Images

İsteklerimizi Tok Satıcı Enerjisiyle Yapmak

Yaşam, zihnimizde yaşadığımız bir dünyadır. Yaptığımız, olduğumuz ve sahip olduğumuz her şeyin zihnimizde bir karşılığı vardır. Çoğu zaman bir şeyi isterken, onun sonunda bize nasıl hissettireceğini de isteriz. O şeyin kendisine yüklediğimiz anlam ve yaratacağını düşündüğümüz duygu, isteğimizin önemli bir parçasıdır.

İyi veya kötü, doğru veya yanlış dediğimiz şeyler de iki kutuplu dünyanın duygusal yansımalarıdır. Bu nedenle isteklerimize yalnızca ne istediğimiz açısından değil, o isteği hangi ruh hâliyle yaptığımız açısından da bakabiliriz.

Bir isteğin arkasındaki duygu

Geçen gün biri bana, gelecekte sahip olmak istedikleriyle ilgili uzun bir liste gönderdi. Listeyi okuduğumda bende uyanan duygu, kişinin yoksunluk modunda olduğuydu. İstekler, sanki birinden dilenir gibi gelmişti.

Bu nedir? diye kendime sordum. İnsanlara yaşamda istedikleri şeyleri olabilmenin ve alabilmenin mümkün olduğunu söyleyen biri olarak, bu listeye neden böyle bir anlam verdiğimi düşündüm. Sonra fark ettim ki mesele isteklerin kendisi değil, isteklerin yapıldığı alanda hissettiğim eksiklik ve yoksunluk enerjisiydi.

O kişi, istediklerinin bir başkası tarafından kendisine verilmesini bekliyor gibiydi. Hayatına istediği tarzda biri gelsin; yıllardır eksikliğini hissettiği sevgiyi, değeri, takdiri, onurlandırılmayı ve zenginliği ona versin; onu muhteşem biri yapsın ve ona öyle davransın istiyordu. Burada aranan yalnızca bir ilişki, para ya da başka bir sonuç değil; bunlarla birlikte geleceği düşünülen değerli ve önemli olma hissiydi.

Yoksunluk enerjisi isteği nasıl etkiler?

Yaşamımızda bir yoksunluk hissettiğimizde, bazen kendimizde eksik algıladığımız bir şeyi başka birinden veya dış koşullardan almaya çalışırız. Yoksunluk enerjisi, istediğimiz şeyin bizde olmadığı ve ona sahip olamayacağımız korkusuyla beslenir. Bu hâlde istek, yaşamdan keyif almanın bir yolu olmaktan çıkar; içimizdeki açlığı giderecek tek çözüm gibi görünmeye başlar.

İstekleri yoksunluk enerjisinden yapmak, sahip olmadığımızı düşündüğümüz şeyi elde edince bütün eksikliğin biteceğine inanmakla ilgilidir. Duygusal açlıklarımız bizi tatmin için aradığımız şeyin para, araba, ev veya kariyer gibi maddi ve dokunulabilir sonuçlar olduğuna yöneltebilir. Oysa bu yaklaşımda asıl aradığımız, nesnenin kendisinden çok ona sahip olduğumuzda yaşayacağımız duygudur.

Kendimize şu soruyu sorabiliriz: “İstediğime sahip olmakla ilişkilendirdiğim duygu nedir?” Başarmış, önemli, değerli, sevilmiş ya da takdir edilmiş hissetmek mi? Bu sorunun cevabı, isteğin ardındaki ihtiyacı görmemize yardım eder. Dışarıdan gelecek sonucu beklerken, o duygunun tamamını başka birinin bize vermesine bağlı kalıp kalmadığımızı da fark edebiliriz.

İsteklerde bolluk ve yoksunluk enerjisi

Fiziksel dünyada yaratmak istediğimiz şeylerin bir kısmı, eksikliğini hissettiğimiz bir duyguyu yaşamamıza hizmet eder. Duygularımızı uzun süre geri plana itip bastırdığımızda, dış koşulların değişmesinin içimizdeki her şeyi çözeceğini düşünebiliriz. Bir yerde huzursuzsak oradan ayrılmak ya da şartları değiştirmek kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir; fakat huzursuzluğun kaynağı içimizdeyse, aynı his başka bir durumda yeniden ortaya çıkabilir.

Buradaki amaç fiziksel istekleri önemsiz saymak veya bir şey istemekten vazgeçmek değildir. İsteğin bize ne ifade ettiğini anlamaktır. İstediklerimizin sonunda elde etmeyi umduğumuz duyguya odaklandığımızda, peşinden koştuğumuz her fiziksel ihtiyacın o duygunun tek yolu olmadığını görebiliriz. Böylece istek, eksikliği kapatmak zorunda olduğumuz bir yük olmaktan çıkar ve seçebileceğimiz bir olasılığa dönüşür.

Bu yaklaşımda, aradığımız duygu ve titreşimi kendimize de verebiliriz. Kendimizi koşulsuzca sevmek, takdir etmek, onurlandırmak ve olduğumuz kişi olarak onaylamak; başkasından beklediğimiz hissi kendi içimizde tanımamıza alan açar. Bu, istediğimiz şeylerin artık önemli olmadığı anlamına gelmez. Yalnızca değerimizi ve iyi hissetme hâlimizi tek bir sonuca ya da kişinin davranışına bağlamamayı hatırlatır.

Tok satıcı enerjisiyle seçim yapmak

İhtiyaç duyduğumuz duyguları kendimize verdikçe açlığını hissettiğimiz duyguların yoğunluğu azalabilir. O zaman seçim yapmaya başlarız: İsteğimiz yalnızca bir açlığı doyurmaya değil, yaşamdan keyif almaya da dayanır. Çok açken ve kıtlık olduğunu düşünürken önümüze ne çıkarsa onu almaya çalışırız. Karnımız biraz tok olduğunda ya da seçeneklerimiz olduğunu gördüğümüzde ise bize keyif verecek olanı seçebiliriz.

Tok satıcı enerjisi bu konuda güzel bir örnektir. Tok satıcı rahattır; malının değerini bilir ve bunun karşılığını ödeyecek kişinin geleceğine güvenir. Malın satılacağından emindir. Kontrolü yalnızca dışarıdan gelecek müşteriye bırakmaz; kime satış yapacağını da kendisi seçer. Bu benzetmede rahatlık, hiçbir şey yapmadan beklemek değil; kendi değerini bilerek ve seçim hakkını koruyarak hareket etmektir.

İstekleri tok satıcı enerjisiyle yapmak da benzer bir ruh hâlini gerektirir: İstediğimiz şeyi önemserken, onu elde edemezsek değersiz ya da eksik kalacağımıza inanmamak. Böyle baktığımızda isteklerimizi daha açık biçimde görebilir, onları korkuyla sıkıca tutmak yerine seçenekler arasından değerlendirebiliriz. İsteklerde bolluk ve yoksunluk enerjisi arasındaki fark, biraz da isteği tek çıkış yolu olarak mı gördüğümüzde, yoksa seçebileceğimiz olasılıklardan biri olarak mı ele aldığımızda belirir.

İsteklerimizi tok satıcı enerjisiyle yapmak nasıl bir ruh hâli ve enerji durumu gerektirirdi? Bundan daha iyi nasıl olur? Başka neler mümkün?

Halis ŞAHİNER


Bireysel danışmanlık

Kontrol Sende - Çekim Yasası ve Bilinçaltı Dönüşüm Rehberi Kitabı - 2019 - 2 nci Baskı

KONTROL SENDE
İzin Ver GELSİN, İzin Ver OLSUN
Çekim yasası ve Bilinçaltı Kayıt Dönüşüm Rehberi
Düzenlemiş İkinci Baskı
Sayfa : 312
************************************************

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı

Daha İyi Bir yaşam için
BİLİNÇLİ YARATMA SANATI
Sayfa : 256
******************************

Bilinçli Yaratma Sanatı Kitabı

2 yorum: