Gülümseyin. Hayatın anlamı keyif almak ve gülümsemektir.
Yaşamımızda yaptığımız şeylerden biri de kabul görmek adına uyum sağlamaya çalışmaktır. Bazen bir ortama, ilişkiye ya da başkalarının düşüncelerine uyum sağlamak için kendimizi olduğumuz kişiden farklı olmamız gerektiğine inandırırız. Oysa kendin olmak, her koşulda herkese karşı çıkmak değil; kendi düşüncelerini, ihtiyaçlarını ve seçimlerini başkalarının onayına göre sürekli değiştirmemektir.
Kabul görmek için uyum sağlamak bir süreliğine daha kolay ya da güvenli görünebilir. Fakat bu çaba, kendini olduğundan farklı göstermek hâline geldiğinde insan kendi sesini duymakta zorlanabilir. Başkalarının beklentilerine göre yaşamak, ne istediğimizi sormak yerine ne yaparsak kabul göreceğimizi düşünmeye yol açar. İnsanların bakış açılarına kendimizi uydurdukça kendi hayatımızın içinde değil, sanki dışarıdan belirlenmiş bir rolün içinde yaşamaya başlarız.
Yaşamımızda önem verdiğimiz şeylerden biri, hayatımızı garanti altına alacak bir güven duygusu ve rahatlık yaratmaktır. Kendini güvende hissetmek ister; bunun için de çoğu zaman önce dış dünyada sağlam bir yer edinmemiz gerektiğini düşünürüz. Önemli, değerli ve kabul gören biri olursak rahat edeceğimize inanırız.
Bu arayışla kendimize bir konum, bir aidiyet yaratmaya çalışırız: Nereye, neye ya da kime aitiz? Neye sahip olmak uygundur? Ne yapmak gerekir? Kiminle konuşmalı, kimlerle birlikte olmalıyız? Bu soruların cevaplarını bulmaya çalışırken, doğru seçimi yaptığımızda hayatımızın daha sağlam ve öngörülebilir olacağını umarız.
Yaşamdaki her şey bir illüzyondan ibarettir; her şey bir bakış açısıdır. Bir şey hakkında doğru olduğunu kanıtlamaya çalıştığımız fikirler, o şeyi nasıl gördüğümüzü etkiler. Bizim için geçerli olan gerçeklik yalnızca olayın ne olduğu ya da nasıl göründüğüyle değil, ona dair algılarımızla da şekillenir.
Bu algıda içinde bulunduğumuz ruh hâli önemlidir. Aynı olay, farklı kişiler için farklı anlamlara gelebilir. Örneğin yağmur kimine rahmet, kimine göre felakettir. Olay aynıdır; fakat ona yüklenen anlam ve içinde bulunulan koşullar farklıdır.
Yaşananları değerlendirirken ilk anda gördüğümüz şey, her zaman bütün hikâyeyi anlatmayabilir. Felaket ya da kayıp olarak tanımladığımız bir durum, zaman içinde mevcut gerçeklikten farklı bir geleceğe giden yolun parçası hâline gelebilir. Bazen yeni bir alan açılabilmesi için eski düzenin bütünüyle yıkılması gerektiğini düşünürüz.
Hayatımızda da benzer durumlarla karşılaşırız. Başımıza bir şey gelir; bundan rahatsız olur, kötü olduğunu düşünürüz. Bir süre sonra geriye dönüp baktığımızda, yaşananların hayrını görebiliriz. Ortaya çıkan sonuç, o an düşündüğümüzden farklı ve bize hizmet eden bir şeye dönüşmüş olabilir.
Hayat sizi seviyor!
Yaşamımızda peşinden koştuğumuz önemli şeylerden biri, bu dünyada olmayı hak ettiğimize kendimizi inandırmaktır. Bunun için çoğu zaman istenilen, tercih edilen ve sevilen olmaya çalışırız. Sevilme ihtiyacı, başkalarının bize nasıl baktığı üzerinden kendimizi değerlendirmeye başladığımızda hayatımızın pek çok alanını etkileyebilir.
Diğer insanlar ve özellikle karşı cins tarafından beğenilmek, tercih edilmek ve sevilmek, kendimizi kabul edilmiş hissetmenin göstergesi hâline gelebilir. Bu bakışın temeli çocuklukta, anne ve babamızın bize dair düşüncelerinde ve bizi kabul ediş biçimlerinde aranabilir. Onlara verdiğimiz güç, onlara yüklediğimiz anlam ve cinsiyetimizin onlar tarafından nasıl karşılandığı da kendimize bakışımızı etkileyebilir. Zamanla onların davranışlarını kendimiz hakkında bir ölçü gibi kullanmaya başlayabiliriz.
Regresyon Uygulaması Ses Kaydı- Geçmişte Yaşanan Olumsuz Duyguları Dönüştürmek.
Bilinçaltı Kayıtlarını Değiştirme: İçsel Temizlik Deneyimim
Bilinçaltını Anlamak: İnançlar, Olumlamalar ve İçsel Dönüşüm
Zayıflama Telkini ve Ses Kaydı
Ho’oponopono Yöntemi Nedir? Nasıl Uygulanır?
40 Günlük Bereket ve Zenginlik Planı
Zihin Filtreni Kontrol Et, Algıların değişsin.
İlişkilerde Çekim Yasası: Eski Sevgiliyi Geri İstemek ve Bilinçaltı Korkuları
Kendine Güven Telkini: Metin ve Ses Kaydı
İstediğim Kişiyi Hayatıma Çekebilir miyim?





