Images

Kelebekleri Özgürleştirmek: Sevgi Açlığı

Uzun zamandır çalışmalarımla ilgili bilgi paylaşımına ara vermiştim. Bir danışanımla yaptığım çalışma beni etkiledi. Kendisi de izin verdiği için bu seansların özetini paylaşmak istedim.

Öncelikle şunu belirtmek isterim: Yapılan çalışmaların sonucu danışanın ruhsal ve zihinsel durumuyla, sürece yaklaşımıyla ve önerileri uygulamaya ne kadar istekli olduğuyla ilişkilidir. Şifayı veren Allah’tır; rehber yalnızca bir araçtır. Hiçbir çalışma için iyileşme garantisi verilemez. Şifa dileyen şifa, tereddüt eden ise zihin karışıklığı bulur. Herkesin yaşadığı süreç ve aldığı destek kendine özgüdür.

İhanet sonrası yaşanan yoğun duygular

Yurt dışında yaşayan danışanım, eşinin yaklaşık beş-altı ay önce yaşadığı tek gecelik bir ilişkiyi öğrendikten sonra bunalıma girdiğini anlatarak benimle iletişime geçti. Eşi pişman olmuş ve af dilemişti; buna rağmen danışanım yaşananları içinden atamıyordu. Eşinden ayrılmak istemiyor, onu sevdiğini ve eşinin de kendisini sevdiğini söylüyordu. “Eşim beni bu kadar severken başka bir kadına nasıl dokunabilirdi?” sorusuna bir türlü cevap bulamıyordu.

Danışanım despot bir ailede büyümüş, çocukken babasından yoğun şiddet görmüş ve 15 yaşında evlendirilerek yurt dışına gönderilmişti. Eşiyle yabancı bir ülkede 20 yıl geçirmişti. Çalışmıyor, üç çocuğuna bakıyordu. Eşi hayatının merkezindeydi. Ona bu kadar bağlıyken yaşanan ihanet, dünyasını karartmış ve tutunacak dalı kalmadığını hissettirmişti.

sevgi açlığı

Sevgi açlığının izini sürmek

İlk seansın başında sesi çok heyecanlıydı. Ön görüşmemizden bir çıkış yolu bulabileceğine dair umutlanmıştı. Önce gevşeme ve rahatlama telkinleriyle sakinleşmesine yardımcı oldum. Ardından regresyon çalışmasına geçerek onu rahatsız eden duyguya odaklanmasını istedim.

Bu duyguyu vücudunun neresinde hissettiğini sorduğumda kalbinin üzerinde yoğun bir ağrı olduğunu söyledi. Ağrıya odaklandığında kırmızı, ateş gibi yakan bir top imgeledi. Onu rahatlatmak için bu alev topunu mavi suyla kaplayıp soğutmasını, ardından göğsünden çıkarıp atmasını istedim. Kendiliğinden gelişen bu imgeleme çalışmasının ardından rahatladığını ifade etti.

Sonra kalbindeki ağrıyla bağlantılı olduğunu düşündüğüm sevgi açlığı üzerinde durduk. Bu duyguyu daha önce yaşadığı bir ana gitmesini istediğimde, 15 yaşlarında eşiyle birlikte yürüdükleri bir sahneyi anlattı. Eşi ona bakmıyor ve konuşmuyordu. Danışanım ise eşinin gözlerinin içine bakıyor, bir şey söylemesini ve varlığını fark etmesini bekliyordu.

sevgi açlığı

Geçmişte kendisini kimin sevmediğini sorduğumda annesiyle babasından söz etmeye başladı. Onların yeterince sevgi göstermediğini, babasının zaman zaman kendisini dövdüğünü anlattı. Anne ve babasına karşı öfkeliydi. Annesini karşısındaki sandalyede imgelemesini ve içinde birikenleri ona söylemesini istedim. Ağlayarak kendini ifade etti; söyleyecekleri bittikçe bir miktar rahatladığını hissetti.

Ardından annesinin gözlerine bakmasını istedim. Ne gördüğünü sorduğumda “üzüntü” dedi. Annesini affedebileceğini söyledi ve onu affettiğini söyleyerek annesine sarıldığını imgeledi. Annesinin sıcaklığını hissetmenin çok güzel olduğunu, yıllardır özlemini çektiği sevilme duygusunu yaşadığını anlattı.

Daha sonra babasına yönelik duygularını ifade etti ve babasına sarıldığını imgeledi. “Babamın kollarını vücudumda hissettim” ve “Hiç bu kadar mutlu olmamıştım” dedi. Babasını da affedebileceğini söyledi. Son olarak kendisini karşısına alıp ona sıkıca sarılmasını ve kendisini sevdiğini söylemesini istedim. Dokunsal bir kişiliği olduğu için sarılma imgesi onda güçlü bir sevgi duygusu uyandırıyordu.

Geçmişteki suçluluk duygusu ve kendini affetme

Çalışmanın sonunda sesindeki rahatlama belirgindi. Eşiyle yürüdüğü 15 yaşındaki sahneyi yeniden düşündüğünde, o zamanki halinin daha rahat olduğunu ve eşinin davranışlarını eskisi kadar önemsemediğini söyledi. Vücudunu taradığında da belirgin bir ağrı yerine rahatlama hissetti. İkinci seansa kadar, fırsat buldukça annesine, babasına ve kendisine sarıldığını imgelemesini ödev olarak verdim. İlk hareketi vermiştik; yoluna devam edebilmesi için bu çalışmayı sürdürmesi gerekiyordu.

Bir hafta sonra, ilk üç-dört gün kendisini iyi hissettiğini, sonrasında ise içinden bir duygunun onu yeniden dibe çektiğini anlattı. Sanki bir yanı mutlu olmasından rahatsız oluyor, “Neden acı çekmiyorsun?” diye soruyordu. Derinlerde kendisine öfke duyuyor ve kendini cezalandırıyordu. Suç ve ceza düşüncesi üzerinde durduk.

sevgi açlığı

Kendisinden neden bu kadar nefret ettiğini sorduğumda, yurt dışına ilk geldiği dönemde bir adamla konuştuğunu anlattı. Eşini sevdiği halde başka bir erkekle konuşmuş olmasını yıllarca kendisine yük etmişti. Bu nedenle kendisini suçluyor, yaşadıklarını bir tür ceza gibi görüyordu. Geçmişte yaşananların geride kalmasına izin vermedikçe, bu olayın sırtında ağır bir yük olarak durduğunu konuştuk.

Kendisini affetmeye yanaşmıyordu. Çalışmada 15 yaşındaki haline dönüp o dönemde neler yaşadığını anlatmasını istedim. Yabancı bir ülkede dili bilmeyen, evde yalnız kalan, tek başına dışarı çıkamayan ve konuşacak kimsesi olmayan bir çocuk gelindi. Dil okulunda tanıştığı Türk gençle konuşmaları birkaç selamlaşmadan ibaretti; zaman zaman aynı yönde giden trende karşılaşıyorlardı. Gencin sıcak ve doğal tavrından etkilenmişti. Ancak katı aile kuralları içinde büyüdüğü ve duygularını tanımakta zorlandığı için bu basit konuşmalara zihninde büyük anlamlar yüklemişti.

Ona, bugünkü 36 yaşındaki halinin o genç kıza bildiklerini ve deneyimini aktarmasını söyledim. Kendisini sevdiğini, o zamanki halinin suçlu olmadığını anlatıp ona sarıldı ve onu affettiğini söyledi. Ardından genç kızın elinden tutup şehri gezdirdiğini, hatta onu bir lunaparka götürdüğünü imgeledi. Bu çalışmanın ardından rahatladığını belirtti.

İlişkide görülen kişi mi, zihindeki kurtarıcı mı?

Eşiyle ilgili sevgi hissetmekte zorlandığı dönemler de vardı. Eşinin kendisiyle ilgilenmediğini ve sevgisini göstermediğini düşünüyordu. İlk tanıştıkları zamana, 14 yaşına gitmesini istediğimde “Eşim beni seviyor, bunu hissediyorum” dedi. Nasıl anladığını sorduğumda eşinin belirgin bir şey yapmadığını, sessizce oturduğunu anlattı. Yine de onun her davranışında sevgi görüyordu; eşini, şiddet gördüğü baba evinden kurtaracak bir beyaz atlı prens gibi algılıyordu.

Bu durum bana kendi hayatımdan bir anı hatırlattı. Annem, ben sevgimi açıkça göstermesem de onu sevdiğimi söylüyordu. Eşim de bunu merak edip anneme nasıl anladığını sormuştu. Annem, “Bakışından, oturmasından, kalkmasından anlıyorum,” diye cevap vermişti. Annem bana bakarken zihnindeki Halis’i görüyordu.

Danışanım da eşine baktığında, bir yanıyla zihninde yarattığı kurtarıcıyı görüyordu. O kişinin gerçek kimliği değil, ona yüklediği anlam öne çıkmıştı. Oysa karşısındaki, kusursuz bir kurtarıcı değil; zaafları olan, kendi halinde bir gençti. Kral çıplaktı. Bu farkı görebilmesi için önce çocuklukta yaşadığı anne baba sevgisi eksikliğiyle bağlantı kurmamız gerekti.

sevgi açlığı

“Geçmişinde sana sarılması ve sevdiğini göstermesi için kimin gözünün içine baktın?” diye sorduğumda önce eşi ve kayınvalidesi aklına geldi. Yedi yaş öncesine odaklanmasını istediğimde annesinden söz etti. Yeniden başlangıç noktasına dönmüştük.

Bu kez üç yaşındaki halini imgeleyip annesine doyasıya sarılmasını istedim. İçinde ılık bir şeylerin aktığını söyledi. Annesinin ardından babasına sarıldığını ve onun sevgisini hissettiğini imgeledi. Bir süre sonra 14 yaşındaki sahneye dönüp eşine yeniden baktı. Önceki yoğun duygu yerini, sessizce oturan bir adama dair daha sakin bir gözleme bırakmıştı. Adam değişmemişti; değişen, ona bakarken zihninde gördüğü ve ona yüklediği anlamdı.

Evlenmeden önce eşinin her hareketine sevgi anlamı yüklemiş, evlilikten sonra bu beklentilerin karşılığını bulamaması hayal kırıklığı yaratmıştı. Yine de onu kurtarıcı olarak gördüğü için farklı değerlendirmekte zorlanıyordu. Kendini olduğu gibi kabul etmesi ve affetmesi için telkinler verdim; bunları tekrar ettikçe rahatladığı sesinden anlaşılıyordu.

Sevgi eksikliği üzerine son düşünceler

Anne baba sevgisini yeterince hissetmeden ve çocukluğunu yaşayamadan gelin edilmiş küçük bir kızdı. Evlendiği kişi onun için hem eş hem de baba figürü olmuş, şiddet gördüğü evden kurtuluş umuduna dönüşmüştü. Hayatını ona adamış ve kendisini ona borçlu hissetmişti. Çaresizlik duygusu nedeniyle evliliğin ilk yıllarında fark ettiği sorunlarla ilgili adım atamamıştı.

Seansı, bir hafta önce verdiğim sevme çalışmalarına devam etmesini isteyerek bitirdim. Danışanım içindeki eksiklik ve boşluğun farkına varmıştı; gerçek hayatta da anne ve babasına gidip onlara sarılmak istediğini söyledi.

Bir olaya anlam verirken kendi ihtiyaçlarımızın ve geçmişten taşıdığımız duyguların da etkili olabileceğini hatırlamakta fayda var. Sevgi eksikliği, pek çoğumuzun hayatında önemli bir konu olabilir. Sevgiyle,

Halis Şahin

KONTROL SENDE kitabımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz?

KENDİ KENDİNİZİN YAŞAM KOÇU OLUN

sevgi açlığı

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

0 yorum: