Allah ile aldatmanın “Arapçacılık” ayağı
Allah ile aldatmanın bu ayağı, Arap dilini kutsal ilan etmek için dinin kullanılmasıyla yürütülen bir zulümdür. Arapçanın “Allah’ın dili” olduğu ve onsuz ibadet yapılamayacağı iddiası, dinî bir dayatma hâline getirilmiştir. Oysa yazarın vurguladığı üzere, dinde dokunulmaz sayılan birçok fakihin görüşü de bu iddiayla örtüşmez. Arapçayı kutsallaştırma yoluyla yürütülen kültürel hegemonya, önündeki engellere yaşama hakkı tanımamıştır.
Öztürk, bu uygulamayı engizisyon papazlarının yaklaşımına benzetir. Ona göre bu anlayış, kendisini “bütün insanlığın, bütün zamanların dini” olarak tanıtan İslam’ı yalnızca Arapların dini gibi gösteren ağır bir haksızlıktır. Bu durumdan en çok zarar gören kitlelerden biri de Türk halkı olmuştur.
Yazar, Diyanet İşleri Başkanlığının geçmişteki tutumunu da eleştirir. Aktardığına göre, Türkçe Kur’an okuyarak namaz kılınabileceği yönündeki yaklaşım uzun süre tartışma konusu olmuş; daha sonra Diyanet’in Tarabya’da topladığı bir şurada bu yönde hükme varılmıştır. Herkesin kendi diliyle ibadet etmesinin İslam’a uygun olduğu konusunda Öztürk’ün Ana Dilde İbadet Meselesi adlı eserine gönderme yapılır.









