Empati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Images

Hayat Başarısını Empati Belirliyor

Bir konuşmada iş adamlarına şunu sordum: “Tahminim, buradaki çoğu kişi ticarette başarılı olmuş kişiler. Ticarette başarı ölçütünü para kazanmak olarak alıyorum. Sizce bu başarıyı getiren en önemli özellik ne?”

İki yanıt ön plana çıktı: disiplinli çalışmak ve ilişkiler. İlki, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi; hedefi doğrultusunda çalışmasını anlatıyor. İkincisi ise diğer insanlarla kurduğu ilişkiyi, onları anlamayı.

Hayat başarısında empatinin önemi

Doğan Hoca (Cüceloğlu), bir sohbetimizde ailelere sorduğu soruları şöyle aktarmıştı:

“Çocuğunuzun okulda başarılı olmasını ister misiniz?”
“Evet.”
“Okulda mı başarılı olmasını istersiniz, iş hayatında mı?”
“İş hayatında.”
“İş hayatında mı başarılı olmasını istersiniz, hayatta mı?”
“Hayatta.”

Hayatta başarılı olmanın olmazsa olmazlarından ikisi disiplinli çalışmak ve empatidir. Bu ikisinden biri eksik olduğunda hayat başarısı zorlaşıyor. Disiplin, insanın hedefi doğrultusunda çalışmasını sağlarken empati, başkalarını anlamaya ve ilişkileri daha sağlıklı kurmaya yardımcı oluyor. Bu kadar önemli bir özelliğin okullarda neden öğretilmediğine şaşırıyorum. Bunları çocuklara öğretme sorumluluğu aileye de düşüyor.

Çocuklarda empati gelişimi ailede başlar

Bazı çocukların empati yeteneği daha gelişmiş. Peki, aradaki farkı kim yaratıyor? Aile. Zaten bence okula çocuklar değil, aileler gitmeli. Ailenin çocuk üzerindeki etkisi, okulun etkisine göre kat kat daha fazla.

California Üniversitesinden Ross Thompson, bir deneyinde aileleri iki gruba ayırıyor: Empati yeteneği yüksek çocuklara sahip olanlar ve empati yeteneği düşük çocuklara sahip olanlar. Ailelerin çocuklarıyla kurduğu iletişimin, onların başka insanların bakış açılarını anlamayı nasıl öğrendiğine dair ipuçları verdiğini anlatıyor.

Hikâyeler, farklı bakış açılarını görmeyi öğretir

Thompson, her iki gruptaki ailelere de bazı kelimeler veriyor ve çocuklarına bu kelimelerle bir hikâye uydurup anlatmalarını istiyor. Anlatılan hikâyeler kaydedilip daha sonra inceleniyor.

Empati yeteneği yüksek çocuklara sahip aileler daha uzun hikâyeler anlatıyor; hikâyedeki karakterlerin bakış açılarını da ayrıntılı biçimde aktarıyor. Diğer gruptaki aileler ise daha çok olayları anlatıyor ve karakterlerin bakış açılarına fazla yer vermiyor.

Sorunları anlatırken çocuğun bakış açısını da görmek

Thompson, ailelerin gerçek hayatta çocuklarıyla ilişkilerinin de bu şekilde olup olmadığını merak ediyor. Ailelerden, çocuklarının sebep olduğu bir sorunu ya da olayı anlatmalarını istiyor.

Empati yeteneği yüksek çocukların aileleri olayı aktarırken hem kendi bakış açılarını hem de çocuklarının bakış açısını dile getiriyor. Diğer grup ise yalnızca kendi bakış açısını anlatıyor. Ailenin empatiye yer vermeyen bu tutumu çocuğa da yansıyor. Bu nedenle çocuklarda empati gelişimi için ailelerin yaklaşımı ve çocuklarına örnek olması çok önemli.

Empati ve başarı ilişkisi

Empati yeteneği düşük çocuklarla ilgili başka bulgular da var: Daha saldırgan olabiliyor ve derslerde daha az başarılı olabiliyorlar.

Neden daha saldırganlar? Karşı tarafın bakış açısını anlayamadıkları için kendilerini haklı görüyor ve sorun çıkarabiliyorlar.

Neden daha az başarılılar? Çünkü empati kurmak güçlü zihinsel beceriler gerektiriyor. Empati yapan kişi kendi görüşünü ve varsayımlarını bir süreliğine bir kenara bırakıyor; karşı tarafın düşüncesini değerlendiriyor, durumu onun açısından hayal ediyor ve iki tarafı da gözeten bir sonuca ulaşmaya çalışıyor. Bunların hepsi zihinsel çaba gerektiriyor. Zihinsel becerileri gelişmiş olan çocuk da başarılı oluyor.

Çocuğa empati nasıl öğretilir?

Çocuk bir sorunla geldiğinde ona verilen yanıtlar çok önemli. Örneğin çocuk, “Anne, canım sıkkın. Sınavdan düşük not aldım,” dediğinde şu cevaplar verilebilir:

  • “Sorun değil oğlum, sıkma canını.”
  • “Bir dahasında daha iyi yaparsın.”
  • “Üzüldüğün şeye bak. Alt tarafı bir sınav.”

Bu ifadelerin hepsi destekleyici gibi görünse de hiçbirinde empati yok. Tam tersine, sırasıyla sorunu örtme, çocuğa baskı yapma ve hissettiği duygunun gereksiz olduğunu vurgulama anlamı taşıyorlar.

Çocuğun nasıl hissettiğini ve bu sürece neyin yol açtığını konuşmak daha iyi bir yaklaşım. Böylece yalnızca sorunu hemen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine çocuğun yaşadığı duyguyu ve olaya onun açısından bakmayı da önemsemiş oluruz.

Özgür Bolat