Images

Para Tutma Yolları

"Hiç para harcamıyorum ama param nereye gidiyor anlamıyorum!" diyenlerdenseniz, önerilerimiz tam size göre!

Para biriktiremiyor, hatta kazandığınız parayı bile yettiremiyorsunuz... Nerede hata hapıyorsunuz, bunu da çözemiyorsunuz. Ancak sizin için görünmeyen harcamalar Cafe RUJ ekibinin gözünden kaçmıyor ve paranız nerelere gidiyor sıralamaya başlıyoruz..

Keyfinize düşkünseniz yandınız
Özellikle İstanbul gibi bir metropolde yaşıyorsanız, toplu taşıma kullanımını bir kural olarak olmasa da, etik olarak benimsemelisiniz. Tek kişi olarak bindiğiniz taksi ya da yanınızda kimse olmadan kullanmış olduğunuz arabanızla hem trafik kirliliğine yol açıyor, hem de paranızı çöpe atmış oluyorsunuz. Metrobüs, metro, tramway gibi toplu taşıma araçları hem sizi istediğiniz yere daha çabuk götürecek hem de cüzdanızdaki parayı eritmemiş olacaksınız.

Yeme alışkanlığınıza dikkat
Dışarıda yemek yeme alışkanlığınızsa, para biriktirmeniz imkansız hale geliyor. Özel bir gününüz değilse ya da özel bir program yapmadıysanız hedefinize ulaşana kadar dışarıya aç karnına çıkmamanız gerekiyor. Teferruat gibi görünen ancak para biriktirmenize büyük katkıda bulunacak olan bu önerimize kulak verirseniz harcamalarınızın azaldığına şahit olacaksınız. Ayrıca nasıl yapıldığını bilmediğiniz yiyeceklerden uzak durmuş olacak, evde hazırlamış olduklarınızla daha sağlıklı besleneceksiniz.

Eli açık olanlar
Elim çok açık, para tutamıyorum diyenlerdenseniz, elinize geçen parayı hemen altına ya da dövize çevirmenizi öneriyoruz. Bu şekilde elinizde nakit para olmayacak ve anlık harcama içgüdünüze engel olmuş olacaksınız.

Bozuk paraları unutun
Market, manav, kasap gibi yerlerden yapmış olduğunuz alışverişten artan bozuk paraları bir kumbaraya atın ve unutun. Çocukluğunuza geri dönerek bu alışkanlığı tekrar edinin. Geçen yıl giymiş olduğunuz montunuzun cebinde bulduğunuz parayı gördüğünüzde ne hissediyorsanız aynı şeyi hissedeceksiniz

Kredi kartlarını bozuk para gibi harcayanlar!
Aramızda, kredi kartıyla her gördüğünü alan, sonrasında da pişman olan okuyucularımız var. Alışverişkolikler aylık gelirlerini göz ardı ederek alışveriş yapıyorlar ve sonunda ödeyemedikleri kredi kartı borçlarıyla yüzleşiyorlar. Eğer siz de bir alışverişkolikseniz, hem harcamalarınızı anlık dürtüleriniz doğrultusunda yapmamanız hem de ödeyemediğiniz ya da geciktirdiğiniz kredi kartı borçlarınızın itibarınızı zedelememesi için öncelikle kredi kartı limitinizi düşürün. Ve kredi kartlarınızı yanınızda taşımayın. Alışveriş merkezlerinde dolaşırken en sevdiğiniz mağazanın önündeyken, içinizden gelen "beni al!" sesi karşısında çaresiz kalacak ve kendinize düşünmek için zaman ayırmış olacaksınız. Büyük ihtimalle evde bıraktığınız kartınız sizi bekliyor olacak, ancak siz eve döndüğünüzde sesten uzaklaşmış olacaksınız.
Images

İşinizin Geleceği ellerinizde

Aşağıda yer alan kuralları dikkate alırsanız işletmenizin sonraki yıllardaki performansına güvenebilirsiniz.

Doğru fiyatlandırma stratejisi

Fiyatlandırma yaparken hedef pazarınızı göz önünde bulundurmalısınız. Pazarda en ucuz veya en pahalı olmak yerine, ürüne ve pazardaki genel fiyatlara göre bir strateji belirlemek yararınıza olacaktır. Çok düşük fiyatlandırma stratejisi sizi gereğinden fazla çaba harcayarak küçük gelirler peşinde koşmaya iter. Yüksek fiyatlandırma sistemi ise pazarlamayı zorlaştıracağından, aslında her ikisi de çok tercih edilen durumlar değildir. Ürün/fiyat politikasının doğru belirlenememesi birçok işletmenin düştüğü hatalar arasında yer alıyor.

Doğru zamanlama

İş kurma sürecinde, gereksiz acelecilik hatalara, işi çok ağırdan almak ise trenin kaçmasına neden olabiliyor. Zamanlama hatası, girişimcilerin düştüğü önemli hatalardan biri. Faaliyet göstereceğiniz alandaki gelişim trendini, birkaç yıl sonrasını da hesaba katarak araştırmanız çok önemli. Bu süreçte Türkiye ve dünyadaki genel ekonomik göstergeleri de göz önünde bulundurmanız gerekiyor.

Kontrollü büyüyün


Yeni pazarlar araştırmak, bulmak, yatırım yapmak güzel. Ancak, bunun öncesinde şirketinizin konuya ne kadar hazırlıklı olduğunu da gözden geçirmelisiniz. Büyüme aşamasında yeterli hazırlığın olmaması, işletmeleri bekleyen önemli tuzaklardan biri. Büyümenin aynı zamanda maliyetlerinizi artıracağını unutmayın. Bu durum, nakit ihtiyacınızı da büyük oranda artıracaktır. Bunun için işletmelerin kontrolsüz büyümekten kaçınmaları gerekiyor. Plansız ve programsız büyüme çabaları, şirketlerin elindekini de kaybetmesine neden olabiliyor. Ayrıca, yönetim kadronuzun yetenek ve becerilerinin büyüme planlarınızla paralel olması gerekiyor.

Satışa odaklanın
Yeni kurulan bir işletmenin öncelikli hedefi tabi ki satış olacaktır. Bununla birlikte şirketin bir organizma bütünü olduğunu unutmayın. Organizma içindeki çürük veya hastalıklı bir yapı, neticede bütünü etkileyecektir. Sadece satışa odaklı bir sistem kurulması, çok sık karşılaşılan bir hatadır.

Hizmet ve servis kalitesini dikkate alın

Sadece satış odaklı bir yapıya odaklanmanın getirdiği tuzaklardan biri de hizmet ve servis kalitesinin ikinci planda kalması. Satış kadar önemli olan hizmet ve servis konusu, sizin pazardaki mevcudiyetinizi direkt etkileyecek bir konu. Dolayısıyla sisteminizi kurarken, hizmet ve servis kalitesini de göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Rekabet planı geliştirin Yeni kurulan bir işletmede uzun vadeli rekabet stratejisi bulunmaması girişimcilerin düştüğü tuzaklardan biri. İşletmenizin orta ve uzun vadeli stratejilerini belirlerken pazar ve piyasa odaklı olarak, rakiplerin muhtemel hareketlerini tahmin ve takip etmek şirketinizi rekabette bir adım daha öne çıkaracaktır. Nakit akışını planlayın İşletmenizin hem kuruluş hem de büyüme aşamasında karşılaşacağınız önemli sorunlardan biri, nakit akışının kontrolüdür. Örneğin, perakende sektöründe eğer büyük satıcılarla çalışıyor veya çalışmayı planlıyorsanız, söz konusu şirketlerin tedarikçileriyle olan ilişkilerini yakından takip etmeniz gerekiyor. Zira bu tür işletmeler satış ve müşteri gücüne bağlı olarak tedarikçilerine oldukça uzun vadeli ödeme planları önerebiliyor. Şirketinizin kuruluş ve büyüme aşamasında hem müşteriler hem de tedarikçilerle olan nakit akışının yönetilmesi büyük önem kazanıyor.

Reklâma yeterli kaynak ayırın

Pazarlama uzmanlarının dediği gibi: "Pazarlama bugünün değil, yarının satışlarını artırmaktır. Bugünün satışları satıcının işidir." Bu nedenle şirketinizin vizyonunu belirlerken, pazarlama konusunda uzun vadeli strateji oluşturmanız şart. Kısa süreli satış hedefleri, girişimcilerin iş kurma sürecinde düştüğü yanılgılardan biridir. Bundan kurtulmak için sürekli ve stabil bir pazarlama ve reklam stratejinizin bulunması gerekiyor.

Sakin olun, panik yapmayın

Kendi kurduğunuz işi duygularınızdan tamamen bağımsız olarak yönetmeniz çok zor, bu bir gerçek. Ancak doğru kararlar almak için doğru duygularınızı harekete geçirmelisiniz. Duygusal etkilerle alınan panik kararlar, işletmeleri büyük sıkıntı içine sokabiliyor. Doğru karar almak için, duygularınızı kontrol altına almanız ve panik halinden uzak durmanız gerekiyor.

Hatalardan ders alın

Alınan hatalı kararlardan zamanında geri dönebilmek, manevra kabiliyeti nispeten kolay olan küçük işletmeler için oldukça önemlidir. Şirket içi yönetim organizasyonundaki hataları belirlemek ve analiz etmek küçük dalgaları tsunami etkisiyle yaşayan küçük işletmeler için hayati önem taşıdığını unutmamak gerekiyor. Girişimci, dünya trendlerini yakından takip etmesi gereken kişidir. Dolayısıyla, girişimcinin dünyadaki gelişmeleri okuyabilmek için kendi kişisel gelişimine de gerekli önemi vermesi gerekiyor. Unutmamak gerekir ki girişimcinin vizyonu, kurduğu şirketin vizyonuna da yansıyacaktır.

İş yükünüzü paylaşın

Şirketinizin profesyonel olmadığı konularda, işleri outsource etmekten kaçınmayın. Her işi kendiniz yapamazsınız. Bazı işleri outsource ederek, kendi faaliyet alanınıza daha rahat odaklanabilirsiniz. Bu konudaki organizasyonunuzu iyi yapın.

Spesifik alanları-pazarları keşfedin

Çalışanlarınızın fikir üretmesi, sizin bazı spesifik alanları fark etmenize de yardımcı olabilir. Sektörünüzde çalışan bazı işletmelerin bazı alanları es geçebileceğini unutmayın. Bu alanları bulmaya çalışın.
Images

İngilizce Öğrenme Kılavuzu....

"Ya, nasıl halledeceğiz şu İngilizce olayını? Başlayamadım bir türlü."

"Hocam, var mı şöyle bildiğin iyi bir kurs? İngilizce'ye başlamam lazım hemen."

"Liseden aslında iyi bir temelim var ama çoğunu unuttum. Özel ders mi alsam acaba?"

"Keşke evlenmeden önce dil öğrenme işini halletseydik. Şimdi vakit bulamıyorum."

Ülkemizde yukarıdaki cümleleri kuran insan sayısı o kadar fazla, ve gerçekten dil öğrenebilen kişilerin sayısı o kadar az ki, ortaya çıkan tablo bir yerlerde mutlaka sorun olduğunun sinyallerini veriyor. Millet olarak İngilizceyle ilgili genetik bir problemimiz olmadığına göre, ya motivasyon sorunumuz var, ya da yöntemlerimiz yanlış. Peki, dil öğrenmeye karar veren bir kişi ne yapmalı? İşte bazı tavsiyeler...

? Öğrenmeye karar verin ve hemen başlayın. Kaç yıl süreceğini, hangi aşamalardan geçmeniz gerekeceğini, masraflarını ve diğer bütün detayları düşünmeden başlayın. Başlamak için bir kelime öğrenmek bile yeterlidir. Karar vermek öğrenim sürecine girmek demektir ve bu da asıl problemi çözer. Yöntem, maliyet, zaman gibi sorunlar bu sürecin içinde sırasıyla çözülecektir.

? Yabancı dil öğrenmeye karar verdikten sonra öncelikli hedef olarak kendinize mutlaka güçlü bir "öğrenme nedeni" sağlayın. Öğrenme nedenlerini belirlemek için bir grup öğrenci arasında yapılan bir soruşturmada şu tür nedenler ortaya konmuştur;

- Yabancı dil bilmediği için iş bulamayan yakından etkilenme
- Turistlerle iletişim kurma dürtüsü
- Türkiye'de iş kaynakları tükeniyor
- İnternette hakim dilin İngilizce olması (%84)
- Satın alınan cihazların kullanma kılavuzlarını okuyabilme dürtüsü
- Kültürümüzü yabancı platformlarda anlatabilmek
- Gelişen dünyayı yakalayabilmek ve değişime ayak uydurabilmek için yazılı ve sözlü kaynaklardan yararlanabilmek

Bu düşünceler içinde baskın olan küme iletişim kurabilme ve iyi bir iş bulabilmek için yabancı dil öğrenmektir. Aslında ülkemizde güçlü bir "öğrenme nedeni" ve gerekli motivasyonu sağlayabilmek için sarı sayfalardaki iş ilanlarına bir göz atmak bile yeterli olabilir. Yabancı dil çoğu zaman bir amaç değil, hedefe taşıyan çok önemli bir araçtır ve bu yüzden geleceğe yönelik kesinlik kazanmış bir perspektifinizin olması dil öğrenme sürecinde çok önemli bir rol oynar.

- Dil öğrenmek için mevcut olan kaynakları sakın bazı yayınevlerinin hazırlamış olduğu kitap ve kasetlerle sınırlı sanmayın. Günümüzde İngilizce eğitimine ilişkin en kapsamlı kaynak İnternettir ve Türkiye'de olmasa da birçok ülkede çoğu insan yalnızca internet üzerinden dil öğrenmekte, eğitim sürecinde olanlar ise mutlaka destek amacıya interneti kullanmaktadır. "Okulsuz Eğitim" kavramı dünya literatürüne girdiğinden beri, "online" eğitim hizmeti veren sitelerin sayısı ve ciddiyeti önemli ölçüde artmıştır. Görünen o ki yakın zamanda insanlar dil öğrenirken parmak kaldırmak yerine, farenin sol düğmesine tıklayacaklar, zil sesinin yerini modem zırıltısı alacak ve diplomamız e-postamıza gelecek. Bir bilim kurgu romanının satırları arasından fırlamış gibi duran bu ifadeler artık daha az sayıda insanı şaşırtıyor. Daha on yıl önce bilgisayarın başında pijamasıyla alışveriş yapan ve karısına "Sevgilim, patlıcan da lazım mı?" diye bağıran bir insan karikatürüne kahkahalarla gülen insanlar, bugün birşeye gülmeden önce iki kez düşünür oldu. Tüm bu gelişmelere rağmen ülkemizde hala "internet eşittir chat" anlayışından kurtulamayan bir kitle var ve bu bilgi "teröristleri" örgüt evi olarak çoğunlukla internet cafeleri kullanıyorlar. Siz sakın bu örgüte dahil olmayın. Yabancı dil öğrenirken mutlaka internetteki kaynaklara ulaşmaya çalışın.

? Bir yabancı dilin öğrenilmesi, tarih, fizik ya da bir başka dersin öğrenilmesinden farklıdır. Bir dil, ait olduğu toplumun düşünce biçimini yansıtan bir araçtır. Dil toplumla birlikte geliştiği için, yabancı bir dile hakim olabilmenin ilk şartı, o dili konuşan toplum gibi düşünebilmektir. Örneğin, yabancı bir dilde erkek ve kadın için kullanılan kelimeler, o toplumda erkek ve kadının sosyal statülerini ortaya koyar. Başka bir örnek vermek gerekirse Türkçe'de söylenen "Dereyi görmeden paçaları sıvama" atasözü "İngilizce'de "Şişman kadın söylemeden operayı bitti sanma" şeklinde söylenmektedir. Her iki atasözü de aynı amaçla söylenmiş olsa da, kültürel farklılıklar sonucu farklı biçimlere bürünmüştür. Günümüzde sinemanın ve (popüler) müziğin başkenti Amerika olduğu için bu kaynaklardan da faydalanma şansımız yüksektir. Film metinleri ve şarkı sözleri toplumun aynasıdır ve "İngilizce düşünme" sürecini hızlandıran faktörlerdir.

? Dil öğrenme sürecini mutlaka zevkli bir hobiye dönüştürün. Bunun için yabancı bir dergiye (Newsweek veya Time) abone olun. Sinemaya gittiğinizde İngilizce'nizin mutlaka gelişeceğini bilin ve o bilinçle seyredin. Filmlerden maksimum derecede yararlanmak için eğer gerekli donanım varsa DVD filmleri hem seslendirmesi, hem de altyazısı İngilizce olarak seyredin.

? Eğer evinizde kablolu televizyon veya başka bir sistem varsa, günün belirli bir saati düzenli olarak BBC veya CNN seyredin. Hiç anlamıyorum diye yakınmayın. Bu öğrenme eylemi "bilinçsiz öğrenme" olarak adlandırılır ve öğrendiğinizi anlamazsınız.

Çoğumuzun başına gelmiştir. Bir alışveriş merkezinde dolaşırken dilimize bir şarkı takılır ve bir süre sonra alışveriş merkezinde de aynı şarkının çaldığını farkeder ve tesadüf sanarak hayret ederiz. Halbuki bu bir tesadüf değildir. Alışveriş merkezinde çalan müziği kulağımız farkeder ve beyine mesajı iletir. Ve biz o şarkıyı söylemeye başlarız ama niye söylediğimizi asla bilmeyiz. Yani bilinçsiz bir uyarılma vardır. Bir süre sonra ancak fonda çalan müziği beyin ayırdeder ve biz bunu tesadüf sanarız. Televizyon seyrederken veya film seyrederken de aynı durum yaşanır. Bu yüzden sakın "hiçbirşey anlamıyorum" diyerek vazgeçmeyin.

? Düzenli olarak mutlaka seviyenize uygun kitaplar okuyun. Eğer seviyenizi bilmiyorsanız ölçünüz şu olsun. Eğer kitabın bir sayfasında 10 kez sözlüğe bakıyorsanız o kitap size göre ağırdır ve bıkkınlığa neden olabilir. Eğer bir sayfada hiç sözlük ihtiyacı duymuyorsanız o kitap da seviyenizin altındadır ve bir fayda sağlamaz. Bu yüzden her sayfada sadece 2-3 kez sözlük ihtiyacı duyacağınız kitapları seçin ve seviyeyi giderek artırın. Peki nereden kitap edinebilirsiniz?

Beşiktaş Barbaros Bulvarındaki British Council (İngilizce Kütüphanesi) dil öğrenen herkes için büyük fırsatlar içeriyor. Bu kütüphanede az bir ücret ödeyerek çok zengin kaynaklara ulaşabilirsiniz. Her seviyeye uygun hikaye kitapları, dergiler, kasetli kitaplar ve filmlere ulaşmak ve ödünç almak için bu kütüphaneye mutlaka üye olun. Ankara İstanbul ve İzmir''de oturan arkadaşlar Britisih Council''in hizmetinden istifade edebilir. Detaylı bilgi için www.britishcouncil.org.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.

? Eğer büyük bir engeliniz yoksa hedefleriniz arasında kısa süreli de olsa mutlaka bir yurtdışı gezisi olsun. Yurtdışına çıkma fikri bile birçok insana çok uzak gelmektedir. Genellikle ekonomik kaygılar nedeniyle uzak durulan yurtdışı planları sanıldığı gibi zor değildir aslında. Yapmanız gereken tek şey Amerika veya İngiltere'de yaz boyunca süren yarı gönüllü kamp programlarını araştırmak ve uygun olan bir tanesini seçip katılmaktır. Genelde dört ay süren bu kamplar İngilizce konuşma problemini büyük ölçüde halleder ve dile yeni bir bakış açısı kazanmanızı sağlar.

? Son olarak dili önemseyin ama dil öğrenme işini hafife alın. Hafife almak demek, sürekli nasıl öğreneceğinizi araştırıp kaygıyla beklemeye bir son vermek ve cesaretle ilk adımı atmak demektir. Bisiklete binmeyi öğrenmek isteyen bir kişi nasıl öğreneceği, öğrenirken nelere dikkat etmesi gerektiği, öğrendikten sonra geçireceği evreleri, bisiklet kullanabilen birisi olarak elde edeceği avantajları vs araştırmaya kalkarsa boş yere vakit kaybetmiş olur.

Bisiklet kullanmak isteyen kişinin yapması gereken ilk iş seleye oturmaktır. Önce düzlük yerde başlayan çalışmalar daha sonra bir yokuşun başında olgunluğa erişir. Rüzgar ilk saçlarını okşadığında bisikletin üzerindeki kişinin hafif bir korku ve tedirginlik oluşsa da, bu duygu çok kısa bir zamanda güven duygusuna dönüşür. Siz de düzlükte ilk adımınızı atın ve bekleyin. Emin olun çok kısa bir süre içinde dik bir uçurumun kenarında aşmış olduğunuz yola bakacaksınız gururla. Rüzgar saçlarınızı okşarken aşağıda hala birbirine "Abi, nasıl öğreniriz bu İngilizceyi yaa?" şeklinde soru soran insanlar görüp şaşıracaksınız.
Alıntıdır
Images

Güçlü Hafızanın İlacı Nedir?

Güçlü hafızanın ilacı iyi uyku ve müzik!

ABD''nin en saygın bilim dergilerinden New Scientist''e göre yaşınız kaç olursa olsun beyni genç tutmak ve unutkanlığın önüne geçmek mümkün. Dergi, hafızayı korumaya yardımcı olacak tavsiyeleri derledi

Uzmanlara göre 40'lı yaşlarına gelen herkesde hafızayla ilgili ufak tefek sorunlar kendini göstermeye başlıyor.

Bunlar da anahtarın yerini unutmaktan, bir toplantıyı kaçırmaya kadar her türlü aksaklığı beraberinde getiriyor. Ancak doktorlar çocukların, yetişkinlerin, hatta yaşlıların bile hafızalarını kuvvetlendirmesinin mümkün olduğunu söylüyor.

Elbette bunun için doğru beslenmek ve birkaç ipucuna önem vermek gerekiyor. Saygın bilim dergisi New Scientist''in İngiltere ve ABD''deki ünlü doktorlara danışarak hazırladığı tavsiyelerden bazıları şöyle:

Sınav öncesi uyuyun

1. Gece yalnızca 3 saat uyumuş bir kişinin düşünce kabiliyeti, yasal olarak sarhoş olan bir kişiyle aynıdır. Gün içinde öğrendiğiniz her şey uyurken beyninizde "işleniyor." Araştırmalar yeni bir bilgisayar oyununu 2 saat oynayıp uyuyan bir kişinin kalktığında, birçok hileyi öğrendiğini gösteriyor. Aynı sonuç sınava hazırlanan kişilerde de görülüyor.

Müzik eğitimi alın

2. Araştırmalar müzik eğitimi alan 6-8 yaş arasındaki çocukların IQ''sunun yaşıtlarına göre 2-3 puan arttığını gösteriyor. Ayrıca düzenli olarak Mozart dinleyen kişilerin, diğer çeşit müzik dinleyenlere göre hafıza testlerinde daha başarılı oldukları görüldü. Bu sonuçlar Mozart bestelerinin kompleks yapısına bağlanıyor.

Yarım saat yürüyün

3. Haftada 3 kez yarım saat yürümek hafızayı güçlendiriyor. Düzenli egzersiz yapan çocukların sınavlardaki ve hafıza testlerindeki başarısının yüzde 15 arttığı görülüyor. Bunun nedeni beyne bol oksijen gitmesine bağlanıyor. Ayrıca egzersiz sırasında salgılanan hormonlar yeni beyin hücreleri yapılmasını tetikliyor.

Sigara ve alkol yok

4.ABD''deki Nötre Dame Rahibe Okulu''nda kalan rahibelerin yaşı 75-107 arasında değişiyor. Bunların birkaçı dışında ise hiçbirinde Alzheimer ya da diğer yaşlılık hastalıkları görülmüyor. Bu kadınların ortak özelliği ise portakal suyu, fasulye gibi gıdalarda bulunan folat vitamininden bol bol almaları. Sakin bir hayat sürmeleri ve sigara ile içkiden uzak durmaları da hafızalarını korumalarına yardımcı oluyor.

Konsantre olun

5. Uzmanlara göre "konsantre olacağım" diye düşünmek bile o sırada yapılan işe yoğunlaşmayı kolaylaştırıyor. Ayrıca gün içinde 1-2 fincan kahve içmek de beyni "şarj" ediyor. Ancak daha fazlası kişiyi yorup tam tersi etki yaratabiliyor.

Images

Önemli kararları vermeden önce su için

HOLLANDA'DAKİ Twente Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırma sonucunda, insanların idrar keseleri dolu olduğunda daha doğru kararlar verdikleri gözlemlendi.

Araştırmaya katılan bir gruptan önce 5 fincan su içmeleri istendi. Aradan 40 dakika geçtikten sonra, her iki gruba da tercih yapmalarını gerektirecek 8 ayrı soru yöneltildi. Tercihleri değerlendiren uzmanlar, idrar kesesi dolu olanların daha doğru tercihler yaptıklarını gözlemledi. Araştırmanın başında bulunan doktor Mirjam Tuk, beyin idrar kesesini kontrol ederken, o anda diğer konularda da kontrolünün istemsiz olarak arttığını belirterek, "beyin sadece idrar kesesinin kontrolü için değil, her türlü kontrol için sinyal gönderiyor" dedi. Tuk, insanların önemli kararlarından önce bir şişe su içmelerinin faydalı olabileceğini söyledi.

Kaynak : www.milliyet.com.tr
Images

Gece Uyuyamayanlar Dikkat!

Çoğu insan yeterli miktarda uyumadığında gün boyun yorgunluk ve sersemlik halinden yakınır. Ancak Kaliforniyalı araştırmacılar tüm gece uykusuz kalmanın kısa süreli mutluluk hissi yarattığını da ekliyor.

Kulağa çok da kötü gelmiyor değil mi? Ancak uzmanların dikkat çektiği bir nokta daha var.

Neuroscience isimli dergide yayınlanan araştırmaya göre; kısa süreli mutluluk kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyor olabilir; ancak bu durum duygusal dengesizliğe neden oluyor.

Araştırmacılar neden bazı klinik depresif hastaların uykusuz bir gecenin ardından kendilerini daha iyi hissettiğini merak ederek bir inceleme başlattı. Bu amaçla yarısının uyuduğu ve diğer yarısının uyanık kaldığı 27 yetişkin bireyin beyinlerini gözlemledi.

Gözlemler uyumaya gönüllülerin beyinlerinde pozitif hislerle alakalı olan bölümde aşırı bir aktivite olduğunu gösterdi. Bu bölüm motivasyon, seks isteği, bağımlılık, arzu ve karar verme işlemlerinde harekete geçen bölümdü.

Yani yorgunluğunuza yenilene kadar ayakta kalmak ilk zamanda çok güze gelebilir ancak uzmanlar ertesi gün vermeniz gereken kararların çok da yerinde olmayacağını düşünüyor.

Araştırmanın başındaki isim Prof. Matthew Walker; " Doktorlardan pilotlara kadar her türlü önemli kararlar alması gereken meslek grubunun yeterli miktarda uyuması gerektiğine özellikle değiniyoruz. Bu araştırmaya bakarak hiçbir hastanın tüm gece ayakta kalmış bir doktorun ameliyat masasına yatmak isteyeceğini sanmıyoruz," dedi.

Bu durum öğrenciler için de geçerliliğini koruyor. Sınav öncesinde sabaha kadar çalışmayı tercih eden öğrenciler ertesi gün çok da sağlıklı karar verebilecek bir ruh halinde olmuyor.

Bu nedenle uykunuzu eksik etmemeye ve vücudunuzun dinlenmesi için gerekli vakti ona vermeye özen gösterin.

Kaynak : www.gazeteport.com
Images

Ego nedir ve Egonuzu nasıl yenebilirsiniz?

Ego nedir?
Egonuzu nasıl yenebilirsiniz.?
Ego iyimidir? Kötümüdür? 

Ego ile ilgili yapılmış tanımlarla işe başlayalım. Genellikle en çok kullanılan tanımlara bakalım.

- Ego sizin düşmanınızdır.
- Egosuz olmak hayatın en üst mertebesidir.
- Sakın egonuzu dinlemeyin.
- Ego kötüdür.
- Egosu ile hareket edeni kimse sevmez.
- Egomdan nefret ediyorum.


Ego keimesi  latinceden gelmekte olup “Ben” anlamına gelmektedir.
Şimdi birazda  kelimle oyunu yaparak  EGO kelimesi yerine BEN kelimesini kullanarak yukarıda yapılan tanımlarda cümleleri yeniden yazalım.

- BENliğiniz sizin düşmanınızdır.
- BENsiz olmak hayatın en üst mertebesidir.
- Sakın BENİ dinlemeyin.
- BEN kötüyüm.
- BENliği ile hareket edeni kimse sevmez.
- BENden nefret ediyorum