枚ky眉z眉nde dans ediyorlard谋. O s谋rada da臒 bir de bakt谋 ki, eteklerinde bir minicik fare denize do臒ru y眉r眉yor.
'Iiiiiiiiihhhhhh, bu da ne?
Bu k眉莽眉k fare benim manzaram谋 simdi neden bozuyor? '
Onun oradan bir an 枚nce gitmesini istedi ve s枚yle bir titredi. Tepeden a艧a臒谋ya do臒ru bir ka莽 tas h谋zla yuvarlanmaya ba艧lad谋. Fare sesi duyunca hemen bir y眉ksek kayan谋n 眉st眉ne s谋莽rad谋 ve oraya yerle艧ti. D眉sen taslarda ona hi莽 bir zarar vermedi. Farecik de ba艧lad谋 denizin g眉zelli臒ini seyretmeye.
Ara ara atlayan z谋playan bal谋klar denizin durulu臒unda k眉莽眉k halkalar olu艧turuyordu.
Deniz da臒谋n s谋k谋nt谋s谋n谋 anlad谋 ve da臒a seslendi:
'Neden b枚yle bir g眉nde bir k眉莽眉k fare i莽in mutsuzluk oyununa ba艧l谋yorsun ki? Bak ben d眉md眉zken bal谋klar da benim durulu臒umu bozuyorlar. Ben onlara k谋z谋yor muyum? Biliyorum ki onlar bensiz ben onlar siz olamay谋z. Sen de seninle birlikte yasamak zorunda olanlara kollar谋n谋 a莽mal谋s谋n. G眉ne艧 hi莽 bulutlara bozuluyor mu? Benim 谋s谋nlar谋m谋 engelliyorlar diye k谋z谋yor mu? Kabul et ger莽e臒i, hersey bir 艧eylerle b眉t眉n asl谋nda. Fark ve g眉zellik de burada. Bu sayede her g眉n ayr谋 bir 艧ey 枚臒retiyor bize; her g眉n ayr谋 bir ders veriyor. Sen iyisi mi sadece SEYRET, SUS ve DINLE.'
Da臒 denize sordu:
'SEYRET, SUS ve DINLE? O da ne demek? '
Denize bak.. Seyretti臒inde g眉zellikleri g枚receksin...Sustu臒unda kendinden ba艧kalar谋n谋n s枚ylediklerini duyabileceksin... Dinledi臒indeyse onlardan 枚臒rendiklerini uygulama f谋rsat谋 bulabileceksin
Images

Hayatta Hiçbir Şey Yolunda Gitmiyor Diyenlere: Çin Bambu Ağacı Hikâyesi

Hayatta hiçbir şey yolunda gitmiyor diye düşündüğünüz zamanlarda, verdiğiniz emeğin karşılığını hemen görememek moralinizi bozabilir. Çin bambu ağacı hikâyesi, böyle dönemlerde sabır ve azim üzerine düşünmeye çağıran kısa bir motivasyon öyküsüdür.

Çin bambu ağacı hikâyesi

Hikâyeye göre önce bambu tohumu ekilir. Tohum düzenli olarak sulanır ve gübrelenir; ancak ilk yıl toprağın üzerinde gözle görülür bir değişiklik olmaz. Dışarıdan bakan biri, yapılan bakımın hiçbir sonuç vermediğini düşünebilir.

İkinci yıl da tohum sulanıp gübrelenmeye devam eder. Buna rağmen toprakta bir filiz görünmez. Üçüncü ve dördüncü yıllarda da aynı bakım sürer; fakat bambu hâlâ filiz vermez. Bu süre boyunca emek vardır, ancak beklenen ilerleme gözle seçilemediği için çaba karşılıksız kalmış gibi görünür.

Hikâyede anlatıldığı üzere, beşinci yılda da bambuya su ve gübre vermeyi bırakmazlar. Nihayet beşinci yılın sonlarına doğru bambu yeşermeye başlar ve yaklaşık altı hafta içinde 27 metre boya ulaşır. Öykünün dikkat çekici yanı, görünür büyümenin kısa sürede gerçekleşmesi değil; o noktaya kadar bakımın ve emeğin sürdürülmesidir.

Bambu altı haftada mı, beş yılda mı büyüdü?

Hikâyenin akla getirdiği soru şudur: Çin bambusu 27 metre boya altı haftada mı, yoksa beş yılda mı ulaştı? Öykünün verdiği mesaja göre yanıt beş yıldır. Çünkü ilk yıllarda sürdürülen bakım olmasaydı, bambunun büyümesinden, hatta var olmasından söz edilebilir miydi?

Bu anlatı, çabamızın sonucunu hemen göremediğimiz dönemleri hatırlatır. Bazen ilerleme dışarıdan fark edilmeyebilir; bu, verilen emeğin değersiz olduğu anlamına gelmez. Bir hedef için çalışırken sonuçların gecikmesi hevesimizi kırabilir. Böyle zamanlarda Çin bambu ağacı hikâyesi, sabır ve azimle devam etmenin önemini anlatan bir hatırlatma olur.

Çin bambusu hikâyesinin anlamı, bekleyenin mutlaka istediği sonuca ulaşacağına dair bir garanti vermek değildir. Hikâyenin vurgusu daha yalındır: Bir amaca yöneldiyseniz emek vermeyi sürdürün, fakat gerektiğinde yolunuzu yeniden değerlendirmekten de çekinmeyin.

Hayatta hiçbir şey yolunda gitmiyor diyenlere

Her şeyin ters gittiğini düşündüğünüz bir dönemde, geciken sonuçları kişisel başarısızlığınızın kanıtı gibi görmeniz kolaydır. Oysa bir hedefe ulaşma süreci her zaman hızlı ve düz bir çizgide ilerlemez. Bazen yapabileceğiniz şey, o gün için gereken çabayı göstermek ve ilerlemeyi yalnızca anlık sonuçlarla ölçmemektir.

Bambu tohumu hikâyesi, sabırlı olmanın sadece beklemekten ibaret olmadığını da hatırlatır. Hedefe yönelik bakımı ve çalışmayı sürdürmek, gelişimin zaman alabileceğini kabul etmek bu yaklaşımın parçasıdır. Sonucu hemen göremediğiniz için kendinizi başarısız saymayın. Yavaş ilerleyen bir süreçte çabanızı gözden geçirin, gerekiyorsa yönünüzü değiştirin; ancak yalnızca sonuç gecikti diye vazgeçmek zorunda olduğunuzu düşünmeyin.

Bu nedenle bu öykü, hayatta hiçbir şey yolunda gitmiyor motivasyon hikâyesi arayanlara basit ama anlamlı bir mesaj sunar: Görünür ilerlemenin olmadığı zamanlarda da emek vermeye devam edebilirsiniz. Bazen yeniden güç toplamak, küçük adımlarla sürdürdüğünüz çabayı fark etmekle başlar.

Bir süre için çalışın

Bir süre için çalışın.
Bir süre tahammül edin.
Her zaman inanın.
Ve hiçbir zaman geri dönmeyin.

Çin bambu ağacı hikâyesini hatırlatan görsel

Images

Pratik Bilinç Altı Kodlama

     Bilinçaltı mesajları yaşamlarımızda ciddi ve kalıcı değişiklikler yaratmak amacıyla kullanılabiliyor. Beynin bu kısmı, bellekten vücut ısısına ve bilincinizin ana özelliklerini belirlemeye kadar her şeyi kontrol eder.

Images

Hayatınızda Bir Şeyleri Değiştirmek İstediğinizde…

Binlerce yeni yol düşledim. Uyandım ve yine eski yoldan yürüdüm.
Çin Atasözü

Hayatınızda bir şeyleri değiştirmek istediğiniz çok olmuştur, değil mi? Belki yeni yıl yaklaşırken kendinize bir liste yaptınız: Sağlıklı beslenmek, 5 kilo vermek, düzenli spor yapmak, hobilerinize vakit ayırmak, tiyatroya gitmek, stresten uzak durmak ya da sigarayı bırakmak… Peki, yılın sonuna yaklaşırken listenize baktığınızda, bunlardan hangileri gerçekten hayatınızın parçası oldu?