Images

İngilizce Öğrenme Kılavuzu: Nereden Başlamalı?

“Ya, nasıl halledeceğiz şu İngilizce olayını? Başlayamadım bir türlü.”

“Hocam, bildiğin iyi bir kurs var mı? İngilizceye başlamam lazım hemen.”

“Liseden aslında iyi bir temelim var ama çoğunu unuttum. Özel ders mi alsam acaba?”

“Keşke evlenmeden önce dil öğrenme işini halletseydik. Şimdi vakit bulamıyorum.”

Ülkemizde bu cümleleri kuran insan sayısı çok, gerçekten dil öğrenebilenlerin sayısıysa görece az. Bu tablo, bir yerlerde sorun olduğunun işaretini veriyor. İngilizceyle ilgili genetik bir problemimiz olmadığına göre, ya motivasyonumuz yetersiz ya da yöntemlerimiz yanlış. Peki İngilizce nasıl öğrenilir ve bu sürece nereden başlanır? İşte bazı öneriler.

İngilizce öğrenmeye nasıl başlanır?

Öğrenmeye karar verin ve hemen başlayın. Kaç yıl süreceğini, hangi aşamalardan geçeceğinizi, masrafları ve diğer bütün ayrıntıları düşünerek beklemeyin. Başlamak için bir kelime öğrenmek bile yeterlidir. Karar vermek, öğrenme sürecine girmek demektir; asıl engeli de böylece aşarsınız. Yöntem, maliyet ve zaman gibi konular süreç içinde sırayla çözülebilir.

Kendinize güçlü bir öğrenme nedeni bulun

Yabancı dil öğrenmeye karar verdikten sonra, öncelikli hedefiniz kendinize güçlü bir “öğrenme nedeni” sağlamak olsun. Bir grup öğrenci arasında öğrenme nedenleri üzerine yapılan soruşturmada şu tür yanıtlar ortaya çıkmıştı:

  • Yabancı dil bilmediği için iş bulamayan bir yakından etkilenmek
  • Turistlerle iletişim kurma isteği
  • Türkiye’de iş kaynaklarının tükenmesi
  • İnternette hâkim dilin İngilizce olması (%84)
  • Satın alınan cihazların kullanma kılavuzlarını okuyabilmek
  • Kültürümüzü yabancı platformlarda anlatabilmek
  • Gelişen dünyayı takip etmek ve değişime ayak uydurmak için yazılı ve sözlü kaynaklardan yararlanabilmek

Bu nedenler içinde öne çıkanlar iletişim kurmak ve daha iyi bir iş bulabilmek. Güçlü bir öğrenme nedeni ve gerekli motivasyonu bulmak için sarı sayfalardaki iş ilanlarına göz atmak bile yeterli olabilir. Yabancı dil çoğu zaman başlı başına bir amaç değil, sizi hedefinize taşıyan önemli bir araçtır. Geleceğe ilişkin net bir perspektife sahip olmak, öğrenme sürecinde önemli rol oynar.

İnternetten İngilizce öğrenme kaynaklarını değerlendirin

Dil öğrenme kaynaklarını birkaç yayınevinin hazırladığı kitap ve kasetlerle sınırlı sanmayın. İnternet, İngilizce eğitimi için kapsamlı kaynaklar sunuyor. Pek çok kişi çevrim içi kaynaklardan yararlanıyor; eğitim sürecinde olanlar da interneti destek amacıyla kullanıyor. “Okulsuz eğitim” kavramının yaygınlaşmasıyla çevrim içi eğitim hizmeti veren sitelerin sayısı ve ciddiyeti de arttı.

Bir zamanlar bilim kurgu gibi görünen; insanların parmak kaldırmak yerine fareye tıklayarak dil öğrendiği, zil sesinin yerini modem sesinin aldığı ve diplomaların e-postaya geldiği bir gelecek artık o kadar şaşırtıcı değil. Bilgisayar başında pijamayla alışveriş yapan ve eşine “Sevgilim, patlıcan da lazım mı?” diye seslenen insan karikatürüne gülenler bile bugün bir şeye gülmeden önce iki kez düşünüyor. Yine de interneti yalnızca sohbet etmek için kullananlar var. Siz bu kaynakları İngilizce öğrenmek için de değerlendirin.

Dili kültürüyle birlikte öğrenin

Yabancı dil öğrenmek tarih ya da fizik gibi bir dersi öğrenmekten farklıdır. Dil, ait olduğu toplumun düşünce biçimini yansıtır ve toplumla birlikte gelişir. Bu nedenle yabancı bir dile hâkim olmanın yollarından biri, o dili konuşan toplumun düşünce ve kültürünü anlamaya çalışmaktır.

Örneğin, bir dilde kadın ve erkek için kullanılan sözcükler o toplumdaki sosyal statülere dair ipuçları verebilir. Türkçedeki “Dereyi görmeden paçaları sıvama” atasözünün İngilizcedeki karşılığı “Şişman kadın söylemeden operayı bitti sanma” biçiminde aktarılır. İkisi de aynı düşünceyi anlatır, ancak kültürel farklılıklarla farklı biçimlere bürünür. Filmler ve şarkı sözleri de toplumun aynasıdır; İngilizce düşünme sürecine katkı sağlayabilir.

İngilizce öğrenme yollarını keyifli hâle getirin

Dil öğrenme sürecini zevkli bir hobiye dönüştürün. Newsweek veya Time gibi yabancı bir dergiye abone olabilir, sinemaya gittiğinizde filmi İngilizcenizi geliştirme fırsatı olarak izleyebilirsiniz. Elinizde gerekli donanım varsa DVD filmleri hem İngilizce seslendirme hem de İngilizce altyazıyla seyretmeyi deneyin.

Evinizde kablolu televizyon veya benzeri bir sistem varsa günün belirli bir saatinde BBC ya da CNN izleyin. “Hiçbir şey anlamıyorum” diye vazgeçmeyin. Bazen çevremizde duyduklarımızı farkında olmadan işitir, sonra aynı şarkıyı mırıldandığımızı anlarız. Alışveriş merkezindeki müziğin kulağımıza takılması gibi, televizyon ve filmlerde duyduğunuz dil de zamanla aşinalık kazanabilir. Her şeyi hemen anlamayı beklemeyin.

Seviyenize uygun kitaplar okuyun

Düzenli olarak seviyenize uygun kitaplar seçin. Seviyenizden emin değilseniz şu ölçüyü kullanabilirsiniz: Bir sayfada on kez sözlüğe bakıyorsanız kitap ağır gelebilir ve bıkkınlık yaratabilir. Hiç sözlüğe ihtiyaç duymuyorsanız da kitap seviyenizin altında kalabilir. Her sayfada iki üç kez sözlüğe bakacağınız kitapları seçin ve zamanla seviyeyi artırın.

Kaynakta önerilen yerlerden biri, Beşiktaş Barbaros Bulvarı’ndaki British Council İngilizce Kütüphanesi. Her seviyeye uygun hikâye kitapları, dergiler, kasetli kitaplar ve filmler gibi kaynaklara ulaşmak ve ödünç almak için kütüphane üyeliğini değerlendirebilirsiniz. Yazıda Ankara, İstanbul ve İzmir’de yaşayanların da British Council hizmetlerinden yararlanabileceği belirtiliyor. Ayrıntılar için www.britishcouncil.org.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

Fırsatınız varsa yurt dışı deneyimi planlayın

Büyük bir engeliniz yoksa hedefleriniz arasına kısa süreli de olsa bir yurt dışı gezisi ekleyin. Bu düşünce ekonomik kaygılar yüzünden uzak görünebilir; ancak Amerika veya İngiltere’de yaz boyunca süren yarı gönüllü kamp programlarını araştırıp size uygun olanları değerlendirebilirsiniz. Genellikle dört ay süren bu kamplar, İngilizce konuşma pratiği yapmanıza ve dile yeni bir bakış açısı kazanmanıza yardımcı olabilir.

Beklemek yerine ilk adımı atın

Son olarak dili önemseyin ama öğrenme işini gözünüzde büyütmeyin. Sürekli “Nasıl öğreneceğim?” diye araştırıp kaygıyla beklemek yerine cesaretle ilk adımı atın. Bisiklet binmeyi öğrenmek isteyen biri, nasıl öğreneceğini ve bisiklet kullanmanın bütün avantajlarını uzun uzun araştırarak vakit kaybedebilir. Yapması gereken ilk şey seleye oturmaktır.

Önce düzlükte başlayan çalışmalar zamanla yokuşta olgunlaşır. Rüzgâr saçlarınızı okşadığında korku ve tedirginlik duyabilirsiniz; ama bu duygu güvene dönüşür. Siz de düzlükte ilk adımınızı atın. Çok geçmeden katettiğiniz yola gururla bakarken, hâlâ “Abi, nasıl öğreniriz bu İngilizceyi ya?” diye soranları göreceksiniz.

Alıntıdır

2 yorum:

  1. Teşekkürler, yazınız bilgilendirici ilham verici. İngilizce öğrenmek için ilk adımları atan biriyim ve yazınız benim için faydalı oldu.
    Saygılar

    YanıtlaSil
  2. Yazınız çok güzel, paylaşınız için teşekkürler. Ben de ingilizce öğrenmek ve hatta TOEFL sınavına girmek istiyorum. Herkese başarılar.

    YanıtlaSil