Teslimiyet, yaşamın akışına karşı koymak yerine ona izin vermeyi anlatan basit ama derin bir bilgeliktir. Yaşamı deneyimleyebileceğimiz tek yer şimdiki andır. Bu nedenle teslim olmak, şu anda olanı koşulsuz ve çekincesiz biçimde kabul etmek; yaşananlara içsel olarak direnmekten vazgeçmektir. Olanı kabullenmek, zihinsel özdeşleşmeden uzaklaşıp varlıkla yeniden bağ kurmaya yardımcı olur. Direnç, zihnin ta kendisidir.
Teslimiyetin anlamı: İçsel direnci bırakmak
Teslimiyet, her şeyin istediğimiz gibi olmasını sağlamak ya da yaşananları onaylamak zorunda olmak değildir. Burada söz konusu olan, mevcut anla içsel mücadeleyi bırakmaktır. Olanı kabul etmek, koşullara verilecek dışsal bir yanıtı engellemez; yalnızca eylemin korku ve tepkisellik tarafından yönetilmesinden uzaklaşmayı mümkün kılar.
Teslim olmamak, psikolojik formu ve egonun kabuğunu katılaştırarak güçlü bir ayrılık duygusu yaratır. Bu halde çevremizdeki dünyayı, özellikle de diğer insanları, tehdit olarak algılayabiliriz. Başkalarını yargılama, onlarla rekabet etme ya da onlara hükmetme dürtüsü bu algıyla birlikte ortaya çıkabilir. Doğa bile düşman gibi görünür; algılarımızı ve yorumlarımızı korku yönetir. Eckhart Tolle, paranoyayı bu işlevsiz bilinç halinin daha ağır bir biçimi olarak tanımlar.
Direncin beden ve duygular üzerindeki etkisi
İçsel direnç yalnızca psikolojik formu değil, bedeni de katılaştırabilir. Bedenin çeşitli bölgelerinde gerilim oluşur ve beden bir bütün olarak kasılır. Bu bakışa göre, bedenin sağlıklı işleyişi için gerekli yaşam enerjisinin serbestçe akışı da kısıtlanır. Masaj ve fiziksel terapiler rahatlamaya yardımcı olabilir; ancak gündelik yaşamda direncin nedeni sürüyorsa bu rahatlama geçici kalabilir.
Teslimiyeti, “Artık hiçbir şey canımı sıkamaz” ya da “Hiçbir şey umurumda değil” tavrıyla karıştırmamak gerekir. Bu sözlerin arkasında gizli bir içerleme varsa, söz konusu olan teslimiyet değil, maskelenmiş dirençtir. İçimizde böyle bir içerleme kalıp kalmadığını anlamak için dikkatimizi kendimize çevirebiliriz. Bunu yaparken uyanık olmak önemlidir; direnç, bir düşünce ya da kabul edilmemiş bir duygu olarak fark edilmeyen bir yerde varlığını sürdürebilir.
Olumsuzluk, mutsuzluk ve ıstırap bu anlatımda direncin işaretleri olarak ele alınır; direnç çoğu zaman bilinçsizdir. Teslimiyet nasıl uygulanır diye sorarken, ilk adım yaşanan anı ve içimizdeki tepkiyi fark etmektir. Şimdiki ana dikkatle dönmek, içerlemeyi yok saymak değil, onun varlığını görerek olanla kurduğumuz içsel mücadeleyi incelemektir.
Şimdiki anı kabul etmek ne demek?
Tam bir farkındalıkla, yani şimdiki anda bulunarak yaşandığında olumsuzluğun varlığını sürdürmesi mümkün olmaz. Olumsuzluk mevcudiyetinizde varlığını sürdüremez; ancak siz yokken var olabilir. Acı bedeni de huzur ve farkındalık içinde uzun süre varlığını koruyamaz. Mutsuzluğu besleyen şeylerden biri, ona zaman tanımaktır. Şimdiki ana yoğun bir farkındalıkla dönüldüğünde mutsuzluğun da çözülmeye başladığı ifade edilir. Bu noktada insan kendine şu soruları yöneltebilir: “Bu mutsuzluğun sona ermesini gerçekten istiyor muyum? Onsuz kim olacağım?”
Spiritüel teslimiyet nedir sorusu, bu yaklaşımda, yaşamla çatışmayı bırakıp şimdiki ana uyanık biçimde katılmakla yanıtlanır. Tolle’ye göre spiritüel enerji dünyaya teslimiyet yoluyla girer. Bu enerji kişinin kendisi, diğer insanlar ya da dünyadaki başka yaşam biçimleri için ıstırap yaratmaz; zihin enerjisinden farklı olarak yeryüzünü kirletmez. Ayrıca iyi ve kötünün birbirine zıt olarak var olduğu düşüncesini temel alan zıtlar yasasına tabi değildir.
Ego kurnazdır. Bu nedenle zihinsel bir pozisyonla özdeşleşmeyi gerçekten bırakıp bırakmadığımızı dikkatle gözlemlemeliyiz. Kendimizi hafif ve derin bir huzur içinde hissetmek, teslimiyetin gerçekleştiğine dair açık bir işaret olarak sunulur. Direnerek karşı tarafın zihinsel pozisyonunu güçlendirmediğimizde, onda ne değiştiğini de gözlemleyebiliriz. Zihinsel pozisyonlarla özdeşleşme ortadan kalktığında gerçek iletişim başlar.
Teslimiyet, eylemsizlik değildir
Direnmeme, ille de hiçbir şey yapmamak anlamına gelmez. Yapmayı, tepkisel olmaktan çıkarıp daha bilinçli bir hale getirmektir. Doğunun dövüş sanatlarının altında yatan bilgelik de bu yaklaşımı hatırlatır:
“Rakibinizin gücüne direnmeyin, onun kendini yenmesine izin verin!”
ECKHART TOLLE







