Kişiler terapiste başvurduklarında sorunları farklı olabilir: hastalık, parasızlık, doyumsuz ilişkiler ya da yaratıcılık konusunda yaşanan tıkanıklıklar… Terapistin üzerinde durması gereken temel konulardan biri, kişinin kendini sevmesi ve onaylamasıdır.
Kendini sevmek ve kabul etmek neden önemlidir?
Kişi kendini olduğu gibi kabul ettiğinde, onayladığında ve sevdiğinde, yaşamındaki pek çok şey zamanla yoluna girebilir. Sağlığın düzelmesi, daha çok kazanmak, ilişkilerin doyumlu hale gelmesi ya da kişinin kendini daha yaratıcı biçimlerde ifade etmeye başlaması bu süreçte görülebilecek küçük mucizelerdir. Bunlar çaba göstermeden kendiliğinden gerçekleşmez; emek ve zaman ister.
Kendini sevmek ve onaylamak, güven ortamı yaratmak, kendine güvenmek, layık olduğunu düşünmek ve kendini olduğu gibi kabul etmek kişinin kendi içinde daha sevecen bir düzen kurmasına yardımcı olur. Kendini ve bedenini seven kişi ne kendisini ne de başkalarını kötüye kullanır. Kendini onaylamak ve kabul etmek, hayatın farklı alanlarında olumlu değişimlerin önünü açabilecek temel bir adımdır.
Kendini sevmek, eleştiriyi bırakmakla başlar
Kendini sevmenin yollarından biri, her davranışın ya da özelliğin için kendini yargılamamayı denemektir. Olumsuz ve sert bir öz eleştiri, kişiyi değiştirmek istediği davranış kalıbının içinde tutabilir. Kişinin kendisine göstereceği anlayış ve şefkat ise bu kısır döngüden çıkmasına yardımcı olur. Bu nedenle kendini eleştirmek yerine kendini onaylamayı denemek önemlidir.
Kendini olduğu gibi kabul etmek, hiçbir şeyi değiştiremeyeceğin anlamına gelmez. Buradaki başlangıç noktası, değişmeye çalışırken kendine düşman olmamaktır. Kişi kendine daha anlayışlı yaklaştıkça, kendini suçlamak yerine ihtiyaçlarını ve değiştirmek istediği yönleri daha açık görebilir.
Kişi kendini iyi hissettiğinde hayatı da daha iyi gidiyor gibi hissedebilir. Âşık olunan dönemlerde sorunların daha az hissedilmesine benzer biçimde, kendini sevmek de güzel duygulara ve olaylara yer açan, insanı hafifleten bir süreçtir. Bu yaklaşım, ruhsal ve bedensel sorunlar için sihirli bir çözüm vaat etmekten ziyade, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi iyileştirmeye odaklanır.
Kendimi nasıl sevebilirim?
Bu sorunun yanıtı, kişinin kendisine yönelttiği alışılmış yargıları fark etmesiyle başlayabilir. Örneğin şu düşünceler aklınızdan geçiyor olabilir:
- “Ama ben hep kendimi eleştiririm.”
- “Kendimin şu yönünü beğenmem nasıl mümkün ki?”
- “Ailem, öğretmenlerim, arkadaşlarım ve sevgililerim daima beni eleştirdi.”
- “Kendimi nasıl motive edebileceğim ki?”
- “Ama böyle şeyler yapmak benim için yanlış olur.”
Bu cümleleri fark etmek ve onları değişmez gerçekler gibi görmemeyi denemek, kendini sevme sürecine atılan ilk adımlardandır. Başkalarından duyulan eleştiriler insanın kendisine bakışını etkileyebilir; ancak kişinin kendisini onaylamayı öğrenmesi de mümkündür. Kendini kabul etmek için önce mükemmel olmayı beklemek gerekmez. Kişi, beğenmediği yönleri olsa da kendine anlayışla yaklaşmayı deneyebilir.
İlk adımı atmak
Goethe, “Neyi yapabiliyorsan ya da yapabileceğini hayal ediyorsan başla; cesarette akıl, güç ve büyü vardır,” der. Bu söz, başlamanın önemini ve ilk adımı atmayı hatırlatır. Kendini sevmenin yolları da bir anda tamamlanması gereken büyük bir değişim değil, kişinin kendisine daha şefkatli davranmayı denediği adımlarla ilerleyen bir süreçtir.
Kendini olduğu gibi kabul etmekte zorlandığınızda, bu zorluğu fark etmek bile bir başlangıç olabilir. Kendinizi hemen onaylayamıyor olsanız da eleştirel düşüncelerinizi sorgulamayı ve kendinize daha anlayışlı yaklaşmayı deneyebilirsiniz. Herkes her şeye baştan başlayabilir.
Uzm. Psk. Dan. Cem KEÇE







