Kitap Alıntıları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Büyü Dükkanı Kitabından Seçmeler

Yeşim Türköz’ün Büyü Dükkanı kitabı, gündelik hayatın içinden imgelerle geçmişi, seçimleri, mutluluğu ve insanın kendi yolunu bulmasını düşündüren sözler sunuyor. Epsilon Yayıncılık tarafından yayımlanan ve 12 baskı bilgisiyle anılan kitaptan bu seçmeler, kısa ifadelerle uzun uzun düşünmeye çağırıyor.

Geçmiş, seçimler ve sonuçlar

Geçmişi hatırlamak, önümüzdeki yolu nasıl gördüğümüzü etkiler. Kitaptaki ilk söz, yaşananlardan kaçmanın onları ortadan kaldırmayacağını hatırlatıyor:

“Geçmişi hatırlamayanlar onu bir kez daha yaşamak zorunda kalır.”

Bir başka seçme, ihtiyacımız olan şeyi elde etmenin her zaman hazır bir biçimde karşımızda bulunmayabileceğini kıyma makinesi örneğiyle anlatıyor. Bazen aracı edinip kendi imkânımızla üretmek, bazen de doğrudan ihtiyacımızı karşılayacak yere gitmek gerekir:

“Kıyma makinesinin satıldığı dükkânda kıyma satılmaz. Ancak kıyma makinesini aldıktan sonra istediğimiz kadar kıyma yapabilirsiniz. Ya da kıyma almak için kasaba gitmeniz gerekir.”

Kitaptaki savaş benzetmesi de sonuca ulaşmanın bedeline ve dayanma gücüne dikkat çekiyor. Zaferin ışığı, geride kalan yıkımın içinden yükselirken asıl sınavın yalnızca savaşmak değil, acıya dayanmak olduğu söyleniyor:

“Savaş ateşinin tek hayali zafer meşalesinin alevine dönüşmektir. Zafer meşalesi ise ancak savaştan arta kalan yakılıp yıkılmış savaş alanını aydınlatır. Savaştan sonra görüp görebileceğiniz tek şey budur. Savaşta önemli olan savaşma gücünüzden çok acıya dayanma gücünüzdür.”

Deve benzetmesi, hedef seçerken hem koşulları hem de kendi sınırlarımızı hesaba katmayı öneriyor:

“Gittiğiniz her diyarda güdülecek bir deve vardır. Hangi diyardaki deveyi güdeceğinize siz karar vereceksiniz. Yalnız bunu yaparken devenin özelliklerine ve kendi gücünüzün sınırlarına bakmayı unutmayın.”

Ölçüyü bulmak ve akıllıca davranmak

Hız ve korku üzerine kurulan otomobil örneği, insanın bazen keyif aldığı bir şeyin riskini de fark etmesi gerektiğini anlatıyor. Tehlike belirince korku, ayağımızı gazdan çekmemize yardımcı olabilir; korkunun hiç bulunmaması ise durma ihtimalini de ortadan kaldırabilir.

“Otomobil kullanıyorsunuz ve gaza bastıkça hızınız artıyor. Hızdan hem zevk alıyor hem de biraz ürküyorsunuz. Aldığınız zevk korkunuzdan baskın olduğu müddetçe gaza basmaya devam edersiniz. Yolunuzun üzerine bir tehlike belirdiği zaman korkunuz ön plana çıkar ve ayağınızı gazdan çekme şansınız olur. Korkunuz yoksa ayağınızı gazdan çekme şansınız yoktur.”

İnsanların akıllıca davranma yollarını sıralayan söz, Konfüçyüs’e atfediliyor:

“Bir insanın akıllı davranması için üç yol vardır. Birincisi düşünmek, bu en soylu olandır. İkincisi taklit etmek, bu en kolay olandır. Üçüncüsü denemiş olmak, bu en acı olandır.”
— Konfüçyüs

Pazarlığın iyi bir alışverişe dönüşmesi için acele etmemek gerektiği de kısa ve doğrudan bir ifadeyle vurgulanıyor:

“İyi bir pazarlık iyi bir alışveriş demektir. Bu da zaman ve sabır gerektirir. Aç müşteri isabetli alışveriş yapamaz.”

Mutluluk, sevgi ve yaşamın uyumu

Mutluluk, kitaptaki kibrit alevi benzetmesinde gelip geçici ama yeniden yakılabilecek bir ışık olarak beliriyor. Bir alev sönebilir; bu, yeni bir kibrit yakma olanağının da bittiği anlamına gelmez:

“Mutluluk kibrit alevine benzer. Bazen bir rüzgâr söndürür, ya siz üflersiniz ya da sonuna kadar yanıp kendiliğinden söner. Kibrit alevi eninde sonunda söner ama başka bir kibrit yakma şansınız daima vardır.”

Aşk ararken ilk güçlükte güvenli limana dönmek, açık denizlerde yol alma isteğini sınırlayabilir. Bu söz, hayal edilen cesaretle gerçek hayattaki tercihler arasındaki farkı hatırlatıyor:

“İnsanlar doludizgin aşkı ararlar. Ama her zaman karşılarına çıkan ilk dalgadan korkarak açık denizlerden vazgeçip en yakın limana sığınırlar. Rüyalarda açık denizlerde yol alırken gerçek yaşamda hep kıyıda seyrederler.”

Mutluluğun tek bir kaynağa indirgenemeyeceğini anlatan bir başka seçme, farklı lezzetlerin oluşturduğu uyuma işaret ediyor. Ağaç dikme ve yıllar sonra gölgesinde oturma örneği ise bugünkü emeğin gelecekte de mutluluk verebileceğini düşündürüyor:

“Mutluluğun sırrı birbirinden çok farklı lezzetlerin bir araya gelerek ortaya çıkardığı armoninin inceliğinde gizlidir.”

“Gençliğinde ağaç dikmek ve diktiğin ağaca bakmak seni mutlu edebiliyorsa yaşlılığında o ağacın gölgesinde oturmaktan mutlu olursun.”

Sağduyunun gösterdiği yol

Güzel kanatlar, onları taşıyabilecek bir gövde olduğunda işe yarar. Benzer biçimde, bir şey olmayı istemek kadar onun için adım atmak da gerekir:

“Büyük ve güzel kanatlar ancak onları taşıyabilecek gövde varsa işe yarar. Aksi takdirde sırtınızda bir yük olmanın ötesine gidemez.”

“Bir şey olmak için bir şey yapmak gerekir.”

Papatyaları ezerek güllere ulaşmaya çalışmak, arzulanan güzelliğin yol boyunca verilen zarara değip değmediğini sorgulatıyor. Sağduyu ise hırsın görüşümüzü bulandırdığı anlarda başka yollar bulmamıza yardımcı olan bir harita gibi anlatılıyor:

“Hayatta insanlar gülleri koklamak uğruna papatyaları eziyorlar ama ezdiklerine değmiyor; çünkü gülün kokusunu içlerine çekmiyorlar.”

“Sağduyunuz adeta bir harita gibi yolunuzu gösterir. Kullanmazsanız yolunuzu şaşırabileceğinizi biliyorsunuz. Hırsınız görüş alanınızı bulandırdığı anlarda cebinizdeki haritadan yardım alabilirsiniz. Orada papatyaları ezmeden sizi güllere götürecek yeni yollar bulabilirsiniz. Güllere giden bütün yolların papatyalardan geçmediğini görebilir, güllere giderken papatyaları ezmezsiniz. Gülleri koklarken huzurunuz, güllerin kokusunu içinize çekmenize izin verir.”

Büyü Dükkanı alıntıları arasında öne çıkan bu düşünceler, insanın aklını dinlediği kadar yüreğini de dinlemesini öneren kısa bir çağrıyla tamamlanıyor:

“Yüreğini de aklını dinlediğin kadar sık dinlemelisin.”