Kişisel Gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Online Para Hikâyemizi Değiştirme Atölyesi

“Bir milyon dolarınızın veya elli sentinizin olması fark etmez; para sorunları herkes için zor meseledir.”

Gary Douglas
para blokajı

Yeterince para kazanamıyor musunuz? Borç içinde misiniz? Çok kazanmanıza rağmen kazandıkça daha fazla harcadığınızı ya da paranızın geldiğinden daha hızlı tükendiğini mi düşünüyorsunuz?

Yaptığınız işlerin karşılığını almakta veya başkalarından para istemekte zorlanıyor olabilirsiniz. Parayla ilgili yaşadığınız bu durumların ardında, ilk anda aklınıza gelmeyen başka etkenler bulunabilir mi? Para akışını engelleyen şey, paraya bakış açınız ve parayı yaratma konusundaki yargılarınız olabilir mi?

Images

Düşünce Gücü: Düşünceleri Yönlendirmek

Düşünmenin kolay bir şey olduğunu zannediyoruz. Oysa bilinçli düşünmek ve düşünceleri yönlendirmek, göründüğü kadar kolay değildir. Bu yazıda düşünce gücünü ve onu nasıl daha iyi kullanabileceğimizi ele almak istiyorum.

Düşünce ve madde arasındaki ilişki

Düşüncenin işleyişini anlamak için önce bazı temel prensipleri bilmek gerekir. Bu yazının bakış açısına göre çevremizde gördüğümüz her şey enerjiden oluşur; fiziksel evren, farklı titreşim hızlarına ve niteliklerine sahip enerji biçimleriyle açıklanır. Düşünce, maddeye kıyasla daha ince, hafif ve hızlı değişebilen bir enerji biçimi olarak düşünülür. Madde ise daha yoğun olduğu için ağır hareket eder ve daha yavaş değişir.

Bu yaklaşımda enerji biçimleri birbirleriyle ilişki içindedir ve birbirlerini etkileyebilir. Düşünce ve duyguların da benzer nitelikteki enerjileri kendine çektiği kabul edilir. Günlük yaşamımızda arkadaşlık ve sevgi ilişkilerinde bunu hissederiz: Olumlu sinyaller aldığımız insanlara yaklaşır, onlarla bağ kurarız.

Çevremizdeki pek çok şeyin önce bir fikir olarak ortaya çıktığını da unutmayalım. Bir ressam, tablosunu çizmeden önce zihninde canlandırır; bir mühendis, bilgisayar programını yazmadan önce tasarlar. Elimize aldığımız bir bardak bile yıllar önce bir insanın zihninde şekillenmiş bir düşüncedir. Şekil, fikri takip eder: Bir şeyi yaratmadan önce onu düşüncede kurarız. Bu nedenle düşünce gücü, hayal ettiğimizi gerçekleştirme yolculuğunun başlangıç noktalarından biridir.

Olumlu düşüncenin gücü ve beklentiler

Düşünceler, bir merkezden yayılan ve çekim gücü taşıyan etkiler olarak anlatılır. “Ne ekerseniz, onu biçersiniz” sözü de evrene gönderdiğimizin bize geri yansıyacağı düşüncesini ifade eder. En çok düşündüğümüz, güçlü biçimde inandığımız, derinden beklediğimiz ya da zihnimizde canlı tuttuğumuz şeylere yöneliriz.

Hayattan mutluluk, doyum ve güzellik bekliyorsak, bu beklentiler doğrultusunda insanlara, durumlara ve fırsatlara daha açık hale geliriz. Kurduğumuz düşlere ne kadar olumlu enerji yüklersek, onları yaşantımızda gerçekleştirmek için o kadar istekle çaba gösteririz. Elbette yalnızca düşünmek, bir fikri kendiliğinden hayata geçirmeye yetmez. Yaratıcı düşünce gücünü kullanmak, inancı ve beklentiyi yaşamın içindeki seçimlerimizle buluşturmayı gerektirir.

İnsan, yaşamının düşüncelerinden etkilendiğine inanıyorsa bu farkındalığı hayatının her anına taşımaya çalışır. Düşünceleri yönlendirmek de tam olarak burada önem kazanır: Zihnimizde neyi büyüttüğümüzü fark etmek ve dikkatimizi yaşamımıza katkı sağlayacak yönlere çevirmek.

Olumsuz düşüncelerden kurtulma ve içsel güç

Korkularımızı, olumsuzluklarımızı ve kıskançlığımızı yenmeye çalıştığımızda, hayal edebileceğimiz daha güzel bir yaşama alan açarız. Düşüncelerimizi nasıl yönlendireceğimizi anlatan pek çok kitap ve düşünce sistemi vardır. Bunları okumak elbette bize bir şeyler katabilir. Ancak düşüncelerimizi arıtmanın en güçlü araçlarından biri, özümüzden gelen istek ve ışıktır.

İnsan beyninin kullanılmamış kapasitesine dair sorular da bu düşünce yolculuğunda karşımıza çıkar. Geçmişte, beynimizin yalnızca küçük bir bölümünü kullandığımız ve geri kalan kapasitenin bir gün açığa çıkabileceği yönünde iddialar dile getirilmiştir. Burada önemli olan, bu oranları kesin bilgi gibi görmekten çok, insanın henüz keşfetmediği imkânlar üzerine düşünmektir. Atalarımızdan kalan mirasın kilitlerinin bir gün açılacağını, bugün hayal ettiğimiz pek çok şeyin eyleme ve maddeye dönüşebileceğini düşünmek bile ufkumuzu genişletir.

Yaratıcılık gücümüzün sınırsız olabileceğini hayal edin. (Düşünün, düşünün ki olsun.) Ancak bu kapasiteyi ne için kullanacağımız da en az onun kendisi kadar önemlidir.

Düşünce gücü ve yerküreye karşı sorumluluğumuz

Sizce insanoğlu bugünkü yaşantısıyla bu gücü hak ediyor mu? Düşüncelerini iyiye kullanmak yerine zarar verici amaçlara yönelttiği sürece, bence henüz hazır değil. Size bir küre verildiğini ve “Dile benden ne dilersen” denildiğini düşünün. İnsanların neler istediğine bakın; sonra kendinize şu soruyu sorun: “Biz ne isterdik?”

Güç, iyi insanların elinde iyilik için kullanılabilir; düşünce de böyledir. Küre bize, bu kuvvete sahip olabilecek kapasiteye henüz ulaşmadığımızı ve önümüzde yürümemiz gereken uzun bir yol bulunduğunu hatırlatır. Bize verilen en güzel kürelerden biri olan yerküremize iyi davranmayı bile başaramıyor, onu kendi ellerimizle yok ediyoruz.

Düşüncelerimiz iyiye ve güzele yönelmediğinde bunun acısını her gün biraz daha fazla hissediyoruz. Filmin sonunda kürenin insanlığı terk ederek uzaklaşması, üzerinde yaşamayı doğru dürüst başaramadığımız yerkürenin bizden uzaklaşmasını hatırlatır. Düşünce gücünün neden önemli olduğunu anlatmaya çalıştım. Söylenecek daha çok söz var; belki de bunları benden önce söyleyenler olmuştur.

Sevgi ışığınız aydınlığınız olsun.

“Düşündüğümüz, bildiğimizden çok daha az. Bildiğimiz, sevdiğimizden çok daha az. Sevdiğimiz, var olandan çok daha az. Böylece gerçekte olduğumuzdan çok daha az kendimiziz.” Evren sevgi düşüncesiyle yaratıldı; onu sevgiyle koruyacak olanlar da kendi kendisi olmayı başaran insanlardır.

Işık ve sevgiyle kalın...
Düşünekalın...

(Dr. Levent Bilgin)


KONTROL SENDE kitabımı satın alarak hayatınıza katkıda bulunmak ister misiniz?

KENDİ KENDİNİZİN YAŞAM KOÇU OLUN

düşünce gücü

Detaylı bilgi için lütfen tıklayınız.

Images

Kendime Engel Olamıyorum: Öz Disiplin ve Kişisel Gelişim

Yazar: Recep Şükrü APUHAN

Kendini tanımak ve engelleri aşmak

Başkalarıyla kurduğumuz ilişkiler ve onları tanıma isteğimiz, kendi içimizdeki kapıları da aralamamıza yardımcı olur. İnsanlarla tanışmanın önündeki engelleri kaldıralım; müdürün de işçisinden öğreneceği çok şey vardır. Duvarlara kapı açmaya çalışırken kapı duvar olmasın.

Descartes’in “Düşünüyorum, öyleyse varım” sözüne Arif Nihat Asya, “O yanlış” demiş ve eklemiş: “Düşünülüyorum, öyleyse varım.” İnsan, başkalarıyla kurduğu bağlar içinde kendini de tanımaya başlar.

Mızrağın ucundaki dikiş iğnesi

Elias Howe’un dikiş makinesindeki iğne deliğini rüyasında gördüğü anlatılır. Kendini bir amaca adayan insanın düşünceleri, uykusunda bile o amaca hizmet edebilir. Eserlerinin doğum sancısı rüyalarına kadar uzanmayanlara, rüyalarında yeni eserler gösterilmez.

“Artık bana karışma”

Her başarısızlık, başarıya doğru atılmış ilk adım olabilir. Yolumuzdaki aksilikler bize öğretmenlik eder. Bal arılara aittir; arılar acı çiçekleri tatlı bala dönüştürür. Karşılaştığı her yeni durumu olumsuzluk ve bezginlikle karşılayan içinizdeki sese, “Artık bana karışma” deyin ve yolunuza devam edin.

Tufan demek Nuh demektir.

Hedef, inanç ve kişisel gelişim

Fırsatlar hazır bulunanlar içindir

Fırsatlar, onlara hazır olanlar içindir. Fransız ihtilali, İtalyan asıllı Fransız millî kahramanı Napolyon için bir fırsattı; o da bu fırsata her yönüyle hazırdı. Bir Çin atasözü şöyle der: “Rotası olmayan geminin yelkenlerini dolduracak rüzgâr yoktur.”

Goethe, kendine engel olmayan insanlara güzel bir örnektir. Yeteneklerini sonuna kadar zorlayan bu insan; sanatta, bilimde, siyasette ve daha birçok alanda eserler vermeye çalışmıştır. Biz de yeteneklerimizi tanımalı, hedeflerimizi belirlemeli ve imkânlarımızı kullanarak işimizi hakkıyla yapmalıyız.

İstiyor muyuz, yoksa olmasa da olur mu?

Hayal kurmak, gerçekle bağını koparmadığı sürece işe yarar. Bir işi yapmak istiyorsak ona büyük bir aşkla inanmalıyız. “Ne yapalım, olmasa da olur” anlayışı, inanmamış gönüllerin sözüdür.

Kış, kendisini naza çeken bahardır. Her kavuşma bir ayrılıkla başlar; meşakkatin sonunda sevinç vardır. Korkmayalım, ümidimizi kaybetmeyelim. Dağına göre kar... Bir şeyi gerçekten istiyorsak, onun getireceği sıkıntılara da razıyız demektir. Gücümüzün dışında bir yük omuzlarımıza yüklenmez.

İdeallerine bağlı olmak

Gerçek hürriyeti “ideallerine esir olmak” diye tanımlayanlar kolayca kısıtlanamaz ve engellenemez. Hayatını hedeflerine adayan, ideallerinden ödün vermeyen insanlar başarıya ulaşabilir. Sultan Murad Han’ın oğullarına vasiyeti iki kelimeydi: “Attan inmeyesiniz.” Peşinden milyonları sürükleyen büyük düşünür Said Nursi ise geriye servet olarak bir cep saati bırakmıştır. İdeallerinin esaretinde yaşamayı bilenler, ideallerinde hürriyeti bulmuşlardır.

Fikirlerin ve eserlerin dönüştürücü gücü

1513 İtalya’sındaki siyasi ve iktisadi karışıklık, İtalyan vatansever Machiavelli’yi “Bu karışıklığı ancak büyük bir lider önleyebilir” düşüncesiyle Hükümdar adlı eserini yazmaya sevk etti. “Devletin menfaatleri uğrunda her şey mubahtır; devlet adamı hileye ve şiddete başvurabilir” gibi düşüncelere sahip Machiavelli, sonraki asırlarda lanetlense de amacına ulaştı.

“Nerede hürriyet yoksa orası benim vatanımdır.” Thomas Paine’in 1776’da Amerika’da yayımlanan Sağduyu adlı kitabı, Amerika’nın İngiliz sömürgesinden kurtulup bağımsız bir devlet hâline gelmesine katkıda bulundu.

Adam Smith, Milletlerin Zenginliği adlı eserini 1776’da yayımladı. Kitabında yoksullar üzerindeki ekonomik terörü eleştirdi ve toprak reformunu savundu. Onun görüşlerini dinleyen İngiliz iş insanları zengin oldu.

Henry David Thoreau, 1849’da bir dergide “Sivil İtaatsizlik” adlı denemesini yayımladı. Denemenin temel fikri şuydu: “Fertler devlet için değil, devlet fertler içindir.” Bu yüzden baskıya ve diktatörlüğü öngören ideolojilere karşı çıktı.

Harriet Beecher Stowe, Tom Amca’nın Kulübesi adlı eserinde köleliğin vahşetini ve saçmalığını, kölelerin ıstıraplarını etkili biçimde anlattı. Böylece kölelik aleyhindeki duygu ve düşünceler güçlendi.

Öz disiplin nasıl kazanılır?

Olumlu bir program ve açık ilkeler

Ayıdan dost olmaz... Dostlarımızı kendi cinsimizden ve akıllı olanlardan seçelim. Ahmak dostların bize kaybettirdiği zaman az değildir; ahmak dostu olanın ayrıca düşmana ihtiyacı yoktur.

Yaptığımız işlerden başarıyla ayrılmak istiyorsak kendimizi başarıya hazırlayalım. Başarıya programlanmış insan, hedefini yakalamak için gereken gayreti gösterir. İlkelerini belirleyen, onlarla yaşamayı bilen ve ilkeleriyle bütünleşen insanlar çevrelerini de kendi renkleriyle renklendirir. İlke sahibi insan doğruluktan ayrılmamalı; başkalarına saldırmayı kendine yol edinmemelidir. İlke sahibi olmak, büyük bir plan yapmak ve bu plana ısrarla uymaktır.

Peşin hükümden kaçınmak

Peşin hükümlü olmak hem bize hem ilişkilerimize zarar verir. Bir kişinin hoşlanmadığımız davranışına bakarak hemen hüküm vermek, belki de kazanacağımız bir dostluğu baştan baltalar. Bir işin ilk denemesi başarısız olduğunda da hemen vazgeçip yeteneğimizin körelmesine yol açabiliriz.

Kazanırken çevremizde bulunan dostların bir kısmı kaybederken ortadan kaybolur. Kendi işimizin başkaları tarafından bizim istediğimiz gibi yapılmasını beklemek saflık olur. Önemli olan kaybetmemek; kaybettiğimizi tek başımıza arayacak gücü kendimizde bulabilmektir.

Bilgi, ölçü ve denge

Başladığımız işi bilgili biçimde yaparsak tamamlayabiliriz. Bilgisizce, körü körüne girişilen bir işten hayır beklenmez. Bunun için kitap okumalı, bilgi dağarcığımızı genişletmeliyiz. Başkalarına karşı tavırlarımızda da ölçülü davranmalıyız. Nerede başlayıp nerede duracağını bilmek bir fazilettir. Ya kendimizi kontrol altına alacağız ya da kontrolümüzün başkasına geçmesine izin vereceğiz. Sizce hangisi daha onurlu?

Hesabını bilen, dengeli yaşamayı da bilir. Gelir ve giderimiz dengeli olmalıdır: Ya gelirimiz kadar harcamalı ya da harcadığımız kadar gelir elde etmek için çalışmalıyız. Bu dengeyi kuramayan insanların çoğunlukta olduğu bir ülkenin durumunu düşünebiliyor musunuz?

Haklarımızı savunmak ve uzlaşmak

Yaşantımızda problemlerle, iş hayatımızda rakiplerle karşılaşabiliriz. Kendi gücümüzü kullanırken karşı kuvvetleri de lehimize çevirmek için uzlaşma yoluna gidebiliriz. Tedbir bir uzlaşma yöntemidir, zafiyet değildir. Uzlaşmak teslim olmak anlamına gelmez; aslında kendimizi savunmanın yollarından biridir. Bunu yapmak hakkımızdır.

Kendini yönetme ve alışkanlıkları değiştirme

İç dilimiz ve hedeflerimiz

İç dilimiz ne kadar güzelse dış görünüşümüz de o kadar iyi olur. Jestlerimiz, mimiklerimiz, bakışlarımız, yürüyüşümüz ve davranışlarımız iç dilimizi yansıtır. Hayattan ne istediğimize de iç dilimiz karar verir.

Kapasitemiz nedir? Ulaşmak istediğimiz hedef, kapasitemizi belirler. Hedefimize ne kadar güçlü biçimde ulaşmak istiyorsak kapasitemizin sınırları da o kadar genişler. Yaptığımız işlerin sonuçları, ne kadar inançlı olduğumuzu gösterir. Güçlü bir inanç basit bir neticeyle son bulmaz. Herkes inandığı gibi yaşamalıdır; bu, örnek bir yaşam biçimidir.

Kötü alışkanlıklardan kurtulmak

Kökünden sökülmeyen her bitki yeniden yeşerir. Hemen hemen her insanın kötü bir alışkanlığı vardır. Kötü alışkanlıklardan kurtulmak istiyorsak onu içimizden tamamen söküp atmalıyız. Geçici çözümler hiçbir zaman sonuç vermez.

Gerçek mutluluk, insanın kendi üzerine düşen görevleri eksiksiz yerine getirmesiyle olur. İnançları doğrultusunda yaşayan insan kendisini rahat ve huzurlu hissedebilir. Böyle yaşamadığı hâlde mutlu olduğunu sananlar ise vurdumduymaz insanlardır.

Eleştiriye açık olmak ve gözlem yapmak

İnsanlar kendi eserlerinde yanlış bulmak istemez. Oysa eleştirilmek isteyen kişi başarıya doğru ilk adımı atmış demektir. Bundan da önemlisi, kişinin kendisini eleştirebilmesidir. Eleştiri istemeyen insanın en büyük engeli kendisidir.

Bir konuda başarılı olmak istiyorsak, o konuda başarılı olmuş insanları gözlemleyelim. Bu yöntem kendi doğrularımızı ve yanlışlarımızı görmemize de yardım eder.

Zamanı iyi kullanmak

“Hayata yeniden başlasaydım saniyelerin nabzını tutardım” diyor Dostoyevski. Yahya İbn-i Hubeyse de zaman için şöyle der: “Korunması için gayret göstermen gereken en değerli varlığın zamandır. Fakat görüyorum ki en kolay kaybettiğin şey de odur.” Zamanımızı herkes parça parça alabilir ama hiç kimse geri veremez. Onun için zamana karşı kıskanç olmalıyız.

Madem ölüm var, zamanımız kısıtlı demektir. Ölüm gelmeden hayatı iyi kullanmalıyız. Ölümden sonraki hayatımızın iyi olmasını istiyorsak ölümden öncesini iyi değerlendirmeli, insan olmanın hakkını vermeliyiz.

Zihni geliştirmek, iletişim kurmak ve olgunlaşmak

Düşüncenin yeniden yapılandırılması

“Bir adama kırk gün deli derseniz deli olur.” Edison da sınıfında geri zekâlı diye bilinirdi; annesinin onu samimiyetle savunması, Edison’un yüzyılın en büyük mucidi olmasına giden yolda önemliydi.

Hayallerinizde engeller olmasın. Bazen “Korktuğum başıma geldi” deriz. Oysa başımıza gelen belanın iç şartlarını kendimiz hazırlamış ve onu mıknatıs gibi çekmiş olabiliriz. Bazı insanlar belirli işlerde kabiliyetsiz olduklarını düşünür. Bu, zihnimizdeki olumsuz resmimizdir. O resmi kaldırıp yerine olumlu bir resim koymalıyız.

Her şeyi mümkün gören ve mümkün olanı gerçekleştirebileceğine inanan insan, o mümkünü fetheder. Odasındaki Osmanlı Devleti haritasını “Ufkumu daraltıyor” diyerek kaldırıp yerine dünya haritası asan düşünce ve eylem adamının sınırlarını belirlemek güçtür.

Dinlenmek ve yeni fikirler

Zihninizi geliştirmek istiyorsanız sabırlı davranmalı, onu dinlendirmeyi bilmelisiniz. Bilinçaltımız, bilincimiz dinlenirken de düşünmeye ve çözüm bulmaya devam edebilir. Bu, zihni dinlendirmenin anlamını başka bir açıdan görmemizi sağlar.

Aklımıza gelen birçok fikir, hiç beklemediğimiz bir anda belirir. Mozart, Haydn, James Watt ve Walter Scott gibi pek çok insan eserlerini üzerinde çalışmadıkları anlarda meydana getirmiştir. Kendimizi gevşetmek ve dinlendirmek elzemdir. Uyurken vücudun enerjisinin dörtte birinin beyne gittiği, yeni düşüncelerin doğmasını sağlıyor olabilir.

İletişim ve kendini yönetme

İnsanlarla iletişimde ne kadar başarılıysak kendimizi yönetmede de o kadar başarılıyız demektir. İletişime hâkim olduğumuzda başkalarının olumsuz müdahalelerini azaltabiliriz. İletişimde aldığımız mesafe, ne olacağımızı bize gösterir.

Sözlü iletişimde ses tonumuz, konuşma tarzımız ve kelimelere yaptığımız vurgular önemlidir. Bazıları bir fıkra anlatıp insanları ağlatabilir. Sözlü iletişimde yapılan hataların bedeli bazen ağır olur.

Birisi, bir şirkette genel müdür olan kardeşini ziyarete gitmiş. Bir odada sohbet ederlerken kendisine doğru gelen ziyaretçilere kardeşini gösterip “Genel müdür o” diyormuş. Bunun sebebi, kendisinin kardeşinden daha şık giyinmesiymiş. Evet, iletişimde imaj da bazen çok şey anlatır.

İletişimde gözlerin de önemi büyüktür. Bazen gözler çok şey anlatır. Cem Karaca, Fethullah Gülen Hoca Efendi ile tanışmasını en az dört televizyon kanalında anlatırken aynı etkilenişin sözlerini kullanmıştır: “Gözlerimin içine bakıyordu.”

John Powys, “Anlaşılma arzusu sevilme arzusu kadar şiddetlidir” der. Her şeyden önemlisi ilişkilerde samimi olmaktır. Samimiyet davranışlarımıza istikrar kazandırır; bizi beklenmedik tepkiler veren, çekinilecek bir insan olmaktan korur.

Sizi kim yönetiyor?

Kendi dışınızdaki herkesi ve her şeyi kontrol edebilmeniz, önce kendinizi yönetmenizle mümkündür. Korku içinde kaçan insan güçsüzdür. Kovalayan insan ise koştukça güçlenir ve kaçanı yakalar. Kendini yönetmeyen insan kaçan, kendini yöneten insan kovalayan gibidir: Kararlı ve sakindir.

Herkesin içinde bir arslan vardır. Önemli olan ona emir verebilmektir. Emir vermek için güçlü, emri uygulamak için disiplinli olmak gerekir. İçimizdeki arslanı arslan gibi yönetmeye başladığımızda çok şey değişir.

Eleştiri ve övgü karşısında sakin kalmak

Gümüş mangalın maşasını soranlara aldırmayın. Her insan eleştiriye maruz kalabilir. Önemli olan eleştiriler karşısında sakin kalabilmektir. Dikkatle ayıklayıp işe yarar olanları alalım, diğerlerini bir kenara bırakalım. Böyle yaparsak eleştiriler yüzümüze çarptığında afallamayız.

Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurur: “Çok övgü dinlemekten sakının. Zira çok övgü boğazlamaktır.” Övgülerin etkisiyle alınan kararlar sağlıklı olmayabilir. Yaptığımız işler için övgüler alıyorsak daha yapacak çok şey olduğunu düşünüp sakin kalalım; bize yardımcı olanları da unutmayalım.

İnanç, hareket ve insanın gücü

Sanat, bilim ve hayal gücü

Federico Fellini, çağdaş sinemanın önde gelen ustalarındandır. Yanında çalışanlardan azami ölçüde faydalanır; kendisini onlara sevdirdiği için onları istediği gibi çalıştırır. Çalışanlarına gösterdiği ilgi, sevilen bir yönetmen olmasına katkı sağlar.

Jules Verne, insanların henüz radyoyu bile düşünmediği bir zamanda televizyonu hayal etmiş ve ondan “fono-telefoto” diye söz etmiştir. Kuzey Kutbu’ndan uçakla dönen Amiral Byrd ve denizaltının babası Simon Lake için de Jules Verne ilk ışık olmuştur.

Büyük güce katılmak

Dünyamız ve insanla ilgili milyarlarca şaşırtıcı, düşündürücü olay vardır. Kâinattaki güzellik ve düzen büyük bir gücün eseridir. Bu büyük güçle irtibat kurmak, ondan faydalanmanın yoludur. Bu irtibat, O’na ibadet etmektir. Büyük güçle en estetik kucaklaşma şekli namazdır.

Allah (c.c.) şöyle buyurur: “İnsan benim sırrımdır. İnsanın mahiyeti bendedir. Kendisini bensiz bilemez.” İnsanın Allah’ı (c.c.) bilme yolunda göstereceği her çaba, eksiksiz olma yolunda atacağı bir adımdır. Allah’ı (c.c.) bilen ve O’nunla beraber olan, sınırlarının en uç noktalarına doğru cesaretle yürür.

İnsanın gücü olgunluğundadır. İnsan olgunluk noktasına akan kuvvetlerinin önünü kesmezse kâinat gibi güçlü, düzenli ve güzel olur. Kâinatın en “özenli” yaratığı insandır; kâinat insanın emrine verilmiştir. İnsan, kendisindeki gücü “Allah’ı bilme” şuuru ile kullanırsa insanlığın maddi gelişimi artar ve insanlık bu gelişmeden kendisini koruyabilir.

Kime gidiyorsanız onunla gidiyorsunuz

Kâinat bir düzene tabidir ve bu düzenin sahibi büyük bir güç vardır. Kâinattaki her şey insanın hizmetine sunulmuş bir dekor ve aksesuardır. İnsanın da bu dekor içinde bir yeri vardır. Bu yeri, yani duruşunu, kâinat sahibinin istediği şekilde ayarlamalıdır. Mesela namazda ihmalkârlık, kâinat dekorunu yok saymak ve o büyük güce saygısızlık etmek demektir. Kâinatta çizdiğimiz yolda Allah’ın onayladığı şekilde ilerlemek gerekir. Unutmayalım: Kime gidiyorsak, onunla gidiyoruz demektir.

Kudsi bir hadiste Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: “Allah (c.c.) şöyle buyurdu: ‘Cenneti umana Cenneti, Cehennemi umana Cehennemi veririm.’” Cennete yolculuğun şartı, Cenneti umarak sürekli teşebbüs hâlinde olmaktır. “Ne yaparsam Cehenneme girerim?” diye düşünmekten çok, “Ne yaparsam Cennete girerim?” sorusu bize hâkim olmalıdır. Bunun için Allah (c.c.) ile irtibatımız kuvvetli olmalıdır.

Images

Hayaller

Hayaller, nasıl bir yaşam istediğimizi ve kendimiz için neleri seçtiğimizi hatırlatır. Ben de ailem, çocuklarım, yaşamak istediğim ev, işim ve kurmak istediğim ilişkilerle ilgili dileklerimi bir hayal listesi hâlinde yazıyorum. Bu liste, benim için önem taşıyan istekleri açıkça ifade etmenin bir yolu.

Ailem ve çocuklarım için hayallerim

Sağlıklı, bolluk ve bereket içinde, huzurlu ve mutlu bir aile ortamına sahip olmak istiyorum; daha iyisini seçiyorum. Ailemle birlikte sağlık ve mutluluk içinde yaşayabileceğimiz bir düzen benim için değerli.

Çocuklarımın hayatta başarılı ve mutlu olmalarını diliyorum. Derslerinde ve sınavlarında başarılı olmalarını, vatana millete hayırlı evlatlar olarak yetişmelerini istiyorum. Sosyal yönlerinin güçlü olmasını, kendi ayakları üzerinde durabilmelerini ve ikili ilişkilerinde başarılı olmalarını önemsiyorum. Hayata atıldıklarında sevdikleri meslekte çalışmalarını, bolluk ve bereket içinde yaşamlarını sürdürmelerini istiyorum.

Kızımın ve oğlumun doktorluğu ya da daha iyisini kazanmalarını seçiyorum. Bu dilek, çocuklarım için kurduğum hayallerin bir parçası; onların mutlu ve başarılı olacakları bir gelecek benim için asıl değer taşıyan şey.

Yaşamak istediğim evler

Şehirdeki daire

Geniş, en az 140 m² büyüklüğünde ve geniş balkonlu, şehir manzaralı bir daire sahibi olmak istiyorum. Ara katta, ulaşımı kolay, önü açık ve iyi komşuluk ilişkilerinin bulunduğu bir site içinde olmasını diliyorum. Yasemin Park veya Kükürtlü civarında olmasını ya da daha iyi bir yerde bulunmasını seçiyorum.

Bahçeli villa

Meyve bahçesi ve havuzu olan, deniz ve orman manzaralı, huzur veren bir ortamda üç katlı bir villa da hayallerim arasında. Bademli veya Güzelyalı civarında olmasını ya da daha iyi bir yerde bulunmasını seçiyorum. Bu iki ev isteği, nasıl bir yaşam alanı arzuladığımı anlatan hayallerimin parçaları.

İş, özgürlük ve maddi imkânlar

Lüks ve prestijli bir araba sahibi olmak istiyorum. BMW, Audi veya daha iyilerine sahip olmayı seçiyorum.

Yeni insanlarla tanışmamı sağlayacak, daha fazla kazanç ve özgürlük sunacak bir iş ya da ortam istiyorum. Dünyayı gezmeme imkân tanıyacak maddi güce ve zamana sahip olmayı diliyorum. Her istediğime yetecek olandan daha fazla param olmasını istiyorum.

2010 yılında yarbay olmayı, haftada en az 5.000 dolar kazanmayı ve banka hesabımda en az 1.223.437 TL bulunmasını ya da daha iyisini seçiyorum. Bu rakamlar ve hedefler, hayallerimi somut biçimde ifade ettiğim listenin içinde yer alıyor.

Yeni insanlarla tanışmak

Kültürlü, sıcakkanlı ve dost olabileceğim; bana maddi ve manevi yönden katkı sağlayacak yeni insanlarla ve gruplarla tanışmak istiyorum. Kulüp üyelikleri aracılığıyla ya da daha iyi insan ve grupların arasında yer almayı seçiyorum.

Hayaller ve hedefler, benim için ne istediğimi hatırlatan kişisel bir listenin başlıkları. Aile mutluluğundan mesleki imkânlara, ev seçiminden yeni dostluklara kadar bu dilekleri yazıya dökmek, hayallerini gerçekleştirmek isteyen birinin önce kendi isteklerini tanımasına yardımcı olabilir. Benim hayallerini gerçekleştirme isteğim de burada sıraladığım yaşam beklentilerimi açıkça ifade etmekle başlıyor: ailem için mutluluk, kendim için özgürlük ve geleceğe dair daha iyi seçenekler.

Images

Bugün Ne İçin Şükredelim? – 7

Bazen şükretmek için çok uzaklara bakmaya gerek yoktur. Günlük hayatın içinde bize sevgi veren, kendimizi değerli hissettiren ve yaşamın tadını çıkarmamızı sağlayan nice güzellik bulunur. Bugün, sahip olduklarımızı fark etmek ve içtenlikle teşekkür etmek için küçük bir an ayıralım.

Sevgi ve değer gördüğümüz insanlar

Beni sevgiyle büyüten bir aileye sahip olduğum için şükürler olsun. Aileden gelen sevgi, insanın kendini güvende ve ait hissetmesine katkı sağlar. Bu sevgiyi hatırlamak, geçmişten bugüne uzanan bağların kıymetini yeniden görmemize yardımcı olur.

Değerimi bilen ve takdir eden insanların arasında olduğum için de minnettarım. Bizi olduğumuz gibi gören, emeğimizi fark eden ve varlığımıza değer veren kişiler, hayatımızda önemli bir yer tutar. Onların yanında kendimizi ifade edebilmek, şükredilecek şeyler arasında sayılabilir.

Aileyle ve dostlarla paylaşılan zaman

Birlikte keyifle zaman geçirdiğim bir aileye ve dostlara sahip olduğum için şükürler olsun. Paylaşılan sohbetler, gülüşler ve güzel anlar, hayatın içindeki yakınlığı hatırlatır. Her buluşmanın büyük ya da özel bir nedeni olması gerekmez; bazen sevdiğimiz insanlarla geçirilen sade bir zaman da başlı başına bir güzelliktir.

Bugün ne için şükredelim diye düşünürken, yanımızda olan insanları ve onlarla kurduğumuz bağı hatırlayabiliriz. Sevdiklerimize kıymet verdiğimizi söylemek de bu minnettarlığı paylaşmanın güzel bir yoludur.

Anlam ve mutluluk veren bir iş

Sevdiğim, beni mutlu ve tatmin eden bir işim olduğu için şükürler olsun. İnsan, yaptığı işte kendisi için anlam ve memnuniyet bulduğunda emeğini daha farklı hissedebilir. Bu, iş hayatının her anının kolay olduğu anlamına gelmez; ancak sevilen bir uğraşın varlığını fark etmek, sahip olduğumuz güzellikleri görmemizi sağlar.

Ağlayabilmek, gülebilmek ve yaşamın tadı

Ağlayabildiğim ve gülebildiğim için şükürler olsun. Duygularımızı yaşayabilmek, sevinci de hüznü de hissedebilmek hayatın bir parçasıdır. Bazen bir kahkaha, bazen içten gelen bir gözyaşı, o anı gerçekten yaşadığımızı hatırlatır.

Hayatın tadına varabildiğim ve yaşamın keyfini sürebildiğim için de minnettarım. Bir anın güzelliğini fark etmek, hayattaki güzellikler için şükretmenin sade yollarından biridir. Bugünkü şükür sebepleri belki büyük olaylar değil; sevgi, dostluk, anlamlı bir uğraş ve hissedebilme imkânıdır.

Bugünün şükür listesi

  • Beni sevgiyle büyüten ailem için,
  • Değerimi bilen ve takdir eden insanlar için,
  • Ailem ve dostlarımla paylaştığım keyifli zamanlar için,
  • Sevdiğim ve bana mutluluk veren işim için,
  • Ağlayabildiğim, gülebildiğim ve yaşamın tadını çıkarabildiğim için.

Şükretmek için sebepler bazen gözümüzün önündedir. Bugün, bu küçük ama kıymetli güzellikleri fark ederek içimizden geldiği gibi teşekkür edelim. Şükürler olsun.

Images

Bugün Ne İçin Şükredelim? - 5

Bugün ne için şükredelim? Bazen cevabı, gündelik hayatın içinde çoğu zaman fark etmeden sahip olduğumuz şeylerde buluruz. Sıcak bir ev, ihtiyaçlarımızı karşılayabileceğimiz bir iş, sağlığımız ve yanımızda duran insanlar… Bunları hatırlamak, sahip olduklarımız için şükretmek için güzel bir başlangıç olabilir.

Güven ve geçim için şükretmek

Sıcak bir evimin olması, kendimi güvende ve rahat hissedebileceğim bir yaşam alanına sahip olmam benim için büyük bir şükür vesilesi. İhtiyaçlarımı giderecek bir işimin ve sürekli bir gelirim olması da hayatımı sürdürürken kıymetini bilmem gereken nimetlerden.

İş ve gelir için şükretmek, yalnızca kazancın miktarını düşünmek değil; emeğimi ortaya koyabileceğim bir işe ve geçimimi destekleyen imkânlara sahip olduğumu da fark etmektir. Bolluk ve bereket içinde yaşadığım için, karnımı doyurabilecek param olduğu için şükürler olsun.

Sağlık, emek ve sahip olduklarımız

Yemeğimi yerken tadını alabilecek sağlığımın olması da şükredilecek şeyler arasında. Günlük yaşamda sıradan görünen bu imkânları fark etmek, bugün ne için şükredelim sorusuna kendi hayatımızdan cevap vermemizi sağlar.

İşimde sahip olduğum konum ve mevki, evim, bankadaki param ve otomobilim için de şükrediyorum. Her biri, hayatımda yer eden ve değerini hatırlamak istediğim sahip olduklarım arasında.

Dostlar ve yeni yerler görme fırsatı

Bana maddi ve manevi destek sağlayan dostlarım ve arkadaşlarım olduğu için de şükürler olsun. Sevinçleri ve zorlukları paylaşabileceğim insanların varlığı, sahip olduğum önemli güzelliklerden biri.

Dünyayı gezme şansına sahip olduğum için de minnettarım. Farklı yerler görebilmek ve bu fırsata sahip olmak, şükürle andığım imkânlar arasında.

Sıcak evim, işim ve gelirim, sağlığım, dostlarım ve dünyayı gezme fırsatım… Bugün şükretmek için hayatımda pek çok neden var. Sahip olduklarımı hatırlıyor, hepsi için şükürler olsun diyorum.

Images

Nasıl İnsan Oluruz? İnsan Olmanın Üç Adımı

Bir bilgeye, “Nasıl insan oluruz?” diye sormuşlar. Bilge, insan olmanın üç adımda anlatılabileceğini söylemiş:

İnsan olmanın üç adımı

“Önce sana kötülük yapanlara kötülük düşünmemek gelir; insanlığa attığın ilk adım budur.

Sana kötülük yapanlara iyilik yapabildiğin an ise ikinci büyük adımı atar ve hakiki insan olmaya başlarsın.

Nihayet, sana iyilik yapanla kötülük yapan arasındaki farkı hissetmeyecek hâle geldiğin zaman insansın ve insan olursun.”

Anonim

İlk adım: Kötülüğe kötülükle karşılık vermemek

Bilgenin yanıtında insan olmanın başlangıcı, bize kötülük yapan kişiye karşı kötülük düşünmemektir. Bu, yaşananı yok saymak ya da incinmiş olmayı inkâr etmek değil; karşılaşılan kötülüğün kendi davranışlarımızı belirlemesine izin vermemektir. İnsanlığa atılan ilk adım, karşılık verme isteğini büyütmeden durabilmektir.

İkinci adım: İyilik yapabilmek

İlk adımda kötülük düşünmemek öne çıkarken, ikinci adımda bu tutum iyilik yapabilmeye dönüşür. Bilgeye göre, bize kötülük yapan birine iyilik gösterebildiğimizde hakiki insan olmaya başlarız. Bu adım kolay olmayabilir; çünkü iyilik, karşılık beklemeden seçildiğinde anlam kazanır. Böylece insan olmak, yalnızca kötülükten kaçınmak değil, iyilik için de bilinçli bir seçim yapmaktır.

Son adım: İyiliği karşılık hesabına bağlamamak

Üçüncü adım, iyilik yapanla kötülük yapan arasındaki farkı hissetmeyecek hâle gelmektir. Bu söz, insan olmanın anlamı üzerine düşünmeye çağırır: İyiliği yalnızca bize iyi davrananlara mı gösteririz, yoksa iyilik yapmayı kendi tutumumuzun bir parçası hâline getirebilir miyiz?

Bilgenin kısa yanıtı, “nasıl insan olunur?” sorusuna üç aşamalı bir karşılık verir: Kötülük düşünmemek, kötülük yapanlara iyilik yapabilmek ve iyiliği kişilere göre değişen bir karşılık hesabına dönüştürmemek. İnsan olmanın bu üç adımı, insanlığın yalnızca sözle değil, davranışlarla da görünür olduğunu hatırlatır.