Images

Güçlü Kadınlar: İlişkilerde Güçlü Olmanın Görünmeyen Bedeli

Güçlü kadınlar vardır; her işlerini kendileri halletmeye çalışırlar. Anne babaları tarafından böyle yetiştirilmiş, kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmişlerdir. Kendi paralarını kazanmak, faturalarını yatırmak, evdeki tamirat ve tadilat işlerini çözmek isterler. Bir erkeğe mecbur kalmadan da hayatlarını sürdürebileceklerini bilirler. Hatta yalnızca kendi işlerini değil, çevrelerindeki insanların yükünü de üstlenirler. Özgürlüğü severler, dik durmayı da; güçlüdürler çünkü...

Güçlü kadınların aşk hayatı

Âşık olduklarında duygularını hissederek yaşarlar. Aşklarına kurallar koymadıkları gibi büyük beklentilere de girmezler. Sevdiklerine problem çıkarmamaya çalışırlar. Bütün gün çalışıp yorulmuş olsalar bile, sevgilileri buluşmayı önerdiğinde hazırlanır ve onun bulunduğu yere giderler; sevgililerinin gelip kendilerini evden almasını beklemezler.

Bu bağımsızlık, güçlü kadın özellikleri arasında sayılan dayanıklılığın ve kendi hayatını yönetebilmenin bir parçasıdır. Fakat her şeyi tek başına yapabilmek, her zaman her şeyi tek başına yapmak zorunda olmak anlamına gelmez. Bu anlatıda güçlü kadının aşkı, sevgilisine yük olmamak için çabalarken kendi ihtiyaçlarını ve yorgunluğunu geri plana atmasıyla gölgelenir.

Sorun çıkarmamak, sorun yaşamamak değildir

Çoğu zaman sevgililerinin ya da kocalarının, yaşadıkları sıkıntılardan haberi bile olmaz. Çünkü yansıtmazlar. Para sıkıntısı mı vardır, işyerinde bir sorun mu yaşamıştır, birine mi canı sıkılmıştır; birlikte olduğu erkeği bunlarla yormak istemez. Kimsenin kendisine acımasını da istemez.

Ancak güçlü görünmenin görünmeyen bir bedeli vardır: İnsanlar, her şeyi halledebilen birinin yardıma ya da anlayışa ihtiyaç duymadığını düşünebilir. Böylece sorun çıkarmamak zamanla bir alışkanlığa, hatta yaşam tarzına dönüşür. Oysa bir gün dayanamayarak sorunlarını paylaşmaya kalktığında, bu kadın bu kez “sorunlu”, “kaprisli” ya da “tahammül edilmez” diye damgalanmaktan çekinir.

Güçlü kadınların ilişkilerde yaşadığı sorunlar, tam da bu sessizlikte belirginleşir. Terk edildiklerinde bile seslerini çıkarmamaları, acı çekmedikleri anlamına gelmez. Onu terk eden erkek, kadının onsuz da yaşayabileceğini bilir; fakat içinde kopan fırtınalardan habersiz kalabilir. Sonra güçlü kadın bir dostundan, eşinden ya da tanıdığından, kendisini terk eden erkeğin muhtaç yaşayacağını düşündüğü biriyle birlikte olduğunu duyar.

Bu anlatının eleştirdiği nokta, erkeğin kendisine ihtiyaç duyulmasından hoşlanmasıdır. Bir kadının ona muhtaç olduğunu görmek, erkeğin bazı duygularını okşar; kendisini daha “erkek” hissetmesini sağlar. Bu bakışta zayıf kadın, erkeğe bağımlıdır; güçlü kadın ise kendi hayatını tek başına sürdürebildiği için terk edilme karşısında daha az korunmaya ihtiyaç duyuyormuş gibi görülür.

Bağımsız kadın ve erkek ilişkisi

Metindeki zayıf kadın portresi, güçlü kadının tam karşısına yerleştirilir. Faturaları yatırmayı bilmediği, alışveriş yapamadığı ve ağır torbaları taşıyamadığı anlatılır. Gününü spor salonu, kuaför ve mağazalarda geçirdiği için akşam yemeği hazırlamaya vakit bulamaz; eşi eve geldiğinde dışarıda yemek yemeyi önerir ya da sipariş verir. Çocuğuna bakacak gücü kendinde bulamadığı, pamuklar içinde yaşamaya alıştığı ve kendisini altın tepside sunduğu söylenir.

Bu kadın huysuzluk eder, hiçbir şeyi beğenmez ve mutsuzluğunu dile getirir. Kıskançlık krizleriyle kocasının ya da sevgilisinin hayatını zorlaştırsa da erkek onu terk etmez. Çünkü kırılgan ve muhtaç olduğu düşünülür; korunup kollanması gerektiğine inanılır. Güçlü kadın ise sorun çıkarmadığı için aynı ilgiyi göremeyebilir.

Bu karşıtlık, bağımsız kadın ve erkek ilişkisi üzerine düşündürür: İlişkide değer görmek için gerçekten muhtaç olmak mı gerekir, yoksa kendi ayakları üzerinde durmak da sevgi ve özenle karşılanabilir mi? Güçlü olmak, her şeyi sessizce üstlenmek ya da hiçbir zaman destek istememek değildir. Metnin çizdiği güçlü kadın, kendi hayatını sürdürebilen ama bunun karşılığında anlaşılmayı ve yanında birinin durmasını da hak eden kadındır.

Güçlü görünmek ve değer görmek

Metnin sonunda zayıf kadınların çökmediği, buruşmadığı ve yıpranmadığı; buna karşılık her zaman daha değerli görüldüğü söylenir. Geride kalan güçlü kadınlar ise bunun nasıl mümkün olduğuna bakakalır. Bu sözler, güçlü olmanın tek başına takdir ve karşılık getirmediğine dair kırgın bir gözlem taşır.

Elbette bu kadın portreleri keskin bir karşıtlıkla çizilir; her kadın ya da erkek bu kalıplara sığmaz. Fakat anlatının temel sorusu yerini korur: Kendi işini yapabilen, özgürlüğünü seven ve dik duran bir kadın, yorulduğunu söylediğinde de duyulabilir mi? Güçlü olmak, ihtiyaçları yok saymak değil; gerektiğinde paylaşabilmek ve destek görmektir.

AYLİN KOTİL SARIGÜL

0 yorum: