Erdinç Gürsözer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

EGO nedir?

Ego, düşündüğünüzün doğru olduğuna inanmanıza; düşünme biçiminizin açık, net ve sorunsuz olduğunu varsaymanıza sebep olabilir. Bu yazıda ego, yalnızca bir duygu ya da tek bir düşünce olarak değil, insanın kendisi ve yaptıkları hakkında kurduğu “ben” algısını besleyen düşünceler ve inançlar bütünü olarak ele alınıyor.

Ego nedir ve düşüncelerimizi nasıl etkiler?

Ego, konuya basitçe ve tam olarak yaklaştığınızı düşünmenizi sağlayabilir. Düşüncelerinizin az, önemsiz ya da sizi rahatsız etmeyecek türden olduğuna inanmanıza da yol açabilir. Oysa bu anlatımda, kişinin kendi düşüncelerine duyduğu güven ve bu düşünceleri sorgulamadan doğru kabul etmesi de egonun işleyişinin bir parçasıdır.

Bir konuya hâkim olduğunuzu ve dikkatinizi yeterince yoğunlaştırdığınızı düşünürsünüz. Ancak bu kesinlik, fark edilmesi zor bir ego biçimi olabilir. Ego, yaptığınıza inanmanızı ve bu inançların birbirine eklenerek bir zincir oluşturmasını sağlar. İki fikirden yeni bir çıkarım doğduğunda, hatta birkaç fikir birleşip yeni bir düşünce ortaya çıkardığında, ego bu düşünceyi kendi “ben” anlatısına katabilir.

Bu bakışta ego, düşüncelerin dışında duran ayrı bir şey değildir: “Tüm bu düşündükleriniz egodur. Ego, tüm düşündüklerinizdir.” Bu ifade, kişinin her düşüncesini doğru ya da yanlış diye sınıflandırmaktan ziyade, düşünceleriyle kurduğu özdeşliği sorgulamaya çağırır.

Ego nasıl çalışır: inançlar, tepkiler ve bahaneler

Ego kolaylıkla bahane üretebilir. Yaptıklarınızı açıklayan gerekçeler sunar; hatta doğru olduğunuza ilişkin bir “siz” benliği kurmanıza yardımcı olur. Bu nedenle ego, yalnızca bir davranışı değil, davranışın arkasındaki açıklamayı ve kişinin kendisi hakkında oluşturduğu hikâyeyi de etkiler. Rahatlamanızı ya da rahat hissetmenin uygun olduğuna inanmanızı sağlayabilir.

Bir şey yapmanız istendiğinde verdiğiniz tepki de ego tarafından şekillendirilebilir. Ego, güvende olmadığınızı düşündürebilir; aynı zamanda güvenlik söz konusu olduğunda kendinizi güvende hissetmenizi sağlayabilir. Metnin ifadesiyle, egonun gölgesinde gerçek bir güvenlik yoktur; buna rağmen ego, güvenli olduğunuz hissini verebilir.

Ego, iyileşmeniz gerektiğine inanmanıza ve her türlü yardıma açık olduğunuzu düşünmenize yol açabilir. Fakat aynı anda, fark ettirmeden yardımı reddetmenize de sebep olabilir. Bir yandan yardım istediğinizi söylerken öte yandan gelen desteği kabul etmemek, burada anlatılan çelişkiye örnektir.

Yazı, bu mekanizmanın ne kadar güçlü olabileceğini göstermek için sarsıcı bir örnek verir: Ego, camı açıp atlamanızı sağlayabilir ve bunu yapana kadar davranışın anlamlı olduğuna inanmanız için bahaneler üretebilir. Bu, yapılması gereken bir davranışa dair öneri değil; egonun tehlikeli bir kararı bile kişiye makul gösterebileceğini anlatan uç bir örnektir.

“Ben” dediğimiz şey ve gizlenen ego

Ego, “ben” dediğiniz her şeyle ilişkilendirilir: “Ben” sıfatının arkasına eklediğiniz, kendinize ait saydığınız özellikler ve yaptıklarınız kadar yapmadıklarınız da bu anlatının içindedir. Bu açıdan ego, düşüncelerinizde kurduğunuz bir “siz”dir; metnin ifadesiyle, “düşünceniz olan sahte siz”.

Birisi “ben” diye tanımladığınız bu hâli anlattığında, sanki başka birinden söz ediliyormuş gibi hissedebilirsiniz. “Ben” dediğiniz kişinin sahte olduğu söylendiğinde ise dikkatiniz başka yöne kayabilir. Yazının vurgusu, egonun yalnızca “ben” algısını kurmakla kalmadığı; o algı sorgulandığında konuyu değiştirme veya kendini savunma eğilimini de besleyebildiğidir.

Ego, özünüze yönelik çabaları etkisiz hâle getirebilecek mekanizmaları sürekli geliştirebilir. Bazen yüzeysel düşünmeye, bazen de karmaşık problemleri çözebilecek gücü kullanmaya yönelir. Bu iki farklı işleyişi bir arada tutmak, egosal varlığın karmaşık tarafıdır.

Ego fark edildiğinde

Yukarıda anlatılan süreçler bir arada, hızlı ve ustalıkla çalışabilir; art arda ya da iç içe geçmiş mekanizmalar oluşturabilir. Ego, kişinin çevresinde olmasını ve ona inanmasını sağlar. Bu yüzden onu fark etmek kolay olmayabilir: Ego patlatılıp yok edilemez; ancak tesirsiz hâle getirilebilir. Ne var ki ego, buna izin vermemek için de devreye girebilir.

Ego ne demek sorusuna bu yazının verdiği yanıt, kişinin kendisi hakkında düşündüğü ve “ben” diye sahiplendiği şeylere bakar. Ego insanı nasıl etkiler sorusu ise düşüncelerin kesin görünmesi, inançların birbirine eklenmesi, bahanelerin ortaya çıkması ve tepkilerin yön değiştirmesi üzerinden ele alınır. Bu anlatıda önemli olan, egoyu dışarıda aramak değil; düşüncelerin, kabullerin ve kişinin kendini tanımlama biçiminin nasıl işlediğini fark etmektir.

Geliştirici: Erdinç Gürsözer

Images

Şimdi Anının Gücü İçin EFT Çalışması

Daima yapacak bir şeyiniz varsa bu bir beklenti demektir. Beklenti ise şimdi de değildir. O gelecektedir. Aydınlanmayı özleyebilirsiniz ama bu düşünce ileride bir yerdedir. Şunu iddia edebilirsiniz. “Aydınlanma tam şu anda şimdi burada!” O halde şimdide kalıyorsunuz ve hiçbir şey yapmadan duruyorsunuz demektir. Hiçbirşeysizlik hali bir oluştur. Onu sıkça yaparsanız meditasyon olur. İzleyici olursanız hayatın gözlemcisi, aydınlanmışsınız demektir. Geriye sadece değişim kalır. O şimdi olur sonra olur, ilgilenmezsiniz. Ve yine söyle demiş olmalısınız. “Şimdi ya da sonra önemli değil. Ölmek üzereyim biraz zamanım kaldı yaşım 100 ve birazdan almaya gelecekler. Aydınlanmadım ama önemli değil. Sadece şimdi vardır.“


Şimdide kalamamak pek çok eksik yaratımın da sorumlusudur. Bilinçli yaratımı engellemek istiyorsanız geçmiş ve gelecek arasında gidip gelirsiniz. Yaratımınız netleşemeden sakat bir şekilde sona erebilir. Bilinçaltı çalışmaları yapan birçok kişi bundan yakınmaktadır. Bu şey neden çalışmıyor! Çünkü şimdinin eş zamanlılığında değilsiniz.