Images

Bugün Ne için Şükredelim-15

Ben hayatın sunduğu tüm güzellikleri hak ediyorum ve şu an kendime çekiyorum. Bolluk enerjisinin benimle dolaşabilmesi için şimdi izin veriyorum" "Yüksek bolluk enerjisini hak ediyorum ve vücudumu sarmasına izin veriyorum. Bu enerji ile uyum sağlıyorum"

Olumsuz inançlarımın nerden geldiğini bilmiyorum. Onlar için üzgünüm. Onları farkındalığıma getirerek neden olduğum şeyler için lütfen beni affet, Seni seviyorum, teşekkür ediyorum.
Images

Bugün Ne için Şükredelim-14

Ben Pozitif enerjiyi sevgiyle kabul ediyorum. Benimle çalışmasına derinden izin veriyorum. Bolluk, aşk, sevgi, sağlık, başarı, mutluluk benim hakkım. Tüm bunları kendime çekiyorum. Ve bedenimi sarmalarına derinden izin veriyorum. Kıskançlık, korku, endişe, güvensizlik ve tüm olumsuz düşünceleri iade ediyorum ve bu tür duyguları kesinlikle kabul etmiyorum. Pozitif enerjilerle uyumlaşıyorum.
Images

İbrahim Saraçoğlu' ndan özellikle göbek bölgesi için bitkisel k

brahim Saraçoğlu' ndan özellikle göbek bölgesi için bitkisel kür.

MALZEMELER:
1- 4 adet taze lahana yaprağı,
2- Yaklaşık 25 dal maydanoz,
3- 1 adet limon
4- Yarım litre su

HAZIRLANIŞI:
Kaynamakta olan suyun içine lahana yaprakları atılır. 3 dakika kaynadıktan sonra mazdanoz eklenir.
3 Dakika daha kaynatılır. Kaynamış karışım soğumaya bırakılır.
Soğuyuncu karışım süzülür ve içine limon sıkılır.
Bu karışımdan günde 2 ya da 3 kez içilmelidir.
Aç veya tok karına içebilirsiniz. Hergün taze olarak hazırlanıp içilmelidir.
Tatlandırıcı kullanılmamalıdır. Sadece 3 hafta uygulanmalıdır
Images

Bolluğun beş geleneği

Şimdi, bolluk içinde yaşamanızı sağlayacak beş basit öneri sunacağız. Bu beş basit fikri bir alışkanlık haline getirirseniz, bir bolluk geleneğini benimsemiş olursunuz.


1-Enerjinizi Merkezlendirin.

2-Bir Boşluk yaratın – Merlin’in Yasası

3-Evrensel Enerjiye karşı eylemleri kontrol edin.

4-Bolluk Tutumunu benimseyin.

5-Zarafetle Kabullenme Sanatını uygulayın.


Birinci Gelenek: Enerjinizi Merkezlendirin

Birincisi, kendi enerjinizi merkezlendirme yeteneğidir. Bu, doğal enerji akışına öykünür bir biçimde, önceliği kendinize verme sanatıdır. Kendi enerjinizi merkezlendirmek yaşamınızın birçok alanını etkileyen önemli bir derstir. Bu, kolayca, bencil olmakla karıştırılır, oysa arada gerçek bir fark vardır. Bencilce davranan biri kendini enerji akışının önüne yerleştirir ve diğer herkesi bundan yoksun bırakır. Enerjisini merkezlendiren biri ise çalışmasını sürdürecek daha fazla enerjiye sahip olabilmek için ilk önce kendini enerji akışının önüne yerleştirir.

Bu kavram çoğunuzun kafasını karıştırır, ancak bu bolluk yaratmakta kritik bir öneme sahiptir. Herhangi bir yaratıma başladığınızda, ilk enerji noktası bu yaratımın hangi algılama noktasından görüleceğini belirler. Size enerji akışının önüne önce kendinizi yerleştirmediğinizde, bu yaratım daha başından bozulur.

Tüm ticari Uçuşlarda, uçak kalkmadan önce uçuş ekibi güvenlik talimatlarını sunar. Oksijen maskelerinden de söz eder ve şöyle derler: “Eğer kabin basıncında ani bir değişiklik olursa oksijen maskeleri aşağı inecektir. Eğer küçük bir çocukla ya da yardıma muhtaç biriyle yolculuk ediyorsanız, lütfen önce kendi oksijen maskenizi takın.” Bu kendinize öncelik tanıma sanatını tasvir eder. Havayolları deneyim sonucunda bir kişinin ancak kendine öncelik tanıyorsa bir başkasına yardım edebileceğini öğrenmiştir. Eğer sizin kabınız boşsa bir başkasına yardım edemezsiniz. Bunu başkalarına yardım etmemeniz anlamında almayın, bizim söylediğimiz bu değil. Biz diyoruz ki, Yeni Dünya’nın yüksek titreşimlerinde fedakarlık, düşük titreşimlerde olduğu gibi işe yaramaz. Yeni Dünya’da, fedakarlık yoluyla bir armağan verildiğinde, o armağan birlikte fedakarlığın ağırlığını yansıtan bir enerji ipliği taşır. Dolayısıyla, armağanlar ancak isteyerek, koşulsuz ve fedakarlık içermeden verilebilir. Bu hem verenin hem de alanın yarar sağladığı bir durumdur. Kendinize öncelik vermeye cüret edin ve sonra gerçek bolluğu deneyimlemeye hazırlanın.

Bolluk alanında, bu önce kendinize ödeme yapmanız şeklinde uygulanır. Lütfen, bolluk eyleminin asgari olarak gerekenden fazlasını deneyimlemek olduğunu hatırlayın. Bir gelir elde ettiğiniz her seferinde kendiniz için bir şey yapın. Onu bir kenara ayırın ya da bir biçimde kendiniz için harcayın. Kendinize iyi davranma yeteneğiniz bolluk geleneklerini ne derecede benimseyebileceğinizi belirler.

İkinci Gelenek: Bir Boşluk Yaratın - Merlin’in Yasası

Bolluğu çekecek bir boşluk (vakum) yaratın. Bir boşluk paylaştığınız anda yaratılır. Enerji ancak hareket halindeyken enerjidir. Enerjinin akacağı bir yer yaratın, o zaman Evrensel Enerjinin yasaları harekete geçecektir. Bir boşluk yaratıldığında, Evrensel Enerji onu kendiliğinden dolduracaktır. Yaratılan boşluk tipi, yaratımın kendisini belirleyecektir. Kullanılabilecek iki temel boşluk tipi vardır:

Eterik Boşluk – On Kat Geri Döner

Herhangi bir armağan vermek zaman ve uzay eterlerinde (Tüm uzayı dolduran ve ışık dalgalarının da içinde hareket ettiği maddede) bir boşluk yaratır. Bu tip boşluk size büyüyerek geri döner. Bu on-kat büyüme sürecinin temelidir. Yürekten bir armağan verdiğinizde, o size on-kat geri döner. Seve seve, koşulsuz vermek benzer türde daha fazlasının size geri dönmesi için eterik bir boşluk açar. Lütfen, paranın bir enerji formu değil, bir enerji yansıması olduğunu hatırlayın. Dolayısıyla, para armağanları aslında bolluk armağanları olduklarında en iyi şekilde kullanılabilirler. Bolluğunuzu, onu paylaşarak kutlamanız, daha fazla bolluk için bir boşluk yaratacaktır. Aşar vergisinin (eskiden yerel kilisenin papasına yardım için ödenen yıllık kazancın onda birine eşit verginin) temeli budur. En yüksek hayra hizmet edeceğine inandığınız bir şeye vermek sizin kendi yaşamınızda enerjinin akacağı bir boşluk yaratabilir. Boşluk eterde yaratıldığından, onu doldurmak üzere geri dönen miktarın sınırı yoktur. Koşulsuz olarak verilen armağanlar size en az on-kat çoğalarak geri dönecektir. Eğer armağanda koşullar varsa ya da –daha önce sözü edilen fedakarlık gibi- herhangi bir enerji tükenişi varsa, daha az şey elde edilecektir.

Bolluğunuzu çevrenizdekilerle paylaşın, ya da bir fark yaratacağını hissettiğiniz bir amaca yardım edin. Ancak desteğinizle diğerlerinin yoksunluğa inanmalarına yol açmamaya dikkat edin. Eğer bolluğunuzu bir başkasıyla paylaşıyorsanız, onu enerjiyi alıp kendi boşluğunu ve akışını yaratmaktan sorumlu tutun. Eğer verdiğiniz armağan, alan kişide size bağımlılık oluşturursa, geri dönen enerji daha az olacaktır.

Fiziksel Boşluk – Bire Bir Geri Dönüş

Etkili biçimde bir boşluk yaratmanın birkaç yolu daha vardır. Fiziksel bir boşluk, fiziksel yer yaratma yoluyla oluşturulabilir.

Eğer daha fazla giysi tezahür ettirecekseniz, işe dolabınızda yer açarak başlayın. Eğer yeni bir araba tezahür ettirecekseniz, garajınızı temizleyin. Fiziksel dünyadaki eylemleriniz etkili sonuçlara yol açacak bir boşluk yaratabilir. Yaşamınızda yeni şeylerin girmesi için yer açmanız bolluk yaratmaya yarayacaktır. Fiziksel olarak yaratılan boşluğun size geri dönüşü asıl yaratıma daha özgü olacaktır. Bir başka deyişle, size geri dönüşü bire bir olacaktır
Merlin’in Yasası – Eşitlik Sağlayıcısı



Fiziksel bir boşluk yaratırken, yaratım normal olarak bire bir geri döner. Ancak, yaratılan fiziksel boşluğun geri dönüş niteliklerini değiştirip arttırabilecek eylemler de vardır. Bu Merlin Yasasını uygularken bizzat bolluk eylemiyle yapılır.

Camelot günlerinde, Kral Arthur herkesin uyum içinde ve güçlenmiş olarak yaşayabileceği bir ülke yaratmayı hayal ediyordu. Bu Camelot devrinde kolay değildi, çünkü ortaçağ gerçekten çok karanlık bir devirdi. Aşılması gereken birçok engel vardı. Bunlardan biri, halkın inanç sistemini yaşamlarına bolluğu kabul edecek biçimde değiştirmekti. Arthur, birçok insanın yoksunluğa inandığını ve bunun değiştirilmesinin çok zor olduğunu görmüştü. O, ilk önce, insanların bolluğu daha kolayca deneyimleyebilmeleri için, onların kalplerini ve zihinlerini değiştirecek adetler ve yasalar yaratmaya başladı. Bu iyi kral eterik alemde herkes için bolluk yaratmanın mümkün olmadığını biliyordu. Bu yüzden, o bolluğu fiziksel alemde yasalar ve adetler yoluyla yaratmaya çalıştı. Arthur, yasaların ve adetlerin işe yaramadığını gördüğünde, bu onun en büyük düş kırıklıklarından biri oldu.

Bir süre sonra, Arthur sevgili dostu ve akıl hocası Merlin’e başvurup ona akıl danıştı. Arthur düş kırıklığını ifade ettiğinde, Merlin kıkır kıkır gündü. “Bu kadar komik olan ne?” diye sordu Arthur. Merlin ona şöyle karşılık verdi: “Sevgili Arthur, senin gayet iyi bildiğin gibi, eylemlerin kalbinin saflığını yansıttığı için sen o kayaya saplı kılıcı (Excalibur) kayadan çıkarabildin. Senin için bolluk yaratmış olan kendi eylemlerindir. Ancak, Camelot halkı için bolluk yaratmayı hedefleyen dürüst girişiminle, sen onları kendi eylemleriyle bolluğu deneyimleme fırsatından yoksun bıraktın. Bolluk sahip olunacak bir şey değil, bir yaşam biçimidir. Dolayısıyla, bolluk bir başkasına verilemez. İnsan onu ancak bolluğu ifade ederek kendi benliğinde yaratabilir.” İki adam uzun uzun konuştular ve bir süre sonra Merlin Arthur’a basit bir öneri sundu. Bu basit öneri bugün de hala kullanılmaktadır. Bu Camelot halkı arasında sevgiyle “Merlin’in Yasası” olarak tanınmıştır.

Merlin’in Yasası, basitçe, bolluğun ifade edilmesinin bolluğu yarattığını bildirir.

Verme-ucunda akışı başlatın ve onun çabucak alma ucuna yayılışını izleyin. Eğer ticari işlerinizde Başarılı olmak istiyorsanız, her ticari görüşmede pazarlık edilenden biraz daha fazla vermenin bir yolunu bulun. Pazarlık yapıldıktan sonra ve taraflar anlaştıktan sonra, ilk başta kabul ettiğinizden daha fazlasını vermenin bir yolunu bulun. Merlin’in Yasası bir enerji akışı yaratan bir olaylar dizisini başlatır. Siz Oyun-Alanı üzerinde bu uygulamayı birçok kez görmüşsünüzdür. Aşar vergisi Merlin’in Yasasının kullanımının bir örneğidir. Geçmişte sizin “fırıncının düzinesi” (on-üç) denen bir ifadeniz vardı. Bu uygulama kendi bolluğunun bir ifadesi olarak patronuna daha fazla ekmek vermek isteyen genç bir fırıncıyla başlamıştır. O, ekmek sandıklarına on-iki yerine on-üç ekmek koyardı. Sonunda bu adamın fırıncılık işi gelişti ve bolluk akışı da arttı.

Her pazarlıkta, pazarlık bittikten sonra, biraz daha fazla vermenin bir yolunu bulun. Merlin’in Yasası gerçek bolluğun uygulamasıdır, çünkü o bir insanın yaşamındaki fazlalığın ifadesidir. Bu gerçek bolluk fikrini alıp onu günlük yaşamınızda eyleme geçirmektir. Bu otomatik olarak bir boşluk yaratır ve bu boşluk aynı fazlalığı ve bolluğu sizin kendi realitenizde tezahür ettirir.

Üçüncü Gelenek: Evrensel Enerjiyi Onurlandırın.

Her şeye nüfuz eden bir Evrensel Enerji vardır. Bu tam bir boşluk içinde mevcut olan enerjidir. Tüm diğer enerjiler ortadan kaldırıldığında bile bu enerji varlığını sürdürür. Bu potansiyelin enerjisidir. Bu sizin Tanrı dediğiniz şeyin enerjisidir. Bu enerjinin amacı ve devinimi bütünleşmeyi içerir. Bu enerjinin tek bir amacı vardır: Evrensel Enerji, içinde yaşadığınız kutupluluk illüzyonunu(yanılsamasını) yaratmak için ayrılmış olanı yeniden birleştirir.

Beşinci boyutta, bu Evrensel Enerjiye direnen her şey direnmeyle karşılaşacak, ve onu destekleyen her şey destek görecektir. Başka hiçbir enerjinin bulunmadığı bu boşlukta, bütünleşme eylemini şu basit kural kolaylaştırır: Her bir aksiyon için eşit ve zıt bir reaksiyon vardır.

Bolluğun beş geleneğini günlük yaşamınıza uygularken, tüm eylemlerinizi Evrensel Enerji fonunun önünde görmeniz yararlı olur. Eylemleriniz bütünleşmeyi mi yoksa ayrılığı mı destekliyor? Yeni Dünya’nın yüksek titreşimlerinde, örgütlerinizde bile, örgütün eylemlerinin Evrensel Enerjiye uygun olmasını sağlamaktan sorumlu insanların yer aldığını göreceksiniz. Bunu bir birey olarak kendiniz için de yapın ve sonuçları gözlemleyin.

Dördüncü Gelenek: Bolluk Tutumunu Benimseyin.

Yaptığınız her işte bolluk tutumunu benimseyin. Mümkün olduğu her seferinde kendinizi bolluk içinde yaşamanın sağlıklı örnekleri olabilen kişilerle Kuşatın. Kendinize iyi davranın, çünkü böyle yaptığınızda realitenizi bolluk realitesi olarak tanımlıyor olursunuz. Sizin daha fazlasına erişmeye çalışarak, ya da sahip olduklarınız için şükrederek bolluğa kavuşabileceğinizi anlayın. Genelde daha fazlasına erişme eylemi bir bolluk illüzyonundan başka bir şey değildir, çünkü o zaman sahip olduğunuz maddi şeyler size sahip olmaya başlar. Daha fazlasına erişmek, kendi başına, bolluğu elde etmek değildir. Bolluk bir tutumdur ve bu tutumu şu anda bulunduğunuz yerde edinebilirsiniz. Daima ihtiyacınızdan daha fazlasına sahip olduğunuz tutumunu benimseyin, o zaman ne kadar çoğunu deneyimleyeceğinizi seçebilirsiniz.

Kutupluluk illüzyonu sizin birbirinizden ayrı olduğunuza inanmanıza yol açmıştır. Dolayısıyla, yoksunluk inancı ta başından beri Oyunu kaplamıştır. Yaygın yoksunluk inancı gerçek bolluğu kavramayı, ve dolayısıyla, deneyimlemeyi de zorlaştırır. Yoksunluğun temeli insanın görebildiği şeyin var olan tüm şey olduğuna inanmasıdır. Bu aynı sorun bazı bilim adamlarının niyetlerinin deneylerinin sonucunu değiştireceğinin anlamalarını engellemiştir. Sizin dışınızda hiçbir şeyin bulunmadığı inancı sizi 3.boyuta ait yoksunluk illüzyonuna bu kadar sıkı bir biçimde bağlayan kısıtlamadır.

Dünya ekonomistleriniz şimdi yoksunluğun bir illüzyon olduğunu fark ediyorlar. Dünya bolluk içinde olduğunda, herkes daha fazla bolluğa kavuşur, çünkü bolluk Evrensel Enerjiye öykünen bir akıştır. Bir masanın üzerinde beş madeni paranın bulunduğunu imgeleyin. Yoksunluk illüzyonu sizin eğer paralardan birini alırsanız, diğer insanlara sadece dört para kalacağına inanmanıza neden olur. Aslında, enerji hareket halindeyken çoğalır. Para sadece enerjinin bir yansıması olduğundan, o da hareket halindeyken çoğalır. Dünya ekonomistleriniz eğer masanın üzerinde dolaşan (elden ele geçen) beş madeni para varsa, bunun orada 12 madeni para varmış gibi aynı etkiyi yaptığını bilirler.

Yeni Dünya’nın yüksek boyutsal düzeyleri artık yoksunluk inancını desteklemeyecektir.

Beşinci Gelenek: Zarafetle Kabul Etme Sanatı

Bolluk sizi bulduğunda, o ancak akmasına izin verdiğiniz derecede size akacaktır. Bu Zarafetle Kabul Etme Sanatı ile ilgilidir. Çoğunuz enerjiyi dışarı göndererek akış yaratma konusunda iyi deneyimlisiniz, ama o enerji geri döndüğünde onu kabul etmekte zorlanırsınız. Şanslı olarak gördükleriniz, genelde, zarafetle kabul etme sanatında ustadırlar. İşe iltifatları ve küçük armağanları zarafetle kabul etmeyi öğrenerek başlayın. Zarafetle kabullenme uygulamasını yapın, o zaman armağanı veren kişiye geri vermiş olursunuz. Eğer siz yürekten verirseniz, ama armağanınız zarafetle kabul edilmezse, armağanın kendisi azalır. Gerçek armağan, verene aittir. Onu zarafetle kabul etmeyerek vereni bu armağandan yoksun bırakmayın.

Herhangi bir şey yolunuza çıktığında, onu kabullenecek en zarif yolu bulmaya çalışın. Armağanı verene geri döndürmenin yollarını bulun, o zaman enerji döngüsünü tamamlamış olursunuz.

Sattığınız mallara ya da hizmetlerinize bir değer biçerken zarafetle kabullenme sanatını dikkate alın. Enerji yasası insanların size sizin kendinize biçtiğinizden daha yüksek bir değer biçemeyeceklerini bildirir. Sonuçta, kendi değerinizi belirleyecek olan sizsiniz.Zarafetle kabullenme sanatını uygulayın ve her alanda yaşam kalitenizi arttırmaya cüret edin. Bu çok geçmeden bolluk içinde yaşama alışkanlığına dönüşür, ve o zaman Dünya üzerinde Cenneti yaratarak hayal ettiğinizden çok daha fazla kalbe erişmenin mümkün olduğunu görürsünüz.

Gözleriniz perdeliyken gerçek bolluğu kolayca hatırlayamazsınız. Bu perde Yuvayı hatırlamanızı engeller, çünkü eğer o buna neden olmasaydı, siz onu bir kenara itip Yuvaya geri dönerdiniz. Biz burada size Yuvanın titreşimlerini ve anılarını hatırlatmak üzere bulunuyoruz. Unutma perdesi sizin Yuvayı kısa anlar dışında görmenize izin vermeyecektir. Biz bu anlarda size hitap ederiz. Bakın, Cennetten daha büyük bir bolluk ifadesi yoktur. Eğer gerçekten perdenin o tarafında Yuvayı yaratacaksanız, o zaman her yaratımınızın bolluk kavramını benimsemesi ve içermesi gerekir. Bolluğunuzu kabullendiğinizde, doğal hakkınızı kabul ediyor ve Yuvayı hatırlıyor olursunu
Images

Bugün Ne için Şükredelim-13

Evrenin sonsuz seçenek ve sınırsız bolluktan oluştuğunu biliyorum. Ben, yaratılışım itibarıyla, hayatta her şeyin en iyisini hak ediyorum… Sonsuz bolluk içinde, benim ve ailemin ihtiyaçları fazlasıyla ve kolaylıkla karşılanır ve ben sevgiyle hayatıma alırım. Ben, şimdi, kendim ve ailem için, zenginlik ve refah içinde olmanın özgürlük ve güven duygusunu hissetmeyi seçiyorum.
Images

Bugün Ne için Şükredelim-12

Yüce yaratıcım ruhuma güvenip beni yarattığın için seni çok seviyorum, içimde fark ederek ya da etmeyerek oluşturduğum tüm negatif inançlar için özür dilerim, kabullendiğim tüm inançlarımla başkalarının hayatlarını da etkilediğim için lütfen beni affet, yanımda olduğun ve bütünün hayrına olan her dileğimi kabul ettiğin, her emelimi gerçekleştirmemde yardımcı olduğun için teşekkür ederim.
Images

BUNLARI YİYİN BEYNİNİZ ÇALIŞSIN

Bazı besinler beynin çalışmasını direkt olarak etkiliyor.Parlak zeka,unutkanlık ya da güçlü hafızanın perde arkasında yediğimiz besinler gizleniyor.İşte beynimizle besinler arasındaki ilginç ilişki...

Bir sınava girmeden önce ya da yoğun düşünmeniz gereken zamanlarda şekerli yiyecekler mi yersiniz? Geç saatlere kadar çalıştığınız zamanlar konsantrasyonunuzu toplamak için kahve mi içersiniz? Kimimiz bu tür önlemlerin psikolojik olduğunu düşünsek de yapılan araştırmalar birçok gıdanın beynin çalışmasını doğrudan etkilediğini göstermiştir.

Beyin mükemmel bir yönetici. Tıpkı bir orkestra şefi gibi vücudumuzdaki sinir iletilerinin bir hücreden diğerine taşınmasını yönetiyor. Bunu yaparken sinirsel iletici denilen kimyasal maddeler salgılıyor. Vücudumuzda milyarlarca sinir hücresi var. Beynimiz, bedensel, duygusal ve davranışsal konularda tüm mesajları bu kimyasal maddeler aracılığıyla ilgili hücrelere gönderiyor. Ne var ki bu önemli görevi yapması için beynin besinlere gereksinimi var. Yediğimiz herşeyin besin değeri kan yoluyla tüm vücuda yayılmadan önce ilk olarak beyine ulaşıyor. Beyin, hangi besinin ne kadar yararlı olacağını bildiği için bu konuda çok seçici davranıyor. Kan/beyin bariyeri denilen hücreler beyine giren tüm besinleri kontrol edip yararlı olanları kendine seçiyor ve kalanları kan yoluyla vücudun diğer taraflarına gönderiyor. Beynin bu seciçi işlevinden yola çıkarak yapılan araştırmalarda bazı besinlerin beyin performansını artıran özellikler içerdiği kanıtlanmıştır. Son araştırmalarda ise gıdaların türü kadar miktar ve kalitesinin de zihinsel performansı ve insanın davranışlarını etkilediği daha belirgin olarak ortaya çıkmıştır.

Beslenmemizde neye dikkat edelim?
Beynin performansı sözkonusu olunca en önemli öğün kahvaltı olmalı. Nitekim hergün düzenli olarak kahvaltı yapan kişilerin diğerlerine oranla daha başarılı ve verimli oldukları biliniyor. Kahvaltı alışkanlığı olmayan kişilerde konsantrasyon kaybı çok oluyor. Yalnızca kahve içmek uykuyu açsa bile vücuda enerji ve besin öğesi sağlanmıyor. Üstelik kahve, daha sonra alınan bazı besinlerin vücutta kullanımına engel oluyor. Böylece kişi bir süre sonra kendini yorgun hissetmeye başlıyor. Ayrıca kahve, matematiksel ve mantıksal becerileri de olumsuz yönde etkiliyor. Yoğun bir güne başlarken; peynir, süt, yumurta gibi protein içeren besinlerden oluşan bir kahvaltı, şekerli çay ve simitten oluşan bir kahvaltıya kıyasla daha iyi sonuç alınmasını sağlıyor.

Beyni yalnızca kahvaltı etkilemiyor tabii ki. Diğer öğünlerde yenen bazı gıdaların da beyin üzerinde etkisi var. Proteinli gıdalarda bulunan bir amino asit (tirozin) hızlı düşünme, enerjik olma ve motivasyon gibi katkılarla daha verimli çalışmamızı sağlıyor. Karbonhidratlı besinler, beynin enerji kaynağı olan glikozu temin ediyor. Bunun yanısıra pek çok vitamin ve mineraller beynin normal gelişimi ve çalışması için gerekli.


Unutkanlığı önleyen besinler
Beynin sürekli aktif olması, dikkat ve konsantrasyon açısından zengin olması yediğimiz yiyeceklere bağlı. Kısaca özetlemek gerekirse protein, karbonhidrat, vitamin ve minerallerden oluşan bir beslenme programı ile beynin performansını artırmak mümkün. Balık, yeşil yapraklı sebzeler, lahanagiller ve tahıl içerikli bir diyetle günümüzde hayli yaygınlaşan unutkanlık sorununu çözebilirsiniz. Bu konuda diyet sayfalarımızdan yararlanabilirsiniz. Genç yaşlarda başlayan, pek önemsemediğimiz hafif unutkanlıklar ileride karşımıza hafıza kaybı hastalığı olarak bilinen Alzheimer'i çıkartabilir.

Alzheimer vakalarının son yıllarda giderek artması nedeniyle yapılan araştırmalarda, kolin adlı maddenin hafıza depolanmasında önemli rol oynadığı, eksikliğinde ise unutkanlığın devreye girdiği ortaya çıktı.

Bu hastalara kolin açısından zengin olan yeşil yapraklı sebzeler, soya fasulyesi, yumurta sarısı, lahanagiller özellikle de karnabahar ve sakatatlarda bulunan lesitin maddesi verildi ve hafıza kaybında düzelme kaydedildi.

Öğrenme yeteneğini geliştiren ve hafıza için hayati önem taşıyan kolin maddesi doğada en çok anne sütünde bulunuyor. Bu nedenle uzmanlar beynin hafıza ile ilgili bölümünün, bebeklikte yeterli kolin alınması ile gelişebileceğini belirtiyorlar. Gelişmiş ülkelerde bebek mamalarına kolin maddesi ekleniyor. Kolin, anne sütünden sonra en çok soya ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, karnabahar ve yumurta sarısında bulunuyor.

Sağlıklı beslenmenin yanısıra sabah ve akşam 30'ar dakikalık yürüyüş yapmak çok faydalı. Ayrıca beynimizin de yeterli oranda oksijen alması için egzersize ihtiyacı var. Bu nedenle bol bol bulmaca çözün. Beyin jimnastiği dikkatinizi geliştirip hafızanızı güçlendirecektir