kainat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Evrende Korkulacak Hiçbir Şey Yoktur

korku

Hayat, şaşılacak ölçüde harikalarla dolu bir yaratılış sürecidir ve siz de onun bir parçasısınız. Her düşündüğünüz, söylediğiniz ve yaptığınız şey bu bütünün içindedir. Yanlışlar ve hatalar bile hayatın deneyimlerinin bir parçasıdır.

Korku ve olumsuz düşünceler nasıl şekillenir?

Değersizlik, korku ve kasvet düşünceleri zihnimizde tekrar tekrar belirebilir. Bu yıpratıcı, olumsuz düşünceler yalnızca aklımızdan geçip gitmez; bedenimizde de duygular uyandırır. Bir düşünce ortaya çıktığında, bu düşünce bir duyguya dönüşür ve yaşadığımız deneyimin parçası hâline gelir. O sırada, gelecekte vereceğimiz bir tepkinin ya da atacağımız bir adımın zemini de oluşabilir.

Bu bakış açısına göre hayat, farklı duyguları deneyimlediğimiz ve onlarla ilişkimizi anlamayı öğrendiğimiz bir süreçtir. Korku da dâhil olmak üzere yaşadığımız duyguları fark etmek, onlara hemen kapılıp gitmek yerine nasıl karşılık vereceğimizi seçebilmemize yardımcı olur.

Tepkilerimizi seçmek ve kendimize verdiğimiz değer

Tepkilerimizi, dikkatimizi yönelttiğimiz düşünceleri ve hayatta gerçekleştirdiğimiz eylemleri seçebildiğimizi fark ettiğimizde, kendi yaşamımız üzerindeki hâkimiyetimizi de daha iyi kavrarız. Bu, her düşünceyi kontrol etmek ya da hiç olumsuz duygu yaşamamak anlamına gelmez. Düşüncelerimizi ve duygularımızı fark ederek onlara nasıl yaklaşacağımıza karar verebilmek anlamına gelir.

Kendimize yönelttiğimiz düşüncelerin temelinde bazen bizde bir kusur olduğu, sevilmeye layık olmadığımızı düşünmek ya da sevilmek için mutlaka bir şeyler yapmamız gerektiği inancı bulunabilir. Bu inançları fark etmek, onları sorgulamak için bir başlangıç noktasıdır. Sevgiye değer olmak için kendimizi sürekli kanıtlamamız gerektiği düşüncesi, iç dünyamızda yük oluşturabilir.

Duyguları kabul etmek, korkularla başa çıkmanın bir parçasıdır

Istırap, hastalık, acı, pişmanlık ya da suçluluk gibi duygular yaşadığımızda kendimizi bu duygular yüzünden yargılamak zorunda değiliz. Metnin temel düşüncesi, gönüldeki sevginin bütün bu deneyimleri taşıyabilecek kadar geniş olduğudur. Duygularımızı düşman ya da ortadan kaldırılması gereken bir yük gibi görmek yerine, onları iç dünyamızın parçaları olarak karşılayabiliriz.

Bu duyguların “çocuklarımız” olduğu benzetmesi, onlara şefkatle yaklaşma çağrısı taşır: Onları biz yarattık ve ihtiyaçları, bu anlatıma göre, kabul ve sevgidir. Duyguları kabul etmek, onların her yönlendirmesine uymak demek değildir. Önce ne hissettiğimizi fark etmek, ardından bu duyguya nasıl karşılık vereceğimizi seçmek demektir. Böyle bir yaklaşım, korkularla başa çıkarken kendimize daha anlayışlı davranmamıza yardımcı olabilir.

Duygulara sevgi ve kabulle yaklaşıldığında, metinde “başkalaşım” ve “dönüşüm” olarak anılan değişim mümkün hâle gelir. Buradaki vurgu, korkuyu inkâr etmek ya da kendimizi hemen iyi hissetmeye zorlamak değil; yaşadığımızı kabul ederek yeni bir tutum geliştirmektir.

Huzur ve denge için sorumluluk almak

Hayatınızı dengenizi yitirmiş bir hâlde geçirmek zorunda değilsiniz. Sizin için neyin iyi olduğunu keşfetmek ve yaşamınıza huzurla uyum katacak seçimler yapmak sizin sorumluluğunuzdur. Bu süreçte düşüncelerinizi, duygularınızı ve tepkilerinizi gözlemlemek; size iyi gelmeyen inançları fark etmek için bir fırsat sunabilir.

Her şeyi bir anda değiştirmek gerekmez. Önce içinizde beliren korkuyu ve ona eşlik eden düşünceyi fark edebilir, sonra kendinize daha şefkatli bir karşılık vermeyi deneyebilirsiniz. Duygularınızı kabul ederken seçim yapma gücünüzü de hatırlayın. Evrende korkulacak hiçbir şey yoktur.