Images

Suçlama, Utanç, Pişmanlık Ve Suçluluk Çeldirici İmplantları

Çağrı Katılımcısı: Olmak ve yapmakla ilgili bir kafa karışıklığım mı var?

Gary: Hepimiz olmak ve yapmak konusunda bir kafa karışıklığına sahibiz çünkü olduğumuzu kanıtlamak için yapmamız gerektiği öğretildi. Ama olduğunuzu kanıtlamak için yapmanıza gerek yok çünkü eğer oluyorsanız, yapacak çok şeye sahip olursunuz. Ve bir şey yaptığınızda, bir kalp atışı içinde yaparsınız. Örneğin, Avustralya'ya göndermek için bir kutu antika eşya hazırlıyordum. Bu çok büyük bir iş. Brendon bana yardım etmeye geldi ve iki gün içinde her şeyi başardık. Göndereceğim bir pano vardı ve arkasının kaplanması gerekiyordu. Sabah saat onda döşemeciye götürdüm ve o akşam saat altıda geri aldım. Tamamlandı! Döşemeciler normalde bunu yapmaz.

Siz kendiniz olduğunuzda, dünyadaki her şey, bir şeylerin anında gerçekleşmesine izin vermekle hizalanır ve kabul eder. Bu gitgide daha fazla oluyor - daha az değil. Yapmaktan çıkıp, olabildiğiniz olma yerine girdiğiniz zaman, her şey anında ve kolaylıkla gerçekleşir.



Bu çeldiricilerin her biri, suçlama, utanç, pişmanlık ve suçluluk, “Yanlış yaptım. Bunu yapmamalıydım." hakında. O, yanlışlık bakış açısından yapıyor. Seçimde olmak tamamen farklı bir evrendir. Hayattaki çalışma şeklinizi değiştirir. Sizi kendiniz olabileceğiniz yere götürmeye çalışıyoruz ve ne yaparsanız yapın o kadar kolay ve keyifle oluyor ki aslında hiçbir şey yapmıyormuş gibi hissediyorsunuz. Hareketsiz durduğunuzu hissediyorsunuz ve diğer herkes sizi alan hızında hareket ederken görüyor.

Çağrı Katılımcısı: Seçmek yerine yapıyor muyuz? Ve eğer seçersek, gerçekten yapmak zorunda mıyız?

Images

Gerçek Değeriniz Nedir? Kendinize Değer Vermek

Kendine Değer Vermek Ne Anlama Gelir?

Kendinize gereken değeri vermediğiniz sürece başkalarının da size değer vermesini beklemek zorlaşır. Çevrenizdeki dünya, içinizdeki dünyanın bir yansımasıdır. Varlığınıza, yaptıklarınıza ve sahip olduklarınıza verdiğiniz değer; kendinizi nasıl ifade ettiğinizi ve başkalarıyla nasıl bir alışveriş kurduğunuzu etkiler. Bu nedenle kendine değer vermek, yalnızca kendiniz hakkında iyi düşünmek değil, emeğinizi ve katkınızı da hakkaniyetli biçimde değerlendirmektir.

Burada sözünü ettiğim, kendinizi kibirli bir biçimde başkalarından üstün görmek değil. Kendi değerini bilmek, ne olduğunuzu olduğundan fazla ya da az göstermeden, dengeli bir yerden değerlendirebilmektir. Gerçek öz değer, başkalarının her teklifini kabul etmek ya da herkesten onay beklemek yerine, sunduğunuz katkının karşılığını açıkça ifade edebilmenizde de görünür.

Images

Olmak, Yapmak ve Sahip Olmak

Bir amacı yerine getirmek üzere burada bulunuyorsunuz. Amacınızın üç öğesi var: olmak, yapmak ve sahip olmak. Hayatınızda neler yapmayı istediğinizi bilmeniz gerektiği gibi nelere sahip olmak istediğinizi ve ne olmak istediğinizi de bilmeniz gerekir. Bunları bilip belirtmezseniz, evren size alakasız şeyler verecektir. Yabancı bir ülkeye girerken üzerinizde taşıdıklarınızı beyan edersiniz, bedeninize girince de yaşamdan ne beklediğinizi beyan etmeniz gerekir. Ne kadar çok şey beyan eder ve isterseniz o kadar çok şeye sahip olursunuz.

 

Bana ne iş yaptığınızı ve nelere sahip olduğunuzu söylerseniz sizinle ilgili çok şey söyleyebilirim. Eğer çok sayıda müşteriniz, büyük bir işletmeniz, servetiniz, kaynağınız varsa ve çok iş yapıyorsanız size "birisi" gözüyle bakılır. Hiçbir şey yapmıyorsanız ve hiçbir şeyiniz yoksa size "hiç kimse" muamelesi yapılır. Birisi çok büyük kaynaklara sahip olup, büyük işler yaparak dünyada bir fark yaratırsa herkes ona gıptayla bakar.

 




Dönüştüren Deneyim'e katılanlardan bazıları, “Ben bunları böyle değerlendirmiyorum. İnsanların kim olduklarını yaptıkları şeyle değerlendirmem. İnsanları etiketlemem" derler. Oysa yanlarında çok şey başarmış birisi durunca kendilerini yetersiz hissettikleri gözle dahi görülür. Bir multimilyarder ya da olağanüstü derecede güzel ya da zeki birisi odaya girince gözümüz korkar. Bizim doğamız hayatımızın her alanında gelişmek ve bilincimizi genişletmek üzerine kurulmuştur. Bunu yapmayan herkes ilahi amacını yerine getirmiyor, dolayısıyla kendine zarar veriyor demektir.

 

Images

Kim Olmayı Seçerseniz O Olursunuz

Kim Olmak İstiyorsunuz?

Kişisel gelişim, yalnızca kendinizde eksik gördüğünüz yönleri değiştirmek değildir; kim olmak istediğinizi fark edip bu yönde emek vermeyi de içerir. Kendinize ve öğrenme kapasitenize nasıl baktığınız, önünüzdeki seçenekleri düşündüğünüzden fazla etkileyebilir. Bir konferansta yaşadığım bir deneyim, bu düşünceyi benim için görünür hâle getirdi.

Bir keresinde Teksas’ta düzenlenen, temporomandibular eklem bozuklukları konulu bir diş hekimliği konferansında konuşmacıydım. O sırada Teksas Kayropraktik Üniversitesi’nde genç bir öğrenciydim. Diş hekimlerine konuşma yapabilmemin nedeni, bu konu üzerinde uzun süre çalışmış olmamdı.

Images

Hedeflerimizin Önündeki En Büyük Engel

Hedef Belirleme: Amacınızı Gerçekleştirmek

Bu dünyada bir amacınız var. Ruhunuzun sesini dinlediğinizde bu amaç berraklaşır. Ancak onu fark etmek kadar, ne istediğinizi açıkça tanımlamak ve o yönde harekete geçmek de önemlidir. Hedef belirleme, yalnızca ulaşılacak noktayı seçmek değil; o hedefin sizin için neden anlamlı olduğunu da görmektir.

Hedeflere Ulaşmak İçin Motivasyon Nereden Gelir?

Hiç bir seminere katılıp birçok yeni yetenek edindiğiniz oldu mu? Peki orada öğrendiklerinizin ne kadarını uyguladınız? Bildiklerimizle yaptıklarımız her zaman aynı değildir. Amacınıza ulaşmak için gereken her şeyi öğrenebilirsiniz; fakat o amaca yönelmek için yeterince güçlü bir nedeniniz yoksa öğrendiklerinizi hayata geçirmeyi ertelersiniz.

Images

Sizi Özel Yapan Şey Nedir?

X: ODTÜ mezunu arkadaşım var. Okulda 4 yıl boyunca hocalar bu işte onlardan iyi kimsenin olmayacağını söylemiş. O da bu inançla mezun olmuş, en yüksek maaş veren firmalara başvuru yapmış ve kendini oralardan başka bir yere ait olamayacağına inandırmış.

Fakat dönüş olmamış. Bunun sonucunda şimdi diyor ki: “Beni büyük bir inançla doldurdular, fakat iş hayatına girince balon gibi söndü.”

Ben de böyle bir hayal kırıklığı yaşamamak için ne yapmalıyım?


H.S.: Bu durumla ilgili üç şey var.

Birincisi, hedefinin gereklerine uygun kişi olma gerekliliğidir. Hedefe doğru yapılan yolculuk bizi o hedefe uygun kişi hâline getirir. Zihinsel ve fiziksel olarak ona uygun olmaya kendimizi uyumlamamıza yardımcı olur.

İkincisi, hedefin bize olan uzaklığıdır. Hedef çok uzakta ve yüksekteyse ona ulaşmak için çok fazla adım atmaya ve araca ihtiyacımız vardır. Bazı hedeflere 10 adım atarak ulaşılabilirken, bazı hedeflere 100, bazıları için 1 milyon adım gerekebilir. Ancak bazen yardımcı araçlar bu yolculuğu hızlandırabilir.


Büyük hedef olarak tanımlanan hedefler, yolu uzun süreçleri içerir. Hedefe ulaşmak için o yolda kalmak çok fazla çaba ve sabır gerektirebilir.

Çoğunlukla birkaç adım atıp hedefe neden ulaşmadığımıza takılıp kendimizi sabote edebiliyoruz. Bunun yerine hedefi daha küçük hedeflere bölerek, küçük hedefleri atlama taşı olarak kullanmak daha mantıklıdır. Büyük hedefi gözden kaçırmadan küçük hedeflerle oraya gitmek.

Ulaştığımız her küçük hedef kendimize olan güvenimizi artıracak ve yolculukta devam etmek için teşvik edici olacaktır.

O kişinin inancı var ama hedefi için onu hızlandıracak yeterli aracı yok. Bu nedenle de hedefine giden yolculuk yavaş ilerleyen bir durum oldu.

Onu hızlandıracak araç, tecrübe ve yeteneklerinden özel bir şey üretmektir. Bu da üçüncü önemli noktadır.

Hayatta insanlar bitirdiğimiz okullar için para ödemezler. O bilgiyi kullanış şeklimize ödeme yaparlar.

İyi bir okuldan mezun olmak başlangıç için iyi bir şeydir ama onu işe yarar şekilde kullandığında karşılık bulur.

Önemli olan, o bilgiye kendi yeteneklerini katıp akıllıca kullanabilen olmaktır. Bu gerçeğin farkında olmak gerekiyor.

Şu anda benim yaptığım şey de budur. Kişisel gelişim alanında birçok bilgi ve kişi var. Bilgilerin çoğu da kolaylıkla ulaşılabilir durumdalar. İsteyen herkes o eğitimlerle o bilgileri satın alabilir.

Ben bilgiyi alıp kendi yeteneklerimle birleştirip onu insanlara katkı olacak bir şekilde yeniden yorumlayıp sunuyorum. İnsanlar bilgiden ürettiğim ürün için ödeme yapıyor.

Beni özel yapan şey bu. Aldığım eğitimlerden katma değer yaratıp onu farklı şekilde kullanan olmak. Bu benim yeteneğim. Ve ben bunu seviyorum.

Ya sizin kolaylıkla yapabildiğiniz yetenekleriniz neler?

Bunların ortaya çıkması için neler gerekiyor?

Yeteneklerinize sahip çıksaydınız bu yaşamınızda ne yaratırdı?

Daha başka neler mümkün?

Halis ŞAHİNER

Images

Hayatınızı Etkileyen Yedi Korku: Otorite Korkusu ve Korkularla Başa Çıkma

Yedinci Korku: Otorite

Pek çok insan, bazı otorite figürlerinin inanç ve değerlerine uygun yaşamamaktan korkar. Bu otorite; akademik çevre, ebeveyn, iş yaşamındaki profesyoneller ya da yargılanma ve cezalandırılma kaygısı duyulan başka bir kurum olabilir. Kimi zaman dini bir kurumun ahlakına, etiğine ve kurallarına uymama endişesi de bu korkunun merkezinde yer alır.

Bir başkasının seçiminizi “yanlış” bulacağından korktuğunuzda, gerçekten istediğiniz bir şeyin peşinden gitmekten kendinizi alıkoyabilirsiniz. Otorite korkusu yalnızca kurallara uymakla ilgili değildir; kendi kararınızı verme hakkınızı başkalarının onayına bağlamanıza da yol açabilir. Bu nedenle, hangi otorite figürünün düşüncesini neden benimsediğinizi ve bu düşüncenin bugün sizin için hâlâ geçerli olup olmadığını sorgulamak önem kazanır.

korkularla başa çıkma

Kendini bil, kendin ol ve kendini sev

Delphi Kahini’nin sözüyle: “Kendini bil, kendin ol ve kendini sev!” Kendimize karşı dürüst olsaydık ne olurdu? John Demartini’nin İçinizdeki Zenginlikler kitabında ele alınan yaklaşım, seçtiğimiz otorite figürlerinin geçerliliğini yeniden incelemeye ve kendi en yüksek otoritemiz olma yönünde adım atmaya davet ediyor.

Kendi değerlerinizi ve sahip olduğunuz “hazineleri” sevgiyle kullanmayı düşündüğünüzde, neler yapabileceğinizi ve kim olabileceğinizi hayal edin. Bu, başkalarının görüşlerini bütünüyle yok saymak anlamına gelmez. Görüşleri kendi düşünceniz ve değerleriniz ışığında değerlendirmek, kararlarınızı daha bilinçli biçimde ele almanıza yardımcı olabilir. Otorite korkusunu yenme yolunda ilk adım, başkalarının beklentileriyle kendi değerlerinizi birbirinden ayırmaya çalışmaktır.

Korkuları Dengeyle Ele Alın

Korkuyu, duyularınız ya da hayal gücünüz aracılığıyla bir durumun kazançtan çok kayıp, olumludan çok olumsuz, zevkten çok acı getireceğini varsaymak olarak ele alalım. Korktuğunuzda çoğu zaman bir tarafın, diğer taraf olmadan yaşanabileceğini düşünürsünüz. Oysa bu yaklaşım yaşanan durumun yalnızca bir yönüne odaklanır. Hayatın her durumda iki tarafı da barındırdığı fikri, bakış açısını yeniden dengelemeye yardımcı olabilir.

Hayatınızdaki bir olayı, hem pozitif hem negatif kutupları olan bir mıknatıs gibi düşünebilirsiniz. Bir kayıp görüyorsanız, o durumdaki olası kazancı da arayın. Bir olumsuzluk algılıyorsanız olumlu tarafı; bir zorluk görüyorsanız mevcut desteği fark etmeye çalışın. Amaç yaşananı inkâr etmek ya da zorlayıcı bir durumu önemsizleştirmek değildir. Amaç, tek taraflı değerlendirmeyi tamamlayacak sorular sormaktır. Korkularla başa çıkma sürecinde bu sorular, düşüncenizi daha dengeli görmenize yardımcı olabilir.

Kendinize sorabileceğiniz dengeleyici sorular

Yeterince bilmediğinizi düşünüyorsanız kendinize şunları sorun: “Nerede yeterince bilgiliyim? Sahip olduğum bilgiyle, başka bir bilgi biçimine sahip olsaydım seveceğim şeyi nasıl daha güçlü ve etkili biçimde başarabilirim?” Böylece dikkatinizi yalnızca eksik olduğunuzu düşündüğünüz noktaya değil, mevcut bilginizin ve becerilerinizin size sunduklarına da çevirmiş olursunuz.

Reddedilmekten korkuyorsanız şu soruları deneyin: “Eğer reddedilirsem bunun bana ne faydası olabilir? O anda beni kim desteklerdi?” Başarısız olacağınızı düşünüyorsanız, “Başarısız olursam bunun bana ne faydası olabilir? Bunu nasıl avantajıma kullanabilirim? Bu yolda zayıf görünüyorsam, başka bir alanda nerede başarılıyım?” diye sorun. Bu karşıt sorular, korkuyu besleyen tek yönlü varsayımı incelemenin ve korkuyu dengeleyerek başa çıkmanın yollarından biridir.

Bu soruları yanıtlarken acele etmeniz gerekmez. Önce sizi korkutan düşünceyi fark edin; ardından aynı durumun sağlayabileceği olası kazançları, elinizdeki kaynakları ve size destek olabilecek kişileri düşünün. Yanıtlar herkeste farklı olabilir. Önemli olan, kendi durumunuzu ve değerlerinizi dikkate alan bir bakış açısı geliştirmektir. Bu yaklaşım, korkuyu hemen ortadan kaldırma vaadi değil; kararınızı daha geniş bir çerçevede değerlendirme denemesidir.