Bir bilgeye, “Nasıl insan oluruz?” diye sormuşlar. Bilge, insan olmanın üç adımda anlatılabileceğini söylemiş:
İnsan olmanın üç adımı
“Önce sana kötülük yapanlara kötülük düşünmemek gelir; insanlığa attığın ilk adım budur.
Sana kötülük yapanlara iyilik yapabildiğin an ise ikinci büyük adımı atar ve hakiki insan olmaya başlarsın.
Nihayet, sana iyilik yapanla kötülük yapan arasındaki farkı hissetmeyecek hâle geldiğin zaman insansın ve insan olursun.”
Anonim
İlk adım: Kötülüğe kötülükle karşılık vermemek
Bilgenin yanıtında insan olmanın başlangıcı, bize kötülük yapan kişiye karşı kötülük düşünmemektir. Bu, yaşananı yok saymak ya da incinmiş olmayı inkâr etmek değil; karşılaşılan kötülüğün kendi davranışlarımızı belirlemesine izin vermemektir. İnsanlığa atılan ilk adım, karşılık verme isteğini büyütmeden durabilmektir.
İkinci adım: İyilik yapabilmek
İlk adımda kötülük düşünmemek öne çıkarken, ikinci adımda bu tutum iyilik yapabilmeye dönüşür. Bilgeye göre, bize kötülük yapan birine iyilik gösterebildiğimizde hakiki insan olmaya başlarız. Bu adım kolay olmayabilir; çünkü iyilik, karşılık beklemeden seçildiğinde anlam kazanır. Böylece insan olmak, yalnızca kötülükten kaçınmak değil, iyilik için de bilinçli bir seçim yapmaktır.
Son adım: İyiliği karşılık hesabına bağlamamak
Üçüncü adım, iyilik yapanla kötülük yapan arasındaki farkı hissetmeyecek hâle gelmektir. Bu söz, insan olmanın anlamı üzerine düşünmeye çağırır: İyiliği yalnızca bize iyi davrananlara mı gösteririz, yoksa iyilik yapmayı kendi tutumumuzun bir parçası hâline getirebilir miyiz?
Bilgenin kısa yanıtı, “nasıl insan olunur?” sorusuna üç aşamalı bir karşılık verir: Kötülük düşünmemek, kötülük yapanlara iyilik yapabilmek ve iyiliği kişilere göre değişen bir karşılık hesabına dönüştürmemek. İnsan olmanın bu üç adımı, insanlığın yalnızca sözle değil, davranışlarla da görünür olduğunu hatırlatır.







